<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Milat Gazetesi</title>
    <link>https://www.milatgazetesi.com</link>
    <description>Son dakika haberleri ve gazeteler.  Türkiye ve dünyada ekonomiden siyasete, politikadan spora ve medyaya kadar tüm güncel haberleri sizlerle paylaşıyoruz</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.milatgazetesi.com/rss/hayat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 29 Jul 2026 06:18:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/rss/hayat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan doğumunun hicri 91. yılında Elazığ'da yad edilecek]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/prof-dr-mahmud-esad-cosan-dogumunun-hicri-91-yilinda-elazigda-yad-edilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/prof-dr-mahmud-esad-cosan-dogumunun-hicri-91-yilinda-elazigda-yad-edilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabah Namazı ve İşrak İbadeti Buluşması'nın dördüncüsü, 27 Temmuz 2026 Pazartesi sabahı Elazığ Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk-İslâm Edebiyatı alanındaki akademik çalışmaları, edebî üslubuyla gönüllerde yer edinen ve etkisini bugün de sürdüren sohbetleri, ilmî, irfânî, sosyal ve kültürel faaliyetleriyle geçtiğimiz yüzyılda derin izler bırakan son devrin İslâm âlimlerinden Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan (Rh.a), doğumunun hicrî 91. yıl dönümünde Elazığ'da anılıyor. Mahmud Es'ad Coşan Vakfı tarafından düzenlenen Sabah Namazı ve İşrak İbadeti Buluşması'nın dördüncüsü, 13 Safer 1448 / 27 Temmuz 2026 Pazartesi günü Elazığ Cumhuriyet Meydanı'nda sabah namazı vaktinde başlayacak ve işrak namazıyla tamamlanacak. Buluşmaya yirmi binin üzerinde katılım bekleniyor.</p>

<p>Program; sabah namazı, Kur'ân-ı Kerîm tilâveti, zikir programı, hatm-i hâcegân ve duanın ardından kılınacak işrak namazından oluşacak. Etkinlik alanına kurulacak büyük platform, programın meydanın her noktasından takip edilebilmesini sağlayacak. Katılımcıları ayrıca sürpriz gösteriler bekliyor; program boyunca ikramlar sunulacak ve buluşmaya özel hediyeler dağıtılacak.</p>

<h3>Harput'tan Şehir Merkezine</h3>

<p>Vakıf, bu yılki buluşmayı Elazığ'ın tarihî ilim ve irfan merkezi Harput'ta düzenlemeyi planlamıştı. Ancak dünyanın dört bir yanından gelen yoğun katılım talebi üzerine program, daha geniş bir alana sahip olan şehir merkezindeki Cumhuriyet Meydanı'na alındı. Meydan, seher vaktinde on binlerce kişiyi aynı safta buluşturacak açık bir ibadet alanı olarak programa ev sahipliği yapacak.</p>

<p>Buluşma, 2023 yılında Çanakkale'de Mahmud Es'ad Coşan Sempozyumu bünyesinde başlamış; 2024 ve 2025 yıllarında Gelibolu Azebler Namazgâhı'nda sürdürülmüştü. Vakfın "Doğuş" adını verdiği buluşma, dördüncü yılında ilk kez Anadolu'ya taşınıyor. Vakıf, programın her yıl farklı bir şehirde düzenlenmesini; Coşan'ın hayatı boyunca savunduğu ilim, irfan ve hizmet anlayışının Türkiye'nin dört bir yanındaki gönüldaşlarla, bulundukları yerde buluşturulmasını hedefliyor.</p>

<h3>Üç Yılda Binlerce Katılımcı</h3>

<p>Buluşma, başladığı günden bu yana istikrarlı biçimde büyüdü. 2023'te Çanakkale'de yaklaşık bin beş yüz kişiyi bir araya getiren ilk program, 2024'te Gelibolu Azebler Namazgâhı'nda yaklaşık beş bin katılımcıya ulaştı.<br />
Doğumun hicrî 90. yıl dönümüne denk gelen 2025 buluşmasında ise Türkiye'nin ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen on binin üzerinde misafir, beş yüze yakın görevlinin hizmetiyle seher vaktinde aynı safta buluştu.</p>

<h3>Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan (Rh.a) Kimdir?</h3>

<p>M. Es'ad Coşan, 13 Safer 1357 / 14 Nisan 1938 tarihinde Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyünde dünyaya geldi. Ailesi, 1942'de çocuklarının tahsili için İstanbul'a göç etti. Vefa Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünü 1960 yılında bitirdi.</p>

<p>Aynı yıl Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde asistanlığa başlayarak akademik hayata adım attı. 1965'te doktorasını tamamladı; 1972'de "Hacı Bektaş Velî ve Makâlât" adlı teziyle doçent, 1982'de "Matbaacı İbrahim-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiyye" adlı takdim teziyle profesör unvanını aldı. 1974 yılından emekli olduğu 1987'ye kadar aynı fakültenin Türk-İslâm Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttü; yedi doktora ve çok sayıda lisans tezi yönetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İrşad faaliyetleri ile sosyal ve kültürel çalışmalara daha fazla zaman ayırabilmek amacıyla 1987'de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Seleflerinin başlattığı hadis derslerini Türkiye'nin birçok ilinde yaygınlaştırdı; eğitim, kültür, yardımlaşma, sanat ve yayın alanlarında birçok çalışmanın başlamasına önayak oldu. Çok sayıda kitap ve makale kaleme aldı. Avrupa, ABD, Türkistan ve Avustralya'ya defalarca giderek eğitim programlarına katıldı.</p>

<p>Avustralya'da bir cami açılışı için bulunduğu seyahat esnasında, 10 Zilkâde 1421 / 4 Şubat 2001'de bir trafik çarpışması neticesinde Hakk'a yürüdü. Naaşı Türkiye'ye getirildi; 9 Şubat 2001'de Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazına yüz binlerce talebe ve seveni katıldı. Eyüp Sultan Mezarlığı'na defnedildi.</p>

<h3>Katılım ve Kayıt</h3>

<p>Buluşma herkese açıktır ve katılım ücretsizdir. Alan düzeni, ulaşım ve ikram planlaması için önceden kayıt yapılması önemle rica olunur. Kayıtlar yad.mec.org.tr adresinden alınmaktadır. Program hakkında güncel bilgilere mec.org.tr/faaliyetler/israk-ibadeti sayfasından ulaşılabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/prof-dr-mahmud-esad-cosan-dogumunun-hicri-91-yilinda-elazigda-yad-edilecek</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 20:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/07/esad-cosan.webp" type="image/jpeg" length="92180"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerin günlük televizyon izleme süresi azaldı]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/genclerin-gunluk-televizyon-izleme-suresi-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/genclerin-gunluk-televizyon-izleme-suresi-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca (RTÜK) yapılan "Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması"nda, gençlerin 2025'te günlük ortalama televizyon izleme süresinin 40 dakikaya gerilediği tespit edildi. İsteğe bağlı yayın platformlarının kullanımı ise arttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>RTÜK, "Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması" sonuçlarını açıkladı.</p>

<p>RTÜK'ten yapılan açıklamaya göre, kamuoyuyla paylaşılan araştırmada, 15-21 yaş grubundaki gençlerin televizyon, isteğe bağlı yayın platformları, radyo, internet ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarının yanı sıra dijital okuryazarlık düzeyleri detaylı şekilde incelendi.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) güncel nüfus verileri doğrultusunda belirlenen yaş ve cinsiyet kotalarına uygun şekilde gerçekleştirilen araştırma, İBBS-2 düzeyindeki 26 ilde yaşayan 7 bin 511 genç ile bilgisayar destekli telefon anketi (CATI) yöntemiyle yapıldı.</p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre gençlerin yüzde 57,2'sinin dijital okuryazarlık düzeyi yüksek, yüzde 28,9'unun orta ve yüzde 13,9'unun düşük seviyede olduğu belirlendi.</p>

<p>Araştırmada 2022 yılı verileriyle karşılaştırıldığında dijital okuryazarlık düzeyinde dikkat çekici bir artış yaşandığı görüldü.</p>

<p>Buna göre 2022'de dijital okuryazarlık düzeyi düşük olanların oranı yüzde 35,6 iken, 2025'te bu oran yüzde 13,9’a geriledi. Yüksek dijital okuryazarlık düzeyine sahip gençlerin oranı ise yüzde 29,4'ten yüzde 57,2'ye yükseldi.</p>

<p>Araştırmada, 19-21 yaş grubundaki gençlerin yüzde 62,4'ünün yüksek dijital okuryazarlık düzeyine sahip olduğu tespit edilirken, 15-18 yaş grubunda bu oran yüzde 53,4 olarak ölçüldü.</p>

<h3>Gençlerin yaklaşık yarısının dijital ayak izi farkındalığı yüksek</h3>

<p><br />
Araştırma kapsamında gençlerin yalnızca yüzde 42'sinin Word, Excel ve PowerPoint gibi programları etkin şekilde kullanabildiği belirlendi.</p>

<p>Araştırmaya göre gençlerin yaklaşık yarısının dijital ayak izi farkındalığı yüksek olduğu görüldü. Yüzde 55,3'ünün dijital ayak izi farkındalık düzeyi yüksek, yüzde 44,7'sinin ise düşük seviyede bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Bulgular, gençlerin önemli bir bölümünün çevrim içi ortamda bıraktıkları dijital izler konusunda daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğine işaret etti.</p>

<h3>İsteğe bağlı yayın platformlarının kullanımı arttı</h3>

<p><br />
Gençlerin 2022'de günlük ortalama televizyon izleme süresi 1 saat 40 dakika iken, 2025'te bu sürenin günlük ortalama 40 dakikaya gerilediği kaydedildi.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 77,4'ü son bir ay içinde televizyon yayını izlediğini belirtirken, yalnızca yüzde 10,1'i televizyonu günlük olarak izlediğini ifade etti.</p>

<p>Kadınların televizyon izleme oranı yüzde 80,4, erkeklerin televizyon izleme oranı ise yüzde 74,5 olarak tespit edildi.</p>

<p>İsteğe bağlı yayın platformlarına yönelimin arttığı kaydedilen araştırmaya göre, son bir ay içinde bu platformları kullandığını belirten gençlerin oranı yüzde 65, günlük kullanım oranı ise yüzde 9,7 oldu.</p>

<p>Araştırmada, 2022'de bu oranın yüzde 40 seviyesinde olduğu dikkate alındığında gençler arasında isteğe bağlı yayın platformlarının kullanımında önemli bir artış yaşandığı ortaya çıktı.</p>

<h3>Kadınlar 4 saat 37 dakika, erkekler ise 4 saat 50 dakika günlük internet kullanıyor</h3>

<p><br />
Araştırma sonuçlarına göre gençlerin yüzde 28,8'i son bir ay içinde radyo dinlediğini ifade etti, günlük radyo dinleme oranı yüzde 4,6 olarak belirlendi.</p>

<p>Kadınların günlük ortalama radyo dinleme süresi 33 dakika, erkeklerin ise 44 dakika olarak raporlandı.</p>

<p>Araştırmada gençlerin internet kullanım oranının yüksek seviyelerde olduğu görüldü. Son bir ay içinde internet kullandığını belirtenlerin oranı yüzde 94,4 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>İnterneti günlük kullanma oranı yüzde 78,1 olarak ölçülürken, gençlerin günlük ortalama internet kullanım süresi kadınlarda 4 saat 37 dakika, erkeklerde ise 4 saat 50 dakika olarak belirlendi.</p>

<p>19-21 yaş grubunun günlük ortalama internet kullanım süresi ise 5 saat 10 dakika oldu.</p>

<h3>Gençlerin günlük ortalama sosyal medya kullanım süresi 3 saat 24 dakika</h3>

<p><br />
Araştırmada, gençlerin yapay zeka teknolojilerine yoğun ilgi gösterdiği, son bir ay içinde yapay zeka destekli uygulamaları kullandığını belirtenlerin oranının yüzde 74,9 olduğu görüldü.</p>

<p>Araştırmaya göre sosyal medya kullanım oranının gençler arasında oldukça yüksek seviyede olduğu saptandı. Sosyal medyayı günlük kullananların oranı yüzde 70,8 olurken, son bir ay içinde kullandığını belirtenlerin oranı yüzde 89,2 olarak ölçüldü.</p>

