Rusya’daki ‘Osmanlı Mirası’nı Unutmadık

Türkiye, son yıllarda kültür diplomasisi alanında kararlı adımlar atarak ABD, Almanya ve İngiltere gibi pek çok ülkeden tarihî ve kültürel varlıklarını geri kazandırmayı başardı. Ancak akademik araştırmalar, Çarlık Rusyası döneminde Osmanlı topraklarından Rusya’ya götürülen eserler konusunda oldukça farklı ve çözümsüz bir tablo ortaya koyuyor. Araştırmalara göre, bugün hâlâ Moskova ve St. Petersburg’daki müze ve kütüphanelerde muhafaza edilen bu paha biçilmez eserlerden Türkiye’ye resmî olarak iade edilen tek bir parça dahi bulunmuyor.

TÜRKİYE KAÇIRILAN ESERLERİN PEŞİNDE

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uluslararası alanda yürüttüğü başarılı iade süreçlerine karşın, Rusya’daki Osmanlı mirasının durumu hukuki ve diplomatik açıdan farklı bir boyutta seyrediyor. Selçuk Üniversitesi bünyesinde Nazım Yılmaz tarafından hazırlanan “Türkiye’den Rusya’ya Götürülen Eski Eserler (1839-1917)” başlıklı yüksek lisans tezi, dönemin şartlarında gerçekleşen bu büyük transferi tüm ayrıntılarıyla belgeliyor. Tezde sunulan verilere göre, özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında Trabzon, Erzurum ve Doğu Anadolu’nun işgali sürecinde yaklaşık 2 bin el yazması eser ile sayılamayacak kadar çok arkeolojik buluntu Rusya’ya taşındı. Eserlerin Rus topraklarına nakledilmesinde, 1894 yılında İstanbul’da kurulan Rus Arkeoloji Enstitüsü’nün Osmanlı coğrafyasında yürüttüğü araştırma ve kazı faaliyetleri belirleyici bir rol oynadı.

NE KADAR ESER GÖTÜRÜLDÜ?

Akademik çalışmalarda, Rusya’ya götürülen eserlerin kesin sayısını belirlemenin mümkün olmadığı vurgulanıyor. Bazı eserlerin dönemin resmî izinleri ve fermanlarıyla, büyük bir bölümünün ise savaş hengamesi ve işgal koşulları sırasında çıkarılmış olması bu durumun temel nedenidir. Arşiv kayıtları ile Rusya’daki Ermitaj ve Puşkin müzelerinin katalogları incelendiğinde öne çıkan tespitler şunlardır: Trabzon, Erzurum, Kars ve Doğu Anadolu’nun Rus işgali altında kaldığı dönemde kilise, manastır, cami ve kazı alanlarından toplanan on binlerce arkeolojik eser, antik sikke, mühür ve küçük boyutlu heykel Rusya’ya götürüldü. 1916 işgali sırasında yaşananlar rastgele bir yağma hareketi değildi. Rus Bilimler Akademisi, işgal bölgelerindeki tarihî varlıkları sistemli biçimde toplamak ve St. Petersburg’a aktarmak amacıyla ünlü Bizans uzmanı Fyodor Uspenskiy liderliğinde özel arkeoloji heyetleri ve komisyonlar görevlendirmişti. Yaşanan süreç, devlet eliyle planlanmış kurumsal bir kültür nakli operasyonuydu.

YÜZLERCE EL YAZMASI ESER

Doğu Anadolu ve Karadeniz’deki tarihî kütüphanelerden toplanan Bizans, erken Hristiyanlık ve Osmanlı dönemlerine ait yüzlerce el yazması eser, bugün St. Petersburg’daki Rusya Millî Kütüphanesi ve Rusya Bilimler Akademisi koleksiyonlarında bulunmaktadır.

