Yurt Haberleri

Şirin bir kent Iğdır

Türkiye’nin 81 vilayetinden, Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nden ve Azerbaycan’dan 100’ün üzerinde gazetecinin katılımıyla Iğdır’a adeta çıkarma yaptık. Türkiye İnternet Gazeteciler Derneği (TİGAD)’ın düzenlediği geziyle yurdun şirin kenti Iğdır’ı gezip gördük, tabii ve coğrafi güzelliklerine tanık olduk.

Iğdır, Türkiye'nin en doğusunda; Ermenistan, Nahçıvan ve İran ile sınır komşusu. Aynı anda 3 ülkeyle sınırı olan şirin ilimiz. Hızla şehirleşen, gelişen, büyüyen ve kalkınma yolunda hızlı adımlarla yol alan kentimiz, Ağrı Dağı'nın hemen eteğinde yer alıyor.

Etrafı yüksek dağlarla çevrili bir ova üzerine kurulmuş huzur şehri Iğdır’ın kuzeyindeki Ağrı dağı heybetli görüntüsü ile görsel bir şölen sunuyor. Tepesi kar kaplı, çevre illere hayat veren bir yaratılış harikası Ağrı Dağı. Mistik hikayeleri ise dilden dile dolaşıyor. Bunların en önemlisi ise Nuh’un Gemisinin Ağrı dağında olduğu efsanesidir hiç şüphesiz. Iğdır bir anlamda bölgenin Çukurova’sı gibi. Sahip olduğu ılımam iklimi sayesinde Doğu Anadolu'nun en sıcak ve yeşil yerlerinden birisi. Bu sayede pamuktan şeftaliye, kayısıdan karpuza kadar pek çok tarım ürünü yetiştiriliyor.

Türkiye'nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı zirvesinin il sınırları içerisinde. Tuzluca Tuz Mağarası, Ejder Kervansarayı, Gökkuşağı Tepeleri ve Bulakbaşı Sazlıkları bölgenin öne çıkan doğal ve tarihî zenginlikleri. Tüm bu güzellikleri tek tek geziyor, Iğdır’ı yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Şehrin sıcak iklimi insanların kalplerine de işlemiş. Güleryüzlü ve yardımsever insanlarla hasbihal ettikçe ekipteki arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde bu şehirde yaşanır diyoruz. Nüfusunun yarıdan fazlası Türk ve Azeri, diğer bölümü Kürt vatandaşlarımızdan oluşuyor. Iğdır, bir barış ve kardeşlik kenti. Doğu’da terörün giremediği, taraftar bulamadığı tek yer. Cadde sokak, her yer Türk bayrakları ile süslenmiş. Yeni yerleşim yerlerinde yükselen modern binalar, geniş caddeler, modern alış veriş merkezleri Iğdır’ı yepyeni bir kent yapmış.

Iğdır’ın özgürlük sembolleri

Iğdır merkezde, Iğdır’ın yakın tarihini ve bölgede yaşanan acı olayları simgeleyen iki önemli anıt var.

Iğdır Soykırım Anıtı ve Müzesi ile Şehit Mehmet Çavuş Anıtı.

Iğdır Soykırım Anıtı ve Müzesi. Doğu Anadolu'nun en yüksek anıtı konumunda. 1999 yılında ziyarete açılmış. Yaklaşık 43.5 metre yüksekliğe sahip olan anıt, yukarıya doğru uzanan 5 adet kılıçtan oluşuyor. Bu kılıçlar, bölgede hayatını kaybeden Türkleri ve onların anısını simgeliyor.

Müzede, 1915-1920 yılları arasında Iğdır ve çevresinde gerçekleşen katliamlara ilişkin tarihî belgeler, fotoğraflar, kazılardan elde edilen bulgular ve döneme ait arşiv materyallerini hüzün içinde ibretle izliyorsunuz.

Şehit Mehmet Çavuş Anıtı, 1919-1920 yıllarında bölgedeki Ermeni çetelerinin saldırılarına karşı mücadele veren Mehmet Çavuş ve silah arkadaşlarının anısına dikilmiş.

