Roma'nın Fethi Yakındır.

0

Timur Lenk Anadolu'nun ta içlerine kadar gelip Sultan Yıldırım Beyazıt'ı Ankara savaşında yenmesinden sonra Osmanlı Devleti 1402 yılında Fetret devrine girmişti.

On bir yıl durağanlık ve iç kargaşanın ardından Osmanlı kendini toparlamış tam kırk yıl sonra, bir çağın sonunu getirip yeni bir çağı başlatacak olağan üstü bir başarıyı tarihin sayfalarına altın harflerle yazdırmıştı.

Asırlarca bir çok İmparatorlukların hayalini süsleyen, Hz. Peygamber'in (sav) müjdesine mazhar olabilmek için 32 defa kuşatılmış olan İstanbul, genç bir Sultan'la fethedilecekti. Bizans İmparatorluğu'nun sonunu da getirip, kıyamete kadar İslam'ın hem Doğuya hem de Batıya açılan kapısı olmaya devamedecek bir fetihti bu.

Fakat gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nokta ise, Osmanlı'nın gözbebeği olarak İstanbul'un fethi hedefine kilitlenip hem sosyal ahlakı güçlendirici, hem de devleti ayakta tutan adalet prsensibini canlandırıcı, hem de devletin bekasını sağlayan savunma gücünü sürekli kılan donanımın gerçekleşmesi için gece gündüz topyekün bir idealin ve ruhun yaratılmış olmasıdır.

Hedefe kilitlenen, sayi-gayreti ile donanımını sağlayan yüksek ahlaklı bir topluma da içlerinden bir lider çıkartarak tarihte kimseye nasip olmayacak müjdenin Fatihi olma şerefini bahşetmiştir Yüce Yaratan.

Fetreti hikmetle yorumlayarak dersler çıkartıp fetihe çeviren bu toplumun yapması gereken bir görevi, nail olması gereken ikinci bir müjdesi daha vardır.

Cennetmekan II. Abdülhamid 1908 yılında tahttan indirilmesi ile İslam'a önderlik yapan bir toplum ikinci bir fetret devrine itilmişti. En uzun fetret devrini yaşayacak olan bu toplum, 2002 yılında toplumun değerlerine saygı duyan anlayışın yönetime gelmesi ile bu fetret devri de sona ermişti.

Fetret devri sonrası meydana gelecek ciddi oluşumların engellenebilmesi için de içerden ve dışardan komplolar, saldırılar, kumpaslar hazırlanmış, kutlu yürüyüş inkıtaya uğratılmak istenmişti. Allah'ın yardımı ile doğmakta olan güneşin gelişini engellemek isteyen bütün güçler yenilgi üzerine yenilgi tatmışlardı.

50 yıldır besleyip büyüttükleri, eğitip geliştirdikleri azgın kuklanın son koz olarak piyasaya sürülme vakti gelmişti. Bir anda, Fetullah Gülen arkasına bütün Batı dünyasını ve İsrail'i alarak saldırıya geçmişti. Ama Allah'ın Celal sıfatının tecellisi olarak dostları ile birlikte yokoluşun çukuruna birer birer yuvarlanmaya başladılar.

İkinci Fetret devrinin 94 yıl gibi uzun olmasının nedeni ise ikinci müjdenin çok daha büyük olmasından kaynaklanmaktadır. Ikinci Fetret devrinin bitimiyle birlikte Roma'nın fethi müjdesi de bütün dünya'nın şaşkın bakışları, kahrolmuş hezimetleri ile gerçekleşecektir.

Roma'nın fethinden sadece İtalya'nın başkenti Roma'yı anlamak büyük yanılgı olur. Roma demek Batı dünyası demek. Bütün Avrupa'nın ve Batı'nın fethi olduğunu kutsal metinler incelendiği zaman çok iyi görülecektir.

Roma'nın fethinin gerçekleşebilmesi için ilk adım, Fetret devrinin sona ermesi ve sihirli bir dönüşümün gerçekleştirilmesi gerekiyordu. İkinci Fetret devrini sonlandırmayı ve dönüşümü gerçekleştirmeyi de Recep Tayyip Erdoğan Allah'ın tecellisi ile yaptı. Şimdi dönüşümü gerçekleşmiş olan bu toplumu, Büyük İdeal'e hazırlama, Büyük Yürüyüş'ü gerçekleştirme görevini de Ahmet Davutoğlu yapacaktır. Fetih kime nasip olur onu da zamanla göreceğiz Allah'ın izni ile.

Şimdi asıl mesele içinde bulunduğumuz vaktin farkına varmak. Roma'nın fethine layık olabilecek ulvi bir toplumun oluşturulması için gerekli olan zamanın başlamış olmasıdır. Topyekün toplum bu ideale kilitlenmeli, hem zihni, hem kalbi hem de ruhi açıdan bu değişime hazır hale gelmek zorunda olduğumuzun da öz güvenine sahip olmalı, varlık şuurumuzu en yüksek derecede motive etmeliyiz ki hedefte gecikme yaşanmasın.

Varlıklar zıddı ile kaimdir. Menfi olmadan müsbet olmaz. İstanbul'un Fethinin müjdesinin gerçekleşebilmesi için bir Cem sultan'a ihtiyaç vardı. Bu gerçekleşti. Roma'nın fethedilebilmesi için de Cem Sultan'dan daha azgın bir menfiye ihtiyaç vardı o da 50 yıldır bu projenin kuklası olarak besletilip büyütülen Fetullah Gülen olarak piyasaya sürüldü. Nasıl ki Cem oyunu İstanbul'un fethini engelleyemedi ise Fetullah Gülen oyunu da Roma'nın fethini engelleyemeyecektir. Çünkü yazılmış bir kader var, kararlaştırılmış bir Tecelli var.

Vahyin merkezi Ortadoğu'yu cehenneme çevirmek isteyen menfi güçlerin asıl amacı da Roma'nın Fethi'nin geçikmesini sağlamak.

Kobani'de yaşananlar ne Kürt ne Arap, ne de Türk melesesidir. Mesele bölgenin buradan dizayn edilerek Türkiye'nin gelişmesini durdurmaya çalışmak, Büyük İdeal'i inkıtaya uğratmaktır. Batı'nın son çırpınışlarının Vahyin merkezine doğru kayıyor olması da güneşin yükselişinin devam ettiğinin bir işaretidir. Endişeye gerek yok tecelli etmesi gereken müjde gerçekleşecektir.

Muharrem ayı ile başlayan yeni yılımızın Roma'nın fethini bir yıl daha yaklaştırdığını hatırlayarak hazırlıklarımızı ona göre yapma heyecanı ile kutlu olmasını dilerim.

Doç Dr. Saim KAYADİBİ

skayadibi@yahoo.com