Sosyal medya ve hayat

İnsan hayatı sosyal medyada görünen birkaç kareden, birkaç cümleden, birkaç gülümseyen fotoğraftan ibaret değildir.

Orası sadece küçük bir pencere… İçeride ise nice görünmeyen mücadeleler, dualar, yorgunluklar, fedakârlıklar vardır.

İnsan paylaşımlar yapar, bir çocuğun başını okşarken, bir kitabın satırına dokunurken, bir gencin kalbine umut olmaya çalışırken… Gösteriş olsun diyerek yapan pek azdır diye düşünüyorum. İyilikler çoğalsın, bir kişiye bile ilham olsun! diye kullanılan bir araçtır sosyal medya, benim safımda.

Bu hususta çaba veren nice insan tanıyorum.

Güzel insanlar alkış için değil, fayda için yaşar. Sessizce yorulur, sessizce taşır yüklerini. Bir çocuğun gözündeki ışık sönmesin diye çabalar. İşte o zaman anlıyoruz, mesele görünmek değil, gönüle dokunabilmektir.

Kıymetli bir ablam bana bir gün şöyle dua ettiğini söylemişti: “Rabbim dünya yükünü sırtından alsın ki sen hep güzel işler yapasın, çocuklara, gençlere yetişebilesin.”

Bu söz içime ince bir yağmur gibi düşmüştü. İnsan bazen yüklerinden değil, yüklerinin ağırlığı altında yapamadığı güzelliklerden yoruluyor.

Hayatın telaşı… Geçim kaygısı… Kırgınlıklar… Yetişme çabası… İnsan olmanın görünmeyen yorgunluğu…

Bunlar insanın omzuna çöktükçe, içindeki iyilik eli bazen uzanamaz hâle geliyor. İnsanın en büyük zenginliği, geride bıraktığı güzel izdir.

Bir çocuğun zihninde açılan pencere, bir gencin karanlıktan çıkmasına vesile olan söz, bir annenin içine serpilen umut…

Bir yaşlının yalnızlığını hafifleten kısa bir hâl hatır…

Bazen dünyayı değiştiren şey büyük kürsüler değil, küçük merhametlerdir.

Ama ne yazık ki insanlar çoğu zaman sonucu görüyor, süreci değil. Meyveyi görüyor, kökü değil. Çiçeği görüyor, toprağın altında çürüyen tohumu değil.

Bir kaneviçeye uzaktan bakıldığında muazzam bir zarafet görünür. Renkler uyumludur. Desenler kusursuzdur. İşleme hayranlık uyandırır.

Fakat o nakışın arka yüzüne bakıldığında karmaşık düğümler vardır. Birbirine dolaşmış iplikler… Defalarca sökülüp yeniden geçirilen ilmekler… Parmağa batan iğneler… Sabırla geçirilen uzun saatler…

İnsanların hayatı da biraz böyledir.

Herkes ön yüzdeki güzelliğe bakar. Ama arka tarafta hangi mücadelelerin verildiğini çoğu zaman kimse bilmez.

Sosyal medya, bu ön yüzü gösterirken arka kısmı yorumlamayı takip edenlere bırakıyor.

Bir insanın huzurlu bir bahçede içtiği kahveyi görürler, ama o kahveye gelene kadar kaç gece uykusuz kaldığını görmezler.

Bir doğal güzellik karşısında tebessüm eden hâlini görürler, ama o tebessümün ardında kaç kırgınlığın sessizce gömüldüğünü bilmezler.

Dostlarıyla paylaştığı güzel anları görürler, ama o dostlara yetişebilmek için kaç yükü omzunda taşıdığını hesap etmezler.

Ve bazen insanlar, birinin emeğiyle ulaştığı güzelliklere bakıp: “Ne güzel şeylere sahip. ” “Ne güzel yaşıyor” “Ne kadar şanslı…”

derken, fark etmeden emeği küçültürler.

Çünkü başarıyı bir anlık sonuç sanırlar. Bazı başarıların arkasında yıllarca ertelenmiş yorgunluklar vardır. Bazı tebessümlerin içinde kimsenin bilmediği gözyaşları saklıdır.

Gıpta etmek güzeldir. Takdir etmek kıymetlidir. İnsanın güzel olana hayranlık duyması kalbin inceliğidir.

İşte o hayranlık, emeği görmeyen bir kıskançlığa dönüşüyorsa, orada adalet eksilmeye başlar.

Kimsenin hayatı dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir.

Kimi insanlar sessizce annelik yaparken tükenir. Kimisi gece herkes uyurken çalışır. Kimi kendi yarasını saramadan başkasına merhem olur. Kimi alkış almadan yıllarca iyilik taşır…

Ve en çok da böyle insanlar yanlış anlaşılır.

Çünkü dünya artık sonucu alkışlıyor ama sabrı görmüyor. Işığı seviyor ama yanmayı hesap etmiyor.

Hakikat penceresinden bakınca, bir ağacın meyvesi güzelse, kökü de çok mücadele etmiştir.

İnsan bazen bir ekmek götürür, bazen bir kitap tavsiye eder, bazen sadece dinler…

Ama samimiyet varsa küçücük şeyler bile büyür. Çünkü Allah niyete bakar. Ve güzel niyet, en yorgun omuzda bile çiçek açtırır.

Bu yüzden insanın hayatını sadece gördüğümüz karelerle ölçmemek gerekir.

Bazı insanların görünmeyen tarafında gece yarısı edilen dualar vardır. Kimsenin bilmediği fedakârlıklar, içine akıtılmış gözyaşları, vazgeçtiği hayaller… Yorulsa da devam eden bir gayret…

Ve belki de dünyanın en güzel insanları; bütün yorgunluklarına rağmen hâlâ fayda üretmeye çalışanlardır.

Gerçek güzellik gösterilen hayatta değil, taşınan niyettedir.

Sosyal medya; örnekliğin, reklamın, ilhamın, kısa kesitlerin mekânıdır. Bir videoya, bir fotoğrafa bakar. Bir kişinin tüm hayatını orayla özdeş kılmak veya emeğinin karşılığını oraya hapsetmek haksızlık olur vesselam

Nilüfer Zontul Aktaş