YAZARLAR

Tüm Yazıları Serdar Arseven

Faiz ve ötesi!..

14.09.2018 00:05

Sayın Başkan’ın da müteaddit kereler ifade ettikleri üzere, yüksek faiz ortamında yatırım yapmak iyice zorlaşır…

Benim yatırımcım, benim esnafım “Faiz Yükü” altında ezilir.

Memleketimizin “üretime yönelmesi” için elini değil, gövdesini taşın altına koyan…

Gecesini gündüzüne katan, aile huzurunu, sağlığını hiçe sayan…

“Kutsal” olsun diye kazancının vergilendirilmesini sağlayan yerli ve milli esnafımız ezilir…

Ve paralar “faiz lobisi”ne akar!..

“Türkiye filanca hadiselerde 140 milyar dolar zarar etti.”

Kâr eden, faiz lobisi…

“Türkiye falanca süreçte 200 milyar dolar zarar etti.”

Kâr eden, faiz lobisi.

Kurtaran biz, kurtulan biz…

Kazanan ise cümle alem şikayetçi olduğumuz faiz lobisi!..

Saati 250 yıl kadar geriye alın, ilk borçlanmadan başlayın, bugünlere gelin…

İşkenceler, zulümler, katliamlar, darbeler, muhtıralar, operasyonlar, tahkir edilmeler bize…

Fedakârlıklar, kurtarmalar, kurşunlara göğüs germeler, aileyi, huzuru hiçe saymalar bize…

Paralar “faizci”lere!..

Bu böyle, şikayet etmek kolay tabii…

Şimdi…

Biriniz çıksa da, “Tamam kardeşim bunları biz de görüyoruz ama çaresi ne?” dese, 'efradını câmi, ağyarını mâni' bir cevap verebilecek durumda değilim.

İdarecilerimiz, iktisat alanında uzman akademisyenlerimiz, ilahiyatçılarımız, Diyanet yetkililerimiz, vesaire, vesaire, hepsi  bir “Yerli ve Milli İktisat Şurası”nda tartışabilir, tartışılması gereken ne varsa.

“Yerli ve Milli” bir ekonomi politikasını nasıl inşa edebiliriz?..

Bu kadar geniş çaplı bir konu üzerine “kapsamlı” ve sadra şifâ değerlendirmelerde bulunmak haddimizi aşar ama biz de bir şeyler söyleyebiliriz, bu yolda birkaç “küçük” dokunuşa vesile olsun diye.

Dinleyen olmaz, okuyan olmaz, aldıran olmaz, “külli eyyam” ve “nasıl karalasam” dünyasında bu garibin sesi duyulmaz.

Varsın olsun tarihe not, belki de “emeklilik” döneminde kaleme almayı tasarladığımız “Dememiş miydik!” isimli, en az 5 ciltlik kitabımıza bir sayfa daha.

MESLEKİ EĞİTİM MESELESİ

Efendim, buradan devam edelim.

Malûm, “üç kağıt ekonomisi”nden veya “faiz lobisi”nin üreticileri kahreden baskısından kurtulmanın en çok kabul gören yolu, üretime ve ihracata yönelmek.

Bu da insanla olacak, en gelişmiş teknolojileri tatbik etseniz bile, insan beynine muhtaçsınız.

Memleketin sanayi bölgelerine gittiğimde, yerli ve milli üreticinin hayli gayretli olduğunu ve çok kısıtlı imkânlarla “el oğlu”nu hayretlere düşürecek ürünler ortaya koyduğunu görüyorum.

“Faiz Lobisi”nin baskısına aldırmadan yoluna devam etmeye çalışan  çoğu ileri ve orta yaştaki kardeşlerimizle sohbet ederken, özellikle “mesleki eğitim” meselesine dikkat çekmem talep ediliyor.

Malûm, bir vakitler “katsayı haksızlığı” vardı, memleket evlâtlarının bir bölümünün ayaklarında prangalar…

Şimdi bunlar yok, herkes eşit, “meslek eğitimi”nin önünde de görünür bir engel kalmadı gibi.

Kalmadı gibi ama, meslek okulları hâlâ cazip değil.

Yıllar evvel, “Önlerindeki engeller bir kalksın, görün bakalım siz onları!” diyorduk ama sözümüz maalesef yerine gelmedi.

Ana babalar, evlâtlarını meslek okullarına yazdırmaya pek hevesli değil.

Bazıları istiyor ama bu sefer de gençte heves yok.

“Cins” beyinler meslek eğitimine yönelmiyor, meslek liseleri fazla tercih edilir değil.

