Kıymetli okurlarım, birkaç gündür sosyal medyada dikkatimi çeken paylaşımlar üzerine kalem oynatıyorum. Bugünde çok dikkatli olunması gereken bu mecra hakkında bazı düşüncelerimi aktaracağım.
Acaba sosyal medya ve internet bulunurken, "Biz buraya çoluk çocuk milyonları toplarız. O topladığımız kişilerin algısını, yaşantısını bir tıkla kontrol ederiz" diye düşünülmüş müdür?
Hani bu mecraları bulan bilim insanlarıyla görüşmediğim için, konu kesin şudur diyemiyorum. Ha gerçekten böyle düşünülmedi ise, konu şimdi bu noktaya geldi.
Bu arada, sosyal medya mecraları takibi epey zor bir alan haline de dönüştü. Çünkü iş tamamen düğmeye bir kere tıklamayla bitiyor. Ve o düğmeyi tıklama imkanı herkeste var. Aynı zamanda da paylaşılanları görme imkanı...
Peki sosyal medyanın kötü etkilerinden insanlar nasıl korunabilir? Bunun çözüm yolu nedir? Aslına bakarsanız, bu mesele ciltlerce kitap yazılacak bir konudur.
Ancak... Konunun özetinin de özetini yazmak gerekirse, bu derdin çözümü geleneklerimize göre insan yetiştirmektir. Bunun da başka yolu yoktur.
Malum bu Toplum dün oluşmadı. Bizim asırlara dayanan bir geçmişimiz var. Tabi bu geçmişte, bazı yaşam kuralları oluşturdu. Yani örf, adet ve gelenekleri diyorum.
Takdir edersiniz ki, o kurallarda da ne doğru, ne yanlış bellidir. İnsanlar sosyal medya paylaşımlarına geleneklerimiz ışığından baktığında da, hiçbir yanlış akım onları etkileyemez...
Ayrıca, bu Toplumun gündelik hayatı düzenleyen Geleneksel Teşkilatları da vardır. Mesela Simav'da Yaren Cemiyetleri var. Bu Cemiyetlerde de, insanlara Toplum içerisinde nasıl davranacağı anlatılmaya çalışılıyor.
Ben Yaren Cemiyetinde bulunmuş bir insan, sosyal medyada yanlış bir davranışın içine girmez diyorum. Bu tespiti de, yaptığım tv ve radyo programlarında cemiyet yöneticilerinin anlattıklarından çıkarıyorum.
Son cümle olarak, sosyal medyanın panzehiri gelenekler ve geleneksel yapılardır diyorum.