Ermeni komitacıların baskınlarına karşı direnerek bölge halkını koruyan ve bu uğurda şehit düşen Mehmet Çavuş, Iğdır'ın milli mücadele tarihindeki en önemli yerel kahramanlarından birisi olarak tanınıyor, saygıyla anılıyor.

Şehitliğin bulunduğu alana dikilen sembolik anıt ve tabelalarla Mehmet Çavuş ile birlikte şehit düşen köylülerin ve askerlerin hatırası günümüzde yaşatılıyor ve anısı canlı tutulmaya çalışılıyor.

Şehir gezisinin ilk durağı ünlü Rus Pazarıydı. Rusların Türkiye’ye akın ettiği yıllarda kurulan Pazar, her ne kadar eski canlılığını kaybetmiş bile olsa. Iğdır’ın önemli ziyaret noktalarından birisi haline gelmiş.

Iğdır Kervansaray’ı

Şimdi sırada Iğdır Kervansaray’ı var. Ejder Kervansarayı olarak da bilinen Iğdır Kervansarayı, önemli bir Selçuklu dönemi eseri.

1290'larda yapılan Selçuklu mimari geleneğini sürdüren Sürmeli Emiri Şerafettin Ejder tarafından yaptırılmış. İpek Yolu güzergâhında bulunan kervansaray, Batı Asya ile Kafkasya arasındaki ticaret kervanlarının konaklaması, güvenliği ve ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla inşa edilmiş.

Yapının en dikkat çekici kısmı, Selçuklu taş işçiliğinin görkemli bir örneği olan giriş kapısı (taç kapı). Kapı üzerinde geometrik taş süslemeleri ve motifler yer alıyor. Tamamen kesme taşlardan yapılan kapalı-tonozlu kervansaray tipinde inşa edilmiş.

Kervansaray, hem bölgenin İpek Yolu üzerindeki tarihî önemini göstermesi hem de Doğu Anadolu'daki Selçuklu mimari mirasının nadide örneklerinden biri olması açısından büyük önem taşıyor..

Ermenistan sınırında protokol teleferiği

Gazeteci ekibi olarak Tuzluca İlçesi’ne doğru yola çıkıyoruz. Belediye Başkanı Ahmet Sait Sadrettin Türkkan’ın konuğuyuz. İlçenin en tepe noktasındaki ovaya bütün yönleri ile hakim bir tepenin üzerinde bulunan belediyeye ait lokantada yenilen leziz yemeklerin ardından, göz alabildiğince uzanan ovayı seyrediyoruz. Daha sonra; Aras Nehri’nin en büyük kollarından birisi olan Karasu Deresi kenarında kurulmuş bir park yerine geçiyoruz. Yemyeşil, ağaçlar arasında ve çevresi sazlıklarla kaplı bir park burası. Türkiye- Ermenistan sınırı. Karasu’nun genişliği 3-5 metre. Ağustos ayı olmasına rağmen dere gürül gürül akıyor. Sorduğumuzda ise normalde yazın akan suyun kuruduğunu baraj kapakları açıldığı için debinin yüksek göründüğünü soylüyor ören yerinin işletmecileri. Karasu Nehri’nin Türk tarafından tel örgüler yer alıyor. Direklerin üzerinde sınır boyunu izleyen termal kameralar var. Türkiye ile Ermenistan burada adeta iç içe girmiş. Ermenistan’ı bizden ayıran sadece birkaç metrelik bir dere.

Tabii, Ermenistan tarafında nasıl önlemler var görülmüyor. Zira, Karasu’nun Ermenistan tarafı boyu birkaç metreyi bulan sazlıklarla kaplı. Bize. Bir kaç metre sonra karakollar bulunduğu, sınır boyunca Ermenistan’ın sıkı önlemler aldığı söyleniyor.