<p>Gençlerin günlük ortalama sosyal medya kullanım süresi 3 saat 24 dakika olarak hesaplandı. Kadınların sosyal medya kullanım süresi günlük ortalama 3 saat 34 dakika, erkeklerde bu süre 3 saat 15 dakika olarak belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada sosyal medya kullanım amaçlarında ilk sırada yüzde 86,6 ile "gündemi takip etmek" yer aldı. Gençlerin yüzde 52,1'inin markaları takip etmek, yüzde 46,7'sinin ise çevrim içi alışveriş yapmak amacıyla sosyal medyayı kullandığı tespit edildi.</p>

<p>Araştırma kapsamında gençlerin sosyal medya kullanım yaşına ilişkin görüşleri de incelendi. Buna göre, gençlerin yüzde 88,1'i sosyal medya kullanımında yaş sınırı bulunması ve bu yaşın en az 16 olması gerektiğini düşündüğünü belirtti.</p>

<h3>Gençlerin haber almak için en çok tercih ettiği mecra sosyal medya oldu</h3>

<p><br />
Araştırmada gençlerin haber alma kaynakları da analiz edildi.</p>

<p>Sonuçlara göre, gençlerin haber almak için en çok tercih ettiği mecra yüzde 82,4 ile sosyal medya oldu. Sosyal medyayı yüzde 75,6 ile internet haber siteleri, yüzde 53,7 ile televizyon takip etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/genclerin-gunluk-televizyon-izleme-suresi-azaldi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 23:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2025/12/tv-1.jpg" type="image/jpeg" length="84694"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oyuncu Halil Ergün Kimdir? Dolandırıldı mı?]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/oyuncu-halil-ergun-kimdir-dolandirildi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/oyuncu-halil-ergun-kimdir-dolandirildi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk sinema ve televizyonunun usta isimlerinden Halil Ergün, telefon dolandırıcılarının hedefi oldu. Peki Halil Ergün kimdir, gerçekten dolandırıldı mı? İşte oyuncunun kariyeri ve son günlerde gündeme gelen olayın ayrıntıları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk sinemasının ve televizyon dünyasının tanınan oyuncularından Halil Ergün, bu kez rol aldığı projelerle değil, dolandırıcılık girişimiyle gündeme geldi. Kendisini polis olarak tanıtan kişilerin hedef aldığı usta oyuncunun, komşusunun dikkati sayesinde milyonlarca liralık mağduriyet yaşamaktan son anda kurtulduğu öğrenildi. Pek, oyuncu Halil Ergün kimdir? Gerçekten dolandırıldı mı? İşte olaya dair merak edilen tüm detaylar...</p>

<h3>Halil Ergün kimdir?</h3>

<p><strong>Halil Ergün</strong>, 1946 yılında Bursa'nın İznik ilçesine bağlı Yeşilova Mahallesi'nde dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde eğitim gördükten sonra sanat hayatına yönelen Ergün, tiyatro, sinema ve televizyon projelerinde uzun yıllar boyunca rol aldı.</p>

<p>1970'li yıllardan itibaren sinemada adını duyuran usta oyuncu, kariyeri boyunca çok sayıda yapımda yer aldı. Geniş kitleler tarafından ise özellikle Kanal D ekranlarında yayınlanan <strong>Yaprak Dökümü</strong> dizisinde canlandırdığı "<strong>Ali Rıza Tekin</strong>" karakteriyle hafızalara kazındı. Başarılı oyunculuğuyla birçok ödüle layık görülen Ergün, Türk sinemasının önemli isimleri arasında gösteriliyor.</p>

<h2>Yaprak Dökümü oyuncusu Halil Ergün dolandırıldı mı?</h2>

<p>Son günlerde sosyal medyada en çok araştırılan konulardan biri de "<strong>Halil Ergün dolandırıldı mı?</strong>" sorusu oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcılar, Halil Ergün'ü telefonla arayarak kimlik bilgilerinin suç örgütlerinin eline geçtiğini ve mal varlığının risk altında olduğunu öne sürdü. Yaklaşık üç gün boyunca psikolojik baskı uygulayan şüpheliler, oyuncuyu yönlendirmeye çalıştı.</p>

<p>İddialara göre süreç, Ergün'ün komşusunun durumu fark etmesiyle farklı bir noktaya taşındı. Şüpheli görüşmelerden şüphelenen komşunun müdahalesi sayesinde olay güvenlik güçlerine bildirildi ve usta oyuncu büyük bir maddi kayıp yaşamadan kurtuldu. Bu nedenle Halil Ergün'ün dolandırıcılık girişiminin hedefi olduğu, ancak mağdur olmadan olayın önüne geçildiği belirtildi.</p>

<h3>Dolandırıcılar hangi yöntemi kullandı?</h3>

<p>Olayda, son yıllarda sıkça görülen telefon dolandırıcılığı yöntemlerinden biri kullanıldı. Şüphelilerin kendilerini kamu görevlisi olarak tanıttıkları, mağdurları korku ve panik oluşturarak yönlendirmeye çalıştıkları ifade edildi. Yetkililer ise emniyet, jandarma veya savcılık görevlilerinin vatandaşlardan telefonla para ya da değerli eşya talebinde bulunmayacağını hatırlatarak bu tür aramalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h3>Halil Ergün neden gündemde?</h3>

<p>Halil Ergün, başarılı oyunculuk kariyerinin yanı sıra son günlerde telefon dolandırıcılarının hedefi olması nedeniyle yeniden kamuoyunun gündemine geldi. Yaşanan olay, dolandırıcılık yöntemlerinin tanınmış isimleri de hedef alabildiğini bir kez daha ortaya koyarken, yetkililer benzer girişimlere karşı vatandaşların resmi kurumların uyarılarını dikkate alması gerektiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Münevver Kabaoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/oyuncu-halil-ergun-kimdir-dolandirildi-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/07/0205-14-3-20240920-2-65594327-104901696.webp" type="image/jpeg" length="23411"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar tarımsal üretim için risk oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/asiri-sicaklar-tarimsal-uretim-icin-risk-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/asiri-sicaklar-tarimsal-uretim-icin-risk-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en hızlı ısınan kıtası Avrupa'da etkili olan aşırı sıcaklar ve yaklaşan süper El Nino etkileri, tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit ediyor. Analizler, Batı, Orta ve Doğu Avrupa'da ilkbahar döneminin kurak geçmesinin ardından gelen erken sıcak hava dalgalarının toprak nemini kritik seviyelere düşürdüğünü ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) analizine göre, ağırlıklı olarak artan fosil yakıt kullanımından kaynaklanan iklim değişikliği nedeniyle küresel sıcaklık artışı, 1991-2020 ortalamasına göre 2025’te 0,59 derece oldu.</p>

<p>Bu artış "dünyanın en hızlı ısınan kıtası" olarak nitelendirilen Avrupa için ise 1,17 derece ölçüldü. Giderek artan küresel ısınma nedeniyle Avrupa'da sıcak hava dalgaları daha erken görülmeye başladı.</p>

<p>Mayısta olağandışı şekilde erken ve şiddetli olan sıcak hava dalgalarının ardından, Avrupa son bir haftadır yeniden kavruluyor. Aşırı sıcaklar insan sağlığı için tehlike oluştururken, gıda üretimini de olumsuz etkiliyor.</p>

<p>Avrupa Komisyonu ve uluslararası tarım raporlarından derlenen bilgilere göre, azalan toprak nemi ve su stresi kışlık mahsullerde rekolte tahminlerini aşağı çekiyor, küresel gıda fiyatlarında yeni bir artış dalgası riskini beraberinde getiriyor.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC) tarafından yayımlanan son Avrupa Ürün İzleme (MARS) raporları, Batı, Orta ve Doğu Avrupa'da ilkbahar döneminin kurak geçmesinin ardından gelen erken sıcak hava dalgalarının toprak nemini kritik seviyelere düşürdüğünü ortaya koydu. Uzmanlar, El Nino anomalisiyle birleşen bu yüksek sıcaklıkların bitkilerin polenleşme dönemini kısalttığını ve kök sistemlerini zayıflatarak verim potansiyelini doğrudan baltaladığını belirtiyor.</p>

<h3>En büyük darbeyi buğday alıyor</h3>

<p><br />
Sıcaklık artışından en fazla etkilenen ürünlerin başında stratejik öneme sahip tahıllar geliyor. AB verilerine göre, bu yıl Avrupa genelinde toplam tahıl üretiminin geçen sezona kıyasla yüzde 3,2 ila yüzde 4 gerileyebileceği tahmin ediliyor. Özellikle temel gıda maddesi olan yumuşak buğday üretiminde yüzde 6,2’lik bir düşüş öngörülüyor.</p>

<p>Kuraklıktan en çok etkilenen bir diğer ürün olan mısırda ise çiftçiler yön değiştiriyor. Fransa ve Balkanlar başta olmak üzere yüksek su stresi nedeniyle mısır ekim alanları daralırken, üreticiler suya daha dayanıklı olan ayçiçeği ve soya gibi alternatif ürünlere yöneliyor. Avrupa'da ayçiçeği ekim alanlarında bu nedenle yüzde 14,5'lik artış kaydedildi.</p>

<p>Geçen yıl ilk olarak zirai don ve sonrasında yoğun kuraklık koşullarının yaşandığı Türkiye'de ise son dönemdeki bol yağışlar buğday üretiminde yüzde 15 ile 22 arasında rekor bir verim artışı getirdi.</p>

<h3>Hayvancılıkta ısı stresi süt verimini düşürüyor</h3>

<p><br />
Aşırı sıcaklar tarımsal üretim kadar hayvancılık sektörünü de yakından etkiliyor. Yüksek sıcaklık ve nem endeksinin yükselmesi nedeniyle çiftlik hayvanlarında "ısı stresi" baş gösterdi. Veteriner hekimler ve hayvancılık birlikleri, sıcaklıklar nedeniyle yem tüketimi azalan süt ineklerinde süt veriminin kayda değer oranda düştüğünü rapor ediyor.</p>

<p>Küresel ölçekte ise El Nino'nun vurduğu Akdeniz havzasındaki zeytinlikler ile Batı Afrika'daki kakao plantasyonlarındaki üretim krizleri, Avrupa pazarına doğrudan arz eksikliği ve yüksek fiyat olarak yansıyor.</p>

<h3>Gıdada yeni fiyat şoku görülebilir</h3>

<p><br />
Tarımsal üretimde yaşanan bu tıkanıklık, küresel finans ve emtia piyasalarında da yakından takip ediliyor. Uluslararası tarım bankası Rabobank ve Dünya Bankası analizleri, düşüş eğilimine giren gıda fiyatlarının yeniden yukarı yönlü bir baskı altına olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarımsal üretimdeki bu daralmaya, üre gübresi fiyatlarında yüzde 46'yı bulan artış gibi yüksek girdi maliyetlerinin eklenmesi, maliyetleri doğrudan artırıyor. Aylık yüzde 46'lık ani sıçramalar gibi yüksek girdi maliyetleri de eklenince, maliyetlerin doğrudan tüketiciye yansıması kaçınılmaz hale geliyor.</p>

<p>Sıcaklıklar nedeniyle zayıflayan tarımsal üretim, girdi maliyetlerindeki artış ve El Nino'nun tetiklediği eş zamanlı ürün kayıplarının küresel zincirde oluşturduğu baskılar, gelecek aylarda nihai fiyatları etkileyerek gıdada yeni bir fiyat şokuna yol açabilir.</p>

<h3>Her sıcaklık artışı verim kaybına yol açıyor</h3>

<p><br />
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) İklim Değişikliği, Biyoçeşitlilik ve Çevre Ofisi Doğal Kaynaklar Uzmanı Hideki Kanamaru, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşırı sıcakların çiftçiler, balıkçılar, hayvancılıkla ve ormancılıkla uğraşanların neyi yetiştirebilecekleri, ne zaman çalışabilecekleri ve geçim kaynaklarının temelini oluşturan tarımsal gelirleri dahil birçok alanda belirleyici hale geldiğini belirtti.</p>

