Sıra Türkiye’de mi?

Siyonist Batılı propaganda aygıtı boş durmadı. İsrail ve ABD’nin İran saldırılarından sonra “Sıra Türkiye’de” düşüncesini dillendirmeye başladı. Hulbuki sıra İran’dan çok önce Türkiye’deydi. Türkiye, tüm saldırıları atlattı ve sırasını savdı. Sadece tehlikeyi savmakla kalmadı, Batılıların anladığı dilden konuşarak savunma sanayiine adeta çağ atlattı.

Önceki hafta Belçika Kraliçesi Mathilde devletini toplayıp Türkiye’yi ziyaret etti. Kalabalık heyetteki Savunma Bakanı Theo Francken, Türk savunma sanayiini yakından görünce “Bizden çok ileridesiniz” itirafında bulundu. İHA ve SİHA’lar başta olmak üzere Türkiye’nin katma değeri yüksek silah sanayii dostların moraline moral katacak seviyeyi çoktan aştı.

Peki ya düşmanlar? Korktukları başlarına geldi. Tüm ambargo ve engellemelere karşı güçlendiğimizi fark ettiler ama sinsi propaganda ile moral bozmaya çalışıyorlar. Halbuki yarım asırdır Türk ve Kürt gençlerini birbirine kırdırıyorlardı. FETÖ üzerinden en zeki gençlerimizi çaldılar. Yetinmediler, PYD’yi silahlandırıp üzerimize saldılar. Tamamını sildik!

***

Türkiye’nin siyasi tarahinde 14 Mayıs tarihinin özel bir yeri var. 14 Mayıs, Milletin zulüm yerine hürriyeti, zillet yerine haysiyeti, despot bir baskı rejimi yerine dinini, inancını, milli ve manevi değerlerini yaşayacağı demokratik ortamı seçtiği tarihtir. İlki 1950 yılında yaşandı ve CHP kaybetti. İkincisi 2023 yılında yaşandı, Batılıların desteğine rağmen CHP yine kaybetti.

Aslında iki dönemin CHP’si arasında fark yoktu. 14 Mayıs 1950 genel seçimlerini ezici farkla Demokrat Parti kazanmıştı. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimini Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan kazandı. Birleşen muhalefete rağmen… ABD, Batının açık ve aleni desteğine rağmen… İki 14 Mayıs da Türkiye için birer dönüm noktası oldu: Şer cephesi çöktü.

Geçtiğimiz hafta yapılan Savunma Sanayi Fuarı tüm dünyada taşları yerinden oynattı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sessiz sedasız yaklaşık 14 yıldır çalışıp ileri seviyede füzeler üretmesi, dünyanın en güçlü uçak motorunu yapması herkesi şaşırttı. İlk defa görücüye çıkan 6 bin km menzilli Yıldırımhan Füzesi, “Sıra Türkiye’de” propagandasına verilen en güçlü cevaptı.

***

Türkiye, hem ekonomik baskıları, hem “Hendek” gibi aleni saldırıları bertaraf etti. 15 Temmuz, Türkiye’yi Batının güdümüne sokmayı amaçlıyordu. O tarihlerde kimse bizim yanımızda değildi. Suriye, Irak, Mısır, BAE, Suudi Arabistan ve İran… Batılıların tamamı aleyhimize çalışıyordu. İçimizdeki hainler de sistemi içerden çökertmek için çabalıyordu.

Türkiye, siyasi açıdan rüştünü ispatladı. Ne Rusya’nın, ne Amerika’nın, ne doğunun, ne batının yanındaydı. O, kendi ayakları üzerine doğrulmak için çabalıyordu. Emekleme dönemi bitti. Yüz yıl öncesine kadar dünyanın sayılı güçlerinden olan bu büyük devlet, ayağa kalktı yürümeye başladı. İlk Cumhuriyeti bitirdi, şimdi ikincisini uyguluyor: Dindar cumhuriyeti.

Bu hiç de kolay olmadı. Kâh soğan ve patates fiyatları ile oynayarak, kâh dolaylı veya doğrudan ambargolar koyarak bu kadim güçü engellemek istediler. Ancak doğal bir afet olan deprem bile buna engel olamadı. Emekli ve dar gelirliler sıkıntı yaşadı. Zengin kesimin ise umurunda olmadı. Ne dersiniz, bir eli yağda, bir eli balda olanlar da fedakârlık yapmalı mı?