PYD/YPG İsrail’e yanaşacak

Güncelleme: 28.10.2019 09:00

Bölgede terör örgütü devleti hayali kuranların en başında İsrail’in yer aldığını, PKK/PYD/YPG’nin yeni dönemde İsrail’in partnerlerinden biri olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, “Gerekli görürse Türkiye’nin ‘Barış Pınarı Harekâtı 2’yi başlatmasının önünde hiçbir engel yok” dedi.

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türkiye, Barış Pınarı Harekâtı’yla bir kez daha terör örgütü PKK/YPG/PYD’ye göz açtırmayacağını tüm dünyaya göstermiş oldu. ABD ile yapılan anlaşmaya göre TSK’nın, terör örgütü YPG/PYD güçlerine güvenli bölgeden çekilmesi için verdiği 120 saatlik sürenin bitmesinin ardından Rusya ile sağlanan anlaşmaya göre ise tanınan 150 saat içinde terör örgütünün çekilmesi bekleniyor. Buna göre YPG/PYD ve silahları sınırın 30 kilometre dışına çıkarılacak. Bölgedeki tüm gelişmeleri, Türkiye’nin sahada ve masadaki başarısını Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Pirinççi ile konuştuk.

Harekât sahadaki denklemi değiştirdi

Terör örgütü PYD/YPG’yi palazlandırıp terör devleti hayalleri kurmasına sebep olan faktörler nelerdir?

ABD’nin DEAŞ’la mücadele adına PKK’yı seçmesi, Esed’in 2012’de Kamışlı ve Haseke’yi PYD/YPG’ye bırakması çerçevesinde düşündüğümüzde bu yaklaşık 7 yıllık projenin temel gayesi bir garnizon devlet oluşturmaktı. Bunun alt yapısının oluşması için koşulları da sağlamışlardı. PYD/YPG küçük kantonlarla yetinecek gibiydi ama ABD’nin desteğiyle beraber kesintisiz bir hat üzerinde bir terör devleti hayali kurmaya başladı. Barış Pınarı Harekâtı en başta bu hayalleri yıktı. Artık bölgede hiçbir şey 8 Ekim’deki gibi değil. Harekât sahada denklemi değiştirdi, kartların yeniden dağıtılmasına sebep oldu.

Şu an bölgede durum nasıl? Taşlar yerine oturdu diyebilir miyiz?

Hayır, taşlar henüz yerine oturmuş değil. Orta vadede olabilir fakat coğrafyada her şey hızlı şekilde gelişiyor. Harekâtla terör örgütünün yapısını bozduk. ABD’yi Suriye’nin kuzeyi itibarıyla denklemden çıkarttık. Çünkü ABD Türkiye’nin taleplerini dikkate almıyordu. Bu anlamda zirve diplomasisi işe yaradı. Erdoğan ve Trump’ın görüşmesi sonucunda net bir ilerleme sağlandı.

 

Terör devleti kurulması İsrail’in işine yarar

Suriye’de bir terör devleti kurulması en çok hangi ülkenin işine yarar? Bu sözde devleti de en çok hangi ülke destekler?

Terör örgütü devleti hayali kuranların içinde en başta İsrail yer alıyor. Esed’in İran ile yakın ilişkisi İsrail üzerinde bir baskı unsuruydu. Suriye’nin parçalı bir yapıya dönüşmesi İran’ın etkisinin azalması anlamına gelecekti. Ayrıca bu terör hattı Türkiye sınırına dayalı bir şekilde gerçekleşeceği için İsrail Türkiye üzerinde yıllarca baskı kurabilecek bir koz ele geçirmiş olacaktı. Türkiye İsrail’in politikalarının meşruiyetini sorgulamalarına sebep olduğu için İsrail için ciddi bir risk olarak görülüyor.

