Daha bir kaç hafta öncesinde güllük gülistanlık bir ortamda G20 ülkeleri birbirleri arasında ortak ekonomik ve stratejik görüşmelerini gerçekleştirmişler, geleceğe yönelik gizli ajandalarını da kimsenin ruhu duymadan özel odalarda paylaşmışlardı.
Şimdi asıl üzerinde durulması gereken konunun, bu G20 zirvesinde ülkelerin kendi aralarında hangi planları görüşmüş olabilecekleriydi.
Bir başka önemli nokta da Putin önderliğinde Rusya'nın elinin ve kolunun bağlı olduğuna inancım. Eğer böyle olmasaydı, gururu incinen bir ayının ne kadar tehlikeli olabileceğini görürdük, oysa ticari ilişkilerin göstermelik olarak askıya alınmasından öte ciddi bir girişimde bulunulmadı.
Son yıllarda Akdenize inmek için fırsat kollayan bir gücün eline kolay kolay geçmez bir fırsat geçmişti, bunu sonuna kadar kullanabilirdi.
Meselenin sadece basit bir savaş uçağı düşürmekle sınırlı olmadığını zaman içerisinde göreceğiz.
Rusya'nın son zamanlarda Avrupa Birliğine ve ABD'ye meydan okuyucu tavırları ve özellikle Ukrayna ve Kırım meselelerinde gösterdiği duruş, gizli planların kapılar arkasında konuşulmasına sebep olmuş olabilir. Güçlü bir Rusya'nın, gittikçe güçlenen bir Türkiye'nin varlığı Avrupa'yı rahatsız ettiği gibi ABD çıkarlarını da rahatsız ederdi.
Özelikkle Rusya'nın Batı'ya karşı zaten enerji krizinde radikal kararlar alıp Türkiye üzerinden çözüm sunmuş olmasını da Batı dünyası unutmuş değildi.
Acaba Batı dünyası Rusya'ya karşı doğrudan tavır alma cesaretini gösteremediği için Türkiye üzerinden mi oyunu sürdürmek istiyor sorusunu da gözardı etmemek gerekir.
Akla gelebilecek bütün taktikler devreye sokulmasına rağmen Türkiye bir türlü ateşin ortasına atılamamış, bir türlü Batı'nın ve Doğu'nun oyununa gelmeyerek ferasetle hareket edebilmişti, bu da ayrı bir konu.
Neden daha önce değil de özellikle şimde G20 zirvesinden sonra bir savaş uçağı düşürülmek durumunda kalındı? Rusya oyuna mı getiriliyor, yoksa bir yere mi koşu(lu)yor acaba?
Gizli kapılar ardında Obama ve Putin neler konuşmuştu, neyin hesaplarını yapmışlardı bilmiyoruz. İçimizdeki hainleri de düşününce çok dikkatli olmakta fayda var.
Hernekadar Rusya ve ABD karşı iki blok gibi görünseler, Avrupa da bunun içinde, sonunda hepsi aynı milletten, düşmanımın düşmanı dostumdur denilecek bir durum yok ortada. Hepsi gerçek anlamda İslam'ın ve Müslümanlar'ın açık yada gizli düşmanları.
Buna İran'ın da dahil olduğunu görmek en üzücü taraf. Nükleer görüşmelerle susturamayacaklarını anladıkları İran'ı belki de bu şekilde susturmayı, olası bir kutuplaşmada Rusya ile birlikte ateşin içine atmayı hedeflemişler de olabilir.
Gerçi İran'ın tarih boyunca Sünni düşmanlığını göz önünde bulundurursak, Batı'dan daha az tehlikeli olduğunu söylemek yanıltıcı olabilirse de, Müslüman olmalarından dolayı ehveni şer kategorisinde görmeyi istemek de aldatıcı olabilir mi acaba?
Rusya bu saatten sonra Akdeniz'in sıcak sularında at oynatabilmek için daha fazla neden bulacak ve Suriye'yi kendine tarla edinecek belki de.
Bunun yanında, silah üreten ülkelerin bu çatışmalarda elde edecekleri muhtemel payı da göz önünde bulundurursak yeni oluşumların, ve kutuplaşmaların olacağı kesin.
Endişeye gerek olmadığının farkındayız elbet. Onların bir hilesi var ise Allah'ın (cc) da bir hilesi vardır. Bize düşen elimizden geleni yapacak staratejileri üretmekte, gerisi zaten olacağına varır.
Bu uçak krizinin bize kazandırdığı en önemli faydalardan biri, hiç şüphesiz içimizdeki koyun postuna bürünmüş ayıların, Rus hayranlarının, ortaya çıkarılması oldu. Meğerse ülkemizde ne kadar da ayı varmış da bilmiyormuşuz. Ülkemizin sınırlarını taciz eden bir ülkenin savaş uçağını düşürmemize rağmen, düşman lehine apaçık utanmadan yorumlarda bulunabilenlerin cüretkarlıklarını neye yormalı?
Hain damgasını yiyeceklerini bile bile bu ihaneti göze alabilmelerinin arkasındaki gizli dayanak ne olabilir acaba?
Her neyse, sonuç olarak Rusya yaptığı hatayı anlayıp, kuzu kuzu özür dilemekten başka çaresi kalmayacak diye düşünüyorum eğer ayılığında ısrar etmezse.