2017 yılına girildiği ilk saatlerde, herkes yeni bir yıla huzur, mutluluk, sağlık temennilerinden oluşan mesajları birbirine iletirken, İstanbul Ortaköy'deki Reina gece kulübüne terör saldırısı düzenlendi. Diğer bir ifadeyle, birileri, birilerine mesaj attı. Daha açık ifade edeyim, birileri(NATO-ABD), diğerlerine(Rusya-Türk İttifakı) mesaj gönderdi.
"Sen nerden biliyorsun" dediğinizi duyar gibiyim. Olgular ve olaylar üzerinden gidersek, sanırım meramımı ifade edebileceğim. Malumunuz 15 Temmuz darbe kakışmasıyla başlayan ABD-Türkiye yol ayrımı, yerini Türk-Rus ittifakına bıraktı. Rusya ile ilişkiler, Nükleer, askeri, enerji, ekonomik, istihbarati, teknoloji ve turizm konularında hızlı bir yol almaya başladı.
Türkiye'de anti-ABDcilik oldukça yüksek. Açıkçası bu kanaate ulaşmak zor değil. Amerikalıların tarihten gelen olumsuz bir birikimin yanında, FETÖ, DEAŞ ve PKK/YPG'ye verdikleri açık destek ve 'Darbe' planlamasıyla Türkiye'ye açıktan 'Düşmanlık' yapmaktadır. Türkiye, belki yeni bir paradigma değişimi değil ama ciddi bir mesafe koyarak ABD ve NATO'ya 15 Temmuz'dan beri, net tavır almıştır.
Öyle ki Türkiye'nin NATO'dan çıkılabileceği yönünde yorumlar da gelmeye başladı. (Bu konuda birçok kez yazdım. Türkiye, NATO'dan ayrılmalı diye http://www.milatgazetesi.com/nato-dan-ayrilmaliyiz-makale-61023 ) Son bir aydır, Türkiye'de peş peşe patlayan bombalar, Rusya'da kritik görevlerdeki kamu görevlilere yapılan suikastleri tesadüfle açıklamak, saflık olur herhalde. Anlaşılacağı üzere, bir merkezden her iki ülke de hizaya getirilmek isteniyor.
Hatt-ı zatında Ortaköy saldırısından dakikalar sonra, ABD Başkanı Obama, Türkiye'ye 'Yardım' mesajı yayınladı. Aslında bu mesajın arkasında "Bakın sizi koruyacak tek güç ABD ve NATO, eğer bize, sırt dönerseniz, olacaklara katlanırsanız" anlamı taşıyordu.
Ortadoğu ve Türkiye'de bir bomba, saldırı veya kaos varsa, ya ABD/CIA çıkıyor ya da bu mahfillerin işine gelebilecek, bir dizayn oluşuyor.
NATO, son üç yıldır, kuzeyde Finlandiya ve Ukrayna, güneyde Türkiye, Gürcistan ve Karadeniz üzerinden, Rusya'yı çevirmekle meşgul. Türkiye'yi ise, PYD/PKK, FETÖ ve DEAŞ'ı kullanarak enerji temelinde DİNSİZ bir KÜRT DEVLETİ kurdurarak, Türkiye'yi güneyden bölüp, kaya gazına sahip olmak istemektedir.
'Reina, saldırısını nereye bağladın' diyebilirsiniz. Ancak, bu kadar meselenin arka planında devletlerin, bir amaç uğruna, terör örgütlerini finanse ettiklerini unutmamak gerekli.
Tabii ki yerel fay hatlarını göz ardı edemeyiz.
Ülkemizde bir kesim, Ortaköy saldırısını veya Hükümetin bazı uygulamalarını ''Yaşam Tarzına'' bir müdahale olarak değerlendiriyor. Kanaatimce, -Siyasetçi veya yazar-çizer tayfayı bir kenara bırakalım- bu tarz serzenişte bulunanları dikkatlice dinlemek, hükümetin görevidir. Dikkat etmeli. Endişeleri gidermelidir. Çünkü makro başarılar, mikro sorunların çözümünden geçer. Eğer dış güçlerden bahsediyorsak, toplumların fay hatlarını kullanacaklarını ve kullanmaya devam edeceklerini unutmamalıyız. Ancak, olağanüstü bir dönemden geçtiğimizi ve geçeceğimizi görerek, Dini ve Milli değerlerimizi hedef alan, 'yorum' adı altındaki hakaretlere de duyarsız kalınamaz.
Maalesef, -üzülerek söyleyeceğim ki- bundan sonra yaşayacağımız benzer olaylarla gerilim devam edecektir. Çünkü Türkiye ayağa kalkıyor ve kıyıdan çok uzaklaştık. Perde yırtıldı. Ülkemizi ve karar alıcıları zor duruma düşürmek, toplumsal bir kaos çıkartılmak istenecektir. Düşünebiliyor musunuz Ortaköy-Reina'da terör saldırısı düzenleniyor. İlginçtir, Alevilik-Sünnilikle ilişkilendirmek isteniyor. Son derece, yanlış ve provakatif bir eylem.
Elbette, canımızın acıdığı bir gerçek. İnsanımız, askerimiz, polisimiz ve hatta misafirlerimiz öldürülüyor. Dünya'ya mahcup da oluyoruz. Çok üzülüyoruz. Ancak ben, sen, biz ve tüm toplumun korkmuyor. Korkmayacağız da.
Ülkemizi dizayn etmek isteyenlerin tek umudu, insanımızı birbirine kırdırmak olduğunu unutmamak gerek. Zira, Ortaköy saldırısının, haberlerini anlamadan bile, Alevi toplumunu germeye çalışan birçok açıklama ve sosyal medyada seviyesizce yorumlara şahit olduk. Doğma büyüme İstanbulluyum, hiç bilmiyorum, 'Şu mezhepte çalışanlar, filanca yerde çalışır, diğerleri bilmem nerde çalışır' diye. Nasıl bir dezenformasyon yapılıyor, anlaşılır gibi değil.
Sonuç olarak, derin NATO, benzeri saldırılarla Türkiye'de huzursuzluk yaratmaya devam edecek. Devletimiz de istihbaratı, askeri ve polisi ile oyunu bozmak için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edecektir. Ancak içimizde yerli NATO yanlılarına ve FETÖ'nün uzantılarına çok dikkat etmeliyiz. Çünkü bildiğimiz terörist tanımın ötesinde bir düşmanla karşı karşıyayız. Son saldırı da gösteriyor ki Türkiye, bir yandan milli çıkarları ve bağımsızlığı için mücadele ederken, diğer yandan da NATO-Rus, İngiliz-Amerikan, Rus-Amerikan savaşlarının meydanı haline dönüştürülmek isteniyor. Ne yazık ki bu savaşın türevi, bizim insanımız!!!
ALLAH, Devletimizi ve Milletimizi korusun, ülkemize refah versin