Biz çırpınıp duralım; aman kitap okunsun, çocuklar okusun, büyükler okusun, herkes okusun; herkes okusun da kimse peşin hüküm vermesin diye, ezbere konuşmasın diye.
Okumakla ilgili ciddi problemlerimiz var. Herkesin ağzında okumanın önemine dair bir sürü süslü cümle varken mevzu okumaya geldiği zaman yan çizme konusunda mahir bir toplum olduğumuz aşikar.
Kulaktan dolma bilgiler, anlayıp dinlemeden hüküm vermeler ve bir anda saman alevi gibi parlamalar hiç kimseye fayda sağlamaz.
Bir haber duyduğumuzda ne olup bittiğini anlamamız için göstereceğimiz gayret bizim keyfi bir uygulamamız olamaz. Bu Kuran'ın da bir emri.
Okuma konusunda bahaneler çok. İş, güç, yorgunluk, hayat gailesi derken tek satır okumadan gelip geçen bir ömür yığılıyor omuzlara.
Sanal okumalar artık daha popüler. Anlık paylaşımların anlık tepkileri daha revaçta olmaya başladı. Kesinlikle bu mümince bir tavır değil.
Konuyu biraz daha somutlaştırayım.
Cem Küçük'ün Mavi Marmara merkezli sözlerinden sonra oluşan haklı tepkiler bir duruşu göstermesi bağlamında çok önemliydi. Çünkü Mavi Marmara bizim mümin duruşumuzun son yıllardaki en önemli sembolüydü. Şehitlerimizden tutun da Mavi Marmara'da bulunan, bu kutlu sefere omuz veren herkes tarihin sayfalarındaki yerlerini çoktan aldılar bile.
Bu hafta bu konu hakkında yazmayı düşünürken Ertuğrul Özkök'ün yazısı çıkageldi. Özkök kendine yakışan bir hadsizlik ile "İHH militanlarının Mavi Marmara gemisine binip gitmeye kalkışmasını tasvip ettiniz mi…" cümlesi ile karşılaştım.
Yazıma konu olan bu cümleyi alıp entelektüel duruşunu çok iyi bildiğim bir whatsapp grubuna yorumsuz gönderdim. Herhalde bütün gün herkes Ertuğrul Özkök'ün yazısını okumuştur diyerek yorum yazmadım. Özkök hakkında yapılacak yorumlardan beğendiklerimi yazıma alırım diye düşündüm.
Bu benim düşündüğüm. Özkök'ün köşe yazısını okumayanlar hemen bir peşin hüküme girişip bu yorumu benim yaptığımı sanarak fırtınalar koparmaya başlamışlar bile. Birkaç değerli büyüğümün beni bu tepkilerden haberdar etmesiyle anladım durumun vahametini. Okumadan, araştırmadan, peşin hüküm vererek kafasında yorum yapmayı şiar edinmek bize hiçbir şey kazandırmaz.
Mavi Marmara için fetö elebaşı "Otoriteden izin almalıydılar." dediğinde o zamanlar kim ne tepki verdi herkes kendini bilir ama benim yazdığım "Otorite kim?" köşe yazım arşivlerde duruyor.
Peşin hükümlerle hiçbir yere varamayız. Birlik beraberlik cümlelerini hamasi nutuk şekline getirirsek gün gelir ne birlik kalır ortada ne de beraberlik. Safları sıklaştırmamız gereken böyle bir zamanda birbirimizi yıpratmaya çalışırsak, ayrıştırırsak bir köşede avucunu ovuşturarak memleketi karıştırmaya çalışan şer odaklarının ekmeğine yağ sürmüş oluruz.
"Biz seni biliyoruz."diyerek yanlış anlaşılma olayından beni haberdar eden dostlara teşekkürlerimi sunuyorum. Bizim en çok da buna ihtiyacımız var. Birbirimizin üstüne basmak yerine birbirimize destek olmak, kaybetmek değil kazanmaya çalışmak bize yakışan bir tavır olarak tekrar gönüllerimize konuk olmalı.
Sanal okumalar, kulaktan duyma bilgiler kimseye fayda sağlamaz. Yüz yüze bakabilmektir önemli olan. Saman alevi uçar gider, söylenen sözler kalır geride.