Seçimi kazansanız da yönettirmeyiz!

0

Paşa sofralarında yetişip, "liberal kanatta bir boşluk var, onuda ben doldurayım bari" diyen kesimin önde geleni Ahmet Altan ve binlerce Ermeni'yi katleden, yerinden yurdundan eden meşhur İttihatçı Cemal Paşa'nın torunu Hasan Cemal'in son dönemlerde sıkça tekrarladıkları bir söylem var: "AKP seçimi kazansa da yönetemez!"

Kürtçe deyimiyle "mîna kûçiki ling şewitî" televizyon televizyon dolaşıp bu kaba, softa, faşist söylemi bunlara böylesine rahat söyleten nedir? "Korku imparatorluğu" türü tumturaklı lafları çok kullanıyorlar fakat hiç de korkmadıkları, televizyonlara çıkıp milyonlarca insana hitaben "12 eylül askeri darbe yönetimi bugünden daha iyiydi(!)" demelerinden belli.

"Değil yüzde 42 ile, yüzde 60 ile kazansanız dahi yönetemezsiniz"in karşılığı, dünyanın heryerinde sapına kadar faşizmdir, diktatoryadır, oy kullanan halka "senin oyunun benim katımda beş para değeri yok" demektir. Bu lafı Avrupa'da kullanırsanız deli gömleği giydirirler adama. ABD'de söylersen kafana sıkıp çöp tenekesine atarlar. Ekim 19 tarihinde Kanada'da genel seçimler yapılacak, 10 senedir hükümet olan Stephen Harper yönetimindeki "Conservative Party" için "seçimde yüzde 50 oy da alsanız yönetemezsiniz" diye demeç versem ertesi gün kendimi hapiste yada akıl hastanesinde bulurum. Bu soytarılığa izin verecek bir yapı yok Kanada'da.

Peki bunlar nasıl söyleyebiyorlar milyonların gözünün içine baka baka?

Bu cesarettin tek karşılığı var; AK Parti'nin hala iktidar olamadığının gayet farkındalar. Seçim kazanarak hükümetler değişir fakat iktidarlar değişmez. Ahmet Altan, Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Ertugrul Özkök gibi kişiler AK Parti'nin hala iktidar olamadığının gayet bilincindeler. Tek dertleri gerçek anlamda iktidar olamadan hükümetten düşmeleri. Bütün telaşları, dedelerinden kendilerine miras kalan 100 yıllık iktidar değişmesin. "Değil yüzde 42, yüzde 60 da oy alsanız yönettirmeyiz" söyleminin ardında müthiş bir öfke kaynaması var halka karşı. Çünkü bütün abanmalarına, CNN'den, BBC'den, The Economist'ten, Pensilvanya baronundan aldıkları desteğe rağmen seçmenin yüzde 42'si AK Partiye oy verdi. Bu partinin 19 milyon seçmeni var ve faşistlere çok yakın 3 ayrı anket şirketinde bile AK Parti'nin oyu yüzde 39'un altına düşmüyor. Bir taraftan halk desteği yok diyerek atıp tutuyorlar, diğer taraftan kendi zorlama anketlerinde bile AK Parti hala yüzde 39'un üstünde.

Bu seçimden Ak Parti hükümeti çıkabileceği gibi, CHP, MHP yada HDP hükümeti de çıkabilir. Kim kazanırsa kazansın seçmenin tercihine saygı duymak öncelikli tavır olmalı. Şundan eminim ki; bırakın AK Parti'yi, seçimin galibi yüzde 50 ile HDP de olsa kendini bu ülkenin sahibi olarak gören jakoben anlayış, HDP'ye de "yüzde elli oy alsanız da bu ülkeyi yönetemezsiniz, bu ülke bize paşa dedelerimizden miras kaldı" diyeceklerdir. Bakmayın bu günlerde HDP'li, PKK'lı takıldıklarına, "biz bu Kürtleri silahla nasıl olsa dize getiririz, önce şu AK Parti'den kurtulalım" düşüncesindeler.

Türkiye, yapanın yanına kar kaldığı bir ülke malesef. Bu katillerden bir türlü hesap sorulamıyor. Aradan yüz yıl geçti hala Ermeni katliamının sorumlusu, Hasan Cemal'in dedesi Cemal Paşa'dan hesap sorulamadı. Aradan onca yıl geçti Ahmet Altan'ın paşa dedelerinin yaptığı darbelerin hesabı sorulamadı. Tam tersine bunların torunları Türkiye'nin en zengin, en itibarlı kişileri olarak aramızda dolaşıyorlar. Oysa Altanların, Çandarların, Cemallerin, Özköklerin yatacak yeri olmamalıydı. Dedesinin yaptığı cürümü torununa mı mal edeceğiz? denebilir. Elbette mal edilemez, fakat bu torunlar dedeleriyle gurur duyuyorlar ve Türkiye'nin, dedeleri dönemindeki Türkiye olarak kalması için kırk takla atmaktalar. Ahmet Altan gibi "12 eylül darbe dönemi bugünden iyiydi" diyen bir adamın liberalizmle ne işi olabilir? Bir katilin torunu olan Hasan Cemal, Türkiye'nin en demokrat gazetecisi olarak anılmaya devam etmekte. Alevi çocuklarını Dersim'de mağaralarda fare zehriyle öldürenlerin torunları, dedelerinin işlediği bu suçla övünerek aramızda demokrat, liberal, solcu diye dolaşmaktalar.

