Avcı kızlar avlanmış!

Güncelleme: 22.10.2019 09:55

Halk dilinde “Avcı Kız” olarak bilinen gerçeğin perdesini Milat Gazetesi aralıyor. Genç kadınları kullanarak sosyal medyadan erkekleri tuzağa düşüren çete, “Avcı Kız” adını verdikleri kadınları tuzaklarla dolu bir dünyanın içine hapsediyor. Zorla çalıştırılan kadınlar, aileleriyle ve sevdikleriyle tehdit ediliyor. Eğlence mekanlarının depolarında hapsediliyor ve zorla uyuşturucuya alıştırılıyor.  

 

Ezgi Çelik\ANKARA

Başkentte, “avcı kız” yöntemi ile eğlence mekanlarında erkekleri tuzağa düşüren çetenin çok sayıda kadının hayatını kararttığı ortaya çıktı. Hedef aldıkları kadınları ciddi bir borç karşılığında çalıştıran çetenin dolandırıcılık yöntemi akıllara durgunluk verdi. “Avcı kız” çetesinin elinde mağdur olan çok sayıda kadının olduğu ifade edildi.

Alkol bağımlısı babaları veya eşleri tarafından istismara uğrayan genç kadınlar, hiç bilmedikleri bir dünyanın içine hapsoluyor. Çetenin dolandırıcılık çarkına zorla dahil edilen kadınlar, zamanla o çarkın bir parçası haline geliyor. Gasp çetesinin hedefindeki kadınlar ilk aşamada tespit ediliyor. Çete üyeleri tarafından yapacaklarının yasal olduğuna inandırılan bu kadınlar tuzaklarla dolu bir hayatın içine çekiliyor. Bazı kadınlar zorla uyuşturucuya alıştırılarak kurtulmaları imkânsız hale getiriliyor. Genç kadınlar, içinde bulundukları durumu anladıklarında iş işten çoktan geçmiş oluyor. Ailelerine, sevdiklerine zarar vermekle tehdit edilerek zorla çalıştırılıyor. Eğlence mekânlarının depolarında hapsediliyorlar. Kurtulma şansları olmadığını düşünenler ise büyük bir korku ile söylenenleri yapıyor. Halk dilinde Avcı kız olarak bilinen gerçeğin perdesini Milat Gazetesi aralıyor. Bu kızları tuzağa düşürenler zengin olurken kullanılan kızlar hayatları boyunca unutamayacağı travmalardan, bağımlılıklardan kurtulmaya çalışıyor. Çetenin tuzağına düşen, kurtulmak için Türkiye’den kaçmak zorunda kalan K.D. “Avcı Kız” gasp çetesinin gerçek yüzünü gazetemize deşifre etti. K.D. yaşadığı zorlu günleri ayrıntılarıyla Ankara muhabirimiz Ezgi Çelik’e anlattı.

İşte o söyleşi;

Öncelikle böyle bir hayatın içine nasıl düşüyorsunuz?

Benim gibi bu hayatın içine çekilen, kullanılan kadınların birçoğunun aileleri problemlidir. Babaları veya eşleri şiddet ve alkol bağımlısı insanlardır. Belli bir süreden sonra varlıklarını tüketen bu kişiler, aile içinde kızlarını veya eşlerini maddi kazanç kapısı olarak görüyorlar. Şiddete maruz kalan kadınlar, ansızın gelen bir iş teklifi ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu noktada niyeti pek de iyi olmayan insanlar devreye giriyor. Hedef aldıkları kadınların aile bağlarının zayıf olması dikkat ettikleri nokta oluyor. Babalar ve eşler üzerinden ciddi bir takip ve araştırma yapılıyor. Kişinin eşinin veya kız çocuğunun olması değerli oluyor. Alkol ve bağımlılıkla birlikte tükenen baba veya eşler bilerek ya da bilmeyerek genç kadınların pek de hoş olmayan yerlerde çalışmasına imkân hazırlıyor.

Peki, size nasıl ulaştılar?