PYD/YPG İsrail’in yeni partneri olacak

O halde bölgedeki karışıklıkların baş müsebbiplerinden biri olan İsrail’i yakın zaman içerisinde PKK/PYD/YPG ile işbirliği içinde de görebiliriz sanırım…

İsrail açısından bölgede ne kadar küçük devlet olursa ona meydan okuyacak güç o kadar azalmış olur. İsrail 90’lardan beri bazı Kürt gruplar üzerinden bölgede etkisini geliştirmeye çalışıyor. PKK’yı da yeni dönemde İsrail’in partnerlerinden biri olarak görebiliriz.

 

Hem başarı hem de sonuç açısından ABD ve Rusya ile yaptığımız mutabakatları nasıl değerlendirmeliyiz?

Mutabakatların başarısını ve sonuç alınıp alınmayacağının değerlendirmesini 9 Ekim öncesine göre yapmak gerekir. Zira öncesinde TSK’nın ve Türkiye’nin sahada Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı bölgesi haricinde bir etkinliği yoktu. Terör örgütü ise giderek güçleniyordu. PKK’nın ana omurgasını oluşturan SDG’nin eğitilmiş rakamından yarısını Arap kökenli olarak düşünsek bile 60 bin kişiden bahsediyoruz. Üstelik ABD’nin gönderdiği 30 bin tırlık askeri malzemeden kişi başına bir tırlık malzeme düşüyordu. 8 Ekim’de çok ciddi bir tehdit varken 9 Ekim’de harekâtın başlamasıyla o yapı kesintiye uğradı, hamisi ABD de çekilmek zorunda kaldı. 

 

PYD/YPG rejim saflarına geçebilir

Terör örgütü bölgeden tamamen çekilecek mi sizce?

Terör örgütü PYD/YPG belli bir çekilme içine girecektir fakat ufak birliklerle ya da toplu anlaşma yapıp üniforma değiştirerek rejim ordusunun bir parçası da olabilir. Bunun da Türkiye’nin terörle mücadelesi açısından hiçbir anlamı yok. Çekilme az da olsa çok da olsa PKK/PYD/YPG varlığının eskisi gibi olmayacağı da kesin.

 

Rejimin terör örgütü üzerindeki etkisi nedir?

PYD’nin sahada gelişmesinin temel müsebbibi ABD değil rejimdir. Çünkü rejim sahadan çekilerek yerini PYD/YPG’ye bıraktı. Terör örgütü aşağıya gittiğinde yapabileceği fazla bir şey yok. Rejim eğer sert bir şekilde refleks gösterirse terör örgütünü tamamen ortadan kaldırır ama yarı uzlaşma yoluna gideceğini düşünüyorum. Zira PKK/PYD/YPG onlar için de kullanışlı bir ortak. Terör örgütünün ABD’nin petrol sahalarını korumakla görevlendirilmeleri gibi yeni bir misyonu var. Eğer PYD/YPG bunu kabul ederse rejimle arası bozulur. Bu yüzden rejim de, Rusya da, ABD de örgütten kendi taşeronluğunu yapmasını isteyecektir.

 

Gerekirse ‘Barış Pınarı Harekâtı 2’yi başlatırız

Olası bir tehlike karşısında TSK yeniden harekât başlatır mı?

Barış Pınarı Harekâtı, genel harekâtların sadece taktiksel bir aşamasıydı. ABD açısından bu Trump üzerindeki baskıyı azaltabilmek için bir iç politika konusu oldu. Türkiye açısından ise terör örgütüyle mücadelede Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’ndan sonra üçüncü bir adımdı. TSK ve Türkiye Barış Pınarı’nı sonlandırsa da sonlandırmasa da ertesi gün Barış Pınarı Harekâtı 2’yi başlatmasının önünde hiçbir engel yok.

 

 

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’na büyük tepki vermeyen Batı ve birçok ülke, Barış Pınarı Harekâtı’na neden bu kadar tepki gösterdi?

