Sabah namazında camide bir çocuk görmek ne güzeldir. Sabah namazında babasıyla namaz kılan bir çocuk görmek ne güzeldir. Şanlıurfa'da babalar sabah namazında çocuklarla buluştu. Çocuklar çok mutluydu Babalar da. Sabah kahvaltısını camide yaptılar. Oyuncakları camide aldılar. Caminin bahçesinde oynadılar babaları sohbet ederken..
İstanbul Çamlıca Camii, Ankara Hacı Bayram Camii gibi seksen bir vilayetimizde Babalar ve Çocuklar Sabah namazında Camide buluştu. Şanlıurfa Ahmet Kaysı Camii de bu tarihî ana şahitlik etti. Şimdiki fidanlar, geleceğin olgun ve meyvalı ağacı olmalıydılar. İçtimai hayatımızın başlangıç noktası camilerimizi boş bırakmaya gelmez.
Cami duvarlarının dibinde daha çok anneleriyle dilenen masum çocukları görünce içim cız ediyor. Onlara çoğu zaman gidip bir sıcak ekmek almışımdır. İmkanım el verdiğinde başka şeyler de. Biliyorum ki onların ihtiyaçları vardır ama birilerince de zorla dilendiriliyorlardı. Onlara ekmek ya da başka bir şey aldığımda etrafıma bakıyordum. Onları dilendirenler çıkar mı meydana. Ki ağızlarının tam ortasına bir yumruk indireyim diye. Cami duvarlarında fıtratları bozulmamış bu tertemiz yavrucukları görünce. Allah'ım bu emanetinizi nasıl koruyacağız diye beynim karıncalanıyordu. Ümmetin derdiyle dertlenmek buna denir.
Küçükken babamız bizi sadece yatsı namazına götürürdü. Çoğu zaman bu yatsı namazları Ramazan aylarına denk düşen yatsı namazlarıydı. O zamanlar hem teravih hem de yatsıyı kılardık. Küçükken babamız bizi bir sabah namazına götürmemişti. Nedendi acaba!
Nereden çıktı bu mesele? Şimdilerde modern zaman ve modern aletler her tarafımızı sarmış. Biz camide yokmuşuz cami de bizde yokmuş. Bir bilinmez hayat hikayesinin girdabına dalmaktayız. Delikanlı çağımızda gah gittiğimiz gah gidemediğimiz sabah namazlarında bir de bakıyoruz ki durum vahim. Geleceğimizi inşa ederken bugünleri boş bırakmamalıyız. Camilerimizde sabah namazları imamın dışında mahalle bekçileri varsa devriye gezen polislerce kılınıyor. Tatlı rüyaları, bölemiyoruz, tatlı uykulardan kalkamıyoruz. Rüya iklimine giren, rüya alemine dalan ve çıkamayan melankolik bir tabiata dönüşmüştü tabiatımız.
Sabah namazında bir çocuk görmek varlık sebebimizdir. Sabah namazına bir çocuk götürmek, kendi çocuğumuzu götürmek bizim görevimiz olmalı. Nasıl ki her şartta Hakkı tutup kaldırıyorsak çocuklarımızı da sabah namazına kaldırmalıydık. Gelecekte zalimin karşısında mazluma el olmak için. Yeni dünyada yeni adaletimizin hedefi çocuklarımızı sabah namazına götürmek olacaktır.
Sabah namazının daha doğrusu namazın felsefesini anlatmalıyız çocuklarımıza. Sabah namazında vav gibi eğilip elif gibi doğrulduğumuzda bunun kamet ve rüku olduğunu bilmeliyiz. Ve çocuklarımıza söylemeliyiz. Her şeye karşı dik duracağız ama Allah'a karşı eğileceğiz.
Şair Rıza Yorulmaz'ın tabiriyle
Kimimiz çocuklarımızı getiremeden geldik,
Kimimiz çocukları getiremediğimiz için gel(e)medik.
Şimdi, düşünme vakti...Bu gidiş, gidiş midir? Hayır. O zaman kalkın, çocuklarımızı sabah namazına götürelim. Bir çocuğun aklını, kalbini, zihnini, amelini müsbet yöne çevirebilirsek ne mutlu.
Not: Cihannüma Derneği'nin Türkiye genelinde Diyanet İşleri Başkanlığı ile ortak düzenlediği "Babalar ve çocuklar sabah namazında buluşuyor" programı dolayısıyla Şanlıurfa'da icra edilen programda Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi sabah namazına gelenlere çorba ikram etti. Çocuklara oyuncak dağıttı, Diğer hayırseverler de çocuklar için şeker ve çikolata tarzında ikramlarda bulundu. Bütün Sivil Toplum Kuruluşlarına müteşekkiriz. Bu güzel haslete vesile olan katkıda bulunan herkesten Allah razı olsun.