Finans, silahtan daha etkili

Güncelleme: 29.03.2019 08:52

Kredi kuruluşlarının ABD’den bağımsız hareket etmediğini ifade eden Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Enes Bayraklı, “Finansal olarak çekilen operasyonlar silahlı operasyonlardan çok daha etkili. Dışarıdan gelen manipülatif ataklar ve raporlarla Türkiye’ye rol biçmeye çalışıyorlar. Seçim öncesi kurun fırlamasının nedeni bu.” dedi.

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türkiye yerel seçimler dolayısıyla Pazar günü sandık başına gidecek. Bir yanda AK Parti-MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, diğer yanda da CHP-İyi Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’nın adayları seçim meydanlarına çıkıp vaatlerini anlattı. Millet İttifakı HDP ile işbirliğini reddetse de listelerinde yer alan PKK bağlantılı isimler, HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli’nin CHP’ye hitaben “HDP olmadan belediyeleri yönetemezsiniz” sözleri ve Millet İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkındaki suçlamalar seçim öncesi en çok tartışılan konular arasında. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği beka vurgusu ve Trump’ın Golan Tepeleri açıklamasıyla Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler de gündemdeki ana başlıklar. 31 Mart Yerel Seçimleri çerçevesinde gündemi Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Enes Bayraklı’yla konuştuk.

İki farklı ittifakla seçime gidiyoruz. Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir tarafta iki partiden oluşan somut bir Cumhur İttifakı var; neyi vaat ettiklerini biliyoruz ve gizli bir ajandaları yok. Fakat Millet İttifakı’nın görünmeyen kısmı çok büyük. Biz sadece buz dağının görünen yüzünü biliyoruz. Bu ittifak, seçim kampanyasında apolitik bir tavır takınarak soyut kavramlarla takiyye siyaseti yapıyor ve buzdağının altında kalan kısmını saklıyor.

Millet İttifakı’nın sembolleri FETÖ’yü çağırıştırıyor

Sizce neden böyle bir yolu seçiyorlar?

Bu aklımıza FETÖ’yü ve onun takiyye yöntemini getiriyor. Kullandıkları sembollerle de FETÖ’yü çağrıştırıyorlar. Üstelik adayları arasında PKK’lılar mevcut. Ortada CHP, İP, SP ve HDP’nin bir ittifakı var fakat milletin önüne bu net bir şekilde konulmuyor. Çünkü bunu savunmayacaklarını kendileri de biliyor. Birbirine benzemez dört partinin ittifakı için görünmez olmaları gerekiyor. Halktan gizlenerek yapılmış böyle bir ittifak bir şehirde seçim kazanırsa bu ittifakı oluşturan unsurlar arasında çok kavga çıkar. HDP zaten PKK’nın partisi. PKK ve FETÖ Millet İttifakı’na örtülü destek veriyor.

Açıkça PKK’nın sözcülüğünü yapan HDP neden kapatılmıyor peki?

Geçmişte siyasi partileri kapatmaktan fayda görmemiş bir toplumuz. Bu yüzden yasal düzenleme yapıldı. ‘Kapatmak çözüm değil’ denildi. HDP gibi terör örgütüyle doğrudan bağı olan bir partinin herhangi bir Avrupa ülkesinde yaşam şansı bulması mümkün değil, hemen kapatılırdı. PKK ile HDP’nin birbirinden ayrışması gerekir. Böyle bir fırsatı olduğu halde HDP bunu yapmadı zaten yapması da mümkün değil.

CHP, seçmenini kendisine mahkûm görüyor

CHP’nin 18 yıldır seçim kaybettiği halde değişime gitmemesi ve şaibeli adaylarla seçmen önüne çıkması kendi kitlesinde neden tepki oluşturmuyor?

