YAZARLAR

Tüm Yazıları Selvigül Kandoğmuş Şahin

Vatan ey vatan

15.07.2018 00:01

Cumhuriyet Tarihi'nin en acı günleri yaşandı bu aziz topraklarda\u2026 Eşi görülmemiş ihanetlerin tarihi yazıldı. Silinmez derin yaralar açıldı yüreklerde. Aynı secdeye baş koyduklarımızın, kardeş, dost bildiklerimizin eşi görülmemiş ihaneti dağladı yüreklerimizi.

Sıcak bir Temmuz günü, tatil rehavetiyle evlerimizde keyifli sohbetlerimizi yaptığımız ılık bir yaz gecesi kurşunlar yağdı serhat şehirlerin caddelerine, sokaklarına, köprülerine, bulvarlarına...

Birden ekranlara düşen tank görüntüleri, kararan ekranlar, çığlık çığlığa koşan insanlar ve mahşeri bir kalabalık kapladı her yeri\u2026 Cehennemi sancılarla doldu caddeler, sokaklar\u2026

Hınca hınç dolan salonlar. Sonra masum halkların kurtuluşu için akın akın insan seli halinde yürüdüğümüz caddeler. Yirmili yaşlardayım, Bosna'nın yeşil dağlarına, masalsı güzelliğine yağarken bombalar tankların altına kendini atan Boşnak gençler geliyor aklıma. Biz şimdi kendi askerimizin, Mehmetçiğimizin silahıyla, tankıyla, uçağıyla vurulurken, dehşetengiz bir savaşın ortasında bulduk kendimizi. Namlular kendi insanına çevrilir mi? Vatan için savaşan, Peygamber ocağı böylesine kirletilir mi ihanet tohumlarıyla\u2026 Tanklar yürür mü kendi milletine, kendi insanına?

Yirmibirinci yüzyılın ilk demlerinde bunu da gördük ya. Kahreden kahpeleri, ihanet şebekelerini ve vatan evlatlarını nasıl kandırdıklarını, oyunlarına alet ettiklerini de gördük ya. Sağımızdan ve solumuzdan, Doğudan ve Batıdan kuşatıldığımız günlerdeyiz. Amerika gibi dünyayı kana bulayan bir ülkede yıllardır konaklayıp, ininden cemaatini yöneten çok akıllı şizofren bir beyne sahip çağın en büyük hainlerinden bir hainle karşı karşıyayız. Yazılacak o kadar çok şey var ki. Yapılan bir darbe girişimi değildir aslında. Bir katliamdır, kendi insanına yapılabilecek en ağır saldırıdır. Kardeşi kardeşe düşürmektir.  O nedenle her alanda yazılar incelemeler çıkacaktır bu olaylardan sonra.

Eşi görülmemiş ihanetlerin tarihi yazıldı

Cumhuriyet Tarihi'nin en acı günleri yaşandı bu aziz topraklarda\u2026 Eşi görülmemiş ihanetlerin tarihi yazıldı\u2026 Silinmez derin yaralar açıldı yüreklerde. Aynı secdeye baş koyduklarımızın, kardeş, dost bildiklerimizin eşi görülmemiş ihaneti dağladı yüreklerimizi. Sosyologlar, psikologlar, toplum bilimciler, akademisyenler, yazarlar, düşünürler aklımıza gelen kanaat önderleri şu an yaşananları yorumlamakta zorluklar yaşıyor olabilir. Ama yaşananlar bizlere gösterdi ki; din algımızı, din eğitimimizi, cemaat şuurumuzu, insanlığa yaşanılabilir dosdoğru İslam'ı gösterme noktasında artık yeniden yeniden sorgulamalar yapmalıyız ve artık çok duyarlı olmalıyız.