Tuzluca Belediye Başkanı Ahmet Sait Sadrettin Türkkan, gazetecileri Halıkışla köyü, Ermenistan sınır protokol noktasına götürüyor ve onlarca yıldır yaşana gelen ilginç bir bilgiyi paylaşıyor. Derenin ayırdığı sınırı hayvanlar sık sık ihlal ediyormuş. Şimdi pek sorun olmuyor ancak, SSCB döneminde bu ihlaller büyük problem haline geliyormuş. Onun için Halıkışla köyü ile Ermenistan sınırına teleferik kurulmuş ve hayvanlar karşı tarafa geçince iki tarafın sınır karakolundaki askerler protokol düzenleyip hayvanları sahiplerine teslim ediyor. Geçmişte daha fazla hayvan geçişleri olduğu, artık azaldığı kaydedilirken; uygulamanın artık geleneksel bir uygulama haline geldiği, şimdilerde ise karakollardaki askerler arasında 15 günde bir karşılıklı protokol ziyaretleri gerçekleştirildiği ifade edildi.

Iğdır’ı Asya ve Avrupa’ya bağlayacak demir yolu

TİGAD öncülüğünde; gazeteci meslektaşlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz ziyaret kapsamında, bölgenin geleceği açısından tarihi ve stratejik önem taşıyan projeleri yakından inceleme fırsatı bulduk. Bunların en önemlilerinden biri, Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Kars–Iğdır–Aralık–Dilucu Demir Yolu Hattıdır.

Gökkuşağı Tepeleri’ne doğru giderken yol boyunca büyük inşaat çalışmaları görüyoruz. Viyadükler inşa ediliyor, kalın ve demir yığınını andıran kolonlar belirli aralıklarla sıralanmış. Çin’den başlayıp, Türkiye’den geçerek tamamlandığında Londra’ya uzanacak Orta Koridor olarak adlandırılan güzergahta yer alan bu büyük projenin hayata geçirildiği şehirlerden biri de Iğdır.

Demiryolu hattı, Kars’tan Iğdır’a, oradan da Dilucu Sınır Kapısı’na kadar uzanacak. Proje, Türkiye ile Nahçıvan arasında doğrudan demir yolu bağlantısının kurulması ve aynı zamanda Orta Koridor’un ulaşım kapasitesinin genişletilmesi açısından büyük stratejik önem taşıyor. Hattın yıllık 15 milyon ton yük ve 5,5 milyon yolcu taşıma kapasitesine sahip olması öngörülüyor.

Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un önemli bağlantılarından biri olacak bu hat, Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’la daha güçlü şekilde birbirine bağlamanın yanı sıra Türk dünyasının Avrupa ve Asya ile ulaşım bağlantılarının güçlenmesine de hizmet edecek.

Bu hat; yük ve yolcu taşımacılığının artmasına, ticaret ve lojistiğin gelişmesine, yeni yatırımların çekilmesine ve Nahçıvan’ın bölgesel bir ulaşım merkezi olarak konumunun güçlenmesine imkan sağlayabilir.

Projeyi gazetecilere anlatan Tuzluca Belediye Başkanı Ahmet Sait Sadrettin Türkkan, demiryolunun çevre il ve ilçeler için de büyük bir yatırım olduğuna dikkat çekti. Belediye Başkanı Türkkan, çalışmanın, Türkiye’nin şu anda yürüttüğü en büyük devlet projesi olduğunu, Avrupa’yı ve Türkiye’yi Çine kadar ulaştıracak toplamda 3 milyar euroluk hızlı tren hattı çalışmaları olduğunu açıklıyor. Ve, bölgedeki bu devasa çalışmanın ilk kez Türkiye medyasında yer alacağını ve ilk bilgilerin bu ziyaret sırasında yapıldığını söylüyor.

Görülmesi gereken yerlerden biri de Gökkuşağı Tepeleri

Gökkuşağı Tepeleri muhteşem. Kahverengi, yeşil, kızıl, sarı ve boz renk tonlarının katman katman bir araya gelmesiyle adeta görsel bir şölen sunan doğa harikası bir jeolojik oluşum.

Milyonlarca yıllık süreçte toprağın yapısındaki demir, demir oksit, magnezyum ve farklı mineral bileşenlerin üst üste katmanlaşması ve erozyonla açığa çıkması sonucu bu renkli yapı kazanılmış.

