Peygamber Efendimiz 20 yaşındayken, çok kısa süre önce gerçekleşen Ficar Savaşı'nda çok kan akmış, kabileler arasında düşmanlık duyguları had safhaya çıkmıştı. Artık selamın beldesi olan Mekke'de can, mal ve namus emniyeti kalmamıştı. Aciz ve güçsüzler tıpkı bugünün dünyasında olduğu gibi her türlü zulme maruz kalıyor, bunlara karşı koyma cesareti dahi gösteremiyordu. Bu kaos, vahşet ve trajediye bir çare bulunmalıydı. Vicdan, insaf, merhamet ve namus ehli insanların bir şeyler yapması gerekiyordu. Tam da bu esnada Yemenli bir tüccarın bir deve yüklü malı, Mekkeli As bin Vail tarafından gasp edildi. Zavallı ve çaresiz adam yardım istemek için her kapıyı çaldı ama destek bulamadı. Adam bunun üzerine Ebu Kubeys dağına tırmandı ve yüksek bir tepeye çıkarak, uğradığı haksızlık ve aşağılanmayı yüksek sesle haykırarak şehir halkına ilan etti.
Yemenli bu adamın çağrısı erdemli ve vicdanlı insanları uyandırdı. Bu yiğit insanlar derhal bir araya gelerek bu zulüm, vahşet ve yolsuzluklara karşı hareket etmek üzere Abdullah Bin Cüd'anın evinde Hılfu'l Füdul (Erdemlilerin Yemini) Derneğini kurdular. Uzun müzakerelerden sonra 3 maddelik bir eylem planı yaptılar. Alınan bu tarihi kararlara göre:
1. Mekke'de yerli veya yabancı zulme uğrayan kimse bırakılmayacak,
2. Zulme meydan verilmeyecek ve zalime hoşgörü gösterilmeyecek
3. Mazlumlar, zalimlerden haklarını alıncaya kadar mazlum ve ezilenlerle beraber hareket edilecek.
Dernek ilk iş olarak Yemenli tüccarın gaspedilen malını As bin Vail'den alıp iade etti. Rasulullah (sav) Efendimiz henüz 20 yaşında ve çok genç olmasına rağmen, kendisine henüz nübüvvet vazifesi verilmemesine rağmen, büyük bir sosyal sorumluluk bilinci ile lider konumda bu derneğe katılmıştır. Peygamber olduktan yıllar sonra bir sohbet esnasında bu cemiyet ve faaliyetleri anılınca aynen şu ifadeyi kullanmıştır:
"Abdullah b. Cüd'a'nın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Bence o yemin, kırmızı tüylü develere sahip olmaktan daha sevimlidir! Ben, ona İslamiyet devrinde bile çağrılsam icabet ederim, şimdi olsa yine yaparım".
Bu hadisenin oluşundan 1420 yıl geçen yeryüzünde, çoğunluğu İslam beldelerinde olmak üzere çok büyük zulümler işlenmektedir. Bunun en müşahhas örneğine, yaklaşık 3 haftadır çaresizce Gazze'de izliyor ve tanık oluyoruz. Şehid sayımız an itibariyle 500'e, yaralı sayımız 5000'e yaklaştı. Elbette Müslümanlar olarak bu zulme sessiz kalmamızın imkanı yok. Bu haksızlığı ve asumana dek yükselen, arş-ı ala'yı titreten katliamları maalesef elimizle ve dilimizle ortadan kaldıramıyoruz ve imanın en zayıf derecesi olarak ifade edilen buğz ediyoruz, slogan atıyoruz, dua ediyoruz, umarsızca ağlıyoruz.
Başta Gazze olmak üzere, Suriye, Irak, Mısır, Doğu Türkistan, Arakan, Keşmir ve Orta Afrika Cumhuriyetinde Müslümanlara yönelik yürütülen bu haksızlıklara ve soykırımlara Müslümanlar kadar üzülen, bu acıları paylaşan ve bir şeyler yapılması için ses çıkaran hatta Müslümanlardan da ileri adımlar atan gayri Müslimler de var. Tıpkı Hılfu'l Füdul Derneğinin üyesi olan müşrikler gibi.
Bunun en güzel ve somut örneğini bize yiğit Amerikalı kız Rachel Corrie verdi. Annesi Cindy ve Babası Craig ile şahsi dostluk kurma imkanı yakaladığım Rachel'imiz 16 Mart 2013'te Gazze'nin güneyinde Refah'ta, Filistinlilere sahip çıkarken bir İsrail zırhlı buldozerinin altında ezilerek can verdi. Yahudi düşünür Noam Chomsky de, devam eden savaşta bombardıman altında Gazze'ye giren ve ABD Başkanı Obama'ya vicdan mektubu yazan Norveçli cerrah Mads Frederick Gilbert ve Latin Amerika'nın cesur anti emperyalist liderleride bu erdemliler ittifakının, bu çağdaş Hılfu'l Füdul'un birer üyeleridir. Bu küresel vicdan hassasiyetinin en mert üyelerinden biri de Bolivarcı Venezüela Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nicolas Maduro. Tıpkı selefi müteveffa Hugo Chaves Frias gibi, Siyonist İsrail zulümlerine ve bu hadiseye kayıtsız kalan özellikle Arap liderlerine en sert çıkışı yaptı. Maduro dün şunu söyledi:
"Filistin halkına yapılan katliama seyirci kalmak bana acı veriyor. Artık ölümlere alışmışlar, dünya katliam karşısında kör ve sağır olmuş! Çoğu korkak liderler de resmi bir yazı geçip olaylardan üzüntülerini belirtip kınıyorlar. O kadar… "saldırıyı lanetliyoruz" sadece bu… "çok endişe duyuyoruz" bir de bu… Mesele bitiyor onlar için… Yeter be artık yeter! Venezuela artık yeter diyor."
Bu zulümler çağında vicdan ve insaf ehli erdemli insanlar bir araya gelecek ve büyük bir küresel bilinç oluşacak. Benim buna inancım tamdır. Küresel ve modern Hılfu'l Füdul'a selam olsun. EL HADİ olan Allah'ımızın, bu yiğit ve mert adamlara ve kadınlara hidayet vermesini temenni ediyorum.
İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...