<p>Aşırı sıcaklığın, dünyayı besleyen temel gıda maddelerini şimdiden etkilediğini dile getiren Kanamaru, "Küresel ortalama sıcaklıklardaki her 1 derecelik artışla, dört ana mahsul mısır, pirinç, soya ve buğday veriminde yüzde 6'ya varan bir düşüş gözlemliyoruz." bilgisini paylaştı.</p>

<p>Kanamaru, çiftlik hayvanları açısından ise sıcak hava dalgalarının, verimliliği ve doğurganlığı düşürdüğünü ve zararlı böcek ve hastalıkların artmasına neden olduğunu dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Sıcaklıklar, Amazon'dan Avrupa ormanlarına kadar orman yangınlarını körüklüyor. Üstelik bu etki sadece karayla sınırlı değil. Deniz sıcak dalgaları, küresel balıkçılık alanlarının yüzde 15’ini şimdiden etkilemiş durumda. Bu durum, 2013 ile 2022 arasında 5,6 milyon tonluk kayıp ve 6,6 milyar dolar ekonomik zarara yol açtı. En ciddi hasar, aşırı sıcaklığın kuraklık ve orman yangınları gibi diğer tehlikelerle birleştiğinde ortaya çıkıyor. Bunlar bir araya geldiğinde, mahsul kaybı, kurumuş otlaklar, gıda güvensizliği ve tehlikeli çalışma koşullarıyla aynı anda karşı karşıya kalabiliriz. Avrupa'daki mısır üretimi, aşırı sıcaklık ve kuraklık nedeniyle şu anda daha yüksek risk altında olabilir."</p>

<p>FAO’nun aşırı sıcağın tarıma etkilerine ilişkin küresel sentezinin bu etkilerin tüm sektörlerde ve bölgelerde hissedildiğini gösterdiğini kaydeden Kanamaru, "Kanıtlar, aşırı sıcağın tarım-gıda sistemlerinin her alanında iz bıraktığını ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Kanamaru, bu etkilerin mahsul verimlerinde keskin düşüşlerden balıkçılık, ormancılık ve hayvancılığı etkilemeye kadar uzandığının altını çizerek, "Bölge bazında baktığımızda, aşırı sıcaklık, Güney Asya'nın başlıca tarım havzalarından Kuzey Afrika'nın tahıl ambarına kadar küçük ölçekli üreticileri vuruyor. Sağlık ve gelirler üzerindeki birleşik etki, genellikle daha fazla maruz kalan ve uyum sağlama seçenekleri daha az olan kırsal kesimdeki kadınlar ile yoksul haneler üzerinde en ağır şekilde hissediliyor." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/asiri-sicaklar-tarimsal-uretim-icin-risk-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/03/tarim-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="46613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evliler, bekarlara göre daha çok televizyon izliyor]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/evliler-bekarlara-gore-daha-cok-televizyon-izliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/evliler-bekarlara-gore-daha-cok-televizyon-izliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de geçen yıl evliler, bekarlara göre televizyon izleme, müzik dinleme, aile bakımı ile gönüllü işlere daha çok zaman ayırırken bekarlar ise eğitim, hobi ve oyun gibi aktivitelerde evlileri geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yaptığı araştırmayla, bireylerin bir gününü hangi faaliyetlere ne kadar süre ayırarak geçirdiğini belirledi. Araştırma kapsamında herhangi bir faaliyet için bireylerin ayırdığı toplam sürenin 24 saat içindeki ortalama değeri tespit edildi.</p>

<p>Bireylerin geçen yıl en fazla zaman ayırdığı faaliyet uyku oldu. Evliler, günlük ortalama 8 saat 44 dakikalarını, TÜİK tarafından "hiç evlenmeyenler" olarak tanımlanan bekarlar da 9 saat 5 dakikalarını uykuya ayırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bekarlar, evlilere göre "hobi ve oyun" ile "spor ve doğa sporları" faaliyetlerini daha çok gerçekleştirdi. Evliler, gün içinde hobi ve oyunlara sadece 13 dakika ayırabilirken bekarlarda bu süre 47 dakika ile neredeyse 4 kat daha fazla hesaplandı.</p>

<p>Spor ve doğa sporları için evliler 9 dakika harcarken bekarların bunun için ayırdığı süre 18 dakika olarak belirlendi.</p>

<p>Eğitim, medeni durumuna göre bireylerin ayırdığı zamanın en çok farklılaştığı kategori oldu. Bekar bireyler, gün içinde eğitime 2 saat 1 dakika ayırırken bu süre evliler için 1 dakikada kaldı.</p>

<h3>Hane halkı ve aile bakımı için evliler, daha çok zaman harcadı</h3>

<p><br />
Evli bireyler, istihdama 2 saat 35 dakika harcarken bekar bireyler için bu süre 2 saat 24 dakika olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Evlilerin bekarlara göre daha fazla zaman harcadığı faaliyetlerden biri de "televizyon izleme, radyo ve müzik dinleme" oldu.</p>

<p>Bu kategoriye bekarlar 1 saat 34 dakika, evliler 2 saat 1 dakika zaman ayırdı.</p>

<p>Hane halkı ve aile bakımı için evliler 3 saat 12 dakika, bekarlar 1 saat 3 dakika vakit harcadı.</p>

<p>Gönüllü işler ve toplantılar için bekarların ayırdığı süre 13 dakika olurken evlilerde bu süre 48 dakikaya kadar çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/evliler-bekarlara-gore-daha-cok-televizyon-izliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2025/12/tv-1.jpg" type="image/jpeg" length="76540"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adeta gizli kalmış bir hazine: İstanbul'un dibinde Pamukkale]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/adeta-gizli-kalmis-bir-hazine-istanbulun-dibinde-pamukkale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/adeta-gizli-kalmis-bir-hazine-istanbulun-dibinde-pamukkale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’a yaklaşık 3 saat mesafede yer alan Bolu’nun doğal güzelliklerinden Akkayalar Travertenleri, beyaz kayalıkları ve turkuaz tonlarındaki suyu ile ziyaretçilerine adeta kartpostallık bir manzara sunuyor. Şehir merkezine yakın konumuyla günübirlik doğa kaçamakları için tercih edilen rota, kalabalıktan uzak sakin atmosferiyle öne çıkarken, Pamukkale’yi andıran görüntüsüyle de dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Bolu’da bulunan Akkayalar Travertenleri, beyaz kaya oluşumları ve turkuaz renkli sularıyla doğaseverlerin ilgisini çekiyor.</p>

<p>İstanbul’a yaklaşık 3 saatlik mesafede yer alan ve görünümüyle Pamukkale’yi anımsatan bölge, şehir yaşamının yoğunluğundan uzaklaşmak isteyen ziyaretçilere eşsiz bir doğa deneyimi sunarken, keşfedilmeyi bekleyen saklı güzellikler arasında gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">📍 İstanbul'a yaklaşık 3 saat mesafede bulunan Akkayalar Travertenleri, günübirlik doğa gezileri için tercih edilen rotalar arasında yer alıyor.<br />
<br />
Bolu'nun az bilinen doğal güzelliklerinden biri olan Akkayalar Travertenleri, beyaz kayalıkları ve turkuaz tonlarındaki sularıyla… <a href="https://t.co/NnsdrwM0Oi" rel="nofollow">pic.twitter.com/NnsdrwM0Oi</a></p>
— Milat Gazetesi (@MilatGazete) <a href="https://x.com/MilatGazete/status/2066445232091152586?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">June 15, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/adeta-gizli-kalmis-bir-hazine-istanbulun-dibinde-pamukkale</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/akkayalar-1.jpg" type="image/jpeg" length="67436"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hicri yeni yıl yarın başlıyor]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/hicri-yeni-yil-yarin-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/hicri-yeni-yil-yarin-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son Peygamber Hazreti Muhammed ve ashabının 1448 yıl önce Mekke'den Medine'ye hicreti, İslam aleminde hicri takvimin başlangıcı kabul ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu vakit hesaplamalarına göre, hicri takvimin ilk ayı kabul edilen muharrem ayının ilk günü, yarın idrak edilecek.</p>

<p>Muharrem ayının başladığını bildiren hilal, ilk kez Atlas Okyanusu'nda ortaya çıkacak ve Asya, Avrupa, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika'da görülebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muharremde oruç tutulup aşure pişirilerek dağıtılması ve Kerbela'da Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ile şehit olanların yad edilmesi, İslam toplumlarının önemli gelenekleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Aşure Günü, hicri yılın ilk ayı muharremin 10. gününe denk gelen 25 Haziran Perşembe günü karşılanacak.</p>

<h3>"Hicret, İslam tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı"</h3>

<p><br />
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Üzeyir Öztürk, yaptığı açıklamada, hicri yılın, ayın hareketlerine dayanan bir takvimle belirlendiğini söyledi.</p>

<p>Hicri takvimin, Hazreti Muhammed'in vefatından yaklaşık 6 yıl sonra, Müslümanların Mekke'den Medine'ye hicreti esas alınarak kabul edildiğini hatırlatan Öztürk, hicretin İslam tarihinin en önemli dönüm noktası ve yeni bir dönemin başlangıcı niteliğini taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Mekke'deki zulümden kurtulan Müslümanların, hicret sayesinde inançlarını hür bir ortamda geliştirme, yayma ve fertten topluma her alanda uygulama imkanına kavuştuğunu dile getiren Öztürk, şunları kaydetti:</p>

<p>"Mekke'den Medine'ye hicret, 13 yıllık Mekke devrini kapatmış ve İslam toplumunun inşasının temelini oluşturan Medine devrini başlatmıştır. Böylece İslam dini yalnızca bireysel bir inanç olmaktan çıkıp, hayatın her safhasını kuşatan bir nizam halini almıştır. Medine'de gerçekleştirilen kardeşlik uygulaması, muhacirler ve ensar arasında tarihte eşi benzeri görülmemiş bir maddi ve manevi dayanışma modeli oluşturmuştur. Bu süreçte imzalanan 'Medine Sözleşmesi' ile toplum hayatını düzenleyen yeni prensipler belirlenmiş, Müslümanlar, Yahudiler ve diğer grupların hak ve sorumlulukları güvence altına alınmıştır."</p>

<h3>"Hicret hadisesi büyük fedakarlıkların delilidir"</h3>

<p><br />
Öztürk, hicretle birlikte İslam'ın Mekke'nin sınırlarını aşıp dünya ufuklarına yayılmaya başladığına ve evrensel bir mahiyet kazandığına işaret ederek, "Hicret hadisesi sadece fiziki bir mekan değişikliği değil, aynı zamanda Müslümanların inançlarına olan bağlılıklarının ve Allah rızası için gösterdikleri büyük fedakarlıkların delilidir." dedi.</p>

<p>İslam'da büyük bir hürmet ve kutsiyete sahip muharremin, hicri takvimin ilk ayı olduğunu belirten Öztürk, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Hicri yeni yıl vesilesiyle bizlere düşen görev, hicretin taşıdığı anlam ve mesajları yeniden düşünmek, yaşadığımız zamanı doğru değerlendirmek ve hayatımızı muhasebe ederek geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine kurmaktır. Bu bilinçle İslam kardeşliğini güçlendirmeli, birlik ve beraberliğimizi korumalı, sevinçte ve kederde birbirimizin yanında olmalı, sahip olduğumuz maddi ve manevi imkanları paylaşarak dayanışma ruhunu canlı tutmalıyız."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/hicri-yeni-yil-yarin-basliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/hilal-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="17416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazzeli çocuklardan sembolik Hac]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/gazzeli-cocuklardan-sembolik-hac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/gazzeli-cocuklardan-sembolik-hac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nın tamamlanmasıyla birlikte İslam dünyasında, farklı coğrafyalarda yaşanan ancak aynı manevi eksende buluşan üç dikkat çekici tablo öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kutsal topraklarda Hac ibadetini yerine getiren yaklaşık iki milyon Müslüman, Gazze’de savaşın gölgesinde Hac özlemini sembolik olarak yaşayan çocuklar ve savaşın büyük ölçüde tahrip ettiği Suriye’nin Telirfan beldesinde eğitim yolculuğunu sürdüren yüzlerce genç…</p>

