Fevzi AKARGÜL / İSTANBUL
Türk diplomasi tarihinin en renkli fakat en az tanınan simalarından Mehmed Sami Bey, resmî kayıtlarda mutasarrıf, mebus ve başşehbender olarak yer alır. Oysa 1910-1925 yılları arasında Fizan'dan İsviçre'ye, Horasan'dan Rumiye'ye uzanan hayatı, istihbarat, propaganda ve diplomasi faaliyetleriyle örülü sıra dışı bir serüvendir. Resmî biyografilerin gölgesinde kalan bu yönü, onu klasik bir devlet memurundan çok, kişisel ilişkilerini devlet hizmetine sunan girişimci bir "gölge diplomat" olarak öne çıkarır. Hikâyesi, İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e geçişte dış politikanın yalnızca resmî kurumlarla değil, sahadaki bireysel inisiyatiflerle de şekillendiğini göstermektedir.
SÜRGÜNDEN DEVLETE: ÇÖLLER GEÇEN BİR HİKÂYE
1877'de Berkofça'da doğan Sami Bey, Bahriye ve Harbiye mekteplerindeki eğitimin ardından Osmanlı donanmasına katıldı. II. Abdülhamid döneminde İttihat ve Terakki mensubiyeti nedeniyle yargılandı; idam cezası padişah affıyla Fizan sürgününe çevrildi. Ancak 1908'de üç yaşındaki oğlu Yadigâr ve arkadaşlarıyla birlikte Murzuk'tan başlayıp Çad Gölü, Nijerya ve Sierra Leone üzerinden Liverpool'a ulaşan altı aylık Büyük Sahra yolculuğunu gerçekleştirdi. Bu sıra dışı seyahat ona daha sonra "Çölgeçen" soyadını kazandırdı. II. Meşrutiyet'in ilanı üzerine İstanbul'a dönerek affedildi ve yeniden devlet hizmetine girdi.
FİZAN'DA DİPLOMATİK NÜFUZ MÜCADELESİ
1909'da bu kez mutasarrıf olarak Fizan'a gönderilen Sami Bey, Fransız ve İngiliz yayılmacılığına karşı Osmanlı nüfuzunu korumaya çalıştı. Tibesti'ye güvendiği bir askerî doktoru kaymakam tayin etti, aşiret reisleriyle doğrudan temas kurdu ve Osmanlı bayrağını bölgenin en uzak noktalarına ulaştırmaya çalıştı. Faaliyetlerini resmî makamların yanı sıra İttihatçı dostu İbrahim Temo ile paylaşması, kariyeri boyunca kişisel güven ağlarını etkin kullandığını göstermektedir. Fransız raporlarında "casusluk" faaliyetleriyle anılması da, girişimlerinin dönemin uluslararası rekabeti içinde değerlendirildiğini ortaya koymaktadır.
ZÜRİH'TE TÜCCARLIK KILIĞINDA DİPLOMASİ AĞI
1917'de özel görevle İsviçre'ye gönderilen Sami Bey, savaşın sonuna kadar Zürih'te kaldı. Resmî kayıtlarda tüccar görünmesine rağmen, 1919 tarihli mektuplarında Avrupa kamuoyunda Millî Mücadele lehine propaganda yürütülmesini önerdi. İsviçre'yi dünya basınının merkezi olarak gören Sami Bey, gazetecilerden siyasetçilere kadar geniş çevrelerin Türkler hakkındaki değişen yaklaşımını dikkatle analiz etti. Kendi ticaret bürosunu propaganda merkezi olarak kullanmayı teklif etmesi, kamuoyu oluşturmanın önemini erken kavradığını göstermektedir. Aynı dönemde İtalyanların Trablusgarp yönetiminde görev teklifini Ankara'nın bilgisine sunması da, diplomatik temaslarını resmî çizgide sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.
MEŞHED'DEN ANKARA'YA: "ŞARK PROPAGANDA" TASARISI
1923'te Horasan Başşehbenderi olarak Meşhed'e atanan Sami Bey, Basmacı Hareketi'nin en hareketli döneminde bölgedeki gelişmeleri yakından takip etti. Ahmed Zeki Velidî ile yaptığı gizli görüşmeler sonucunda Türkistan ve Buhara'daki askerî ve siyasî duruma ilişkin ayrıntılı raporlar gönderdi. Bu belgeler, Ankara'nın Orta Asya'yı büyük ölçüde konsolosluk ağı üzerinden izlediğini göstermektedir.
