Sebep Türk korkusu

Güncelleme: 29.07.2019 09:02

Doğu Akdeniz’den doğalgaz çıkarıp kullanmaya başladığı andan itibaren Türkiye’nin dışa bağımlılığının azalacağını ifade eden Ergül Yaşar, “AB ve ABD tavrını her zaman GKRY ve Yunanistan’dan yana koydu. Oysa tüm ülkeler bizim haklı olduğumuzu biliyor. Fakat sebep Türk korkusu. Güçlenmemizi istemiyorlar” dedi.  

HABER: ÖZLEM DOĞAN

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına yönelik arama ve sondaj faaliyetlerine devam eden Türkiye, haklı ve dik duruşundan taviz vermeden çalışmalarını sürdürüyor. Başta GKRY olmak üzere Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen ülkelerin tepkilerini, sondaj faaliyetleri sonucunda elde edilen sonuçların ülkeye kazanımlarını ve bölgedeki diğer gelişmeleri İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ergül Yaşar’la konuştuk.

Enerjide büyük oranda dışa bağımlıyız

Enerji bağlamında Türkiye’nin dışa bağımlılığı hangi noktada?

Türkiye 55 milyar metreküp doğalgaz kullanıyor. Sadece yüzde 3 civarındaki kısmının üretimini yapabiliyoruz. Büyük bir kısmını Rusya’dan, Türkî cumhuriyetlerinden ve İran’dan alıyoruz. Bu ülkelere büyük meblağda dövizimizi aktarıyoruz. Hem ısınma hem sanayi amaçlı olarak birçok tesisimizi doğalgaza dönüştürmüş durumdayız. Dolayısıyla dışarıya bağımlılığımızı minimize edecek şekilde doğalgaz ve petrol araştırmalarını yapmak zorundayız.

Doğu Akdeniz’de enerjide dışa bağımlılığımızı en aza indirgeyecek kaynak var mı sizce?

En küçük metreküp de dahi olsa araştırmak, bulmak ve işletmek durumundayız. Bu noktada da en büyük petrol havzalarından bir olarak karşımıza Doğu Akdeniz çıkıyor. Geçmişte KKTC’nin kara alanlarının içerisinde açılan sondaj kuyusunda petrol emareleri bulmuştuk. Açılan on kuyudan birinde bile verimlilik alırsak bu büyük bir başarıdır.

Siyonist ve haçlılar karşımıza çıkıyor

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hakkı olan arama çalışmalarına tepki göstermelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin ihtiyacı olan enerjiyi gerek kendi topraklarında gerekse Doğu Akdeniz’de kendi kıta sahanlığında araması teknik olarak gayet normal. Bölgede araştırma yapıyor olmamız bazı tarihi süreçlerden dolayı birilerini rahatsız ediyor. Bu rahatsızlığın altında yatan temel sebep ise Ortadoğu’da kimseye muhtaç olmayan güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Siyonist ve Haçlı zihniyeti Ortadoğu’da yeniden süper güç olabilme ihtimaline karşı Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.

Mesele sadece enerji kaynakları mı peki?

Doğu Akdeniz’in sahip olduğu kaynaklardan ziyade Kıbrıs’ın tek bir güce teslim edilmesini yani Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin uhdesindeymiş gibi Doğu Akdeniz’deki çalışmalara yer verilmesini istiyorlar. GKRY 20 yılı aşkın süredir Kıbrıs’ta bir takım parselasyon çalışmalarını Batılı şirketlerle beraber yürütüyordu. Bu çalışmalara Batılı devletler hiç bir zaman karşı çıkmadı. Türkiye özellikle 2003 yılından bu yana kendi kıta sahanlığı içinde ruhsatlandırma yapıp araştırmaya başlayınca rahatsız oldular.

Türkiye’yi saf dışı bırakmak istiyorlar

Türkiye’nin kendi enerji açığını kapatmasının ötesinde enerji dağılımında rol oynamasının da önüne geçmek istiyorlar sanırım, öyle değil mi?

Bölgeden çıkacak doğalgazın Avrupa’ya taşınması noktasında Türkiye’yi saf dışı bırakmak istiyorlar. Yunanistan, Mısır, Lübnan, İsrail, GKRY gibi Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkeler Türkiye’siz ve KKTC’siz anlaşmalar yaptılar. Bölgeden çıkacak doğalgazı GKRY ve Malta üzerinden Avrupa’nın içlerine götürmeyi hedefledikleri East-Med projesi oldukça pahalı ve ekonomik olmayan bir taşıma sistemi.

Bu sistem dışında Türkiye’yi tercih etmemelerinin sebebi nedir?