<p>Bu üç ayrı coğrafyada şekillenen manzara, bayramın ardından geride yalnızca hatıraların değil; direnişin, kardeşliğin ve geleceğe dair güçlü bir umudun da kaldığını gösterdi.</p>

<h3>1,7 milyondan fazla Müslüman Hacı oldu</h3>

<p>Bu yıl Hac ibadetini yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan Hacı sayısının 1,7 milyonu aştığı açıklandı. Hac Bakanlığı verilerine göre Hacıların yüzde 47,7’sini kadınlar, yüzde 52,3’ünü ise erkekler oluşturdu. Türkiye’den yaklaşık 85 bin kişi Hac farizasını eda etmek üzere Mekke ve Medine’ye geldi.</p>

<p>Hicretin 9. yılında farz kılınan Hac ibadeti, Hz. Peygamber’in (S.A.V.) Veda Haccı’ndan bu yana her yıl Zilhicce ayında yerine getirilen en büyük ibadetlerden biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Arafat Vakfesi sırasında Türkiye kafileleri, kurraların Kur’ân-ı Kerim tilavetlerinin ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un yaptığı dua ile vakfeye durdu. TRT Diyanet ekranlarından canlı yayınlanan program, irşat çadırındaki merkezi ses sistemi aracılığıyla tüm çadırlara ulaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Hüseyin Demirhan, Mekke’deki Hac İdare Merkezi’nde AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’den gelen 10 Hacı adayının Arafat öncesinde kutsal topraklarda vefat ettiğini bildirdi.</p>

<p>Bayramın son günü itibariyle veda tavaflarını da tamamlayan Hacılar, ülkelerine dönmeye başladı. Türk Hacılarının ilk kafilelerinin bugün yurda ulaştığı öğrenildi.</p>

<h3>İstanbul’un Fethi Mekke’de dualarla anıldı</h3>

<p>İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümü, Kurban Bayramı’nın üçüncü gününe denk geldi. Fetih yıl dönümü İstanbul’da törenlerle, kutsal topraklarda ise dualarla anıldı.</p>

<p>İstanbul Valisi Davut Gül ve beraberindeki heyet, Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi’ni ziyaret ederek fethi yâd ederken, Mekke’de bulunan Hacılar da dualarla andı. Sadece fetihleriyle değil, şiirleriyle de tanınan Sultan Fatih’in Hz. Peygamber’e (S) duyduğu derin sevgiyi dile getiren mısraları da okundu.</p>

<p>Kutsal topraklarda dualarla yâd edilen bir diğer isim ise Türkiye’nin fikir ve edebiyat dünyasının müstesna isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek oldu. Vefat yıl dönümü Terviye gününe, doğum yıl dönümü ise Arefe gününe denk gelen büyük şair, Hac mevsiminin manevi atmosferinde rahmetle anıldı.</p>

<p><img alt="G A Z Z E-16" class="detail-photo img-fluid" height="596" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/g-a-z-z-e-16.jpeg" width="1038" /></p>

<h3>Gazze’de sembolik Hac</h3>

<p>Savaş ve abluka nedeniyle kutsal topraklara ulaşamayan Gazzeliler, çocukları için Hac ibadetini sembolik olarak düzenlendiği bir etkinlik düzenledi.</p>

<p>Gazze’nin Deyr Belah kentindeki Menasira Kampı’nda düzenlenen etkinlikte çocuklar, kurulan Kâbe maketi etrafında ihramlarıyla tavaf ederek Hac ibadetini temsili olarak yapıldı. Savaşın ve kuşatmanın ortasında düzenlenen bu etkinlik, Hac mevsiminin en çarpıcı görüntülerinden biri olarak öne çıktı.</p>

<p>Yaklaşık iki milyon Müslüman Arafat’ta vakfeye dururken, Gazze’deki çocukların oluşturduğu bu sembolik tablo, İslam dünyasının ortak vicdanına dokunan güçlü bir görüntü oluşturdu.</p>

<p>Etkinliği düzenleyenler, ağır insani koşullara rağmen çocukların dini ve manevi değerlerle bağlarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirterek, Hac bilincinin yeni nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<h3>Savaşın alevleri arasında yükselen ilim ve irfan mücadelesi: Telirfan</h3>

<p>Hacıların Mina’ya doğru hareket etmeye başladığı saatlerde, Suriye’nin Haseke iline bağlı Telirfan beldesinde dikkat çekici bir tablo yaşandı. Haznevi İlim ve İrfan Enstitüsü tarafından düzenlenen 18. Geleneksel Yıl Sonu ve İcazet Töreni’nde, mezuniyetle birlikte Kur’ân-ı Kerim hafızlığı, hadis hafızlığı ve hüsn-i hat alanlarında eğitimlerini tamamlayan 500 öğrenciye icazet belgeleri verildi. Ayrıca İlim ve İrfan - İslami İlimler Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Makrâ platformu üzerinden eğitim alan 850 öğrenciye icazet belgeleri takdim edildi.</p>

<p>Şam, Halep ve Haseke’den gelen protokol üyeleri, âlimler, kanaat önderleri ve aşiret temsilcilerinin katıldığı programa yaklaşık 5 bin kişi iştirak etti. Beyaz kıyafetleriyle törende yer alan öğrenciler, birçok katılımcıya Arafat’ta vakfeye duran Hacıları hatırlattı.</p>

<p>Ancak Telirfan’daki tablo, yalnızca bir mezuniyet ya da icazet töreninden ibaret değildi. Bir yanda Arafat’ta vakfeye duran Hacılar, diğer yanda Gazze’de Kâbe hasretiyle sembolik ibadetini yaşayan çocuklar bulunurken, Telirfan’da beyaz kıyafetleriyle icazet alan yüzlerce genç, savaşın gölgesinde yetişen bir neslin ilme ve geleceğe tutunma iradesini temsil ediyordu.</p>

<p>Telirfan’da bugün ortaya çıkan bu tablonun arkasında, uzun yıllardır bölgede ilim, irfan ve toplumsal dayanışma faaliyetlerini sürdüren günümüzün münevver âlimlerinden Şeyh Muhammed Muta' Haznevi bulunuyor. Kurban Bayramı Namazı'nı Adana’da eda eden Haznevi, Türkiye genelinden ve Avrupa’dan gelen binlerce kişinin katıldığı programda<br />
yaptığı konuşmasına, “Allah Teala bu bayramı bizlere, Müslümanların kalplerini birbirine ısındırmış, saflarını birleştirmiş ve sözlerini hak ile hidayet üzerinde toplamış olarak ulaştırsın” duasıyla başladı.</p>

<p><img alt="Haznevi" class="detail-photo img-fluid" height="1363" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/haznevi.jpeg" width="1155" /></p>

<p>Konuşmasında, “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” ayeti çerçevesinde birlik ve kardeşlik bilinci vurgusu yapan Haznevi’nin mesajları, video konferans aracılığıyla Telirfan’daki bayram programında da canlı olarak takip edildi.</p>

<p>Pazar günü Telirfan’daki icazet törenine ise, Şeyh Muhammed Muta' Haznevi'nin oğlu Üstad Muhammed Muvaffak Haznevi video konferans yoluyla katılarak katılımcılara hitap etti.</p>

<p>Suriye’de yıllarca süren iç savaş boyunca birçok eğitim kurumu faaliyetlerini durdurmak zorunda kalırken, Telirfan’daki külliye ilim ve irfan faaliyetlerini tüm tehlikelere ve engellere rağmen kesintisiz sürdürdü. Ancak bu yapının önemi yalnızca eğitimle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Arap, Kürt ve Türkmenleri aynı çatı altında buluşturup kucaklaştıran külliyenin, savaş yıllarında mağdur Süryani ve Ermeni aileler için de bir dayanışma ve sığınma merkezi işlevi gördüğü biliniyor. Bu yönüyle Telirfan, yalnızca bir eğitim kurumu değil; savaşın ayrıştırıcı etkilerine karşı birlikte yaşama kültürünü koruyan nadir merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bir asırdan fazla süre önce Şeyh Ahmed Haznevi tarafından temelleri atılan bu ilim müessesesi, bugün savaşın yıkımına rağmen ilim faaliyetlerini sürdürerek, Bitlis-Nurşin’deki Şeyh Muhammed Diyauddin’in savaş ortamında bile devam ettirdiği ilim mücadelesinin günümüzdeki dikkat çekici örneği olarak öne çıkıyor. Geleneksel medrese birikimini akademik bir perspektifle buluşturan Enstitü, Ezher ve Medine gibi uluslararası ilmî çevrelerde de bilinen önemli eğitim kurumları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Telirfan’daki çaba yalnızca bu beldeyle sınırlı değil. Enstitünün Halep şubesinde de eğitim faaliyetleri tüm zorluklara rağmen sürüyor. Yakın zamanda savaşın izlerini hâlâ taşıyan ve birçok yönüyle Gazze’deki yıkım manzaralarını hatırlatan mahalledeki Müttakin Camii’nde düzenlenen icazet programında 70 öğrenci belgelerini aldı. Minaresi yıkılmış cami görüntüleri ise bugün Suriye’de ilmin hangi şartlar altında yaşatıldığını gösteren en çarpıcı karelerden biri olarak hafızalarda yer ediyor.</p>

<p>Bugün verilen 500 mezuniyet icazeti ve Makrâ bünyesinde takdim edilen 850 icazet belgesi, yalnızca bireysel bir eğitim başarısını değil; savaşın gölgesinde yaşayan bir toplumun ilme, kimliğine ve geleceğine sahip çıkma iradesini de ortaya koydu.</p>

<p><img alt="S U R İ Y E-2" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/s-u-r-i-y-e-2.jpeg" width="1600" /></p>

<h3>Makrâ: Dört dilde on binlerce öğrenciye ulaşan ilim ağı</h3>

<p>Telirfan’daki eğitim faaliyetleri yalnızca fiziki sınıflarla sınırlı değil. İlim ve İrfan - İslami İlimler Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Makrâ platformu, Arapça, Türkçe, Kürtçe ve İngilizce olmak üzere dört dilde Kur’ân, tecvid ve şer’î ilimler dersleri sunuyor.</p>

<p>Tamamen ücretsiz olarak yürütülen online eğitim faaliyetleri kapsamında son dört yılda yalnızca Kur’ân ve tecvid alanında 20 bini aşkın, şer’î ilimler alanında da yine 20 bini aşkın öğrenci eğitim aldı. Dünya genelinden katılımcılara ulaşan platform, Telirfan’daki ilim halkasını dijital çağın imkânlarıyla küresel ölçekte genişletmeye devam ediyor.</p>

<h3>Üç coğrafya, tek sosyal yapı</h3>

<p>Arafat’ta vakfeye duran Hacılar, Gazze’de Kâbe hasretiyle sembolik ibadetini yaşayan çocuklar ve Telirfan’da ilim yolunda icazet alan gençler…</p>

<p>Bayram geride kalırken, İslam dünyasının üç farklı köşesinden yükselen bu manzara aynı hakikati hatırlatıyor: Savaşlar, kuşatmalar ve zorluklar değişse de; inanç, ilim ve umut yaşamaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/gazzeli-cocuklardan-sembolik-hac</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/gazze-173.jpg" type="image/jpeg" length="61506"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yurda dönen Hacılar sevinçle karşılandı]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/yurda-donen-sevincle-karsilandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/yurda-donen-sevincle-karsilandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kutsal topraklarda Hac ibadetini tamamlayarak yurda dönen Hacılar, İstanbul Havalimanı'nda yakınları tarafından karşılandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kutsal topraklarda ibadetlerini yerine getiren Hacıların, özel ve tarifeli uçaklarla yurda dönüşleri bu sabahtan itibaren başladı.</p>

<p>İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Geliş Terminali'nde hacılar, karanfil ve gülerle karşılandı. Duygusal anlar yaşayan hacılar, aileleri ve yakınlarıyla kucaklaştı.</p>

<p><img alt="Hacı-3" class="detail-photo img-fluid" height="560" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/haci-3.webp" width="800" /></p>

<p>Hacılardan Çağrı Işık, Hac vazifesini yerine getirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.</p>

