Savaş yayılıyor!

Episteinci sapık Amerika ve Avrupalı liderlerin şantaj dosyaları elinde olan soykırımcı İsrail, Arzı Mevud hayalini gerçekleştirebilecek bir zemin yakaladığını düşünerek savaşı büyütmeye kararlı. Olmayan gücü ve korkak askerlerine güvenerek değil, kuyruğundan yakaladığı Amerika ve Avrupa’yı mayın eşeği gibi kullanarak bölgedeki bütün Müslüman devletleri parçalama hayali kuruyor.

Haçlı-Siyon ittifakının İran’a başlattığı saldırılar bekledikleri gibi bir zaferle sonuçlanmadı. Ne İran’ın direncini kırabildiler ne de diğer Müslüman ülkeleri oyuna dahil edip birbirlerine karşı savaştırabildiler.

İsrail’in planı, Arap-Fars-Türk savaşını tetiklemekti. Bunun için de Türkiye dahil Müslüman Arap ülkelerine saldırılar düzenledi. İsrail adına her ülkede ajanlık yapan kişiler mevcut. Bu oyuna gelinmemesi için Türkiye her yönden sıkı bir diplomasi yürütüyor, her şeye rağmen Müslüman ülkelerin doğrudan birbirlerini hedef almamaları için çabalıyor ve şu ana kadar bunda başarılı da oldu çok şükür.

Hava saldırılarıyla istedikleri neticeye ulaşamayan şeytan ittifakı, İran’ın Hürmüz Boğazını kapatmasıyla iyice zora düştü. Enerji krizi küresel düzeni sarsmaya devam ediyor.

ABD’nin kara harekâtı için bölgeye asker sevk ettiği söyleniyor. Kara harekâtıyla hiçbir şey yapamazlar. Ancak Suriye’den İran’a sevk edilen PKK unsurlarıyla İran içinde hazırlanan PEJAK ve diğer Muhalif gurupları İsrail askeri olarak görebiliriz. Buna rağmen İran kara harekâtında ABD-İsrail güçlerini inşallah perişan edecektir.

İsrail, bütün bölgeyi ateşe verme hazırlığında. Ramazan ayının yarısından itibaren Mescidi Aksa’yı tamamen kapattı. Batı Şeria’daki işgali hızlandırdı, Lübnan’a saldırarak sınır bölgesini tamamen ele geçirmeye çalışıyor.

Ülkemizden bakınca savaş çok uzaktaymış gibi yaşıyoruz ama bu ateşin bize değmesi an meselesi. Bunun farkında olan Devletimiz, içerde hazırlığına devam ederken bir yandan da Müslüman ülkeleri ortak bir noktada toplamaya çalışıyor.

İsrail ve Haçlıların en büyük korkusu Müslüman Türkiye’dir. Laik maskeli seküler Batıcı kuklaların etkisi azaldıkça ülkemizin güçlendiğini, hedefinin büyüdüğünü ve ümmeti kucaklayıp bir araya getirdiğini görüyorlar. Türkiye’nin sadece Türkiye’den ibaret olmadığının da farkındalar. Uzun bir zaman ruhundan kopartılmış olsa da, şartlar Türkiye’yi tarihi misyonunu yüklenmeye zorluyor. Müslüman devletlerin Türkiye’nin vizyonu altında birleşmesi Haçlı- Siyonistlerin en büyük kâbusudur.

Böyle bir ortamda İsrail, Mescidi Aksa’yı yıkmak, direnişini kıramadıkları İran’a nükleer bomba kullanmak, Suriye’ye saldırıp, Lübnan’ı ele geçirerek savaşı bütün bölgeye yaymak isteyebilir.

Amerika ve Batı, hep olduğu gibi İsraillin yanında duracaktır. Bu cani saldırganlığına karşı ne yapılacaksa Müslümanlar olarak biz yapacağız. Haçlı-Siyonist saldırganlığı ancak omuz omuza bir duruş sergileyebilirsek engel oluruz. Tersi bir durumda Hafazanallah ayakta bir tek Müslüman ülke kalmayabilir.

Bu noktada birçok Müslüman ülkede olduğu gibi ülkemizde de yaşanan bazı tartışmalara da iki kelam etmek istiyorum.

Türkiye’de İslam düşmanı Siyonistsever küçük bir azınlık dışında aklı başında herkes, hangi kesimden olursa olsun bütün Müslümanlar, ABD İsrail saldırılarına karşı İran’ın yanında duruyor, İran’ın İsrail ve ABD’yi hezimete uğratması için dua ediyor…

Buna rağmen tartışmaların yaşanma sebebi maalesef ülkemizde İrancılık yapan kesimdir. İsrail-ABD saldırılarına karşı İran’ın yanında duran Müslümanların, İrancılığın yanında durmamalarına anlamsız ve öfkeli bir şekilde saldırmalarıdır.

İrancılar maalesef hala Mezhebi bir saikle ele aldıkları meseleleri İsrail savaşını maskeleyerek sürdürüyorlar. İran’ın yanında durmak irancılığın yanında olmak demek değildir. Biz İsrail-ABD karşısında doğal olarak İran safında dururken İrancılık yapanlar ısrarla İran’ın geçmişte Müslümanlara karşı yaptığı her şeyi meşru kabul etmemizi istiyor, bunu adeta dayatıyorlar. Tepki gösterenleri ise çok adi bir dille “İsrailci-Amerikancı” diye itham etmeye kalkıyorlar. Bu çok ucuz bir Acem kurnazlığıdır.

Bu tartışmaları açmaya gerek yok. İran’ın Suriye, Irak, Afganistan, Azerbaycan ve Türkiye ile alakalı her meselede ABD ve Rusya da dahil karşımızda kim varsa onlarla ittifak yaptığına şahit olduk. Suriye ve Irak’ta milyonlarca Müslümanın katlinde on binlerce kadın ve çocuğa el uzatılmasındaki rolünü yaşayarak biliyoruz.

Her şeye rağmen genel olarak İran’ın yanında duran, İsraili yenmesi için dua eden insanlara, İran’ın mezhebi ve ideolojik çıkarları için yaptığı vahşeti normalmiş gibi kabul ettirme çabası “vahdet değildir.” Vahdet’e nedametle başlayan ve hatalardan ders alarak atılan adımlarla gidilir. İrancılık yapanların vahdet anlayışı İran’ın her yaptığını meşru ve haklı görmekten geçiyor. Böyle bir yere varılabilir mi? Üstüne bir de buna tepki gösterenleri Amerikancı-İsrailci diye yaftalayıp itibarsızlaştırma çabaları Acem kurnazlığının da ötesinde tam tabiriyle Çıfıt alışkanlığıdır.

Bu durum tepkiye dönüşüyor ve şu hengamede istenmeyen tartışmalara yol açıyor. Halbuki bunlara gerek yok. Düşmana karşı zaten ittifak halindeyiz, İran’ın yanındayız.

İsrail-ABD saldırılarına karşı İran’ın yanındayız. Sonuna kadar da yanında duracağız. Ama ülkemizde İrancılık yapanların karşısındayız. Aidiyeti bu ülkeye olmayan, inancımıza, itikadımıza, kardeşlik hukukumuza ve yaşadıklarımıza saygısı olmayan zihniyetin yanında olmamızı beklememeli kimse.

Allah vatanı milleti ve ümmeti Muhammed'i muhafaza etsin.