Dine dayanarak yapılan cemaatsel bir kitle kalkışmasının travmatik sancılarını, acılarını yaşıyoruz. Fetullah Gülen'in önderliğinde yapılan bu kalkışmanın DEAŞ'tan bir farkı yoktur aslında. Yalnız bu girişim daha planlı, daha programlı ve yıllara yayılarak okumuş, eğitimli kişiler eliyle yapılıyor. Ama beyinleri ipotek altına alınmış, inançlarını sorgulamadan teslim olmuş, kesin inançlılar psikolojisiyle hareket eden bir güruh. İnatla ve kör yüreklerle kendi insanlarına yabancılaşarak, kendi değerlerini hiçe sayarak, içinde yaşadıkları toplumda yine kendi insanlarını maddi manevi sömürerek çeteleşmiş ve resmen illegal bir şekilde örgütlenerek ölüm timleri halinde yine ekmeğini aşını yedikleri, suyunu içtikleri memleket insanlarına acımadan saldırmışlardır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam da işte ihanet şebekesinin kurşunlarından an itibariyle sıyrılmışken gösteriyor kendini. Cumhura sesleniyor, yürekli Anadolu insanına sesleniyor. Yüz yıldır maneviyatlarından arındırılmaya çalışılan, dinine, imanına, Kur'an-ına yapılan nice saldırılara yiğitçe göğüs geren arkasından gelen o Anadolu insanına sesleniyor. Cumhur hiç düşünmeden düşüyor yollara. Atıyor kendini tankların altına. Kaybedecek bir şeyi yok. Öyle entelektüel, okumuş yazmış bilmem şu bu üniversitede öğretim görevlisi, köşe yazarı falan değil çoğu. Çoğu saf temiz Anadolu insanı. Civan, körpe delikanlılar siper ediyorlar bedenlerini gelen kurşunlara. Ve köprüler geçilmiyor. Ve işgaller gerçekleşmiyor. Ortadoğu'ya, Filistin'e, tüm coğrafyanın yetimlerine elini uzatan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan' nın bir işaretiyle halk dökülüyor sokaklara, caddelere\u2026

"Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vad\u00eelere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,

Yıldırım yaylımı t\u00fbfanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık s\u00eenelere,

Sürü halinde gezerken sayısız teyyare."( Mehmet Akif Ersoy)

Vatan sevgisi, Vatan aşkı

Şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanın her karış toprağı mukaddestir, mübarektir. Nice savaşlar, nice yıkımlar görmüş Anadolu insanının yüreğinde derin bir sevda gibi çöreklenmiştir vatan sevgisi vatan aşkı. Bu öyle bir sevdadır ki uzun ve yoksul günlerin, nice mahrumiyetlerin, yıkıcı savaşların, toplum olarak yaşanan nice imtihanların yıkamadığı, yüreklerden atamadığı bir sevdadır. Dünyanın gelip geçmiş büyük milletlerinden bir millet olarak, kurduğu imparatorluktan geriye kalan, aşk mayası gibi Anadolu'nun aziz topraklarına mayalanmış bir güzide millet yaşıyor kurtuluş adası gibi kalan ülkemde şimdi. Şimdi Ortadoğu'da çıkan savaşlar, şimdi Amerika'nın, Batının oyunlarıyla, dengeler uğruna oluşturulan onca düzen. Ve benim ülkem. Kurtuluş adası gibi, batmayan güneşler gibi, sıcak ve temiz bir imanı yüreğinde barındıran onca insanın nefes alıp verdiği güzide bir topraktır artık. Artık yırtıcı atmacalar gibi saldırılara maruz kalan, her taraftan kuşatılmış, maddi ve manevi saldırılarla hedef tahtası haline gelmiştir. Bunu yaşadığımız günlerde daha bir anlıyoruz ve ne derin imtihanlarda olduğumuzun şuurunu yaşıyoruz.

Kutsal ve mübarek şehirler yıkılıyor. Şam, Bağdat, Kudüs ve dahi Halep misket bombalarıyla, varil bombalarıyla cehennemlere dönmüş durumda. Asma bahçeleri artık yok, Halep'in çardaklı güllü kadim bahçeleri yerle bir oldu. Şam çarşılarından yetim çığlıkları yükseliyor arşı alaya. Bitmek bilmeyen uzun savaşlara açıyoruz gözlerimizi. Oyun üzerine oyunlar oynanıyor ümmete dair. Obur bir iştahla Batı'nın Amerika'nın düzenlerine kurban giden onca parçalanmış çocuk bedenleri. Şimdi okyanuslara açılan botların içinde kurtuluş diyerek Batı kapılarına doğru yolculuğa çıkan yüzlerce, binlerce mültecinin bedenleri vuruyor sahillere. Kurtuluş Savaşı'nı yaşamış milletin evlatları olarak, bastığımız her karış toprağı aziz ve mukaddes bilip ahir zamanda çetin imtihanlardan geçiyoruz. Bu imtihanlarla birlik ve beraberliğimize yeniden yürürken, hiç ummadığımız, hiç aklımıza gelmeyen halde ihanetler gördük.

