Sağlık Bakanlığı'nda neler oluyor?

0

Geçtiğimiz gün Milat ekibi olarak Sağlık Bakanı Recep Akdağ'la kahvaltılı toplantıda bir araya geldik. Çeşitli toplantılarda Akdağ ile yollarımız sık sık kesişse de kendisinden genellikle genel siyasetle ilgili görüş almışımdır. Ancak bu son toplantımızda Sağlık Bakanlığı ile ilgili hemen her şeyi görüşme ve öğrenme imkanımız oldu. Bu görüşmenin bütün detaylarını bugünkü Milat'tan okuyabilirsiniz.

AK Parti iktidarları döneminde en başarılı Bakanlıkların Sağlık ve Ulaştırma Bakanlıkları olduğu söylenir. Bu tespit, siyaset kurumunun paydaşları tarafından yapılan bir tespit olmaktan öte, bizatihi Türkiye toplumunun genelince doğrulanan ve sık dile getirilen bir tespittir. Bu açıdan Sağlık ve Ulaştırma Bakanlıklarının Türkiye'nin değişim, dönüşüm, reform ve yenileşme süreçlerinin iki lokomotif bakanlığı olduğunu söylemek mümkün.

Sağlık Bakanlığı'nın başarısı ile ilgili toplumdaki mevcut algı konsensüsü, Recep Akdağ'ı Recep Akdağ ile rakip hale getiriyor.

Aslında bu sonuç AK Parti iktidarı için de geçerli. Zira 2016 Türkiye'sinde AK Parti'nin rakibi yine AK Parti'dir. Bu açıdan AK Partililerin iktidar karşılaştırması yaparken 2002 öncesini referans alması doğru değildir. Her ne kadar demokratik rejimler için çok sağlıklı bir durum olmasa da bugün iktidarın rakipsiz olduğunu ve dolaysıyla AK Parti'nin rakibinin yine AK Parti olduğunu söylemek gerekir. Bu yaklaşımın AK Parti'nin başarı grafiğini daha da yukarı taşıyacağından hiç kuşku yok. Çünkü 2002 Türkiye'si çok kötü bir Türkiye'ydi ve bu artık geride kaldı. Bugünün farkı, 2002 öncesiyle kıyaslanarak değil, bir önceki AK Parti iktidarıyla kıyaslanarak ortaya çıkarılmalı. Böylesi bir kıyas çok daha rasyoneldir ve bu AK Parti iktidarını daima bir tık daha yukarı çıkmak için motive eder.

Gerek Sağlık Bakanlığı'nın en başarılı bakanlıklar sıralamasında zirvede olması ve gerekse rekabetin rasyonelliği yaklaşımı, doğal olarak Recep Akdağ'ı da Recep Akdağ ile rekabet etmeye zorluyor. Zorlamalıdır da. Belli ki Akdağ da bunun farkında. Detaylarını gazetemizde okuyacağınız 2017'de başlayacak olan Sağlıkta 2.Dönüşüm Dönemi, Sağlık Bakanlığı'nın kendi çıtasını daha yükseğe çıkaracağını gösteriyor. Sağlıkta 2.Faz olarak da adlandırılabilecek bu döneme geçmek için yapılan hazırlıklar epey süredir devam ediyor. Akdağ'ın oluşturduğu deneyimli bir ekip, aylardır sahada veri topluyor. Sağlıktaki sorunları, beklenti ve ihtiyaçları yerinde tespit ediyor. Elde edilen bu veriler ışığında 2017'de Sağlıkta 2.Dönüşüm Dönemi'ne geçilecek. Dolaysıyla bu yeni dönemin önceki dönemler gibi "vatandaş odaklı" olacağını şimdiden not düşmek gerekiyor.

Recep Akdağ'ın başarıda sağladığı istikrarın sırrı da attığı tüm adımları vatandaş odaklı atması ve halkın ihtiyaçlarına göre sağlığı dönüştürmesi değil mi zaten?

Kuşkusuz Akdağ, tüm bunları yaparken dünyadaki gelişmeleri de yakından takip ediyor. Türkiye'nin sağlık alanında daha rekabetçi bir noktaya gelmesi ve sağlık turizminde bir üst lige çıkması, Akdağ'ın sağlık alanında en gelişmiş ülkelerle bir senkronizasyon yakaladığını gösteriyor.