Ben eşimi kaybettim. Eşimi kaybettikten sonra babamın evine dönmek zorunda kaldım. Babam alkol bağımlısı. Bizi sürekli çalıştırıp aldığımız paranın tamamını elimizden alıyordu. Bu parayı da kötü alışkanlarına harcıyordu. Benim bakmakla yükümlü olduğum bir evladım var. Bir süre sonra çocuğumla birlikte babamın evinde ücret karşılığında kalan kişilere döndük. Bu süreçte normal bir işte çalışarak asgari ücret ile ayakta durmaya çalışıyordum. Fakat babam tüm kazancımı elimden alarak beni evladımın masraflarını dahi karşılayamayacak bir duruma getirmişti. Babamın kötü alışkanlıkları nedeniyle ciddi bir borç ile karşı karşıya kaldığımızı öğrendik. Bize ya babamın öldürüleceğini ya da bu yüklü paranın ödenmesi gerektiğini söylediler. Biz de söylenenleri yapmaya razı olduk. Bu kişilerin iş yerlerinde garson olarak çalışmayı kabul ettim. Tabii razı olduğum bu durumun benim için bir başlangıç olduğunu bilmiyordum.

Çalıştığınız yerlerde neler oluyordu?

Biz garson olarak başladığımızda sürekli bayan arkadaşlarla birlikte mekâna gelen erkekler oluyordu. Bu bayanlar talimat ile mekana erkekler getiriyor ve yüklü miktar hesap ödeterek gönderiyorlardı.

Bahsettiğiniz erkekler zorla mı geliyordu?

Hayır, kimse zorla gelmiyor. Fakat bu durumun bir arka planı var. Mekândaki erkekler önce bayan isimleri ile sosyal medya üzerinden eğlenmeye, alkole ve kadına meyilli kişileri tespit ediyor. Ağa düşürülen erkek ile anlaşma sağlanırsa sosyal medya üzerinden telefon numaraları veriliyor. Ardından ‘Avcı Kız’ devreye giriyor. Bu noktada kişinin ismi ve bilgileri o kadına geliyor. Bu kadınlar görüşme yerlerine mekânda çalışan kişilerin gözetiminde götürülüyor ve mekâna sokulana kadar takip ediliyor.

Bu takip neden?

Kullandıkları kadınların bir yanlış yapmasını istemiyorlar. Korkutuyorlar. Gözümüz üzerinde korkusu veriliyorlar.

Peki, sizler emniyete neden gitmiyorsunuz?

Biz gidersek çocuklarımızın öldürüleceğini net bir şekilde bize söylüyorlar. Biz belli bir vakitten sonra sevdiklerimiz için kendimizi feda ediyoruz. Zaten birçoğumuz bağımlı olmaya başlıyoruz.

Bağımlılık nasıl başlıyor?

Bazıları isteyerek bağımlı oluyor. Bir an evvel ölmek isteyen bu hayattan kurtulmak isteyen bayanlar vardı aramızda. Bazılarına zorla veriliyor.

Mekânlarda hücre evleri var dediniz? Biraz açar mısınız?

Mekânlarda depolar var. Bu depolarda tutuluyorlar. Dövülüyorlar. Ailelerinin çocuklarının videoları gösteriliyor ve onların öldürüleceğini söylüyorlar. Kollarında jilet izi olan, sigara söndürülen bayanlar biliyorum.

Maddi anlamda bir kazancınız oluyor muydu?

Bizi kullanan kişiler ne isterse onu veriyordu bize. Masadan üç bin lira alan mekân sahibi bize 200 veya 300 TL bahşiş veriyordu. Verdiği bu parayı da zaten içerideki diğer erkek çalışanlar alıyordu. Karşılığında hap, esrar ve eroin tedarik ediyorlar.

Yani para yine mekânın oluyor?

Sadece para değil, sizde mekânın oluyorsunuz. Kimseniz yok, başka çareniz de yok.

Peki, sizler görüştüğünüz kişilerden neden yardım istemiyorsunuz?