ANITSAL KİTABELER

Suriye’nin Osmanlı toprağı olduğu dönemde Palmira Antik Kenti’nden çıkarılan devasa taş kitabeler de Rusya’ya nakledilen en önemli anıtsal eserler arasında yer almaktadır. Sarmısaklı İncili: Kayseri’nin Sarmısaklı köyünden 1896 yılında satın alındığı belirtilen ve 6. yüzyıla tarihlenen, mor parşömen üzerine gümüş ve altın mürekkeple yazılmış “Codex Purpureus” (Sarmısaklı İncili), bugün Rusya Millî Kütüphanesi’ndedir. Eserin Anadolu’dan St. Petersburg’a ulaştırılma kanalları hâlâ gizemini korumaktadır. Trabzon Hazineleri: 1916-1917 yıllarındaki Rus işgali sırasında Trabzon’daki Ortahisar, Ayasofya ve Yeni Cuma camilerinden 500’den fazla el yazması ve arşiv belgesi götürüldü. Sadece Ortahisar Camii’nde muhafaza edilen yaklaşık 30 ton ağırlığındaki (200 sandık) Osmanlı arşiv belgesi Rus ordusu tarafından taşınmıştır. Van Koleksiyonu Ve Çiniler: Van ve çevresinden 1289 el yazması Rusya’ya taşınmış, ayrıca Hüsrev Paşa Camii’ne ait 300 metrekarelik paha biçilmez çini sökülerek nakledilmiştir.

İADE EDİLEN ESER VAR MI?

Nazım Yılmaz’ın araştırması ve diplomatik veriler, Rusya’da bulunan bu geniş mirasın tek bir parçasının dahi bugüne kadar Türkiye’ye resmî olarak iade edilmediğini ortaya koyuyor. Türkiye; Almanya, ABD ve Fransa ile yürütülen süreçlerde önemli başarılar elde ederken, Rusya ile benzer bir iade süreci gerçekleşmemiştir. Diplomatik açıdan en çarpıcı nokta 1929 yılında yaşanmıştır. Türkiye, iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde İstanbul’daki kapatılan Rus Arkeoloji Enstitüsü’ne ait yaklaşık 26 bin ciltlik kütüphane koleksiyonunu Sovyetler Birliği’ne teslim etmiştir. Buna karşın Rusya, Doğu Anadolu’dan götürülen 30 tonluk arşiv belgesini veya el yazmalarını “savaş ganimeti” ve “diplomatik hediye” sayarak tek bir sayfasını dahi geri vermemiştir. Rus tarafı ise uluslararası alanda eserlerin dönemin hukukuna uygun fermanlar veya izinlerle edinildiğini savunmaktadır.

RUSYA’DA BULUNDUĞU BELİRTİLEN ESERLER

Akademik yayınlarda ve resmî kataloglarda Rusya’da bulunduğu kesinleşen başlıca eserler şunlardır: Palmira Gümrük Tarifesi Anıtı: Palmira kökenli olup Ermitaj Müzesi’ndedir. Sarmısaklı İncili: Kayseri kökenli olup Rusya Millî Kütüphanesi’ndedir. İyi Çoban İsa Heykeli: Anadolu kökenli olup Ermitaj Müzesi’ndedir. Bizans Mühürleri ve Sikkeleri: İstanbul-Trabzon kökenli olup Ermitaj ve Devlet Tarih Müzesi’ndedir. Trabzon Manastır Yazmaları: Trabzon kökenli olup Rusya Bilimler Akademisi’ndedir. III. Selim’in Hediye Ettiği Türk Çadırı: Osmanlı Sarayı kökenli olup Ermitaj Müzesi’ndedir.

TROYA HAZİNELERİ

Almanya’nın Osmanlı’dan kaçırdığı Troya Altınları, II. Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordu tarafından Berlin’den Moskova’daki Puşkin Müzesi’ne taşınmıştır. Rusya, 50 yıl boyunca varlığını reddettiği bu “çifte kaçak” mirası ancak 1993 yılında kabul etmiştir.