<p>Sevinci ve burukluğu aynı anda yaşadıklarını ifade eden Işık, "Elhamdülillah mutluyuz. Bugün kutsal topraklardan ayrıldığımız için burukluk var. Fakat buraya geldiğimiz için ayrı bir sevinç var. İnsanlar oraya gidince ayrılmak istemiyor açıkçası. Burada sizleri özleyenler oluyor. Siz de annenizi babanızı, eşinizi, çocuklarınızı özlüyorsunuz ama yüreğimiz orada kaldı." dedi.</p>

<p><img alt="Hacı-2" class="detail-photo img-fluid" height="533" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/haci-2.webp" width="800" /></p>

<p>Hacılardan Murat Yılmaz, kutsal topraklardan ayrılmanın zor olduğunu, Allah'ın herkese Hac'ca gitmeyi nasip etmesi için dua ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havalimanında torunları ve çocukları tarafından beklenen Hacılardan Yunus Kazdal ise hacca gidip gelmenin ardından yaşadığı heyecan ve sevincin kelimelerle anlatılamayacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Münevver Kabaoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat, İslam</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/yurda-donen-sevincle-karsilandi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/06/hacilar-1.jpg" type="image/jpeg" length="16953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontrolsüz Dijitalleşme ve Tüketim Kültürü Aileyi Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/kontrolsuz-dijitallesme-ve-tuketim-kulturu-aileyi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/kontrolsuz-dijitallesme-ve-tuketim-kulturu-aileyi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Kök Aile, Güçlü Toplum” çalıştayının sonuç bildirgesi yayımlandı. Çalıştayda aile kurumunu tehdit eden dijitalleşme, bireyselleşme, ekonomik baskılar ve kültürel dönüşüm ele alınırken, uzmanlar aileyi koruyacak yeni sosyal ve hukuki politikalar çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da düzenlenen “Kök Aile, Güçlü Toplum” temalı 1. Aile Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi yayımlandı. Külünkoğlu Eğitim Kültür ve Sanat Derneği tarafından düzenlenen çalıştayda, aile kurumunun karşı karşıya olduğu sosyolojik, kültürel, ekonomik ve dijital tehditler masaya yatırıldı. Bildirgede, aile yapısının korunmasının yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal ve devlet düzeyinde stratejik bir mesele olduğu vurgulandı.</p>

<p>İstanbul’da düzenlenen çalıştayda akademisyenler, eğitimciler, sivil toplum temsilcileri ve aile bireyleri bir araya geldi. Çalıştayın temel hedefinin aile yapısında yaşanan dönüşümü analiz etmek, aileyi tehdit eden unsurları tespit etmek ve uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmek olduğu belirtildi.</p>

<h3>TÜKETİM ODAKLI YAŞAM BİR TEHDİT</h3>

<p>Bildirgede, modernleşme süreciyle birlikte aile kurumunun ciddi bir dönüşüm yaşadığı ifade edildi. Özellikle kapitalizm, kentleşme, dijitalleşme ve bireyselleşmenin aile bağlarını zayıflattığına dikkat çekildi. Çalıştayda yapılan değerlendirmelerde, tüketim odaklı yaşam biçiminin aileyi “üretim ve değer merkezi” olmaktan uzaklaştırdığı kaydedildi. Ailenin giderek piyasa merkezli yaşamın bir parçası haline geldiği, bireylerin ise anlam ve dayanışma yerine performans ve tüketim baskısı altında yaşamaya yönlendirildiği vurgulandı.</p>

<p>Sonuç bildirgesinde dijitalleşmenin aile üzerindeki etkilerine geniş yer ayrıldı. Özellikle sosyal medya ve dijital platformların aile bireyleri arasındaki yüz yüze iletişimi azalttığı, çocuk ve gençlerin kimlik oluşum süreçlerini olumsuz etkilediği belirtildi. Bildirgede, aynı ev içinde yaşayan bireylerin farklı dijital dünyalarda yaşadığı ve bunun duygusal kopuşlara yol açtığı ifade edildi. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin aile içi ilişkilerde “alternatif ebeveyn” veya “sanal arkadaş” rolüne dönüşebileceği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalıştayın dikkat çeken başlıklarından biri de çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı riskler oldu. Kontrolsüz dijital içeriklerin çocukların psikolojik ve sosyal gelişimini olumsuz etkilediği belirtilirken, siber zorbalık, dijital bağımlılık ve zararlı içeriklerin önemli tehditler arasında yer aldığı kaydedildi. Bu kapsamda ailelere yönelik dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p><img alt="Aile-14" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/aile-14.webp" width="800" /></p>

<h3>DİJİTAL SADAKATSİZLİK RİSKLERİ ARTTIRIYOR</h3>

<p>Bildirgede boşanma oranlarındaki artışa da dikkat çekildi. Özellikle ekonomik baskılar, dijital sadakatsizlik ve modern yaşamın hız odaklı yapısının evlilik kurumunu kırılgan hale getirdiği ifade edildi. “Anlık tatmin” kültürünün sabır, fedakârlık ve sorumluluk gibi aileyi ayakta tutan değerleri aşındırdığı değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p>Çalıştay sonuçlarında aile kurumunun yalnızca bireysel bir yapı değil, aynı zamanda devlet ve toplum düzeninin temel unsurlarından biri olduğu görüşü öne çıktı. Katılımcılar, aile politikalarının sadece sosyal yardım eksenli değil; eğitim, hukuk, medya, kültür ve ekonomi politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini savundu. Özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere farklı kamu kurumlarının ortak projeler geliştirmesi gerektiği belirtildi.</p>

<h3>ÇÖZÜM İÇİN NE YAPMALI?</h3>

<p>Raporda, kırsal yaşamın desteklenmesi ve mahalle kültürünün yeniden güçlendirilmesi gerektiği de ifade edildi. Büyük şehirlerde artan yalnızlık duygusunun aile bağlarını zayıflattığı belirtilirken, köyden kente göçü azaltacak politikaların önemine vurgu yapıldı. Ayrıca aile içi iletişimi güçlendirecek kültürel ve sosyal projelerin artırılması gerektiği kaydedildi.</p>

<p>Çalıştayın sonuç bölümünde ise “kök aile” kavramı öne çıktı. Güçlü bir toplumun ancak dayanışma üreten, ekonomik baskılara karşı dirençli ve dijital yalnızlığa teslim olmayan ailelerle mümkün olacağı belirtildi. Ailenin yalnızca tüketen değil; birlikte üreten, paylaşan ve anlam inşa eden bir yapıya dönüşmesi gerektiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/kontrolsuz-dijitallesme-ve-tuketim-kulturu-aileyi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/aile-12.webp" type="image/jpeg" length="89876"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban emanetini taşırken STK’lara ve gönüllülere notlar]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/kurban-emanetini-tasirken-stklara-ve-gonullulere-notlar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/kurban-emanetini-tasirken-stklara-ve-gonullulere-notlar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban bayramına sayılı günler kala, binlerce gönüllü ve STK emanetleri sahiplerine ulaştırmak için sahaya çıkıyor. Ancak kurban emanetini taşımak sadece bir yardım faaliyeti değil; teslimiyetin, adaletin ve ümmet olmanın bilinciyle kuşanmış hassas bir temsil meselesidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Erdal ELİBÜYÜK</strong></p>

<p>Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar bu mübarek ibadeti idrak etmeye hazırlanıyoruz. Aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşu ve gönüllü de, kendilerine emanet edilen kurban bağışlarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere sahaya çıkmış durumda. Kurban, Hz. İbrahim’in sadakatiyle Hz. İsmail’in teslimiyetinin kesiştiği büyük bir imtihanın hatırasıdır. Bu yönüyle sadece bir ibadet değil, teslimiyetin, bağlılığın ve kardeşliğin en güçlü sembollerinden biridir.</p>

<p>Bu yazıda kurbanın mahiyetinden ziyade, bu ibadetin vekâlet boyutunu taşıyan STK’lara ve sahada görev alan gönüllülere dair bazı hatırlatmalara yer vermek istiyorum. Çünkü kurban emanetinin taşınması, sadece bir yardım faaliyeti değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk, ciddi bir emanet ve hassas bir temsil meselesidir. Bu nedenle sahaya çıkan her gönüllü ve her kurum şunu unutmamalıdır. Kurban emanetinin muhatabı sadece bağışçı değil, aynı zamanda o bağışla ulaşılan ihtiyaç sahibidir. Bu iki taraf arasında kurulan köprü, büyük bir emanet bilinci gerektirir.</p>

<p><img alt="Kurban-14" class="" height="614" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/kurban-14.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="921" /></p>

<p><strong>KURUMSAL HASSASİYET: “KASADAKİ HER KURUŞ EMANETTİR”</strong></p>

<p>Her şeyden önce, kurban emanetini taşıyan STK’lar şunu asla unutmamalıdır. Bu işte kullanılan her kaynak, her kuruş ve her imkân emanettir. Kasalarda bulunan hiçbir para kuruma ait değildir, bağışçıların güveni, niyeti ve ibadet hassasiyetidir. Bu yüzden hayvan temininden kesim süreçlerine, dağıtımdan lojistiğe kadar her aşamada en yüksek hassasiyet gösterilmelidir. Şaibeye açık olabilecek her türlü işlemden, görüntüden ve ilişkiden özellikle uzak durulmalıdır. Çünkü bu alan, sıradan bir yardım faaliyeti değil, doğrudan ibadet, güven ve vicdan alanıdır. Burada oluşabilecek en küçük bir yanlışlık bile sadece bir kurumu değil, ümmetin yardım bilincini zedeleyebilir. Bu nedenle kurban emanetini taşımak, aynı zamanda güveni taşımaktır.</p>

<p><strong>SAHADAKİ DİLİMİZ: “MODEL DAYATMAK DEĞİL, EŞLİK ETMEK</strong>”</p>

<p>Aynı hassasiyet sahada görev alan gönüllüler için de geçerlidir. Gönüllüler gittikleri ülkeleri önceden tanımalı, o coğrafyanın kültürel yapısını, hassasiyetlerini ve yaşam biçimlerini öğrenmelidir. Her toplumun farklı bir dili, farklı bir algısı ve farklı bir hassasiyeti vardır. Yardım götürmek, o toplumun üzerine çıkmak değil onun yanında durmayı gerektirir. Ayrıca önemli bir hatırlatma da şudur. Sahaya giden kardeşlerimiz, ihtilaflı konulara ve tartışma doğuracak meselelere girmekten özellikle uzak durmalıdır. Orada bulunma maksadı, fikir beyan etmek veya teorik tartışmalar açmak değildir. Daha da önemlisi, oradaki insanların mazlumiyetleri, yoksullukları ve mahcubiyetleri üzerinden üstten bakan bir üslup asla benimsenmemelidir. “Şöyle yaparsanız kurtulursunuz”, “böyle yaparsanız düzelirsiniz” gibi kısa süreli ziyaretlerin oluşturabileceği yüzeysel ve yukarıdan yaklaşan dil, oradaki gerçekliği anlamaktan uzak bir tavırdır.</p>

<p>Bu sebeple kendi kültürel birikimimizi ve kendi ülkemizdeki tecrübelerimizi oraya bir “model dayatma” refleksiyle taşımak doğru değildir. Yapılması gereken şey, hüküm vermek değil, anlamaya çalışmak, yönlendirmek değil, eşlik etmektir. Kendi gerçekliğimiz ile oranın gerçekliği arasındaki farkı görmek, kurban emanetini taşıyan her gönüllü için en temel hassasiyetlerden biri olmalıdır.</p>

<p><img alt="Kurban1" height="518" src="https://milatgazetesicom.teimg.com/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/kurban1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="950" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ŞEFFAFLIK İLE TEŞHİR ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ</strong></p>

<p>Özellikle dağıtım esnasında kullanılan üslup, davranış biçimi ve yaklaşım çok önemlidir. Bir yardım kolisinin veriliş şekli bile bazen bir insanın hafızasında yıllarca kalabilir. Yardım edilen insanlara "muhtaç" psikolojisi hissettiren her türlü tavırdan uzak durulmalıdır. Çünkü ihtiyaç sahibi olmak, insanın onurunu kaybettiği anlamına gelmez. Nezaket, bu işin en temel ahlaki ölçüsüdür. Bir diğer önemli husus da fotoğraf ve görüntü meselesidir. İhtiyaç sahiplerinin mahremiyetini zedeleyen, onları teşhir eden görüntülerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Elbette şeffaflık önemlidir ancak şeffaflık ile teşhir arasındaki çizgi çok incedir ve bu çizgiye dikkat edilmelidir. Çünkü yardım gösteri değil, emanettir.</p>