Birçok bayan hareket etmeye başladığında yani konum atılan, bilgisi gelen kişiye yönlendirildiği anda ikinci bir telefon üzerinden aranıyor. O telefon mekâna girene kadar açık kalıyor ve sürekli dinliyorlar. Hem takip ediliyorsun hem dinleniyorsun. Elindeki diğer telefonla içeride seni yönlendiren kişiden komut alarak hareket ediyorsun. Belli bir vakitten sonra pes ediyor ve ne söylerlerse yapmaya başlıyorsun. Evine onlar götürüyor, evinden onlar alıyor. Kapında sürekli adamları oluyor ve aracın içinde takip ediliyorsun. En ufak bir hata da her şey mahvolacak, sevdiklerini kaybedeceksin diye korkuyorsun.

Siz nasıl kurtuldunuz?

Ben kaçtım. Evladımı gizlice bir yere gönderdim. Sen git bende geleceğim dedim, tam üç ay evladım dediğim yerde kaldı. Ben sürekli bir fırsatını arıyordum.

Nasıl başardınız?

Rahatsızlandım. Rahatsızlandığınızda oradaki erkekler hastanede bile yanınızda duruyorlar. Hastaneye gittiğimde benden tahlil yaptırmamı istediler. Ben tahlil için girdiğim yere bir not bıraktım. Hiçbir surette emniyete bilgi verilmemesi gerektiğini yazdım. Ya öldürülecektim ya da kurtulacaktım. Yazdığım yazıda kullandığım uygulamayı ve oradaki ismimi yazdım. Beni kurtaran kişi bu uygulama üzerinden ismimi bulup bana yazdı. Görüşmek istediğini söyledi. Yazıcı olan kişi bana bu kişinin telefonunu ve nerede olduğu konumunu attı. Ben dedikleri yere gittim. Araca biner binmez bir kadın ve bir erkek vardı. Kâğıda her şeyi yazmışlardı. Yazını biz bulduk. Ne yapacaklarını sordular. Telefonun açık olduğunu dinlendiğimi bildikleri için sadece yazıştık. Sonuç olarak eve bıraktıklarında bu arkadaşlar beni evin arka kapısında bekleyecek bende eve girip odamın ışığını yakacak ve tekrar Bodrum’dan kaçacaktım. Anlaştıktan sonra bayan arabayla devam etti ben de beyefendi ile birlikte mekâna gittim. Mekânda beyefendiye hesap ödettik. Her şey kuralına uygundu. Ayrıldıktan sonra onlar beni dediğim yerde beklediler ve ben eve gittikten sonra ışığı yakıp tekrar evin bodrumundaki sığınak penceresinden kaçtım.

Zorlu bir süreç geçirmişsiniz. Söyleşinin en başında aile bağları zayıf olan kadınların hedef alındığını dile getirmiştiniz. Bu noktada genç kızlara bir tavsiyeniz var mı?

Kızlarımızın okumasını istiyorum. Ben ortaokulu terk etmek zorunda kaldım. Okusaydım belki şu an bir meslek sahibi olmuş olacak kendi ayaklarımın üzerinde duracaktım. Bu nedenle bir başkasına bağımlı duruma gelmemeleri için okumaları şart ve arkadaş çevrelerine çok dikkat etsinler. Asla ve asla kötü alışkanlıklara merak salmasınlar. Bütün kötülükler bağımlılıklarla başlıyor. Ben şanslıydım. Bana Allah böyle duyarlı birilerini gönderdi ve beni kurtardılar. Diğer arkadaşlarım için devletin öncelikle bu mekân sahiplerini ve mekânları ciddi bir şekilde incelemeleri gerekiyor. Devlet bunu bilirse, mekânların ve mekân sahiplerinin karanlık yönlerini de ortaya çıkarır.

 

 

'Hayırda yarışanlar'da sıra dışı bir portre: Hepimiz birer mülteciyiz

‘Kanal İstanbul' Türkiye'nin bağımsızlığıdır

CHP'li İBB sesimizi birileri ölünce mi duyacak?

'İşçiler işine iade edilsin'
ABD taktiği: ‘Kaos üret, düzeni değiştir'

Kadına yönelik şiddetin reklamı yapılıyor!..

Türkiye tüm maskeleri düşürdü

Doğu Akdeniz'de tarihi başarı