Aynı yıl Ahmed İhsan Tokgöz'e yazdığı uzun mektupta, "Şark Propaganda" adıyla bir cemiyet kurulmasını önerdi. Matbaa, okul, hastane ve sinema gibi kurumlarla bölge halkının gönlünü kazanmayı hedefleyen bu tasarı, sert güç yerine ekonomik ve kültürel etkiye dayalı erken bir "yumuşak güç" yaklaşımı niteliğindeydi. Yıllarca yanlış bir yazara atfedilen bu mektubun gerçek sahibinin Sami Bey olduğunun ortaya çıkması ise önemli bir arşiv keşfi olmuştur.
MUSUL GÖLGESİNDE BAŞKONSOLOS: RUMİYE YILLARI
1924'te Rumiye Başşehbenderi olan Sami Bey, Musul meselesinin Milletler Cemiyeti'nde görüşüldüğü kritik dönemde görev yaptı. İran sınırındaki konumundan İngiliz faaliyetlerini ve bölgedeki aşiretlerin siyasî eğilimlerini yakından izledi. Ankara'dan bir istihbarat birimi kurulmasını istedi; hazırladığı raporlarda İngiliz propagandasına karşı basın, insan istihbaratı ve yerel ilişkileri birleştiren bir karşı propaganda modeli önerdi.
Şeyh Mahmud Berzenci ile temas kurarak onu Türkiye lehine kazanmaya çalışması, Osmanlı'dan devralınan bölgesel diplomasi geleneğinin Cumhuriyet döneminde de sürdüğünü göstermektedir. Ancak raporlarının yeterince dikkate alınmadığını düşünmesi, sahadaki bireysel girişimlerin merkezî karar alma mekanizmasıyla her zaman örtüşmediğini de ortaya koymaktadır.
GİRİŞİMCİ BİR RUHUN DİPLOMATİK MİRASI
1925'te yurda dönen Sami Çölgeçen, Cumhuriyet Halk Fırkası müfettişliği yaptı; ardından TBMM'de Ankara ve Çankırı milletvekili olarak görev aldı. 26 Eylül 1935'te Çankırı'da vefat eden Çölgeçen, seyahatlerinde topladığı değerli eserleri ölümünden önce Ankara Halkevi'ne bağışladı.
Sami Çölgeçen'in hayatı, diplomasi tarihinin yalnızca büyükelçilikler ve resmî yazışmalardan ibaret olmadığını gösteren önemli bir örnektir. Fizan'daki nüfuz mücadelesinden Zürih'teki propaganda girişimlerine, Meşhed'deki istihbarat faaliyetlerinden Musul meselesindeki saha gözlemlerine kadar uzanan kariyeri; kişisel cesaret, girişimcilik ve ilişki ağlarının, Türkiye'nin geçiş dönemindeki dış politika anlayışında önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır.
Kaynakça-Yararlanılan Kaynaklar
- Çakır, Azize F. "İstihbarat ve Propaganda Peşinde Geçen Bir Ömür: M. Sami Çölgeçen'in Mektup ve Raporları (1910-1925)." *Zeyrek Tarih Araştırmaları Dergisi*, Sayı 4 (Haziran 2026): 91-137.
- "Sami Çölgeçen." Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Sami_Çölgeçen
- "Sami Çölgeçen." Biyografya. https://www.biyografya.com/tr/biographies/sami-colgecen-757bd825
- "Sahra-yı Kebir'i Nasıl Geçtim: Sami Çölgeçen." İlim ve Medeniyet. https://www.ilimvemedeniyet.com/sahra-yi-kebiri-nasil-gectim-sami-colgecen
- "Fizan'dan Liverpool'a Sahra-i Kebir'i Aşan İlk Türk: Sami Çölgeçen." GZT Skyroad. https://www.gzt.com/skyroad/fizandan-liverpoola-sahra-i-kebiri-asan-ilk-turk-sami-colgecen-3685726
- Çölgeçen, Sami. *Sahra-yı Kebir'i Nasıl Geçtim*. Haz. Ömer Hakan Özalp. İstanbul: Ark Kitapları, 2014.