Rol Model mi, Rol Mü?

Bir çağın çöküşü, önce rol modellerinin değişmesiyle başlar. Kimi alkışladığınız, aslında neye dönüştüğünüzü gösterir. Bugün gençliğin önüne konulan “başarı” ve “mutluluk” fotoğrafları; hakikatin değil, vitrinin ürünüdür.

Sosyal medyada kusursuz görünen hayatlar…

Filtrelenmiş yüzler, sahnelenmiş mutluluklar, kurgulanmış ilişkiler…

Ve bunların peşinden sürüklenen bir gençlik.

Fakat şu soruyu sormadan edemiyoruz:

Gerçekten mutlu olan mı örnek alınmalı, yoksa mutlu görünen mi?

Kur’ân, bu aldanışı asırlar öncesinden haber verir:

“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir…” (En‘âm, 32)

Bugün bu “oyun”, dijital ekranlarda oynanıyor.

Ve en acısı şu ki, oyuncular da seyirciler de bunun farkında değil.

Gençler; sabır, ahlak ve derinlik yerine; hız, haz ve gösterişle büyüyor.

Bir insanın değeri, karakteriyle değil; takipçi sayısıyla ölçülüyor.

Kalpler değil, profiller konuşuyor.

Oysa Allah Teâlâ açıkça uyarır:

“Onlar dünya hayatının zahirini bilirler; ahiretten ise gafildirler.” (Rûm, 7)

Zahire aldanan bir nesil yetişiyor. Görüntüye tapan, hakikati unutan bir nesil…

Ve işte tam burada büyük bir tehlike doğuyor:

Rol model diye sunulan bu insanlar, aslında yönünü kaybetmiş kılavuzlardır.

Çünkü bir insan, kendi içinde huzuru bulamamışsa; başkasına yol gösteremez.

Kendi kalbi dağınık olan, başkalarına istikamet veremez.

İçi yanarken dışı gülen biri, gençliğe umut değil; sadece illüzyon sunar.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.”

Bugün gençlik, kimi örnek alıyorsa; yarın ona dönüşecektir.

Eğer örnek alınanlar; hayatını gösterişe adamış, mutluluğu beğenilere bağlamış insanlarsa…

Ortaya çıkan nesil de derinliksiz, huzursuz ve bağımlı olacaktır.

Bir başka hadiste ise şu uyarı yapılır:

“Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır.”

Ama biz gençlere neyi öğretiyoruz?

Hesap vermeyi mi, yoksa hesap kasmayı mı?

İşte asıl kırılma noktası burasıdır.

Gerçek rol modeller; sessizdir ama derindir.

Göstermezler ama yaşarlar.

Alkış peşinde koşmazlar ama iz bırakırlar.

Onlar, hayatını baki olana göre şekillendirir.

Çünkü bilirler ki asıl hayat, bu kısa sahneden ibaret değildir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi!” (Ankebût, 64)

Bugün gençliğe düşen en büyük görev; parlayan her şeyi “değer” zannetmemektir.

Ve bize düşen en büyük sorumluluk ise; sahte ışıkları değil, hakiki istikameti göstermektir.

Çünkü her ışık aydınlatmaz…

Bazıları sadece göz kamaştırır.

Unutmayalım:

Rol model diye sunulan herkes, gerçekten örnek değildir.

Bazıları sadece iyi oynanmış bir roldür.

Ve bir neslin kaderi, alkışladığı rollere göre yazılır.