YAZARLAR

Tüm Yazıları Şakir Kurter

Yatırımcı ne ister?

12.10.2018 00:01

Bugün ülke olarak önümüzde duran aşmamız gereken engellerin en önemlilerinden biri yatırımlar meselesidir. Gerek yerli yatırımcı, gerekse de yabancı yatırımcı için memleketimizin cazip hale getirilmesi hayati bir meseledir. Ancak girişimcinin yatırım kararı almasında etkili olan şartlar nelerdir ve bu şartlar Türkiye’de ne ölçüde bulunuyor?

İlk akla gelenler kârlılık, maliyet kalemlerinin (personel, hammadde, lojistik vs.) düşüklüğü gibi etkenlerse de en önemli şart tüm bu etkenlerin güvenliğinin sağlanarak yatırımın garanti altına alınmasıdır. Bahsettiğimiz güvenlik kavramı pek çok hususu içeriyor. Örneğin kurduğunuz tesisin, fabrikanın bir gece tepesine bombalar düşme riski olmamalıdır. Yani savaşın ve terörün yoğun olduğu bölgelere yatırımcı gelmez. Tıpkı terör ve savaş gibi bomba etkisi yaratarak yatırımcıyı ürküten bir şart da hukuk ve özgürlükler konusudur. Bugünden yarına, şu hükümetten bu hükümete kanunların hiç değişmeden aynı tutarlılık ve istikrarla icra edilmesi güven duygusunun yegâne teminatıdır.

Her ne olursa olsun bağımsız kalması gereken kurumlar vardır. En başta olmazsa olmaz ilke “kuvvetler ayrılığı” mefhumudur. Yasama, yürütme ve yargı birbirlerinin alanına asla müdahale de bulunmamalı, herhangi bir müdahaleyi de asla kabul etmemelidir. Her bir kurum, özellikle yargı, kendi ilke ve kuralları içerisinde, yargının doğasına uygun işlemelidir. Zaten hukuk sistemi uluslararası hukuk müesseseleri ile nispeten entegre olmuş ülkelerin yatırımcılar için daha fazla güven verdiği de bir vakıadır. Aynen yargının bağımsızlığı gibi “Merkez Bankasının bağımsızlığı” yani siyasi müdahalelerin dışında tutulması gereği istikrarın sürdürülmesinin bir şartı olarak yine yatırımın güvenliğini sağlayan temel şartlardandır. Söz gelimi herhangi bir anlaşmazlık halinde başvurulacak mahkemelerin güvenilirliği ile Merkez Bankasının para basma ve faiz belirleme gibi yetkilerini piyasaların dengesini bozacak şekilde kullanmayacağına dair inanç olmasa yatırımın vaki olmayacağı açıktır.

Bağımsız olması gereken başka kurumlar da var elbette; bankacılık, borsalar, medya, enerji ve bilişim teknolojileri piyasaları gibi alanlarda uygulanması gerekli olan evrensel ilkelere bağlı olarak oluşan kural ve kanunlara uygun olarak düzenleme ve denetleme görevi icra eden kurumlar da istikrar ve güvenin teminatıdır. Ülkemizde BDDK, SPK, EPDK, RTÜK, TAPDK, KİK, BTK gibi kurumlar, siyasi müdahalelerin dışında ve üstünde tutulmalıdır.

Son olarak bahsetmemiz gereken kurum, devlet harcamalarının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemekle görevli olan Sayıştay kurumudur. Hesap verilebilirlik ve denetime açıklık ilkesinin gereği olarak Sayıştay’ın hiçbir siyasi baskı ve müdahale altında kalmaksızın denetim görevini yerine getirmesi toplumun güven duygusunun temini için şarttır. Hattı zatında devlet yöneticilerinin kendilerini denetlettirmeleri, toplum nezdinde bir güven tazeleme hadisesinin ta kendisidir.

Özetleyelim, yatırımcı risklerin en az olduğu güvenilirliğin en yüksek olduğu ülke ve piyasaları seçiyor. Güvenilirlik ise, tamamen toplumsal dengeleri sağlayan kurumların sergiledikleri duruş ve icraatlarına bağlıdır. Mahkemelerden Merkez Bankasına, RTÜK’ten Sayıştay’a kadar bu kurumlar siyasi ve ekonomik menfaatlere göre değil de ilke ve değerlere göre faaliyet yapıyorsa o ülke güvenlidir, yatırımcı o ülkeye gelir.

Öne Çıkanlar

Yusuf Suresi hakkında her şey...

'Oylama Trump'ın koruyamayacağını gösteriyor'

'Korkuyorum!' demişti

ABD'nin etekleri tutuştu! Küstah tehdit

Dağdaki hain sayısı açıklandı!

Altuğ Verdi'nin kanı yerde kalmadı