Ruh sağlığımız

Tam bir cinnet toplumu olmaya doğru gidiyoruz. Gün geçmiyor ki şaşırtan olaylar olmasın. Hangi birinden bahsetsem?

Adam 45 yaşına gelmiş. 3 ila 20 yaş arası 7 çocuğu var. Eşini, 7 çocuğunu terk etmeden 16 yaşında bir kızın peşine düşmüş, onunla evlenmek istiyormuş. "İki eşim olsun istiyorum, ne var bunda?" diyor. Akıl sağlığı yerinde olamaz diyorsunuz, gerçekten inceleyince öyle çıkıyor.

Bir başka olay: Teyzesinin çocuğu olmamış, evini yeğenine vermiş. Dünyada bir mülkü olsun, kimseye muhtaç olmasın istemiş. Delikanlı ise bir gün birden gidip oturdukları daireyi Kızılay'a bağışlamış. Niçin diye sorulduğunda sevap diye cevap veriyor. Halbuki kendisinin ihtiyacı var, üstelik maddi durumu bozuk diye teyzesinin verdiği daire bu. Bakıyorsunuz, akıl sağlığı bozuk. Şizofren bir hasta ile karşılaşıyorsunuz.

Bir genç, babasına tutturmuş, "Bana eşek al" diye. Neden eşek istediğini soruyorsunuz. "Kur'an'da binek olarak at, deve ve eşekten bahsediliyor. İstanbul caddelerinde deve ve at kullanmak mümkün değil. Ama eşek olabilir." şeklinde cevap veriyor. Kendisine "Bak, ulema bunu binek diye yorumlamış. Otomobil alsa neden olmasın?" diye soruyorum. "Ölçü Kur'an'dır. Kur'an'da ayet varken olmaz, önce Kur'an." diyor. Belli ki ruh sağlığı bozuk bu gencin de.

Bir başkası, üstelik profesör unvanı da var. Güya İstanbul'u fethederek Hıristiyanların elinden alan, Ayasofya'yı kiliseden camiye çeviren, hatta cami olmaktan çıkaranlar için ağır bedduayı kayda geçiren Fatih Sultan Mehmet Han Müslüman değil Hristiyan'mış. Araştırın inceleyin muhakkak bu kişinin de ruh sağlığında problem vardır.

Daha hangisinden bahsedeyim? Medyaya, sosyal medyaya baktığımızda içimiz kararıyor, moralimiz bozuluyor. Saymaya yerimiz müsait değil.

Rabbim aklımıza mukayyet olsun…