Gençler, hazırlanın! ‘Keşif’e çıkıyoruz

Güncelleme: 13.10.2018 11:28

Türk Sineması’nda türünün ilk örneğini çekerek ilke imza attıklarını ifade eden Volkan Kocatürk, “Gençleri sanal gerçeklikle yaşıtlarının savaştığı Çanakkale’ye götüren bir ‘Keşif’e çıktık” dedi.

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türk Sineması son dönemlerde başarılı filmlere imza atsa da henüz farklı bir hikâye yakalayamadı. Daha çok dram ve komedi dalında gişe filmlerinin ilgi gördüğü sektörde dünyada hasılat rekorları kıran fantastik yapımlara alternatif bir sinema filmi ortaya koyamadık. Fakat 19 Ekim’de vizyona girecek olan ve elinden telefon, tablet düşmeyen günümüz gençliğinin oldukça ilgisini çekeceğini düşündüğüm ‘Keşif’ filmi türünde bir ilk olacak. Filmin yönetmeni Volkan Kocatürk’le bilgisayar oyunu üzerinden zamana yolculuk yapan üç gencin hikâyesini alan ‘Keşif’i konuştuk.

Sınırları zorlayan işleri seviyorum

‘Keşif’in hikayesini duyduğunuzda kabul etmenizdeki en önemli etken ne oldu?

Projenin farklı olması beni cezbetti. Meslek hayatımda sınırları zorlayan işler yapmayı tercih ettim. ‘Keşif’in fikrini duyunca da hemen kabul ettim. Bu türde fazla bir örneği yok. Bu çağdan bir şeyler anlatırken geçmiş bir döneme gidebilmek ve bunu yansıtabilmek oldukça zor.

Bugüne kadar Çanakkale Savaşı’nı anlatan birçok film çekildi. ‘Keşif’i örneklerinden ayıran nedir?

Çanakkale Savaşı ile ilgili yapımları hep didaktik bir bakış açısıyla seyrettik. Bu anlamda gençlerin çok fazla ilgisini çekmediğini düşünüyorum. Otuz iki senedir bu sektördeyim. Kendime ait bir sinema filminin basit bir hikâyesi olsun istemedim. Bu açıdan sanal gerçeklikle Çanakkale ruhunu anlatmak çok cazip geldi.

Saatlerce bilgisayar oyunu oynadım

Film çekimi öncesinde nasıl bir hazırlık yaptınız?

Her çağın yeni neslinin kendine özgü problemleri var. Gençleri anlamak için onların bakış açısını yakalamak lazım. Kırk sekiz yaşında biri olarak gençleri anlayabilmek için oturup saatlerce bilgisayar oyunu oynadım. Mevcut sorunlarını ötelerken kendilerinde olmayan, reddedildikleri ya da bu korkuyu yaşadıkları reel dünyanın aksine sanal dünyada birçok şeyi gerçekleştirebilme şansları var.

Günümüz gençliğinin zamanını işgal eden şiddet içerikli bilgisayar oyunlarından gerçek bir savaşa geçiş hikâyesini kurgulamak da zor olsa gerek…

Sanal dünyadan açılan bir kapıyla tarihe gitmek ve zamanda yolculuk yapmak… Bir taraftan gençlerin sorunlarına ışık tutup kendileriyle yüzleşmelerini sağlamak diğer taraftan da dönemin ruhunu hissettirmek, o dönemle bu dönemin gençleri arasında bağ kurmak istedik.

Gençler kendileriyle yüzleşecek

Nasıl bir bağ mesela?

Gençler kendi problemlerinden kaçıyorlar ve bu da içlerinde biriktikçe birikiyor. Sanal dünyada sınırsız cesaret göstererek defalarca yeniliyor ve can yitiriyorlar. Oysa aynı yaştaki dedelerinin Çanakkale’de kaybettikleri tek ve gerçek bir canları var. İşte bu filmde ‘bir insan ne için ölür, ne için savaşır’ sorusunun yanıtını ararken kendileriyle de yüzleştikleri bir serüvene çıktık.

‘Keşif’te bilgisayar oyunlarındaki gibi şiddet sahneleri de yer alıyor mu?

Oyunlarda yer alan ya da büyük prodüksiyonlu Hollywood filmlerinde olduğu gibi şiddet içeren bir film yapmamaya çalıştık. Ailelerin çocuklarıyla güvenle gidebileceği bir hikâye anlatmak istedik. İçerdiği şiddet sahneleriyle seyirciyi sinemaya çekmeye çalışan filmlere göre biz daha nahif durmaya çalıştık.

Bu türde film daha önce yapmalıydık

Neden sinema sektörümüzü ‘Keşif’ tarzı bir filmi daha önce denemedi?

Bu türde film yapmak için geç kaldık. Denenmiş klişeler üzerinden ilerliyoruz. Sinema mali bir yatırım istediği için doğrulanmış olan yoldan ilerlemeyi tercih ediyoruz. Oysa teknolojimiz de zekâmız da sınırlarımızı aşmaya müsait.

O halde ‘Keşif’ ilk adım diyebilir miyiz?