CHP muhalefet olmanın konforuyla hareket ediyor. Bu yüzden de hesaba çekilmiyorlar. İdeolojik olarak CHP’ye oy veren seçmenin Battal İlgezdi’nin yolsuzluğu ya da Mansur Yavaş’ın sahte seneti gibi olaylar umurlarında değil. CHP de bunu bildiği için ‘bize oy vermeye elleri mahkûm’ düşüncesiyle hareket edip hakkında yolsuzluk dosyaları ya da iddiaları olan isimleri bile aday gösterebiliyor.

Cumhur İttifakı’nın sık sık vurguladığı üzere Türkiye’nin en önemli beka sorunu nedir?

Türkiye’nin iki beka sorunu var; Suriye’de bir terör devleti kuruluyor. Ulusal güvenliğimize yönelik bir numaralı tehdittir bu. İkinci beka meselesi de FETÖ’dür. Bu terör örgütü bir nesli ve kaynakları heba etti. Türkiye’nin imajını sarstı. Fakat bu meselelere ideolojik bakan bir kesim bu sorunları reddediyor. Hükümetin her söylediğine ters orantılı siyaset söylemlerinde bulunuyorlar.

Beka sorunumuz yok diyen ya haindir ya cahil

Hükümetin her icraatına karşı çıkan bu kesim Suriye’deki PKK/PYD tehlikesini görmüyor mu?

PKK’nın esas ağırlığı her zaman dağdaydı. Hiçbir zaman bir coğrafyayı, nüfusu kontrol edemedi, vergi toplayamadı, istediği eğitim veremedi. Fakat şu an Suriye’nin kuzeyinde okulları, müfredatı var. Türkiye’ye düşman bir nesil yetiştiriyor. Bunun Türkiye’nin başına bela olmayacağını düşünen ya cahildir ya da haindir. Bu hükümetin oy toplamak için dile getirdiği bir şey değil, apaçık bir gerçek. PKK ve Suriye’deki kolu PYD tamamen silinmeli. Türkiye’nin başka bir senaryoyu kabul edebilmesi mümkün değil.

Özellikle son birkaç yıldır hem içeride hem de dışarıda mücadele veren Türkiye neden hedefte?

Soğuk savaştan sonra bulunduğumuz coğrafyadaki Irak, İran, Gürcistan ve Ukrayna gibi diğer devletlerin başına gelenler ortada. Türkiye bu süreçte toprak kaybetmeden ya da bölünmeden yoluna devam eden tek ülke. Bunun için ödediği bedel de ortada. PKK ve FETÖ’yle yıllardır mücadele ediyoruz. Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerle birlikte, ABD bağımsızlığımızı kısıtlamaya ve Türkiye’nin başına çorap örmeye çalışıyor.  Beka sorunumuz var. Bunu inkâr etmek devekuşu gibi kafayı kuma gömmektir.

Millet İttifakı’nın ortak noktası ‘Erdoğan düşmanlığı’

CHP ülkenin böyle bir sorunu olmadığını söylüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Geçmişte irtica gibi suni sorunu olan bazı kesimlerin en büyük derdi şimdi de Erdoğan. Bu yüzden dört partiyi bir araya getirip terör örgütlerinin de desteğiyle Erdoğan’dan kurtulmaya çalışıyorlar. Sonrası konusunda da hiçbir fikirleri yok. Bu nefret üzerinden kendi kitlelerini konsolide ediyorlar. CHP’nin, İP’in, HDP’nin, SP’nin ortak noktası bu. İşte bu ittifak seçimleri yerel olmaktan çıkarıp beka sorunu haline getirmiştir. Çünkü bu dört partinin de yanı başımızda kurulmaya çalışılan terör devletiyle, FETÖ ile mücadele ile ilgili hiçbir söylemi ya da endişesi yok.  