Mevsimsel şartlara, günün saatine ve güneş ışığının geliş açısına göre tepelerin renk yoğunluğu ve tonları değişiklik gösteriyor. Özellikle gün doğumu ve gün batımında renkler öylesine belirgenleşiyor ki, nefes alamaz hale geliyor, o renk cümbüşü ve yükselen tepeleri hayranlıkla izliyorsunuz.

Iğdır-Erzurum kara yolu üzerinde, Tuzluca ilçe merkezine oldukça yakın bir konumda. Yol kenarından rahatlıkla görülebiliyor. Fotoğraf tutkunları ile doğa yürüyüşçüleri için popüler bir durak noktası.

Dünyada Peru ve Çin'deki örnekleriyle benzerlik gösteren bu yapı, Doğu Anadolu’nun en önemli jeoturizm alanlarından biri haline gelmiş, binlerce ziyaretçi alıyor.

Arkadaşlarımız, Gökkuşağı Tepeleri’ni görünce, araçlarından iniyor, tepelere doğru yürümeye başlıyorlar. En Tepe noktasından, birbiri ardına sıralanmış tepeleri, geniş ovaları ve renkten renge giren, adeta bir gökkuşağı gibi görüntü sunan tepelerin arasında kaybolup gidiyorlar.

Tuzluca Mağarası

Sırada adı ilçeye verilen Tuzluca Mağarası var. Tuzluca Mağarası, sıradan bir Tuz çıkarılan bir maden ocağı olmaktan çoktan çıkmış, bölgenin en önemli turizm merkezlerinden birisi haline gelmiş.

Tarihi, Hititler dönemine kadar uzanan ve günümüzde hem sanayi üretimi hem de sağlık turizmi açısından büyük önem taşıyan muazzam bir yeraltı kompleksi.

Yüzyıllardır kaya tuzu çıkarılan bu mağara, yaklaşık 55 dönümlük devasa bir alana yayılmış. İçerideki kaya tuzu rezervlerinin Türkiye'nin çok uzun yıllar tuz ihtiyacını karşılayabilecek potansiyelde olduğu belirtildi.

Mağara atmosferi; yüksek tuz konsantrasyonu, sabit nem oranı ve temiz havası sayesinde astım, bronşit, koah ve nefes darlığı gibi solunum yolu rahatsızlıklarına iyi gelen doğal bir terapi merkezi gibi hizmet veriyor.

Yıllar süren tuz kazıları sonucunda oluşan yüksek tavanlı geniş galeriler, devasa sütunlar ve tüneller adeta bir "yeraltı tuz şehrini" andırıyor. Son yıllarda yapılan ışıklandırma ve çevre düzenlemeleriyle turizme kazandırılmış bir hazine.

Mağaranın geniş galerileri sadece gezinti için değil; sergi, konser ve çeşitli sosyal etkinlikler için de özgün bir atmosfer sunuyor.

Yemeğimizi, mağaranın en uç noktasında itina ile kurulmuş mükemmel bir ortamda yiyoruz. Zerdaçallı çorba, Iğdır’ın en meşhur yöresel yemeği Topbaş ve Kuru Köfte’nin tadı damağımızda kalıyor.

Tuzluca Mağarası’nın hemen girişinde her yönü ile mükemmel bir sosyal tesis var. Tuzluca Belediye Başkanı Ahmet Sait Sadrettin’in yeğeni evleniyor. Düğüne bizde davetliyiz. Başkan Türkkan nikahı kıyıyor, vali Taşolan şahitlik yapıyor ve bizim arkadaşlar pisti işgal ediyor. Davul eşliğinde geç saatlere kadar uzunluğu onlarca metreyi aşan kuyruğun içinde halay çekip geceyi renklendiriyorlar.

Ağrı Dağı’nın eteğinde yemyeşil bir vaha: Bulakbaşı Sazlıkları

Iğdır'ın Karakoyunlu ilçesine bağlı Bulakbaşı Köyü sınırlarında, Ağrı Dağı’nın hemen eteğinde yer alan büyüleyici bir biyoçeşitlilik ve doğa harikası bir yer daha var. Bulakbaşı Sazlıkları, diğer adıyla Karasu Sazlığı. Bulakbaşı Köyü sınırlarında, Ağrı Dağı’nın hemen eteğinde yer alan büyüleyici bir biyoçeşitlilik ve doğa harikası.

