Sosyal girişimci olun!

0

Her genç bir ticari işletme kurarak kendi işini yapmalı. Böylece hem ekonomiye katma değer sağlamalı, hem istihdam oluşturarak ülkede ki işsizlik oranını düşürmeli hem de geleceğini garantiye almalı. Kulağa gerçekten çok hoş geliyor. Hem belki orta yaş grubuna dahil olup şirket iyi ciro yapmaya başladığında üniversite üniversite gezerek başarılı olmanın on altın kuralını da gençlere anlatarak ufuklarını açıp onlara güzel örnekte teşkil eder.

Hikaye gerçekten çok hoş ama bence bu soruyu bir kes daha ve yüksek sesle soralım;

Herkes girişimci olmalı mıdır?

Cevap; sosyal girişimci ise evet, ticari girişimci ise elbette hayır !

Gençleri girişimci olmaya özendirmek elbette gereklidir. Onların Çekingenlikten kurtulmaları, yapacağı projelerde ya da çalışmalarda takım oyununa dahil olabilmeleri ve öz güven kazanmaları hem gençlerin kendilerine yatırım yapmaları hem de ülkemizin gelecekte daha fazla gelişebilmesi için gerekli çalışmaları yapacak donanıma sahip nesillerin yetişmesi açısından gençleri birer sosyal girişimci olmaya teşvik etmek ve desteklemek gerekir.

Fakat son yıllarda ülkemizde bir '' girişimci olursan çok para kazanırsın mutlaka girişimci ol '' diyen kişisel gelişim uzmanları furyası başladı. İş hayatında biraz başarılı olmuş ( yeteneksiz dahi olsa Allah yürü ya kulum demiş ) hemen hemen herkes okul okul gezip girişimci olmanın faziletlerinden bahsediyor. Evet ticari girişimci olmak, bir ticari işletme sahibi olmak ve insanlara istihdam sahaları açmak son derece güzel. Ama herkes ticari girişimci olmamalı !

Herkes dünyaya bir yeteneği ile geliyor. Kimisi teknik işlerde uzman, kimisi ticaret erbabı, kimisi spora yatkın, kimisi sanata ... Yani herkesin bir yeteneği var. Gençler doğru yönlendirilmediğinde ne yazık ki bu yetenekleri üzerine genç yaşta giderek uzmanlaşamıyorlar. Böylece farklı meslekler seçip, yetenekleri olmadıkları halde o işlerde çalışarak mutsuz oluyorlar. Çevremiz bunun sayısız örnekleri ile dolu. Oysa çok iyi bilmek gerekir ki bu ülkenin zengin iş adamlarına olduğundan belki de daha fazla mimara, mühendise, doktora, sanayi teknik elemanına, zanaatkara, sanatçıya, sporcuya, bilim adamına da ihtiyacı var.

Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz lazım. Televizyonlar gençlerimizi lüks hayatlara ve düzensiz çarpık ilişkilere özendiren diziler yada programlarını durmadan oynatırsa, çevredeki herkes çok para kazanmaya kilitlenirse, tüm bunları elde etmenin çok zahmetli olduğunu bilen gençler elbette ki kolay para kazanmaya yönelir.

Girişimci ol, kur bir işyeri ve çok para kazan!

Hayır efendim! Her genç ticari girişimci olmasın. Dedesinden, babasından bir şirket yada çok para kalmadıysa, inandığı ve güvendiği çok özgün bir ticari girişim fikri yoksa, çok yüksek bir ticari zekaya sahip değilse o genç lütfen girişimci olmasın!

Bu ülkenin çok para kazanan gençlerden daha fazla işini severek ve büyük bir aşkla yapan kendini mesleğinde geliştiren gençlere ihtiyacı var.

Ve bu ülkenin hiç olmadığı kadar milli ve manevi değerlerine bağlı, yüksek ahlak ve maneviyatla donanmış, yeniliğe ve teknolojiye açık bürokratlara, ara meslek elemanlarına, diplomatlara, sanatçılara ve bilim adamlarına ihtiyacı var.