15 Temmuz’dan sonrasını değerlendirecek olursak terör örgütlerinin etkinliği ne durumda?

Türkiye terör sorununu ülke içinde çözdü. Artık ülke dışında mücadele veriyoruz. Dış politikada bağımsızlık konusunda önemli adımlar attık. Artık kendi silahlarımızı geliştirip satıyoruz. Terör örgütleriyle ve uluslararası sistemle kavga etmeden istediğimiz gelişmişlik düzeyine gelemeyiz.  Türkiye bu kavgayı vermek zorunda.

Türkiye’nin Ortadoğu’da bir ağırlığı var

Uluslararası sistemle kavga etmek ya da iyi geçinmek… İkisini de yaşamış olan Türkiye’de neleri değiştirir?

Herkesle iyi geçinmemizin sonunda hassas teknoloji geliştirme ve dış politikada bağımsız olma konusunda bizi birçok alanda kısıtlarlar. Suriye’de kurulacak terör devletine boyun eğersek, Kıbrıs’ın petrol sahasına başkalarının el koymasına sessiz kalıp, Ege adalarındaki haklarımızdan da vazgeçersek elbette her şey güllük gülistanlık olur. Kimse bizimle uğraşmaz ama dışa bağımlı, iddiasız bir devlet haline geliriz. Oysa Türkiye’nin Ortadoğu’da, İslam dünyasında bir ağırlığı var. Bu yüzden bizi durdurmaya çalışıyorlar.

Kurdaki artış Türkiye’ye rol biçme operasyonu

Özellikle seçim öncesi yaşanan kur artışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Finansal olarak çekilen operasyonlar silahlı operasyonlardan çok daha etkili. Bu küresel sistemi kuran ABD’dir. Kredi kuruluşları bağımsız değil. Kendi kendilerine hareket etmiyorlar. Dışarıdan gelen manipülatif ataklar ve yayınlanan raporlarla Türkiye’ye rol biçmeye çalışıyorlar. Seçim öncesi kurun fırlaması da bundan kaynaklanıyor.

Ak Parti başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok şehrin yerel yönetimini de elinde bulunduruyor. Bu seçim farklı bir sonuç ortaya çıkarsa ne tür sorunlar yaşanır?

Bu seçimin bir telafisi olduğunu sanmıyorum. En azından beş sene geri dönüşü olmadığı için seçmen kâr zarar hesabını iyi yapmalı. Seçimlerde Cumhur İttifakı aleyhine bir sonuç çıkması halinde Türkiye’nin siyasi istikrarı saldırıya uğrayacaktır. Yaşanacak komplikasyonlar belediye yönetimlerini aşacaktır. Destek verdikleri Millet İttifakı’nın başarısı sağlaması halinde FETÖ ve PKK’nın bitleri kanlanacaktır.

ENES BAYRAKLI KİMDİR?

Viyana Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü lisans mezunu olan Enes Bayraklı, aynı üniversitede Siyaset Bilimi alanında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. 2009-2010 yılları arasında İngiltere Nottingham Üniversitesinde doktora tezi için araştırmalarda bulundu. 2011-2013 yılları arasında Londra Yunus Emre Türk Kültür Merkezinde uzman ve müdür yardımcılığı pozisyonunda çalıştı. Aynı dönem içerisinde 2012 Ağustos-Aralık ayları arasında kurucu müdür olarak Bükreş ve Köstence Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinde görev aldı. 2013 yılından beri Türk-Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir. SETA Avrupa araştırmaları direktörlüğü görevini yürüten Bayraklı’nın çalışma alanları arasında, İslamofobi, Avrupa’da aşırı sağ hareketler, dış politika analizi, Alman siyaseti ve dış politikası bulunmaktadır.

İhracat odaklı büyüme zamanı

Etiyopya'da misyoner tuzağı

Gizli planlara engel ‘Türkiye'

Türkiye olmadan doğal gazı Avrupa'ya taşıyamazlar
Motosiklete bin keyfin artsın

İslamın insanlığa çağrısı

Sebep Türk korkusu

İdlib'de soykırım!