<p><strong>KONFOR DEĞİL FEDAKÂRLIK ZAMANI</strong></p>

<p>Bütün bunlarla birlikte şunu da unutmamak gerekir. Kurban emanetini taşımak, konfor değil fedakârlık gerektirir. Tozlu yollar, uzun dağıtım saatleri, sıcak hava ve zor şartlar bu işin tabiatındandır. Çünkü taşınan şey sıradan bir paket değil, bir ibadetinin emanetidir. Bir bağışçı, belki yıllarca biriktirdiği imkânından ayırdığı kurban vekâletini teslim etmektedir. Vakıf ve dernekler de bu emaneti dünyanın farklı coğrafyalarına ulaştırmaktadır. Oraya giden her gönüllü aslında sadece kendi adına değil, binlerce insanın emaneti adına hareket etmektedir.</p>

<p><strong>GÜVENİ ZEDELEYECEK HİÇBİR RİSK ALINMAMALI</strong></p>

<p>Bu yüzden kullanılan dil kadar niyet, yaklaşım kadar ahlak da önemlidir. Kurban emanetini taşıyanların bir diğer sorumluluğu da mali hassasiyettir. STK’lar ve yöneticiler şunu hiçbir zaman unutmamalıdır. Ellerindeki imkânlar kendilerine ait değildir. Bu imkânlar, bağışçıların güvenidir. Bu nedenle hayvan alımlından kesim süreçlerine, lojistikten dağıtıma kadar her adımda en ince detayına kadar dikkat edilmelidir. Şaibe ihtimali doğurabilecek her şeyden uzak durulmalı, bu alanda güveni zedeleyecek hiçbir risk alınmamalıdır. Çünkü bu alan, hassasiyet alanıdır, yara kaldırmaz, ihmal kabul etmez.</p>

<p><strong>GÖNÜLLÜNÜN TAVRI, İSLAM'IN TEMSİL YÜZÜDÜR</strong></p>

<p>Aynı zamanda vakıf ve dernek yöneticileri, sahaya gönderdikleri ekipleri sadece teknik olarak değil, ahlaki ve insani olarak da hazırlamalıdır. Temsil bilinci, kriz yönetimi, kültürel farkındalık ve iletişim eğitimi bu işin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Bugün birçok coğrafyada Müslüman STK’lar sadece yardım kuruluşu değil, aynı zamanda İslam’ın temsil yüzü olarak görülmektedir. Bir gönüllünün tavrı, bir toplumun İslam algısını etkileyebilir. Bu nedenle kurban emanetini taşımak aynı zamanda bir temsil sorumluluğudur. Bugün Afrika’nın ücra bir köyünde bir çocuğun hatırasında kalan şey, çoğu zaman et değil o eti getiren insanın davranışıdır. Kurulan ilişki bir dağıtımdan çok daha fazlasıdır, bir gönül bağının başlangıcıdır. Bu yüzden "iş yetiştirme" mantığı yerine "emaneti hakkıyla taşıma" bilinci yerleşmelidir.</p>

<p><strong>KURBAN BİR BİTİŞ DEĞİL, BİR BAŞLANGIÇTIR</strong></p>

<p>Bir başka önemli mesele de şudur. Kurban emanetleri sadece bayram günlerine sıkıştırılmamalıdır. Eğer bir bölgede açlık, eğitim sorunu, sağlık problemi veya su sıkıntısı varsa, bu alanlara yıl boyu temas edilmelidir. Çünkü kurban bazen bir başlangıçtır. Bir kapı açar, bir ilişki kurar, bir kardeşliği başlatır. Ümmet bilinci de ancak süreklilikle oluşur. Bugün İslam dünyasının en büyük sorunlarından biri, birbirini yeterince tanımamasıdır. Aynı kıbleye yönelen milyonlarca insanın birbirinin acısından habersiz yaşamasıdır. Kurban Bayramı ise bu kopukluğu azaltan en önemli zamanlardan biridir. Bir Müslüman, dünyanın başka bir ucundaki kardeşinin sofrasına misafir olur. Onun acısını görür, halini hisseder, dünyasını tanır. Fark eder ki ümmet olmak sadece aynı inanca sahip olmak değil aynı acıya ortak olabilmektir.</p>

<p><strong>KARDEŞLİĞİN BÜYÜDÜĞÜ BİR BAYRAM OLSUN</strong></p>

<p>Modern dünya insanı giderek daha bireysel hale gelirken, kurban ibadeti insanı yeniden paylaşmaya, yeniden düşünmeye ve yeniden hatırlamaya çağırır. "Ben tokken başkası aç mı?" sorusu bu ibadetin en güçlü vicdani çağrısıdır. Bu yönüyle kurban, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda modern bencilliğe karşı güçlü bir itirazdır. İnşallah bu Kurban Bayramı, sadece sofraları değil kalpleri de birbirine yaklaştırır. Sadece etin dağıtıldığı değil, kardeşliğin büyüdüğü bir bayram olur.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/kurban-emanetini-tasirken-stklara-ve-gonullulere-notlar-1</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 14:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/manset-37.jpg" type="image/jpeg" length="14001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya 232 mavi bayraklı plajla dünya liderliğini koruyor]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/antalya-232-mavi-bayrakli-plajla-dunya-liderligini-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/antalya-232-mavi-bayrakli-plajla-dunya-liderligini-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından açıklanan 2026 Mavi Bayrak Ödülleri kapsamında, Türkiye genelinde 580, Antalya’da ise 232 plaj ödül almaya hak kazandı. Türkiye plaj kategorisinde İspanya ve Yunanistan'ın ardından en başarılı üçüncü ülke.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en fazla mavi bayraklı plajına sahip Antalya'da, 2026'nın bayrakları teslim edilmeye başlandı.</p>

<p>Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı-FEE tarafından açıklanan 2026 Mavi Bayrak Ödülleri'ne göre, Türkiye genelinde bu yıl 580 plaj, turizm kenti Antalya'da ise 232 plaj mavi bayrak almaya hak kazandı.</p>

<p>Bu yıl da hak kazanan işletmelere, yeni bayrak teslimleri yapılmaya başlandı.</p>

<h3>Türkiye en iyi plajda dünya üçüncüsü</h3>

<p><br />
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) Antalya İl Koordinatörü Mustafa Ergiydiren ve ekibi, Muratpaşa ilçesindeki Mermerli Plajı'nı ziyaret ederek, hem denetim yaptı hem de bayrağı verdi.</p>

<p>Ergiydiren, burada yaptığı açıklamada, Türkiye'nin plaj kategorisinde İspanya ve Yunanistan'ın ardından en başarılı üçüncü ülke olduğunu söyledi.</p>

<p>Antalya'nın da mavi bayrak konusunda başarılı bir kent olduğunu belirten Ergiydiren, "Antalya 232 plajıyla dünyada en fazla mavi bayrak ödüllü şehir konumunda. Tabii ardından İspanya'nın, Yunanistan'ın, Fransa'nın kentleri geliyor ama açık ara birinciliğimizi korumanın da mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.</p>

<p><br />
Ergiydiren, bu başarıda tüm kurum ve kuruluşların, vatandaşın, turistlerin büyük emeği bulunduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sayıyı ve kaliteyi daha da artırmak için çalışmaya devam edeceklerini bildiren Ergiydiren, plajları, denizleri temiz tutmak ve gelecek nesillere temiz şekilde bırakmak için TÜRÇEV olarak önemli faaliyetler yürüttüklerini dile getirdi.</p>

<h3>Mavi bayrak kriterleri</h3>

<p><br />
Denetimlerin belli periyotlarla devam edeceğini aktaran Ergiydiren, şöyle konuştu:</p>

<p>"Mavi Bayrak programında ödül almaya hak kazanan plajlarımız denetimlerden geçmeden mavi bayrağını teslim alamıyor. Bu denetimlerimiz sezon boyunca devam ediyor. Denetimlerde baktığımız en önemli hususlar, plajın temizliği, donanımların kalitesi, can kurtaranların yeterliliği, çevre konusunda plaj kullanıcılarına verilen bilgilendirmeler, açıklayıcı yazılar, tabelalar, bunların muhakkak plajlarda olmasını istiyoruz."</p>

<p>Ergiydiren, geçmiş 4 yıl temiz olmayan hiçbir plajın da mavi bayrak başvurusu yapamadığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/antalya-232-mavi-bayrakli-plajla-dunya-liderligini-koruyor</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/antalya-plaj-1.jpg" type="image/jpeg" length="17734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Seçimden kesime, saklamadan kıymaya kurban rehberi]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/secimden-kesime-saklamadan-kiymaya-kurban-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/secimden-kesime-saklamadan-kiymaya-kurban-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm Kasaplar ve Et Üreticileri Derneği Başkanı Sebahattin Bulut, kurbanlıkların seçimi, kesimi, kurban etinin parçalanması ve doğranmasına ilişkin püf noktaları hakkında bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı öncesinde Kars, Erzurum, Ardahan, Çorum, Tokat ve Amasya gibi çeşitli illerden başkente gelen besiciler, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarını pazarda satışa çıkardı.</p>

<p>Tüm Kasaplar ve Et Üreticileri Derneği Başkanı Sebahattin Bulut, kurbanlıklarla ilgili dikkat edilmesi gereken hususları anlattı.</p>

<h3>Hayvanın boynuzundan ayaklarına kadar dikkat edilmesi gerekiyor</h3>

<p><br />
Ankara'nın Altındağ ilçesinde kurulan Kurban Pazarı'nda kurbanlık seçerken dikkat edilmesi gereken hususları sıralayan Bulut, "Seçilen kurbanlıklar, hareketli, bakışları canlı olmalıdır. Kör, topal ve yaraları olmamalıdır. Tüyleri parlak ve yatık olmalıdır. Boynuzları kırık olmamalıdır. Kemikleri görünecek kadar zayıf olmamalıdır. Hayvanda burun ve göz akıntısı olmamalıdır. Ayrıca alt iki dişinin kapak atması gerekiyor." diye konuştu.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığının "Tarım Cebimde" mobil uygulamasından da hayvanların küpe numarası ile sorgulanabildiğini vurgulayan Bulut, "Uygulama üzerinden mutlaka hayvanın geçmişine bakılmalıdır. Hayvanın geçirmiş olduğu tüm hastalıklar, vurulan aşıların kayıtlarını oradan görebilirler." dedi.</p>

<h3>"Etlerin bir gün dinlenmesi gerekiyor"</h3>

<p><br />
Kurbanlıkların kesilmesinin ardından hisselere nasıl ayrılacağı ve kesim yerlerinin püf noktalarını göstererek anlatan Bulut, kesim işinin ehli insanlara verilmesinin önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Etlerini evlerinde doğramak isteyen vatandaşlara da uyarılarda bulunan Bulut, "Kurban etini evinde işlemek isteyen vatandaşlarımız da eklem yerlerinden kesip kıymalığını, biftekliğini, kuşbaşılığını ayırıp ayrı ayrı dolaplarına yerleştirmelidir. Kıymalıklarını mahalle kasabında çektirmeye özen göstermelidirler. Kıymayı bir gün sonra çektirmeleri daha uygun olacaktır. Çünkü etlerin bir gün dinlenmesi gerekiyor." diye konuştu.</p>

<h3>"Gıda terörüne etlerinizi teslim etmeyin"</h3>

<p><br />
Kurban Bayramı'nda farklı meslek gruplarının sokaklarda kıyma çektiğine dikkati çeken Bulut, şunları kaydetti:</p>

