Bu yazı, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara’nın halka hitaben gerçekleştirdiği tarihî konuşma ve bu konuşmayı taçlandıran "Kürt vatandaşların haklarına ilişkin başkanlık kararnamesi"nin yarattığı yeni siyasi iklimi anlamlandırmak amacıyla kaleme alınmıştır. Söz konusu kararname, sadece idari bir düzenleme değil; on yıllardır süregelen toplumsal kırılmaları onarmayı hedefleyen bir "toplumsal sözleşme" girişimidir. Liderin videodaki kucaklayıcı hitabeti ile devletin kurumsal analizinde yer alan vatandaşlık temelli yaklaşım, Suriye’nin gelecekteki yönetim modelinin de ipuçlarını vermektedir. Bu köşe yazısı, işte bu samimi hitabet ve katı hukuk normlarının birleştiği noktada yükselen "Yeni Suriye" vizyonunu analiz etmektedir.
Tarihî İmza: Eşitliğin Mührü
Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara’nın kameralar karşısında attığı o imza, sadece bir kâğıt parçasını onaylamak değil, Suriye’nin geleceğini eşitlik temelinde mühürlemek anlamına gelmektedir. Başkan’ın, Arap, Kürt ve Türk vatandaşların hukuk önünde mutlak surette eşit olduğunu kararlı bir ses tonuyla yinelemesi, devletin ideolojik bir kabuk değişimine gittiğinin en somut göstergesidir. İmzalanan bu özel kararname, Kürt halkının haklarını sadece bir vaat olmaktan çıkarıp devletin namusu ve kanunu haline getirmektedir. Bu imza ile "Suriye kimliği", etnik kökenlerin birbirine üstünlük kurma yarışı olmaktan çıkmış; her bir vatandaşın sığınabileceği güvenli bir limana dönüşmüştür.
"Sizin Yaşamınız, Bizim Yaşamımızdır"
Suriye toprakları, yüzyıllardır medeniyetlerin beşiği, farklı dillerin ve kimliklerin birbirine harmanlandığı devasa bir mozaik olmuştur. Şam’dan yükselen ses, bu mozaiğin en değerli parçalarını "vatandaşlık" paydasında yeniden bir araya getirmektedir. Liderlik makamından yankılanan o güçlü sözler, aslında yeni dönemin ruhunu özetliyor: "Vallahi, Allah katında Arap’ın, Kürd’ün, Türk’ün veya bir başkasının; takva ve kişinin iyiliği dışında birbirine üstünlüğü yoktur." Bu ifade yeni toplumsal sözleşmesinin ilk maddesidir. Selahaddin Eyyubi’nin torunları olarak selamlanan Kürt vatandaşlarımıza yönelik bu kucaklayıcı tavır, Suriye’nin birliğini sağlamanın yolunun gönülleri fethetmekten geçtiğinin kanıtıdır.
Hukuki Bir Devrim: Vatandaşlık Temelli Yaklaşım
Siyasi iradenin bu kucaklayıcı hitabeti, havada kalan bir vaat olarak bırakılmamıştır. Yayımlanan son başkanlık kararı, bu söylemin hukuki omurgasını oluşturmaktadır. Suriye’nin bu hamlesi, devlet-vatandaş ilişkisini anayasal bir çerçevede yeniden tanımlayan yapısal bir reformdur. Kararın en can alıcı noktası, Kürt vatandaşlarımızın ülkenin "ayrılmaz ve asli bir parçası" olarak tescil edilmesidir. Bu, idari bir düzeltmeden öte, bir aidiyet devrimidir. Geçmişin idari uygulamalarından kaynaklanan vatandaşlık sorunlarının bir kalemle çözüme kavuşturulması, devletin kendi halkıyla helalleşme iradesidir.
Kültürel Zenginlik: Bir Tehdit Değil, Miras
Yeni Suriye vizyonu, kültürel farklılıkları bir ayrışma noktası olarak değil, ulusal mirasın zenginliği olarak kabul etmektedir. Kürtçenin bu toprakların kadim bir parçası olarak tanınması, kültürel faaliyetlerden eğitim alanına kadar kamusal alanda yer bulabilmesi, modern ve kapsayıcı bir devlet anlayışının tezahürüdür. Devlet, artık tek tipleştirici bir baskı aracı değil; her rengi koruyan, her dili ulusal orkestranın bir sesi olarak gören bir organizatör rolünü üstlenmektedir. bu düzenleme herhangi bir gruba "ayrıcalık" tanımak için değil, tüm vatandaşlar için "hukuki eşitlik" sağlamak için yapılmıştır.
İnşa ve İmar Dönemi
Cumhurbaşkanlığı makamından yapılan çağrı, bir yıkımın sonunu ve topyekûn bir inşanın başlangıcını muştulamaktadır. "Biz ancak ülkenin ve halkın iyiliğini, kalkınmayı, imarı ve vatanın birliğini istiyoruz" sözü, silahların yerini projelerin, barikatların yerini ise köprülerin alacağının ilanıdır. Suriye, sadece binalarını değil, zedelenen toplumsal güvenini de yeniden imar etmektedir. Eğitim, kültür ve medya alanlarına ilişkin düzenlemeler, ortak aidiyet bilincinin güçlendirilmesini hedeflemektedir.
Sonuç: Ortak Kader, Ortak Gelecek
Bugün karşımızda duran tablo şudur: Bir yanda, halkına samimiyetle seslenen, kardeşlik hukukunu kutsal bir görev sayan bir liderlik; diğer yanda ise bu söylemi kanunlarla ve kurumsal reformlarla destekleyen güçlü bir devlet aklı. Geçmişin acıları, bu yeni ve kapsayıcı vatandaşlık bilinciyle rehabilite edilecektir. Suriye’nin geleceği; Arap’ın, Kürd’ün, Türkmen’in ve tüm bileşenlerin ortak kaderidir.