Fırat Kalkanı Harekâtı’nda hedefte DEAŞ da vardı, o yüzden ses çıkarmadılar. Zeytin Dalı Harekâtı’nda da ABD ile uzlaşıldı. Türkiye’nin tamamen rahat hareket edeceği bir alan söz konusuydu. Barış Pınarı Harekâtı’nda ise garnizon devletin olası tretoryal bütünlüğüyle PKK’nın partnerlerinin DEAŞ’ın tekrar ortaya çıkacağı algısını yaymaları da bu tepkiye neden oldu. Bununla birlikte Türkiye aleyhine satın alınmış kamuoyu tarafından Cumhuriyet tarihinin kara propaganda açısından en yoğun saldırısına maruz kaldık.

 

PKK Kamışlı’da olukça etkin

Terör örgütü bölgede şu an nerelerde etkinliğini sürdürüyor?

8 Ekim’e göre bir terör riski artık yok ama bu tamamen ortadan kalkmış anlamına da gelmez. Kamışlı ile Nusaybin birbirine bir taş atımı mesafesinde. PKK da geçmişe göre Kamışlı’da oldukça etkili. Uluslararası destek edinmiş bir kitleden söz ediyoruz. Ciddi bir risk unsuru içeriyor. Bunu ya rejimin kendisi ya da Adana Mutabakatı’nda Kamışlı’dan bir tehdit oluştuğunda Türkiye’nin müdahale edeceği bir alan bulunduğu için Türkiye engelleyecek.

 

Adana Mutabakatı’nın şartları nasıl oluştu ve gündemimize nasıl girdi?

Adana Mutabakatı 1998’de yapıldığında o dönemin şartlarına göre rejimin Türkiye’nin PKK ile mücadele anlamında yoğun bir şekilde iş birliği yaptığı bir dönemdi. Sonraki süreçte yani günümüze baktığımızda Adana Mutabakatı’nın gündeme getirilmesi Rusya tarafından sağlandı.

 

Türkiye ciddi bir tehditte harekete geçer

Rusya’nın bu anlamda amacı ne peki?

Rusya, Şam rejimiyle Türkiye’yi ortak potada buluşturmak için Adana Mutabakatı’nı kullanıyor. Türkiye’nin sahada askeri olarak bulunmasının uluslararası meşruiyetini oluşturmaya çalışıyor. İleride Şam rejimiyle olası bir ilişki kurulması durumunda Adana Mutabakatı’nın biraz daha sınırlarının genişletilmesi gündeme getirilecektir çünkü mutabakat günümüz koşullarına pek cevap veremiyor. Fakat Adana Mutabakatı olsun ya da olmasın Türkiye ciddi bir tehdit algıladığı an yeniden harekete geçer.

 

PROF. DR. FERHAT PİRİNÇÇİ KİMDİR?-------------------------------------------------------------

Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, 2001 yılında akademik yaşamına başladı. 2010 yılında Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda doktorasını bitirdikten sonra yine Uludağ Üniversitesi'nde yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanlarını aldı. 2013’te Washington D.C.'deki Middle East Institute'te misafir öğretim üyeliği, 2012-2014 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde (SAM) danışmanlık, 2014- 2015 yılları arasında ise Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde (ORSAM) akademik koordinatörlük yaptı. Çalışma alanı Ortadoğu, silahlanma, Türk Dış Politikası ve Amerikan dış politikası, olan Pirinççi, lisans ve yüksek lisans düzeyinde Uluslararası İlişkiler, Ortadoğu, Silahlanma ve ABD Dış politikası dersleri vermektedir.

'Hayırda yarışanlar'da sıra dışı bir portre: Hepimiz birer mülteciyiz

‘Kanal İstanbul' Türkiye'nin bağımsızlığıdır

CHP'li İBB sesimizi birileri ölünce mi duyacak?

'İşçiler işine iade edilsin'
ABD taktiği: ‘Kaos üret, düzeni değiştir'

Kadına yönelik şiddetin reklamı yapılıyor!..

Türkiye tüm maskeleri düşürdü

Doğu Akdeniz'de tarihi başarı