<p>"Kurban Bayramı geldiği zaman farklı meslek grupları kasap olmak istiyor. Depolarından kıyma makinelerini çıkarıyorlar. Senede bir kez kömürlüklerden, merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerden çıkan kıyma makineleri küflü, paslı bir şekilde hijyenik olmayan ortamlarda kullanılıyor. Sokak aralarında kapı önlerine konulup vatandaşların rastgele kurban etlerini çekiyorlar. Biz diyoruz ki gıda terörüne etlerinizi teslim etmeyin."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahalle kasaplarının, her gün mesai bitiminde kıyma makinelerini sıcak suyla yıkayarak sabaha hazır hale getirdiklerini belirten Bulut, "Merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerde kullanılan makinelerin soğutucuları bile yok. Soğutucusu olmadığı için o makineler bakteri ve mikrop üretiyor. Örneğin vatandaş güneş altında etini bazen farkında olmadan kokutuyor. Buralarda kıyma çekildiğinde ise ardından çekilen ete de bulaşıyor. Mesleği kasap olan biri kokmuş eti fark eder ve çekmez. Vatandaşlarımız oldubittiye getirip merdiven altı yerlerde kıyma çektirmesinler. Etlerini heder etmesinler." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/secimden-kesime-saklamadan-kiymaya-kurban-rehberi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/kurban-1-5.jpg" type="image/jpeg" length="60881"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atıksız mutfak iş birliği protokolü imzalandı]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/atiksiz-mutfak-is-birligi-protokolu-imzalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/atiksiz-mutfak-is-birligi-protokolu-imzalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Dr. Maliki Ejder Batur, TOGEMDER Başkanı Belma SEKMEN ve Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan tarafından imzalanan protokol ile; gıda israfına dikkat çeken ve sıfır atık bilincini yaygınlaştırmayı hedefleyen önemli bir süreç başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde büyüyen Sıfır Atık seferberliğinde İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Dr. Maliki Ejder Batur, TOGEMDER Başkanı Belma SEKMEN ve Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan tarafından imzalanan protokol ile; gıda israfına dikkat çeken ve sıfır atık bilincini yaygınlaştırmayı hedefleyen önemli bir süreç başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu iş birliği kapsamında düzenlenecek Instagram yarışmasında; katılımcılar atıksız mutfak anlayışını fotoğraf ve video içerikleriyle paylaşacak, en yüksek etkileşim alan 6 kişi Özyeğin Üniversitesi Le Cordon Bleu şefleri eşliğinde gerçekleştirilecek özel mutfak eğitimine katılma hakkı kazanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/atiksiz-mutfak-is-birligi-protokolu-imzalandi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/atiksiz-mutfak-1.jpg" type="image/jpeg" length="76359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4 yeni endemik yangıç türü keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/4-yeni-endemik-yangic-turu-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/4-yeni-endemik-yangic-turu-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk bilim insanları, halk arasında yan yüzmeleri nedeniyle 'yangıç' (Gammarus) olarak bilinen amfipoda grubuna ait 4 yeni endemik türü bilim dünyasına tanıttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Su Ürünleri Fakültesi İç Sular Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özbek öncülüğündeki ekip, Erzurum'da Aras Nehri, Kastamonu'da Sarpunalınca Mağarası, İzmir'de Homeros Vadisi ve Nif Çayı'nın kollarından topladıkları ve farklı olduklarını düşündükleri yangıç örneklerini inceledi.</p>

<p>Morfolojik ve moleküler incelemeler sonucunda söz konusu böceğin dünyadaki benzer türlerden farklı, bilim camiası tarafından bugüne kadar tanımlanmamış yeni türler olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Türler uluslararası hakemli bilimsel dergide yayımlanan makalelerle literatüre kazandırıldı.<br />
Nif Çayı'nda bulunan türe Özbek'in eski yüksek lisans öğrencisi Tufan Göktürk'e ithafen "Niphargus gokturki", Aras Nehri'nde Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nden Dr. Hazel Baytaşoğlu ve Dr. İsmail Aksu'nun müşterek çalışması sonucunda keşfedilene "Gammarus arasensis", Homeros Vadisi'ndeki su kaynaklarında tespit edilene de Prof. Dr. Hasan Musa Sarı'ya ithafen "Niphargus hasansarii" isimleri verildi.</p>

<p>Murat Özbek, Kastamonu'daki Sarpunalınca Mağarası'nda keşfedilen türü ise kızları Elif ve Eda'nın isimlerinden esinlenerek "Gammarus elifedae" olarak adlandırdı.</p>

<h3>24 yeni türü bilim dünyasına kazandırdı</h3>

<p><br />
Özbek, yaklaşık 30 yıldır sürdürdüğü çalışmalarda bugüne kadar 24 yeni türü bilim dünyasına kazandırdıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Bu yılki yürütülen araştırmalarda ise 4 yeni türün daha tanımlandığını belirten Özbek, şunları söyledi:</p>

<p>"Bu canlılar karideslere benzerlikleriyle bilinir. Temiz sularda yaşamayı sevdikleri için suyun kalitesi açısından birer göstergedirler. Dağ göllerinden yerin 1630 metre derinliğindeki mağara sularına kadar hemen hemen her yerde bulunabilirler. Ancak dışarıdan gözle ayırt edilmeleri mümkün değildir, mikroskop altında detaylı morfolojik incelemeler ve moleküler analizler gerektirir. Yeni türler ülkemize endemik türler. Bazı türler sadece bir mağarada var. Dünyada sadece bir mağarada var. Bunların korunması lazım. Çevremize özen göstermemiz lazım. Habitatlarının yok edilmemesi lazım."</p>

<p>Temel bilimler alanında yapılan bu keşiflerin biyoçeşitlilik için temel oluşturduğunu vurgulayan Özbek, türlerin gelecekte enzim araştırmaları veya farklı endüstriyel çalışmalara konu olabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/4-yeni-endemik-yangic-turu-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/yangic-1.jpg" type="image/jpeg" length="18425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban ibadetiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/kurban-ibadetiyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/kurban-ibadetiyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslam dünyası için büyük öneme sahip Kurban Bayramı, 27 Mayıs Çarşamba günü başlayacak. Bayram yaklaşırken ibadetle ilgili doğru bilinen yanlışlar yeniden gündeme geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumda sıkça karıştırılan uygulamaları 10 başlıkta açıklığa kavuşturdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müslümanların Allah'ın rızasını kazanmak için ibadet amacıyla belirli şartları taşıyan hayvanları usulüne uygun kesme işlemi Kurban Bayramı süresince gerçekleştirilecek.</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulundan alınan bilgilerle, kurban ibadetiyle ilgili doğru bilinen bazı yanlışlar 10 soruda derlendi.</p>

<h3>1 - Kesim gerçekleşmeksizin yalnızca bağışta bulunmak veya sadaka vermek kurban ibadeti yerine geçer mi?</h3>

<p><br />
Kurban ibadetinin yerine getirilmesi için gerekli şartları taşıyan bir hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesi şarttır. Kesim gerçekleşmeksizin yalnızca bağışta bulunmak veya sadaka vermek kurban ibadeti yerine geçmez. Bu bağlamda "kesimsiz kurban bağışı" adı altında yapılan bağışların hiçbir dini dayanağı bulunmamakta olup söz konusu bağışlar kurban sayılmaz.</p>

<h3>2 - Bir kurban hissesine birden fazla kişi ortak olabilir mi?</h3>

<p><br />
Bir kurban hissesi yalnızca bir kişi içindir. İmkanı olmayan birden fazla kişinin, tek kişilik bir hisseye ortak olabileceği anlayışı dinen doğru değildir. Aynı hisseye birden fazla kişinin ortak olması halinde kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Bu bağlamda vekaletle kurban kesen kuruluşlar kendi adlarına değil, sadece vekalet veren kimseler adına kurban kesebilir.</p>

<h3>3 - Kadınlar kurban kesebilir mi?</h3>

<p><br />
Kadınların kurban kesim işlemini yapamayacağı anlayışı doğru değildir. Kesme becerisine sahip kişi, erkek veya kadın olsun, kurban kesimini gerçekleştirebilir.</p>

<h3>4 - Büyükbaş kurbanlıkların hissedar sayısının tekli sayılarda mı olması gerekiyor?</h3>

<p><br />
Büyükbaş bir kurbanlığın hissedar sayısının mutlaka 3, 5, 7 gibi tekli sayılarda olması gerektiği anlayışı doğru değildir. Bir büyükbaş hayvana 7 kişi ortak olabildiği gibi 6 veya daha az kişi de ortak olabilir.</p>

<h3>5 - Kurban etlerinin mutlaka 7 fakire mi dağıtılması gerekiyor?</h3>

<p><br />
Kurban etlerinin mutlaka 7 fakire dağıtılması gerektiği anlayışı doğru değildir. Kişi, kurbanını kesmesinin ardından bunun bir kısmını ihtiyaç sahiplerine, bir kısmını akraba ve komşularına verdikten sonra geriye kalan kısmını kendi evi için kullanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>6 - Yolculuk halinde olanların kestiği kurbanlar geçerli mi?</h3>

<p><br />
Seferi (yolcu) olanın kestiği kurbanın geçersiz olduğu anlayışı doğru değildir. Bir kimsenin misafir olarak gittiği köyünde veya başka bir yerde kestiği kurban geçerlidir. Bu şekilde kurban kesen kişinin, daha sonra bayram günleri içinde yaşadığı yere dönünce yeniden kurban kesmesi gerekmez.</p>

<h3>7 - Kurban kanı alna ya da araç lastiğine sürülür mü?</h3>

<p><br />
Kurban kanının, alna veya araba tekerleği gibi eşyalara sürülmesi inancı yanlıştır.</p>

<h3>8 - Hazreti Muhammed adına kurban kesilebilir mi?</h3>

<p><br />
İnsanların bir araya gelerek topluca Hazreti Peygamber adına bir kurban hissesine girmeleri şeklinde bir uygulama İslam'da mevcut değildir.</p>

<h3>9 - Kabir veya ölü kurbanı kesilebilir mi?</h3>

<p><br />
İslam'da "kabir kurbanı" veya "ölü kurbanı" adıyla bir kurban türü bulunmamaktadır. Ölenin vasiyeti yoksa onun adına kurban kesilmesi gerekmez.</p>

<h3>10 - Adak, akika ve şükür kurbanlarında yaş şartları gerekli değil mi?</h3>

<p><br />
Kurbanlık hayvanın taşıması gereken vasıflar ve kesimle ilgili diğer hükümler, bütün kurban çeşitlerinde aynıdır. Bu itibarla toplum arasındaki adak, akika veya şükür olarak kurban edilecek hayvanlarda yaş gibi bazı şartların gerekli olmadığı inancı yanlıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/kurban-ibadetiyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2025/04/kurban-1.jpg" type="image/jpeg" length="19093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yuva şenlendi: Yaren leyleğin yavruları yumurtadan çıktı]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/yuva-senlendi-yaren-leylegin-yavrulari-yumurtadan-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/yuva-senlendi-yaren-leylegin-yavrulari-yumurtadan-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'nın Karacabey ilçesinde balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu dostlukla tanınan Yaren leyleğin yavruları yumurtadan çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkçı Yılmaz ile kurduğu dostluk hikayesiyle tanınan Yaren, 15'inci yıl da kilometrelerce mesafe katedip Avrupa Leylek Köyleri Birliği üyesi Eskikaraağaç'taki yuvasına geldi.</p>

<p>Göl manzaralı yuvasına yerleşen Yaren'in yavruları yumurtadan çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş, yavruların yumurtadan çıktığını sosyal medya hesabından, "Yaren'in dün itibarıyla ilk yavrusu yumurtadan çıktı. Ebeveynler hemen yavruyla ilgilenmeye başladılar. Tam göremiyoruz ama sanırım 3 veya 4 yavrumuz olacak bu yıl." sözleriyle paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/yuva-senlendi-yaren-leylegin-yavrulari-yumurtadan-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/05/yaren-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="25607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin 10 yıllık aile ve nüfus yol haritası 2 Mayıs'ta açıklanacak]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/turkiyenin-10-yillik-aile-ve-nufus-yol-haritasi-2-mayista-aciklanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/turkiyenin-10-yillik-aile-ve-nufus-yol-haritasi-2-mayista-aciklanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının katkılarıyla, Türkiye'nin gelecek 10 yıllık aile ve nüfus politikalarının belirlenmesi için hazırlanan "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi", 2 Mayıs'ta İstanbul'da gerçekleştirilecek programla kamuoyuna tanıtılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının katkılarıyla hazırlanan, insan odaklı ve aile merkezli anlayışla bütüncül bir yol haritası sunacak olan "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi"nde çalışmalar tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'nin gelecek 10 yıllık aile ve nüfus politikalarını belirlenmesi için hazırlanan "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımının beklendiği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın da bulunacağı 2 Mayıs'ta İstanbul'da gerçekleştirilecek tanıtım programında kamuoyuyla paylaşılacak.</p>

