Benim asıl meylim çiçek böcek, müzik tını, şiir ve aşk, söz, saz ve gönül… Yaratılış bu, değiştiremem, mesela fizikle uğraşamam, beden şiirsel nakaratlarla hem hal, ruh melankoli yoğrulmuşluğu… Erdem Beyazıt'ın Aşk Risalesi'nden aldığım hazzı tanımlayacak kelime henüz evren kırsalında yoktur… Veyahut başka başka, nasıl anlatılır bu gönül veya nasıl anlaşılsın ki…
Şunu demek istiyorum ki: Bazen savaşmak ve deliler gibi yenilgiler uğratmak istiyorum şu kahpe düşmana ama yine de meylim söz ve sevgi ve sadakat, gönül ve hayalhane ve mana ve ve…
Demiş ya şair halının ahvalini: ''Sen şairsin elindeki bu taş ne, dedi ben şairim, aşka boyun eğerim zulme değil''… Bizim durumumuz tam da bu.
Ne demek istiyorum? Şunu demek istiyorum:
Bizim mahallede bizi dövebilirler mi, bal gibi dövüyorlar, sövüyorlar, sövüştürüyorlar. O kadar hayasız ve arsız ki karşımızdaki, daha doğrusu karşımıza çıkacak cesareti olmayıp arkadan vuran düşman, ister istemez bir kenara bırakıveriyorsunuz çiçek bahçenizdeki hali ve ahvali… Ve kılıçlar kuşanıyor kelimelerimizi… Anladım ki savaşmak da sanatsal… Anladım ki vuruşmak da anıtsal… Anladım ki kahpeleri yenilgiye uğratmamak en büyük vebal…
Demokrasi, rey derler, sizi yenemeyince en kahpe, en aşağılık, en orospu kıvamında ilkel yaratık oluverirler ansızın… Az bile söylüyorum inanınız…
Hürriyet, insan hakları ve eşitlik derler, bir köpeğin hakkını bile savunduklarını söyleyecek kadar liberal veya insancıl olduklarını iddia ederler lakin bir bakıverirsiniz ki neler neler aman aman…
Sözüm ona o kadar adiller ki neredeyse timsah hakları derneğinin genel başkanı olabilecek kadar hemen hepsi, lakin adamın biri sadece ve sadece evrenin Rabbinin hükümlerine veya evrenin Rabbinin habibine duyduğu sevgi veyahut hürmet uğruna giyindiği elbiseyi çağdışı, yobaz, bağnaz, barbar görüverirler, işte bu soysuzlar güruhunun eşitlik ve insan haklarına duydukları hürmet buraya kadar… İşte bunlar bu biçim kahpelik hamuruyla evrilmiş kadar maymun atalarından mutasyona uğrayan…
Bedenlerini aynı anda yüz kızana sunsa sıkıntı yok onlar için, işte onlar o kadar modern, o kadar anlayışlı, o kadar çağdaş yani o kadar fahişe; ama Allah'ın ilkelerini tebliğ edeceğiniz bir sempozyumun tanıtım broşürlerini tanıtmaya dağıtmaya kalksanız sizi dövmeye kalkarlar, söverler, sizi üzerler kalbinizi kırarlar, dedim ya timsah hakları derneğinin genel başkanı dahi olabilecek kadarlar; çünkü onlar o kadar doğaya ve canlıya saygılı; lakin canlı ve cansız her şeyin Rabbine karşı nankör ve ''odun taşıyıcısı''… Şeytanlarıyla bol ateşlerde kıvransınlar…
Hudutsuz uzatmak istiyorum ama şimdilik bu kadar konuşuyorum ki: sizden korkan sizin gibi, sizin kadar olsun…
Sadece şunu bilmeli hayvan meyilli ilkel yaratıklar, bilsin ki: Siz ki şeytan çarpmışlarsınız, iman tadanları deviremeyeceksiniz… Tarihin önünde yemin olsun ki; bedenlerimiz kefen örtülünceye kadar sizinle sizin anladığınız dilden savaşmaya devam… Dünyayı ve gönüllerimizi sizin barbar ve kahpe arzularınıza teslim etmeyeceğiz… Bu yüzden SUSMAMALIYIZ…