Ben yönetmenim ve tüm öyküleri çekmek isterim. Bir türe yatkın olunabilir ama sadece bir türün yönetmeni olunmaz. Biz öykü anlatıcısıyız. Yazılanları görsellikle buluşturuyoruz. Artık yelpazeyi açmamız lazım. Fantastik ve bilimkurgu filmlerimiz neden olmasın! Keşif’le bir ilki başarmak istedik.

Artık sektör sıkıştı, yenilik lazım

Çeşitlilik fikri cesaret ve risk de ister, bu bağlamda sektör adım atmıyor olabilir mi?

Sektör de bu anlamda sıkıştı. Senaryolar geliyor, okuyorum ve okurken ben sıkılıyorum, keyif almıyorum. İzleyici neden gidip izlesin ki! Sırf film yapmış olmak için film çekmemeli. Yenilik lazım. Bununla birlikte cesur olmak da tabi. Yapımcılarımız risk almak istemiyor. Biz ‘Keşif’le denenmeyeni denedik. Sektörde yapılmamış bir şeye imza atmak bile ayrı biz haz veriyor.

Filmin ana karakterleri üç genç oyuncu. Çekim esnasında sete nasıl bir hava hâkimdi?

Birlikte çok iyi çalıştık. Genç aktörlerimiz çekime her sabah aynı heyecanla geldi. Gençlerin heyecanı beni de heyecanlandırıyor. Onların enerjisi benim için tetikleyici oluyor. Oldukça farklı bir çağı yaşıyoruz. Gençlerin zaman algısıyla bizim zaman algımız arasında büyük fark var. Çok hızlı yaşıyor, düşünüyor ve hareket ediyorlar. Dizileri, filmleri bile televizyondan izlemiyorlar. Reklam arasız internet platformlarından takip ediyorlar.

Kendi dilimizi oluşturmalıyız

Fantastik film denince akla dev bütçeli ‘Hollywood’ yapımları geliyor. Biz bu aşamada neredeyiz?

Elbette Hollywood’un milyon dolarlık bütçeli yapımlarıyla, teknik standardıyla yarışamayız. Biz bize ait öykülerle kendimizi gösterebiliriz. Kendi dilimizi oluşturabiliriz. Ben sadece yönetmeni olduğum filmleri değil, dizileri de bir ruh ve heyecanla çekiyorum.

Bizim hikâyemizi o çok bütçeli yapımlarla başkaları anlatsaydı aynı duyguları ortaya çıkabilir miydi sizce?

Sanal gerçeklikle Çanakkale Savaşı’na gidiyoruz. Bunu yurtdışından birinin gelip yapmasındansa bize ait bir hikâyeyi bizim anlatmamız daha doğru oldu. Ben dedelerimin ne yapmak istediğini anlamaya ve gençlere anlatmaya çalıştım. Savaşta ne büyük zayiatlar verildi, ne kıymetli gençler yitip gitti. Onlar bizim dedelerimiz. Aynı yaş grubunda olan iki farklı çağın gençlerinin bu film sayesinde buluşmalarını, onları anlamalarını ve görmelerini istedik.

Bugün gençlerini de anlamak lazım

Bir tarafta yokluk, yoksulluk, savaş, diğer tarafta teknoloji, her istenenin elde edilebilmesi ve rahat bir yaşam. 1915-2018 bu bağlamda iki nesil birçok yönden birbirinden farklı değil mi?

Bugünün gençlerinin de problemleri var. Zengin ya da fakir olmasının bir önemi yok. Bugünün gençleri neden oyunlara kaçıyor? Bunun da psikolojik bir nedeni var. Anlamamız lazım. Zor bir çağın içindeler. Bizim nesil için her şey daha kolaydı.

Türk halkını ağlatmak daha kolay. Güldürmenin birkaç boyutu var. Her yapılan komik olmuyor. Yolda biri düşse biri güler diğeri tebessüm bile etmez ama ölümlü bir trafik kazası olsa, edilen feryatlar karşısında herkes ağlar, duygulanır.

Farklı şehirlerde, sosyal çevrelerde ve aile ortamlarında yaşayan Berk (Burak Can), Esma (Sude Zulal Güler) ve Hasan’ın (İbrahim Yıldız) ortak yanı, bilgisayara duydukları ilgi ve farkına varmadan aynı dijital oyunu takıntı haline getirmiş olmalarıdır. Gençler oyunun ilerleyen aşamalarında karşılarına çıkan gizemli sorulara cevap vererek bir zaman tünelinin kapılarını açıyor. Kendilerini Çanakkale Savaşı’nda bulan üç genç, neler olduğunu anlamaya çalışırken bugüne, yani 2018’e geri dönmenin tek yolunun oyunun kendilerine verdiği görevleri yerine getirmekten geçtiğinin farkına varıyor. Gençler savaşın ortasında evlerine dönmeye çalışırken bir yandan da kendilerini keşfediyor.

Bağımsız Türkiye meydan okuyor

İhracat odaklı büyüme zamanı

Etiyopya'da misyoner tuzağı

İdlib'de soykırım!
Türkiye olmadan doğal gazı Avrupa'ya taşıyamazlar

Gizli planlara engel ‘Türkiye'

İslamın insanlığa çağrısı

Sebep Türk korkusu