Türkiye ile ilgili istatistikler de bunu kanıtlar nitelikte.

Bugün Türkiye, sağlık turizminde 500bin kişinin üzerine çıkarak, bu alanda dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmiş bulunuyor. Özellikle organ nakli, göz ve estetik alanındaki tedaviler için Türkiye, en çok tercih edilen ülkeler arasında üst sırada yer alıyor. Diğer bir husus da kaliteden ödün verilmeden maliyetin düşürülmesi hususudur. Sözgelimi, bir MR çektirmek dünyanın neresine gidilirse gidilsin en ucuz 60-70 Dolar civarındayken, (bazı ülkelerde bu rakam 300 Dolara kadar çıkıyor) Türkiye'de sigortasız olan bir vatandaşın MR çektirmek için ödeyeceği rakam sadece 25 Dolar. Diş implantı Avrupa ülkelerinde 5bin Dolar civarındayken Türkiye'de aynı kalitedeki implant için ödeyeceğiniz bedel sadece 1bin Dolar.

Bakan Akdağ, bu başarıda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın payının çok fazla olduğunu söylüyor. Sağlıkta dönüşüm programlarının ifası, kamu sağlık hizmetlerinin kuvvetlendirilmesi, kalitenin yükseltilmesi ve maliyetlerib düşürülmesi noktasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın büyük desteğinin olduğunu dile getiriyor.

Bu arada "Şehir Hastanelerinin" hizmete girmesiyle beraber Türkiye'nin rekabet gücünün daha da artacağını, erişimin daha da kolaylaşacağını ve kalitenin daha da artacağını not düşelim.

Bakan Akdağ ile FETÖ'yle mücadele sürecini de konuştuk. Hemen söyleyelim, Sağlık Bakanlığı, FETÖ ile mücadelede ciddi bir mesafe katetmiş. FETÖ kapsamında Bakanlıktan bugüne kadar ihraç edilen kişi sayısı 4.792, açığa alınan kişi sayısı 2.251 ve görevine iade edilen kişi sayısı da 1.895.

Aslında son rakam, "FETÖ mağdurları" vaveylası kopartanlar için de bir cevap niteliğinde. Sağlık Bakanlığı'ndaki 1.895 kişide olduğu gibi, soruşturma neticesinde suçu olmadığı tespit edilen herkes görevine iade ediliyor, suçlu/suçsuz ayrımı mutlaka yapılıyor, fire olsa bile bu telafi ediliyor, telafi etme imkanı sağlanıyor. Öte yandan Bakanlığın FETÖ kapsamında devralıp bir hafta içinde halkın hizmetine açtığı hastane sayısı 36, askeriyeden devralınan hastane sayısı ise 33.

Bu arada Sağlık Bakanlığı'na devredilen hastanelerin durumu ile ilgili şok olacağınız özel bir haberi yarınki Milat'ta okuyacak, FETÖcülerin hastanelerde yaptığı ihanete tanıklık edeceksiniz.

Bakan Akdağ'ın en can alıcı vurgularından birisi de "Sağlık Bakanlığı, sadece bir hastalık bakanlığı değildir" vurgusuydu ki, bu bile tek başına Bakanlığın icraatlarının perspektif genişliği açısından bize önemli bir ipucu veriyor.

Yazımızı Akdağ'ın iki önemli tespitiyle sonlandıralım:

1-"Başkanlık Sistemi, reform yapma ve toplumun ihtiyaçlarına göre dönüşüm gerçekleştirme açısından çok daha pratik ve hızlı bir sistemdir. Yavaş yapılan bir reform, reform olamaz."

2-"FETÖ, cemaat değil, bir terör örgütüdür. Türkiye'de hangi cemaat devletleşme eğilimi gösterirse devlet büyümeden başını ezmelidir. Ancak bunun dışında kalan, işi din/ahlak/insan olan cemaatlere, İslam'ın ahlak prensiplerini hakim kılmak için tasavvufla ilgilenen yapılara ve benzeri İslami çevrelere FETÖ örnek gösterilerek karşı çıkmak da bu millet için en büyük kötülüklerden birisi olur."