Mübarek Ramazan ayında masum insanların üzerine bomba yağdırmak, çocukları katletmek, her yeri kana bulamak, Siyonistlerin zevk alarak yaptığı bir vahşet olduğunu çok iyi biliyoruz. Gazze’de son katliamdan önce neredeyse her sene bir bahaneyle Ramazan’da saldırıp evleri harabeye çevirdiğini, yüzlerce Müslümanı şehit ettiğini unutmadık.
Bu defa İran’a düzenlenen saldırının daha öncekilerden çok önemli bir farkı var. Siyonistler kuyruğuna ABD’yi takarak İran’ı bombaladı. Yani önce İsrail uçakları saldırıyor, sonra ABD onun arkasından yetişiyor. Bunu nereden çıkardığımı, haberleri seyreden herkes duymuştur.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio basın toplantısında resmen ağzından kaçırdı. Herhalde, Trump’tan azar işitince de ertesi günü bu sözlerini inkar etti. Bu bazen gizlenmeye çalışılan, çoğu zaman da açıkça görülen olaylar, ABD’nin Siyonizmin emrinde olduğunu isbat ediyor.
Onları bir tarafa bırakarak biz İslam dünyasının içler acısı haline bakalım. ABD, Ortadoğu’daki bütün Müslüman Devletlerde üs kurmuş. Yapacağı saldırıları buralardan yönetiyor. Yani dolaylı olarak İslam ülkeleri, İsrail ile aynı cephede yer almış oluyor.
Bugün dünyanın gözü önünde Siyonist Evangelist ittifakı açık bir şekilde İslam ümmetine savaş açtı. Hedefte sadece İran’ın olduğunu zanneden gafil ve şaşkın Arap aşiretleri (sözde devletleri) kendilerini kurtarabilmek için ABD ve İsrail’e her türlü imkanlarını açmışlar. Fakat istedikleri koruma hizmetini de alamıyorlar.
Birinci Haçlı Seferi sırasında Haçlı ordusu Kudüs’e giderken; Antakya’dan itibaren çoğu Müslüman Emirler karşı çıkmak yerine onlara yardım etti. Kendilerine dokunmasınlar diye Haçlılara hediyeler ve erzak gönderdi. Yol göstermek için kılavuzlar yolladı. Sonunda Kudüs işgal edildiği gibi, bölge ele geçirilerek dört Haçlı Kontluğu kuruldu. Haçlılara destek olanlar, kendilerini kurtaramadı.
Türkiye savaşın başından beri kararlı ve insani bir duruş sergiliyor. Bağımsız bir ülkeye yapılan saldırının kabul edilemez olduğunu açıklarken; İran’ın da komşu ülkelere füze yağdırmasının yanlış olduğunu söylüyor. Fakat şurası unutulmamalıdır ki, İran şu anda var olma savaşı veriyor. İki zorba devlet bütün güçleriyle üzerine çullanmış, herşeyini yok etmeye çalışıyor.
İran’ın çok güvendiği Rusya ve Çin basit kınamalarla bu saldırıyı geçiştiriyor ama kıllarını dahi kıpırdatmıyor. Türkiye ve Pakistan dışında neredeyse bütün İslam ülkeleri İran’ın karşısında, İsrail’in yanında yer alıyor. Bu durumda İran ne yapabilir. Ya teslim olacak veya can havliyle önüne çıkan herşeyi hedef alacak. Hürmüz Boğazı’nı kapatması zaten bunu gösteriyor.
İran ile ilgili yorumlarda ifrat ve tefrit yapılıyor. Yani lehinde ve aleyhinde aşırı fikirler ortaya atılıyor. Kimileri devlet olarak geçmişte yaptıkları hataları görmeden körü körüne İran’ı savunuyor, kimileri de özellikle şahısları kastederek bu saldırıyı hak ettiğini söylüyor. Bence her iki söylem de yanlıştır.
Herşeyden önce İran Müslüman bir ülkedir. Mezhebi ne olursa olsun, nasıl yanlış işler yaparsa yapsın, Siyonistler ve destekçilerinin bu saldırısı asla kabul edilemez. İdarecileri tarafından işlenen zulümlerin hesabını Allah soracaktır. Siyonist Evangelist ittifakının Müslümanlara yaptığı bu saldırıya, herhangi bir bahaneyle taraftarlık, zulmüne ortak olmaktır. Okulda bombalanarak şehit edilen 170 çocuğun vebalini üstlenmektir.,
Son olarak Hatay üzerinde düşürülen İran füzesiyle ilgili algı operasyonuna dikkat çekelim. İran’ın Kıbrıs Rum kesimine attığı füze, Akdeniz’deki Nato kuvvetleri tarafından Türkiye hava sahasında düşürülüyor. Arkasından ABD, Nato ve bazı Avrupa ülkeleri İran’ın Türkiye’ye füze saldırısını kınamaya başlıyor. Bu oyuna ancak aptallar inanır. Kendi üsleri yüzünden Körfez ülkelerini İran’la karşıkarşıya getiren ABD, şimdi de Türkiye ile İran’ı çatıştırmaya uğraşıyor.
Allah, bütün İslam düşmanlarını kahreylesin!