O yüzden her genç ticari girişimci olmasın. Gençlerin kapitalizmin ve çağımızın hastalığı egoizmin etkisi ile dolan beyinlerini birde kolay para kazanma hırsı ile doldurmayalım. Gençlerimizin kolay paraya ya da başarılı girişimcilik hikayelerine değil, işini severek ve en iyi şekilde yapan devletine ve milletine sevdalı örnek şahsiyetlere ihtiyacı var.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki hepimiz yaşadığımız hayattan daha fazlasını hak ediyoruz! Fakat gerçek bu değil ne yazık ki ! Herkes çok zengin olmayacak ve lüks bir hayat yaşamayacak. Çünkü rızıkları takdir ve taksim eden yüce Rabbimiz zenginliği istediğime, ilmi isteyene veririm buyuruyor. Bu sebepten gençlerimize örnek olacağız diye onların yanlış hayallere kapılmalarına sebebiyet vermeyelim, onları çok para kazandırmaya şartlandırıp asi olmalarına sebebiyet vermek suretiyle veballerine girmeyelim.

***

Belki biraz sert bir üslup takındım fakat hakikatler ne yazık ki her zaman bal şerbeti etkisi oluşturmaz. Ticari girişimcilik konusunda devletimizin son derece olumlu ve faydalı çalışmaları var. Özellikle KOSGEB eli ile ilk defa bir ticari işletme kuracaklara, kadın girişimcilere ve genç girişimcilere sağladığı hibe ve uzun vadeli kredi desteği son derece önemli.

Fakat devletimizin de bu destekleri verirken belli başlı şartları ve koşulları var. Öncelikle KOSGEB tarafından açılan kurslara devam etmek ve başarıyla tamamlamak sonrasında da bir proje geliştirerek KOSGEB' e başvurmak gerekli.

Dolayısıyla devletimizin bu güzel uygulamasını devlet iş yeri açacaklara para dağıtıyor diyerek yanlış yorumlamamalıyız.

Her peygamberin bir zanaatı vardı. Osmanlı Devletinde yine her padişahın bir zanaatı vardı. El emeği ile geçinmek, alın teri akıtarak helal lokma kazanmak mukaddes dinimiz İslam da en büyük faziletlerden biri sayılmıştır. Dolayısıyla emek harcanmadan hiç bir şekilde helal kazanç elde edilemeyeceği açıkça ortadadır. Her ticari girişimde elbette ki bir emek söz konusudur. Benim burada anlatmak istediğim herkesin ticari girişimci olmasından ziyade hangi mesleğe yeteneği varsa el emeğini, alın terini o mesleğe yönlendirmeli ve o mesleği en iyi şekilde icra ederek helal lokmasını kazanmasıdır.

Buradan ticari girişimciliğe karşı olduğum anlamını çıkarmak ancak bu yazı art niyetli bir yaklaşım ile değerlendirildiğinde mümkün olabilir. Sevgili peygamberimiz '' rızkın onda dokuzu ticarettedir '' diyerek ticareti övmüştür. Tekrar söylemekte fayda var. Ben gençlerin ticari girişimcilerine karşı değilim. Benim karşısında olduğum şey, Gençlerin sanki kolay para kazanacakları, kısa yönden köşeyi dönecekleri gibi bir intiba uyandırılarak akılların çelinmesine ve gerekli şartlar olgunlaşmadığı halde sözde kişisel gelişimciler tarafından ticari girişimci olmaya bir nevi zorlanmalarıdır.

***

Her genç sosyal girişimci olsun. Sivil toplum kuruluşlarında ilgi alanlarına göre görevler alsın. Yeni insanlar ile tanışıp çevresini güçlendirsin. Seçtiği ve yeteneği olduğu mesleğinin uzmanlarının yanında olmaya, onlara yakın olmaya ve onlardan bir şeyler öğrenip kendini geliştirmeye çalışsın. Unutmamak lazım Rızık Allah'ın takdirindedir! Bize düşen elimizden gelenin en iyisini yaparak insanlara hizmet etmek ve rızkımıza vesile aramaktır. Böylece hem ahiretimizi hem de dünyamızı kazanmış oluruz.