Şimdi Tebrik Zamanı

Dilimize Arapçadan giren tebrik, bereketten geliyor. Tebriğin saadet, bolluk, uğur ve hayır gibi anlamları var. Biz daha çok kutlamalarda uğurlu ve hayırlı olmasını dilemek için kullanırız. Bu kutlama sözle olduğu gibi yazıyla da olur.

Tebrik etmek güzel bir davranıştır. Âdâbımuâşeret içerisinde olan ve bugünlere taşınan tebrik ile insanlar arasında yakınlaşma, dostluk ve samimiyet peyda olur. Takdir etmek, kutlamak olgunluğun ve erdemin işaretidir. Kendini bilen, bulan ehl-i kâmil insanlar için tebrik etmek büyüklüğün alâmetidir. Demek ki tebrik edebilmek büyüklüktendir. Her şahsın kendine mahsus bir alâmeti vardır. Tebrik etmek de böyle bir davranıştır.

Eskiden bayramlarda, yılbaşında tebrik kartları gönderilirdi. Posta teşkilatımızın günümüzdeki hizmet ürünleri de değişti. Sadece bir tebligattan ibaret kaldı. Oysa tebrik kartlarını ulaştıran postacılarımız vardı. Zarfı açıp baktığınızda rangârenk bir kartpostal, bir yüzü resimli, diğer yüzünde el yazısıyla yazılmış kutlama mesajını okuduğunuzda içinizi sevinç kaplardı. Küçük şeylerle mutlu olunurdu.

Tebrik kartları ile mutlu olan insanlardan bugüne… Evet, duyguların hâkim olduğu bir çağdan günümüze çok şeyin değiştiğini anlamak zor olmasa gerek. Küçük mutluluklar, büyük insanlar… Şimdi ise büyük hediyeler, kanaatsiz ve mutsuz insanlar var.

İnsanı ve yaşadığı dönemi iyi okumak ve anlamak için mutlulukları üzerinden tahlil edebiliriz. Neyle mutlu idik, şimdi nelerle mutlu olamıyoruz? Neleri, kimleri tebrik ederdik; şimdi ne değişti? İnsan beşerî bir varlıktır. Dolayısıyla diğeri ile irtibata geçmek zorundadır. Bir arkadaşınızın başarısını tebrik etmek hem onu hem de sizi mutlu eder, etmeli de. Duygudaşlık iyidir, ruha da bedene de iyi gelir. Kim duygudaş olamaz? Benciller. Bencil insan, tebrik etmekte zorlanır. Çünkü kalbinden bir duygunun çıkması gerekir. Öyle bir bencilliktir ki bu hastalığa dönüşmüştür. Hem bencil hem cimridir böyleleri. İyi bir sözü başkasından esirger. Sözünü bile sunmak istemez. Böyle bir ruhun iyi olması sizce mümkün mü? Değil elbette.

Tebrikleşmeyi yaymak, başarıları ve mutlulukları görmek gerekir. Bir dostumuzu, bazen bir telefon görüşmesi ile bazen de ona çiçek göndererek tebrik edebiliriz. Sosyal medya üzerinden yaygınlaşan tebrikleşmeler de önemli. Bir dostumuzun başarısını, bir ürününü, mutlu bir gününü paylaşması tebrik gerektirir. Sanal olmaktan çıkıp hayatımıza giren hatta hayatımızın merkezinden haberler veren sosyal medya paylaşımlarını görmek, beğeni veya yorum yapmak inceliktir, nezakettir. Dostlarımızla aramızdaki bağı güçlendirir ve samimiyetimizi artırır. Buna herkesin ihtiyacı var.

En güzel tebrik de dostlarımızı bizzat ziyaret etmektir. Onların yanında bulunmak, onlarla hemhâl olmak, aynı ânı yaşamak, aynı mekânda bulunmak bedenleri buluşturduğu gibi ruhları da buluşturur.

Tebrikleşme ile kötü düşünceler ölür. Ön yargılar yıkılır. Kalpten kalbe adım atılır, içten bir selam ile gönül evine girilir. Bir dostun gönül evine girmek arınmak ile mümkündür. Karşı tarafa verdiğimiz mesaj şudur: “Ben seninleyim, seni takdir ediyorum, seni seviyorum, sana güveniyorum.” Örtük de olsa karşı tarafa gönderdiğimiz her mesajın altında o kadar çok anlam vardır ki böyle böyle tanış ve dost olunur.

Şimdi düşünelim, hatırlayalım. En son kimi tebrik ettik veya bizi tebrik eden oldu mu? Muhakkak bir cevabınız olmuştur. Şahsen ben en son TYB’nin “Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları” ödülünü alan dostlarımı tebrik ettim. Bazıları ilk benden duydu. Onlar için birer müjde idi. Ne güzeldir müjde!

Düşündüğümüzde insanî yönlerimizi güçlendiren, insan kalmamızı sağlayan, insanlığımızı koruyan hasletleri unutmamak her şeyden önce kendimize iyi gelecek. Zaten iyi gelecek ne varsa ondan uzaklaştık. Şimdi içimizi onaracak, kalbimizi besleyecek, sözümüzü ve yüzümüzü güzelleştirecek, ilişkilerimizi güçlendirecek, dostluklarımızı sağlamlaştıracak, aramızdaki güven duygusunu tesis ve temin edecek tebrikleşmeyi başlatma zamanı. Yanı başımızda duran bir dostu tebrik ederek başlamalı.

Aslında şu çağda uzun süren dostluklar da tebrik konusu değil midir? Şimdi dost kalan, dost bildiğiniz, emîn olduğunuz, itimat edip sırrınızı paylaştığınız, acı ve tatlı günlerinizde ama bilhassa güzel ve başarılı günlerinizde sizinle olan kim varsa onu arayın ve tebrik edin. Biraz ironi ile söylemek gerekirse belki de siz çok huysuz ve geçimsiz bir arkadaşsınızdır ama arkadaşınız size tahammül etmiştir bugüne kadar. Olamaz mı? Olur. Ee, bu arkadaşınız şimdi bir tebriği hak etmiyor mu?

Tebrik, tebrikât, tebriknâme, tebrik etmek, tebrikleşmek, tebrikleri kabul etmek gibi birçok kelime ve yapıyı vücuda getirerek sosyal dokumuzu renklendiren, güzelleştiren, güçlendiren davranışlar ayakta kalmamıza vesiledir. Bunun aksi hâli kıskançlık bataklığıdır, oraya sadece beden saplanmaz, ruh da saplanır. Bizimkisi gönülleri gülistana çevirmektir. Şimdi tebrik zamanı!