AK Parti'nin başarısız olduğu nokta tam da bu; Ermeni ve Dersim katliamını yapan, Kürtlerin kimliğini, dilini yok etmeye çalışan, dindarlara kan kusturan bu zihniyeti mahkum edemedi. Hala paşalarla övünen, "darbe dönemi daha iyiydi" diyen Ahmet Altanların, katil dedesiyle övünen Hasan Cemallerin, Cengiz Çandar'ların, darbeci, sivil düşmanı, ırkçı, faşist olduğu bütün dünya tarafından bilinen Aydın Doğanların, Ertuğrul Özköklerin, sahibi olduğu örgütün evlerinde Kürtçe konuşmayı yasaklayan Fetullah Gülenlerin kodeste değil, aramızda en muteber, en hümanist kişiler olarak dolaşması AK Parti'nin en büyük başarısızlığıdır.

Ülkede gerçek iktidarı oluşturan bu pespayelerin döneminin kapanması gerekmekte. Kurmakla övündükleri ülkede Kürtler, Aleviler, dindarlar, azınlıklar ve en çokta Türkler mutsuz. Daha 13 sene öncesine kadar milli gelirin 3 bin doların altında olduğu bir üçüncü dünya ülkesi, bütün başarabildikleri. Çünkü yönetemediler, ellerine yüzlerine bulaştırdılar, yetersizler, topluma söyleyecek yeni hiç bir şeyleri yok. O yüzden lafı döndürüp darbelere getiriyorlar, "sonu Menderes gibi olur"a getiriyorlar.

Faşistlerin kendi anket şirketlerini baz alırsak, AK Parti bir dönem daha tek başına ya da koalisyonla hükümet olacak gibi görünüyor. İktidar olamayacak, fakat hükümet olacak. Benim bir seçmen olarak en büyük isteğim katil dedeleriyle övünen Altan kardeşlerin, Cemallerin, Çandarların, Doğanlar ve emrindeki bütün adamlarının ve de Gülenlerin, Türklere, Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, Müslümanlara ve Ezidilere karşı işledikleri insanlık suçları için adalet önüne çıkarılmaları. Çok şey de istediğimi düşünmüyorum.

Ahmet Hakan'a nasihatler...

Sevgili Ahmet Hakan, henüz bu alemde yerli sayılmayacak kadar yenisin. Bir Ertuğrul Özkök, Emin Çölasan, Ahmet Altan, Hasan Cemal olabilmek bir geleneğe derin bağlılık ister. Kök bir yerlere uzamalı. Bildiğim kadarıyla şöyle çok uzaktan da olsa bir paşaya deymişliğin yok. Yozgatlı, emekli bir vaizin oğlu olmak bu yakada pek tutmaz, burun kıvrılır. İyi bir gazeteci, başarılı bir tele-vizyoncu olabilirsin. Aslına bakılırsa, buram buram kalitesizlik, sıradanlık, bayağılık kokan, postalcılıktan, "ayy ben şaraptan iyi anlarım"dan öteye geçemeyen o çevreye, belli bir kalite de getirdin muhalif bir damardan kopup geldiğin için. Fakat bazı şeyler vardır ki çok çalışarak kazanılmaz, onunla doğmalısın. Zorlamanın, üstelemenin bir faydası yok. İçinde bulunmaktan mutluluk sarhoşluğu yaşadığın çevrenin asıl sahiplerinin ne tür köpekbalıkları olduğunu bilmeyecek kadar da toysun. Can sıkıntısından satanizme merak salan şımarık zengin çocukları arasındaki fakir kız gibi eğreti duruyorsun. Biri kurban edilecekse bu fakir kız olacaktır. Bak sevgili Ahmet Hakan; Alman derin devleti seni de Uğur Mumcu gibi, zaman ayarlı bombayla bin parça eder sonra da yazdığın gazete aracılığı ile "dinciler gazeteci öldürüyor" diye ortalığı feverana verirler. Bu suçu 10 milyon kayıtlı üyesi olan AK Parti'nin 2 üyesinin üstüne yıkmak çocuk oyuncağı. Organize işlerde gayet başarılıdırlar. Sana benden tavsiye; take it easy! Patronunun gazına gelip ona buna abartılı çıkışlar yapma. Yapmadan da orda tutunabilirsin. Tutunamazsan ne çıkar sanki? Zaten amiral gazetesinde yazı yazmışsın, ABD derin devletinin en büyük TV'si CNN'de program sunmuşsun. CV'in epey kalabalık. Ömrünün sonuna kadar yetecek parayı yapmışsındır. Cihangir, Nişantaşı muhitlerinde manita yapmada bir sıkıntın da kalmamıştır. Biraz relax, herkes için iyi olabilir! Patronun keyfi senin hayatından daha değerli değilki sevgili Ahmet Hakan!

SÖYLENMESE EKSİK KALIRDI

"Dibe ku dikaribî fikrê xwe biguhêrinî, ji ber ku tu ne koleyê fikrên xwe, xwediyê wana yî."

Fikirlerini de değiştirebilmelisin, çünkü sen fikirlerinin kölesi değil, sahibisin.

Namık Kemal