Sazlık, Ağrı Dağı'nın eriyen karlarından ve yeraltı kaynak sularından beslenen Karasu Çayı sayesinde oluşmuş. Doğu Anadolu'nun en önemli sulak alanlarından birisi. Yüzden fazla kuş türüne, göçmen kuşlara, su samurlarına ve çeşitli balık türlerine ev sahipliği yapıyor. Bembeyaz Ağrı Dağı kütlesinin, sazlıkların ve masmavi suların oluşturduğu yansıma, doğa fotoğrafçıları için muazzam bir görsel şölen sunuyor.

Son yıllarda kano, doğa yürüyüşü, kuş gözlemciliği ve kampçılık gibi doğa sporları için bölgenin en popüler noktalarından biri haline gelmiş bulunuyor.

Bulakbaşı Sazlıkları’nı gören arkadaşlar, kendilerini masmavi suların derinliklerine teslim edip, yüzüyor, keyif çıkarıyorlar.

Iğdır’a kadar gelmişken, yörenin meşhur dondurması “Kelemeli Dondurma”yı yemeden ayrılmak olmaz. Iğdır ve etrafındaki mikroklima ikliminin sunduğu doğal lezzetlerle hazırlanan, geleneksel bir serinletici tatlı.

Adını bölgede deve veya manda sütü, özel aromalı yoğun süt ürünlerine verilen yerel tabirlerden,süt kaymağının özel işlenme kıvamından almış. Yapımında genellikle yağ oranı yüksek, yoğun ve doğal süt tercih ediliyor.

Maraş dondurması gibi sert ve uzayan bir yapıda olmak yerine, daha kremamsı, ağızda kolay eriyen ve yoğun süt lezzetini doğrudan hissettiren geleneksel bir dondurma kıvamında.

Iğdır'ın meşhur şeftalisi, kaysısı veya yöresel meyve özleriyle tatlandırılarak yapılan ve içeriğinde 7 çeşit baharat bulunan çeşitleri özellikle yaz aylarında oldukça popüler.

Üç farklı ülkeyle sınırı olan tek vilayetimiz

Iğdır, Türkiye'nin üç farklı ülkeye Ermenistan, Nahçıvan-Azerbaycan ve İran’a sınırı olan tek il.

Dilucu Sınır Kapısı, Türkiye’yi Nahcivan Özer Cumhuriyeti’ne bağlayan tek kara hudut kapısı. Aras Nehir üzerindeki Hasret Köprüsü ile geçilen kapı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki doğrudan tek kara bağlantısı olması sebebiyle stratejik ve ekonomik açıdan hayati öneme sahip.

Iğdır ve Türkiye için büyük önem taşıyan Alican Sınır Kapısı, Türkiye ile Ermenistan’ı birbirine bağlayan tek ve çok önemli bir kapı. Karakoyunlu İlçesi sınırları içinde bulunan kapı, 1993 yılından bu yana siyasi nedenlerle tır ve yolcu trafiğine kapalı. Sadece insani yardım veya özel diplomatik geçiş durumlarında geçici olarak açılabiliyor. Bu kapının açılabilmesi için yoğun çalışmalar var. Alican Sınır Kapısı’nda şu anda yoğun bir inşaat çalışması var. Ancak, bölgeye geçmek, çalışmaları fotoğraflamak ve haber yapmak sınırlandırılmış. Kapı’nın bu sene hizmete açılabileceği söyleniyor.

Iğdırlılar, bu kapının hizmete açılacağı günü iple çekiyor dersek yeridir. Zira, Türkiye- Ermenistan arasında tek geçiş noktası olan Alican Sınır Kapısı’nın Iğdır’ın ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına büyük katkı sağlayacağı, bölgenin kısa bir süre içerisinde hızla kalkınmasına yol açabileceği konuşuluyor. Iğdır halkı, şimdiden hazırlık yapmaya başlamış bile. Dev alış veriş merkezleri, beş yıldızlı oteller yapılıyor, bölgeye akın edecek turistlerin ihtiyacını karşılayabilecek sosyal tesisler inşa ediliyor. Kısacası, Iğdır’da turizmin patlaması, yabancı ve yerli turistlerin bölgeye akın etmesi an meselesi. Bu sınır kapısı Iğdır’a çok şey katacak.