<p>Aile ve nüfus yapısındaki değişimleri çok boyutlu bir şekilde ele alarak uzun vadeli bir politika ufku ortaya koymayı amaçlayan Vizyon Belgesi, aynı gün Resmi Gazete'de yayımlanacak Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girecek, tüm kamu kurum ve kuruluşları için bağlayıcı bir politika çerçevesi niteliği kazanacak.</p>

<h3>"Türkiye'nin Ritmi: Hikayemiz Yarım Kalmayacak" kamu spotunun ilk gösterimi</h3>

<p><br />
Öte yandan, "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi" tanıtım programında, "2025 Aile Yılı"na katkı sağlayanlar ile kısa film ve fotoğraf yarışması birincilerine ödülleri takdim edilecek.</p>

<p>Programda ayrıca "Türkiye'nin Ritmi: Hikayemiz Yarım Kalmayacak" başlıklı kamu spotunun ilk gösterimi yapılacak, nüfus dinamizminin önemine, ailenin yaşamdaki merkezi yerine ve kuşaklar arası bağın değerine dikkat çekilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/turkiyenin-10-yillik-aile-ve-nufus-yol-haritasi-2-mayista-aciklanacak</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/03/koruyucu-aile-1.jpg" type="image/jpeg" length="25356"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[23 Nisan'a özel hazırlanan 'Gazete Çocuk'un 3. sayısı yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/23-nisana-ozel-hazirlanan-gazete-cocukun-3-sayisi-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/23-nisana-ozel-hazirlanan-gazete-cocukun-3-sayisi-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğince, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na özel olarak çıkarılan "Gazete Çocuk", 3. sayısıyla okurlarla buluştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na özel hazırlanan gazetede çocukların kaleminden çıkan yazılar, şiirler, resimler ve röportajlar yer alıyor.</p>

<p>Gazetenin başyazısını kaleme alan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Nisan'ın, çocukların sesinin dünyaya duyurulduğu çok özel bir gün olduğuna dikkati çekerek, bu anlamlı mirasın çocuklara emanet edilen büyük bir sorumluluk taşıdığını vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Çocukların düşünen, sorgulayan, kendini ifade edebilen bireyler olarak yetişmesinin önemine işaret eden Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda çocukların fikir ve hayallerine büyük değer verdiklerini dile getirdi.</p>

<p>Tekin, bu kapsamda nisan ayı boyunca "Maarifin Kalbinde Çocuk" temasıyla yürütülen çalışmaların da çocukların milli egemenlik, demokrasi ve hukuk devleti bilinciyle yetişmesine katkı sunduğuna dikkati çekti.</p>

<h3>"Her fikriniz bizlere yeni bakış açıları kazandırıyor"</h3>

<p><br />
Bakan Tekin, Gazete Çocuk'un yalnızca bir yayın olmadığını belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>"İletişimin bu denli çok yönlü ve çok hızlı sürdürüldüğü bu dijital çağda basın ve yayın organları çok önemli bir köprü görevi görmekte. Düşüncelerinizi özgürce ifade edebilmeniz, yaşadığınız dünyayı anlatabilmeniz ve sesinizi duyurabilmeniz için başta gazete ve dergiler olmak üzere her türlü kitle iletişim aracı bu bakımdan çok kıymetli. İşte bu minvalde sizlerden gelen eserler, fikirler, görüş ve önerilerle hayat verdiğimiz Gazete Çocuk da sadece bir yayın olmakla kalmadı. Aynı zamanda güzel ülkemizin neredeyse her şehrinden ses veren öğrencilerimizin kaleminden dökülen duyguların, fikirlerin, paletlerinden akan renklerin, resimlerin ve hayallerin yükseldiği kıymetli bir platform kimliği kazandı.</p>

<p>Gazetemizin bu sayısında da sizleri dinlemek, anlamak ve düşüncelerinize kulak vermek, geleceği inşa etme yolculuğumuza değer kattı, çünkü sizler bugünün söz sahibi, yarının büyükleri olacaksınız. Her yazınız, her çiziminiz, her fikriniz ve her eseriniz bizlere yeni bakış açıları kazandırıyor. Tüm gayretleriniz için size ve sizlere rehberlik eden öğretmenlerimize teşekkür ediyorum."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Emanetiniz aziz, sorumluluğunuz kıymetlidir"</h3>

<p><br />
23 Nisan'ın dünyada yazılmış ender başarı hikayelerinden biri olduğuna vurgu yapan Tekin, şöyle devam etti:</p>

<p>"Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere 'cumhuriyet' hikayesini yazarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı ülkemin çocuklarına armağan eden tüm ecdadımızı rahmet ve minnetle yad ediyorum. Emanetiniz aziz, sorumluluğunuz kıymetlidir. Yürüyeceğiniz tüm yollarda Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm gücüyle daima yanınızda olmaya devam edeceğiz. Muhabbetle gözlerinizden öperim. Bayramınız kutlu ve umutlu olsun."</p>

<h3>"Yıllar Geçer, Çocuklar Büyür, Dünya Değişir, 23 Nisan Ruhu Değişmez"</h3>

<p><br />
Gazetenin bu sayısında, konuk gazeteci Hande Fırat tarafından gerçekleştirilen 23 Nisan özel röportajında "Caribou Matematik Yarışması"nda dünya birincisi olan 8. sınıf öğrencisi Ertuğrul Ege Kaya'nın hikayesi de yer aldı.</p>

<p>Röportajda, disiplin, azim, merak ve hayal kurmanın başarı yolculuğundaki önemi, çocukların ilham alabileceği bir anlatımla paylaşıldı.</p>

<p>"Yıllar Geçer, Çocuklar Büyür, Dünya Değişir, 23 Nisan Ruhu Değişmez" başlığı altında, gazetenin ilk sayısında 23 Nisan'a ilişkin düşüncelerini paylaşan çocukların, iki yıl sonraki görüşlerine yeniden yer verildi.</p>

<p>Gazetede ayrıca öğrencilerin kaleminden çıkan "Dünyada Barış ve Umut" temalı yazılar, yarışmalarda dereceye giren eserler, şiirler, bulmaca ve etkinliklerle çocukların hayal dünyasını zenginleştirmeye yönelik içerikler yer aldı.</p>

<p>Editör yazısında, MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Yılmaz Güney'in satırlarıyla Gazete Çocuk'un her sayısında çocukların katkılarıyla daha da zenginleştiği vurgulanarak, seslerini daha geniş kitlelere ulaştırmanın önemli bir sorumluluk olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p>Gazete Çocuk'un 3. sayısına "meb.gov.tr" adresinden erişilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/23-nisana-ozel-hazirlanan-gazete-cocukun-3-sayisi-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/04/gazete-cocuk-meb-1.jpg" type="image/jpeg" length="76883"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan sosyal medya düzenlemesine destek]]></title>
      <link>https://www.milatgazetesi.com/uzmanlardan-sosyal-medya-duzenlemesine-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milatgazetesi.com/uzmanlardan-sosyal-medya-duzenlemesine-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (SODİGEM) Müdürü Prof. Dr. Adile Aşkım Kurt, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin çocukları korumak adına olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Kurt, farklı ülkelerde 15 ya da 16 yaşın kritik yaş sınırı olarak alındığını belirterek, böylelikle çocukların gelişime katkı sağlayabilecek içeriklerle bir arada olmasının hedeflendiğini ifade etti.</p>

<p>Sosyal ağlara ilişkin uygulamaların gelişim çağındaki çocuklar üzerindeki etkisini değerlendiren Kurt, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bizim 'prefrontal lob' (ön beyin) dediğimiz kısımda özellikle gelişme çağındaki çocukların karar verme, problem çözme ya da sosyal ilişkilerini düzenleme gibi süreçleri, henüz bu kritik yaşlarda tam oturmuyor. Sosyal medya platformlarının ya da dijital oyunların dopamin döngüsü içerisinde çocukları kendi egemenliği altına almaya çalışmasıyla çocuklar burada üretici konumdan ziyade tüketici konumunda yer almaktadır. Çocukların bu platformlarda beyinlerinin büyük bir kısmını da kullanmamaları ilerleyen yaşlarda sıkıntı yaratabileceği için bunu önlemeye yönelik bir çalışmadır. Aynı zamanda çocuklarımızın dijital mecralarda karşılaşabileceği siber zorbalık, siber taciz gibi olumsuz durumların önüne bir nebze geçebilmek adına uygulanmaya çalışılan bir yasa olarak karşımızda duruyor. 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi çocukları korumak adına olumlu bir gelişme."</p>

<h3>"Sistem, kişiye özgü oluşturulan kriptolanmış dijital anahtar üretecek"</h3>

<p><br />
Kurt, yasalaştırma sürecinin iki ayrı platform için düzenleme gerektirdiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:</p>

<p>"Biri, sosyal medya ağları. Diğeri de dijital oyunlar. Dijital oyunlar için derecelendirme sistemine uygun olarak oyunları platformlarında sunmaları isteniyor. Yasa, eğer derecelendirilmemiş bir oyunla çocukların karşısına çıkılacaksa da en yüksek derecelendirmeden işlem görmesini talep ediyor. Sosyal medya platformlarında ise 15 yaşını doldurmuş kişilerin bunu teyit ederek bu platformlara girmeleri isteniyor. Kişi, bu platformlara girmek istediğinde e-devlet bağlantılı bir sisteme dahil olarak, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve e-devlet şifresiyle birlikte giriş yapacak. Sistem, kişiye özgü oluşturulan kriptolanmış dijital anahtar üretecek. Üretilen dijital anahtar sosyal medya platformuna ya da oyun platformuna girilerek birey eğer 15 yaş üstündeyse kullanıma açılacak."</p>

<p>Dijital oyun sektöründe 100 binden ya da sosyal medyada 10 milyondan fazla kullanıcısı olan platformların bu kurala uymak durumunda olacağını vurgulayan Kurt, "Eğer uyum sağlanmazsa önce reklam azaltma ardından da yüzde 50 ile yüzde 90'a varan oranda bant daraltma işleminin gerçekleştirileceği ifade ediliyor. Bu bant daraltma işlemi zaten kişinin hazırladığı bir videoyu ya da fotoğrafı çok uzun sürede yüklemesi anlamına geliyor." diye konuştu.</p>

<h3>"Ailelerin dijital ebeveyn olması gerekiyor"</h3>

<p><br />
Kurt, çocukların sosyal medya platformlarına yaş doğrulamasıyla giriş yapmasının herhangi bir şey üretmeden sadece tüketim yerine daha efektif vakit geçirmeleri ya da üretici konumda olmalarının sağlanabileceğine işaret etti.</p>

<p>"Çocukların sonsuz dopamin döngüsünden bir nebze uzak tutulması ruhsal ve eğitsel bağlamda korunmalarını sağlar." diyen Kurt, şöyle devam etti:</p>

<p>"Sadece devletin aldığı bu tedbirlerle yetinmemek gerekiyor. Ailelerin de bilinçli olması gerekiyor. Ailelerin günümüzde artık, dijital ebeveynler olması gerekiyor. Toplumun dijital okuryazarlık becerileriyle donatılması gerekiyor. Çocuğun da katkı sağlayacağı bir sosyal medya kullanım kuralları listesi oluşturulması, ailenin çocukla bu platformun ona sağlayacağı faydaların yanı sıra olası riskleri veya zararlarını açık konuşmaları gerekiyor. Çok küçük yaşlardan itibaren açık ve etkili iletişimle çocukların daha sağlıklı bir biçimde bu platformlarda yer almaları sağlanabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Hayat</category>
      <guid>https://www.milatgazetesi.com/uzmanlardan-sosyal-medya-duzenlemesine-destek</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milatgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/milatgazetesi-com/uploads/2026/02/sosyal-medya-begeni-cocuk-1.jpg" type="image/jpeg" length="49991"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