Doğalgazı Hatay’dan Avrupa’nın içlerine kolayca aktarabilecek şekilde var olan döşenmiş taşıma sistemimiz mevcut. Fakat doğalgaz dağıtımında Türkiye’yi saf dışı bırakmak ve söz sahibi olmasını engellemek istedikleri için East-Med’i hayata geçirmek istiyorlar.

Bağımsızlığımız ve geleceğimiz için

Bu yaşanan gerginliğin geçmişten gelen Kıbrıs sorunu ve daha öncesinin de olduğunu söyleyebilir miyiz?

Elbette. Bugün Doğu Akdeniz’de yaşadıklarımız geçmişte yaşadıklarımızın devamı niteliğindedir. Hem Türkiye hem KKTC burada var olmak zorunda. KKTC’nin haklarını korumak zorundayız. Tarihten gelen haklarımız kadar kıyıdaş ve garantör ülke olarak Türkiye’nin bağımsızlığı ve geleceği için bölgede çalışmalarımıza devam etmemiz şart. Türkiye kendi iç problemleriyle uğraşmayan bir ülke haline geldiği gün tarih sahnesindeki yerini yeniden alacak.

Doğu Akdeniz ve Suriye’deki krizin etkileşim noktaları var mı sizce?

Türkiye’nin yanı başında Suriye’de PKK devleti kurmak istiyorlar. ABD açıkça PKK ve PYD’yi destekliyor. Türkiye’nin gözünü Doğu Akdeniz’de açamaması, bölgedeki enerji kaynaklarının Kürt koridoru üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması ve bölgenin Batılı güçler tarafından sömürülmesinin amaçlandığı ortada.

Kilit ülke olduğumuzu biliyorlar

Bölgede bize yetecek ve hatta ihraç edecek derecede enerji bulursak ne olur?

Biz bu bölgeden doğalgazı çıkarıp kullanmaya başladığımız andan itibaren enerji noktasında dışa bağımlılığımız minimize olacak. Türkiye çok daha güçlü hale gelecek. Ayı zamanda enerjideki arz güvenliğini kontrol etme noktası da bize geçecek. TANAP ve Mavi Akım’da kilit ülke Türkiye olduğu için rahatsız olan Yunanistan ve AB, Doğu Akdeniz’de doğalgaz bulup ülkemizin menfaatine kullanmaya başladığımız anda üstünlük sağlayacağımızı biliyor. Böylece İran’a da Rusya’ya da eyvallahı olamayan bir ülke haline geleceğiz.

Türkiye’nin sondaj çalışmalarındaki ısrarı ve başarısı KKTC’yi nasıl etkiler?

Kıbrıs Ortadoğu’nun açılım noktası ve bu noktada Rumlar, İngiltere ve Türkiye var. Bizim için önemli olan oradaki Türklerin haklarını korumak. Akdeniz’deki çalışmalarımızla KKTC’nin statüsü de güçlenecek. 

Tehditlere taviz vermeyiz

Başta GKRY ve Yunanistan olmak üzere Doğu Akdeniz’deki çalışmalarımıza karşı çıkmalarının altında yatan temel sebep ne?

AB ve ABD tavrını her zaman GKRY ve Yunanistan’dan yana koydu. Oysa tüm ülkeler bizim haklı olduğumuzu biliyor. Kıbrıs konusunda onların sunduğu anlaşmalara evet dedik, hayata geçirmediler. Sunduğumuz anlaşmalara da hayır dediler. Hukuka uygun, adaletli sistemi savunduk ama AB haksız ve adaletsiz bir şekilde bünyesine kabul ettiği GKRY’yi her şekilde destekliyor. Sebep Türk korkusu. Ne olursa olsun hiçbir tehditkâr açıklamaya taviz verecek değiliz.

PROF. DR. ERGÜL YAŞAR KİMDİR?------------------------------------------------------------------------------

1965 Hatay Arsuz doğumlu olan Ergül Yaşar, doktorasını İngiltere Nottingham Üniversitesi, Mineral Kaynakları Mühendisliği’nde tamamladı. 1996-2009 yılları arasında Çukurova Üniversitesi’nde hizmet veren Yaşar, 2007 yılında Misafir Öğretim Üyesi olarak Monash (Avusturalya) Üniversitesi’nde bulunmuş, Mustafa Kemal Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği’nde de görev yapmıştır. Halen İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Bölüm Başkanı olan Yaşar evli ve iki çocuk babasıdır.

 

7'sinde neyse 70'inde de aynı! CHP zihniyeti asla değişmez

Gençler için güzel ‘Bir Gelecek'

Bağımsız Türkiye meydan okuyor

İslamın insanlığa çağrısı
Sebep Türk korkusu

İhracat odaklı büyüme zamanı

Etiyopya'da misyoner tuzağı

Gizli planlara engel ‘Türkiye'