TALLAHASİ: 'Tek kurtarıcımız Allah

0

Latin Amerika, Latin dilleri konuşan Amerika Kıt'ası ülkelerine ve çevresine işaret eder. Latin Amerika tanımı üzerinde kesin bir mutabakat olduğu söylenemez. Çeşitli disiplinler ve araştırmacılar bölgenin tanımını farklı yapmışlardır. Uluslararası ilişkiler açısından, daha çok bağımsız ülkeler ele alınmıştır. Bazı araştırmacılara göre ABD'nin güneyindeki tüm ülkeler Latin Amerika'dır. Bu durumda Fransızca, İspanyolca, Portekizce ve İngilizce konuşan tüm Karayip, Orta ve Güney Amerika ülkeler bu sınıflandırmada değerlendirilebilir.

32 ülkede, yaklaşık 600 milyonluk bir nüfusun yaşadığı, 6 trilyon dolar GSMH'ya sahip olan Latin Amerika'nın ABD'nin "arka bahçesi" olarak anılması, Washington yönetiminin dış politikada kırmızı çizgilerinden biri olan 190 yıllık Monroe Doktrini'nden kaynaklanıyor.

1823 yılında dönemin ABD başkanı James Monroe ve Dışişleri Bakanı John Quincy Adams tarafından kaleme alınan ve tarihe "Monroe Doktrini" olarak geçen belgeyle Amerika Birleşik Devletleri "eski kıta" Avrupa'daki tüm güçlü devletlere Amerika kıtasının yeni egemen kuvveti artık benim mesajı veriyordu. Belgede, kıtanın artık kolonileştirilemeyeceği, Yeni Dünya'ya Avrupalı devletler tarafından yapılacak her müdahalenin, ABD tarafından kendi barış ve güvenliğine tehdit sayılacağı vurgulanıyordu. Latin Amerika kısa süre içinde artık tam anlamıyla Washington yönetiminin arka bahçesi oldu. 20. yüzyılda ABD, Latin Amerika'daki 40 hükümetin devrilmesini ya da iktidardan uzaklaşmasında rol oynadı.

Mazlum halkların yaşadığı bu güzel kıt'anın, farklı şehirlerinde yaşayan Müslümanların sayısının 4.000.000'un üzerinde olduğunu biliyoruz. Müslümanların ekonomik durumları bulundukları bölgeler arasında farklılık gösteriyor, ancak hepsinin ortak bir özelikleri var; aile değerlerine çok bağlı ve birbirlerine karşı çok toleranslı davranıyorlar.

Latin Amerika'da Müslümanların varlığı kıt'anın 1492′deki keşfinden önceye dayanıyor ve bunu doğrulayan birtakım İslami el yazmaları bulunmaktadır.

Latin Amerika'nın emperyalizm karşıtı bir duruşu var. Bundan dolayı dünyada yaşanan siyasi gelişmeleri de yakından takip ediyorlar. Ve bu durum onların fikirlerini sürekli yeniliyor. Bu kıt'ada halkın İslam'ı seçmesinde üç temel unsur var: Latinler, ya İslam sanatlarına hayran olup Müslüman oluyorlar. Ya 11 Eylül'den sonra İslam dünyasına savaş açan ABD'yi sevmedikleri için Müslüman oluyorlar, ya da İslam tasavvufunun aşkın ve net duruşu onları bu dine çekiyor.

Bölgedeki İslami merkezlerde çocuklar için İslam dersleri veriliyor. Kur'an, İslam tarihi, hadis öğretiliyor. Kadınlar, Cuma namazları dahil, erkeklerin arkasında cemaatle namaz kılıyor. Latin Amerika, Avrupa ve Arap dünyası gibi değil. Katoliklik Latin Amerika'da Avrupa ve ABD'den daha güçlü. Ancak Katolik kilisesine karşı eleştiriler de giderek artıyor. Bu, İslam davetçileri için bir avantaj. Halk İslam'a çok yatkın. Örneğin Venezüela'nın müteveffa Devlet Başkanı Hugo Chavez İslam'ı araştırıyordu ve Müslümanlarla katıldığı toplantılarda Arapça besmele çekerek, "Esselamu aleykum" diye selam vererek başlıyordu.

Amerika'nın yerli halkları İslam'a koşuyor. Amerikan Müslümanlar Konseyi'ne göre, her yıl ortalama yüz bin Latin Amerikalı Müslüman oluyor. San Francisco Chronicle gazetesi, Latin Amerika'da en çok Meksikalı ve Brezilyalıların İslam'ı seçtiklerini belirtti. Latin Amerika'da özellikle İspanya'dan göç etmiş halklar arasında İslam'a dönüşün yaşandığını kaydeden gazete, bu halkların çoğunun kendi köklerini bir zamanlar İspanya'yı fetheden Endülüs Müslümanlarına dayandırdıklarını bildirdi.

Amerikan yerli kadınlarının geleneksel giyim kuşamında bir tür başörtüsü olan 'kimah' ve uzun elbiseler önemli bir yer tutar. Erkekler için ise, standart giyim şekli sarık ve dize kadar inen uzun elbiselerdir. Eğer Kızılderililer'in 1832 yılına kadar olan giyim tarzları ile ilgili eski kitaplara bakarsanız, erkeklerin sarık, kadınların da uzun başörtüleri kullandıklarını görürsünüz. 1866′larda Kızılderililer'in son şefinin adı Müslümanca bir isim olan Ramazan İbn Wati'ydi. ABD ve Kanada'daki bazı kentlerin adı Yerli (Kızılderili) ve İslami kelime köklerinden türemiştir. Bu kentlerden birinin adı da TALLAHASİ: 'Tek kurtarıcımız Allah'tır' anlamına gelir.

Önceleri katil sömürgecilerin, daha sonraları ise vahşi kapitalizm ve neo-emperyalistlerin her türlü zulümlerini icra ettikleri bu güzel kıt'anın garip ve mazlum halkını iyi takip etmek; sivil toplum faaliyetleri ve elbette devletler arası temaslar kurarak işbirliği ve dayanışma içinde olmak gerekir. İnşaAllah, hem ülkemizde hem de genel olarak İslam aleminde bilinmeyen ve bu yüzden de ihmal edilen Latin Amerika ve bölge Müslümanları ile ilgili bu köşeden yazmaya devam edeceğim...

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'nın Rabbine emanet olun...