SAHABENİN HATALARI VE ÖRNEKLİĞİ

0

İmam hatip lisesinden İlahiyat'a geçtiğimizde yaşadığım şoklardan biri de sahabe konusunda olmuştu.

Allah Rasulü'nün kıymetli yol arkadaşları, İslam'ın öncüleri olan sahabe-i kiram, hepimizin gözünde, mükemmel, ideal ve adeta kusursuz insanlardı. Zaman zaman aralarında çıkan küçük çekişme ve tartışmaları bile kabullenemez, farklı yorumlar getirmeye çalışırken, İlahiyat Fakültesinde, Hüseyin Algül hocamızın bizi sınıfa çivileyen etkili, naif, ilmi, samimi ve ölçülü anlatımı ve yönelttiği araştırmaları sonucu ciddi bir zihinsel sarsıntı yaşadık. Dediğim gibi hocamız çok dikkatli ve ölçülü bir üslup kullanırdı. Ancak yaşananları da bize aktarır, gizlemezdi.

İlk defa karşılaştığımız sahabe çekişmeleri ve mücadeleleri karşısında şok olduk. Zihnimizde imam hatipte şekillenen o imaj sarsılmaya başladı. Bereket versin yine hocamızın rehberliği ve okumalarımız sayesinde normale döndük.

Bu dönüşte sahabe-i kiram yine bizim için değerliydi, öncüydü, hepsi saygıdeğerdi, hizmetleri büyüktü. Her şeyden önce Allah Resulünün yoldaşları olması hasebiyle, O'na hürmeten olumsuz değerlendirmelerden kaçınıyorduk.

Ancak o zamanlarda başlayan ve şimdilerde çok pervasızca devam eden sahabe eleştirilerindeki ölçüsüzlük, had bilmezlik, edepsizce yaklaşımlar, tahkir ve tezviratlar, doğrusu akıl alacak gibi değil. Şii çevrelerce bazı sahabiler için oluş(turul)an iftira ve tekfir geleneği, toplumumuzda da bazı kesimlerce eleştiri ölçeğini aşarak, imani bir tehlikeye doğru savrulmaktadır.

Evet onlar insandır. Elbette içlerinde bazıları/pek çokları hata yapmışlardır. Birbirlerini incitmişlerdir. Büyük günah işlemişlerdir. Günümüze kadar gelen mezheplere sebep teşkil edecek olayların içinde yer almışlardır vs. Bize düşen, bunları yeri ve zamanı gelince öğrenmemiz/ öğretmemiz, ama asla incitici bir dil kullanmamamızdır.

Onlar; canlarını, mallarını, sahip oldukları her şeyi Allah ve Resulünün yolunda çekinmeden feda etmiş yiğit müminlerdir. İçimizde onlara karşı bir öfke ve nefret oluşacak her türlü değerlendirmelerden kendimizi, ailemizi ve çevremizi korumamız, dilimizi, kalbimizi kirletmememiz gerekmektedir.

Onların güzelliklerini görmeli, örnek almalıyız. Hatalarını görmeli, ders çıkarmalıyız. Aksi takdirde, Allah Resulünü de incitmiş, nefret taşıyıcılığı ve fitne yayıcılığı yapmış oluruz.

Pakistan'dan bir hac kafilesi, hac dönüşü Muhammed İkbal'i ziyaret eder ve hurma, misvak, takke, tespih gibi bazı hediyeler takdim ederler.

Muhammed İkbal, onların sunduğu hediyeyi görünce yüzünde bir hüzün belirir. Hacılar, endişelenerek sorarlar:

"Efendim, sizi üzecek, yanlış bir şey mi yaptık?"

Üstad Muhammed İkbal, teselli ile birlikte onlara mesajını verir:

"Hayır kardeşlerim! Ben sizden başka şeyler getirmenizi beklerdim.

O mukaddes topraklardan gelirken ben isterdim ki, Hz. Ebubekir'in sadakatini, Hz. Ömer'in adaletini, Hz Ali'nin şecaatini ve ilmini getirseydiniz. Bunları göremeyince üzüldüm."