YAZARLAR

Tüm Yazıları Şakir Kurter

Gönlümüzce et yiyebilecekmiyiz?

07.12.2018 00:02

Et ve dolayısıyla hayvancılık sektörümüz enteresan dönemlerden geçiyor. Herhangi bir markete ya da kasaba girdiğiniz vakit karşınıza çıkan et fiyatları üç aşağı beş yukarı şöyle, dana kıyma 43, dana kuşbaşı 50, dana pirzola 75, kuzu kuşbaşı 68 lira civarında. Herhangi bir markete değil de Et ve Süt Kurumunun tedarikçisi olduğu üç market zincirinin reyonlarında ise dana kıyma ve kuşbaşı fiyatı 29 TL ve 31 TL.

Ekonomi biliminin bize söylediği, “Arz ve talebin kesiştiği yerde fiyat oluşur”. Yani aynı mal piyasada iki farklı fiyattan satılıyorsa doğal olarak arz ve talep düşük olan fiyat üzerinde dengelenir. Tabii bir kamu kurumu olan Et ve Süt Kurumu bir özel sektör işletmesi gibi çalışmıyor. Ama diğer yandan zarar da etmiyor. Fakat olan şu ki Et ve Süt Kurumu bu eti dışardan ithal ediyordu. Aynı kurum yerli eti ise kilosu 28TL’ye alıyor. Yani Et ve Süt Kurumunun tüketiciye sattığı fiyata yerli üreticiden satın alıyor. Tamam, ekonomi teorisi işleyecek ama üretici yüksek maliyetler nedeniyle bu üç marketin sattığı fiyattan satarsa küllü zarar edecek ve ediyor da.

Yerli üretici iki arada sıkışmış vaziyette. Vatandaş yüksek fiyatlı eti satın alamadığından düşen talep hayvancılığı sürdürülemez hale getiriyor. Bu durumda karar vermesi gerekiyor: zarar ederek hayvanını kesime mi vermesi gerekiyor yoksa daha fazla zarar ederek besiciliğe devam mı etmeli? Aslında besiciler zaten cevaplarını verdiler, hayvanlarını kesime veriyorlar. Ancak burada da bir sorun oluştu. Neredeyse tüm besiciler hayvanlarını kestirmek istiyor aşırı bir talep oluştu. Et ve Süt Kurumunun hizmet verdiği kesimhane sayısı sadece 42 adet. Doğal olarak kesimhaneler talebi karşılayamıyor, iki ay sonraya ancak gün veriyor. İki ay demek tüm maliyetleri ile “Besiciliğe zoraki devam et!” demeye geliyor. Tabii bu sorunlar besici açısından böyle… Diğer taraftan Et ve Süt Kurumu açısından ise başka sorunlar var. Bir kere, kesilen bu etlerin muhafazası için yeterli depo ve lojistik mevcut değil. İkincisi, depolarda stoklanan et miktarı üç market zinciri marifetiyle piyasaya arz edilen miktarı misliyle aşmış vaziyette ve bu etlerin ne yapılacağı meçhul. Et ve Süt Kurumu son bir ayda 50 bin hayvan kesmiş ve stoklarında bulunan et miktarı 18.500 ton. Kurumun üç market ve askere verdiği et miktarının yaklaşık 6 bin ton olduğu düşünülürse üç misli stok miktarının ciddi bir sorun olduğu söylenebilir.

Denebilir ki “Kardeşim ne güzel,  daha ne istiyorsunuz? Verin piyasaya vatandaş ucuz et yesin!” Kazın ayağı öyle değil, Et ve Süt Kurumu kestiği hayvanı piyasaya sürerse üreticinin zararı katlanacak. O yüzden iç piyasaya süremiyor. Peki, çözüm ne?

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı canlı hayvan ihraç edilerek bu sıkıntıdan kurtulunabileceğini ileri sürüyor. İki ay sonraya kesim için gün verilen besici açısından canlı hayvan ihracı bir çözüm gibi görünebilir. Fakat Et ve Süt Kurumu elindeki aşırı birikmiş(yaklaşık 20 bin ton) eti ne yapacak?

Temel soru ise ülke vatandaşının evine et bayramdan bayrama girerken dışarıya ihraç edilmesi biraz ironik olmayacak mı?

Öne Çıkanlar

Yusuf Suresi hakkında her şey...

Bedelli askerlik yapacaklar dikkat!

Doğu Türkistan sorunu BM'ye taşındı

Diyarbakır'da büyük korku

Diriliş Ertuğrul 128. yeni bölüm fragmanı

Hikikomori nedir?