Meslek yüksek okullarına da ekseriyetle, “Başka bir yeri TUTTURAMAYACAK durumda olanlar!” yöneliyor.

Bu böyle, hangi meslek yüksek okulu öğrencisine, mezununa sorsanız, “Başka yeri TUTTURAMADIK!” yollu karşılıklar alıyorsunuz.

“Yerli ve Milli” sanayicimiz de, “Ekmek gibi, su gibi ara elemana ihtiyacımız var. Şöyle meslek lisesi ve hele meslek lisesi artı meslek yüksek okulu mezunu bir genç gelse ve o genç biraz da iş bilse, hemen alırız!” diyen nice müteşebbis var.

“Bu memlekette işsizlik yok azizim, mesleksizlik var!” klişesini bir kez daha kullansak haddi aşmış olmayız umarım, böyle bir durum, hâlâ devam ediyor.

Yazının başından itibaren yer yer dikkat çekmeye çalıştığımız “Faiz Lobisi”nin, “dış güçler”in baskısından bir ölçüde kurtulabilmemizin yolu “üretim”den geçiyorsa…

Bunca üniversitemizden mezun olanların büyük bir bölümü “diplomalı iş göremezler” olarak piyasaya düşüyorsa..

Dört yıllık bölümlere aşırı yığılma varsa…

Kamu’nun “istihdam duvarları” sürekli olarak zorlanıyorsa ve Devlet, günün birinde “Memur olmak iş garantisi sağlamaz!” demek mecburiyetinde kalacaksa…

“Bu iş böyle gitmez”se…

 “Yerli ve Milli Türkiye”nin alt yapısındaki en önemli unsurlardan biri olması gereken “ara eleman”a ihtiyacımız gittikçe artacaksa…

Meslek Eğitimine ağırlık vermek gerekmez mi?..

Daha doğrusu “bir mecburiyet” değil mi?

“Elbette efendim!”

“Elbette!”

Tamam ama, dostum, Merhum Hak Dostu’nun ifade ettikleri gibi, bin yıl kavanoz yalamakla ya da bin yıl boyunca durmaksınız “bal” demekle istifade edemezsin ki nimetten.

O şifalı balı yiyeceksin, “Yiyelim de görelim!” demiş nitekim bir mütefekkir.

Meslek eğitimini kuvvetlendirmek için bu okulları “cazip” okullar haline getirmek gerek.

Meslek eğitimi vereceklerin ortalama niteliklerini arttırmak nasıl olur; “büyüklerimiz”, “âlimlerimiz”  bilir.

Ben…

İki küçük teklifte bulunayım buradan.

Mesela…

Her meslek lisesine ve her meslek yüksek okuluna birer yıl “Yabancı Dil Hazırlık Sınıfı” koyulamaz mı?..

Olmaz mı?..

Dünya aleme nizam verme iddiasındaki memleketimiz bu işin altından kalkamaz mı?..

Bence kolaylıkla yapar.

Bir okulun hazırlık sınıfı varsa, o okulun “puanı” artar, oraya girmek için “özel gayret” sarf etmek gerekir.

Bu durumda da, o okulu tercih edenlerin ortalama seviyesi umulur ki yükselir.

Bir de…

Meslek Yüksek Okulu mezunu, yani “İki yıllık üniversite” mezunu “kısa dönem” askerlik yapsın.

Ya da ihtiyaç kadarı, “Yedek Astsubay” olarak ifa etsin vatani görevİ.

“Yedek Subay” var malûm, dört yıllık mezunlarından bazıları “asteğmen” olarak görevlendiriliyor ve maaş alıyor.

“Yedek Astsubay”lık da iki yıllıklar için, olmaz mı?..

Memleket evlâdı hem askerlik yapsın hem de evine biraz birikmiş parayla dönsün, evlenebilir böylece!..

İki küçük teklif.

Üretim meselesi memleket meselesi.

Bundan sonra “ara elemana” çok daha fazla ihtiyaç duyacağız.

“Reel üretime” ağırlık vereceksek eğer.

“Faiz Lobisi”nin baskısından kurtulmak için dev adımlar atmaya “devam” edeceksek eğer.

Hürmetlerimle.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok Okunanlar

  • 1

    Erdoğan'dan ABD'ye sert tepki

  • 2

    İsmail Cesur kimdir? İsmail Cesur nerelidir?

  • 3

    Türkiye ve Rusya'nın hamlesi ABD'yi zora soktu!

  • 4

    Nagehan Alçı hastanelik oldu

  • 5

    Af teklifinin detayları belli oldu

Son Haberler