Çanakkale Savaşı'nın yürekli şairi Mehmet Akif Ersoy'un dizeleri sanki bu günlerimizi anlatıyor. Bir asır öncesinin yürekli şairi, Kurtuluş Savaşı'nın zorlu günlerinde savaşan milletine cesaret, güç versin diye akıtıyor dizelerini. Yüreğinden, yaralı coğrafyanın üzerine derin dualar duyarlılığında akıyor şiirler. İşte şimdi o şiirlerin yankısı yüreklerimizi dağlarken daha bir anlam buluyor bu günlerimizde. Dağılan İslam coğrafyasına yad yad bakarken, yetimlerin parçalanmış bedenlerine, yıkılan mihraplara, çöken kubbelere, parçalanan onca İslam Coğrafyası' nın nişanesi gibi mukaddes ve kutlu mabetlere bakarken şairin dizeleri daha bir anlam kazanıyor.

"\u00c2sım'ın nesli\u2026 diyordum ya\u2026 nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

Ş\u00fbheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar\u2026

O, rük\u00fb olmasa, dünyada eğilmez başlar\u2026"(Mehmet Akif Ersoy)

Asım'ın nesli\u2026 Nesilmiş gerçek\u2026

Kuşatılan köprülere  bir koşu başladı

Şair akıtıyordu şiirini yaralı yüreklere, cesaret bulsun diye. Kahramanca yılmadan düşman üstüne şehadete yürüsün diye aşka ve sevdaya belenmiş insanımızın üstüne gönderiyordu. Oysa şimdi sıcak bir Temmuz akşamı patlayan bombalar, bu hain pusu, serhat şehirlerimizin üzerinden geçen F16 kendi mevzilerimizden, kendi içimizden, kendi askerimizin mermisinden akıyordu üzerimize doğru. Ve nereden bilebilirdi milletinin sığındığı dizeler bir gün ihanete karşı cesaret verecek bu aziz millete\u2026

Sıcak bir Temmuz gecesi, bir kurtuluş adası gibi insanlığa, yetimlere, Suriye'nin o ayağı çıplak çocuklarına yurt yuva olan bu topraklarda adeta bir işgal provası yaşanıyordu. Kuşatılan köprülere,  binalara doğru coşkun bir koşu başlamıştı. Bu koşu kurtuluşun, yeniden dirilişin, aziz toprakların kurtuluşu içindi. 15 Temmuz aklanma ve arınma gecesi olur duasıyla yollardaydı halkımız.

Duamız yaşadığımız Anadolu topraklarının çocuklarımız için, yaşanılabilir, namuslu, tüm kirlerinden arınmış yarınlarına miras olarak kalmasıdır. İçinde yaşadığımız toplum inşallah pisliklerinden, habis urlarından arınır. İhanetle büyüyen nice çocuklar artık kurban edilmez. Milletçe gazamız mübarek olsun. Rabbim şerlilerin, hainlerin, vatana ihanet eden tüm kin çetelerinin iç ve dış düşmanların şerrinden halkımızı korusun muhafaza eylesin. Yeni aydınlık başlangıçlar için insanımıza güç versin. Hainlerin oyunlarını bertaraf eylesin Rabbim. Şehitlerimize rahmet olsun. Mekanları cennet olsun\u2026

Anadolu topraklarına mayalanmış bir güzide millet

Şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanın her karış toprağı mukaddestir, mübarektir. Nice savaşlar, nice yıkımlar görmüş Anadolu,  insanının yüreğinde derin bir sevda gibi çöreklenmiştir vatan sevgisi vatan aşkı.

Çok Okunanlar

  • 1

    Erdoğan'dan ABD'ye sert tepki

  • 2

    İsmail Cesur kimdir? İsmail Cesur nerelidir?

  • 3

    Türkiye ve Rusya'nın hamlesi ABD'yi zora soktu!

  • 4

    Nagehan Alçı hastanelik oldu

  • 5

    Af teklifinin detayları belli oldu

Son Haberler