Karakoyunlu ilçesi sınırlarında yer alan Alican Kapısı, Ermenistan sınırları içerisinde "Bengüzar Geçidi" veya "Penguzar Geçidi" adıyla bilinen dağ geçidi, coğrafi yapı yine Iğdır için büyük önem taşıyor.

Iğdır ile Doğubayazıt arasındaki Ağrı Dağı eteklerinde yer alan sınıra çok yakın mesafedeki Penguzar- Pamuk Geçidi ile Margara- Alican Köprüsü Sınır Geçidi, Aras Nehri üzerindeki geçiş noktası. Türkiye- Ermenistan arasındaki en bilinen geçiş köprüsü burası.

Tüm bunların yanında, son dönemde sıklıkla gündeme gelen ve ABD’nin kontrol edeceği belirtilen Zengezur Koridoru, yine Iğdır’ı yakından ilgilendiriyor.

Bu koridor, Azerbaycan ana karası ile ülkenin dış bağı olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ni birbirine bağlamayı hedefliyor. Nahcivan’ı Türkiye’ye bağlayan tek sınır kapısı da Iğdır Dilucu Sınır Kapısı.

Iğdır’ı İran’a bağlayan bir diğer sınır kapısı ise, Boraltan sınır Kapısı. Geçmiş dönemlerde aktif olarak kullanılan kapı, bu günlerde kapalı bulunuyor. Zaman zaman yeniden açılması için çalışmalar yapıldığı ve konunun sıklıkla gündeme geldiği bildirildi.

Boraltan katliamı

Boraltan Köprüsü’nden ya da geçidinden söz ederken tarihin en acı sayfalarından biri olan Boraltan katliamından bahsetmeden geçmek olmazdı.

Boraltan Köprüsü Katliamı, 6 Ağustos 1945 tarihinde Iğdır'daki Aras Nehri üzerinde bulunan Boraltan Köprüsü'nde yaşandı. Sovyet ordusundan kaçarak Türkiye'ye sığınan ve aralarında Azerbaycan Türklerinin de bulunduğu 195 mülteci askerin, dönemin tek parti hükümeti CHP tarafından Sovyetler Birliği'ne iade edilmesi ve sınırın hemen karşı tarafında kurşuna dizilmesi olayıdır. II. Dünya Savaşı'nın sonuna doğru Sovyet rejiminden kaçan Azeri askerler Aras Nehri'ni geçip Türkiye'ye sığındı. İade Kararı: Dönemin Türk hükümeti, Sovyetler Birliği ile olan diplomatik dengeler ve mütekabiliyet (karşılıklılık) esası gereği mültecileri geri verme kararı aldı. Sığınmacılar, kendilerini teslim eden Türk askerlerine yalvararak "Bizi siz vurun ama, Rus tarafına vermeyin" diyerek feryat etti. Ancak yalvarışlar sonuçsuz kaldı. Ve maalesef Boraltan Köprüsü'nden geçirilerek Sovyet askerlerine teslim edilen mülteciler, Türk hudut karakolunun karşısında makineli tüfeklerle kurşuna dizildi. Olay, ilk kez 1951 yılında Demokrat Parti milletvekilleri tarafından TBMM gündemine taşındı. Resmi kaynaklar ve dönemin tanıkları, iade edilenlerin bir kısmının sınırda katledildiğini doğrulamaktadır.

Türkiye'nin soydaş mültecileri ölüme göndermesi, Türk siyasi ve diplomasi tarihinde büyük bir vicdani ve ahlaki utanç olarak kabul edildi. Günümüz siyasetinde de geçmişteki tek parti yönetimine yönelik eleştirilerde sıkça dile getirilmektedir. Acısı dinmeyen ve gündeme geldikçe yürekleri sızlatan katliam üzerine yakılan ağıtlar ve hatıratlar, bu trajediyi hafızalarda canlı tutmaktadır.