ABD’yi ayakta tutan birinci aktörün, DOLARIN REZERV PARA STATÜSÜNDEN geçtiği tartışılmaz bir gerçek. Bu bağlamda Çin’in önlenemez yükselişi ve ticari entegrasyonu sağlayacak Kuşak Yol Projesinin, sonunda nerelere varacağı herkesin malumu. Tabi ŞANGAY İŞ BİRLİĞİ Teşkilatından BRICS ÖRGÜTÜNE kadar onlarca üye ülkenin, aralarındaki ticaretlerde KENDİ PARA BİRİMLERİNİ kullanma eğilimi de cabası. Ancak petrolün dolar yerine başka para cinsinden ödenme girişimleri de var ki, “ABD’nin KÂBUSLAR GÖRMESİNE YETTİ” dersek hata yapmış sayılmayız. O yüzden “Yeniden Büyük Amerika” diyerek başa gelen Trump’un, ilk günden itibaren bu gidişatı değiştirmeye dönük hamleler yaptığını görmekteyiz. En basiti dünyanın en çok petrol rezervine sahip Venezuela konusuna, anlattığımız çerçevede bakmakta yara var. Zira gelinen aşamada Devlet Başkanını aldıkları VENEZÜELLA’nın, artık kaynaklarını ABD ile paylaşmaktan, petrolünü de dolarla satmaktan başka bir yolu kalmadığı tartışılmaz konuma sahip.
Elbette Trump’un Kanada ve Grönland’ı, ilhak etme niyetini de aynı perspektifte değerlendirebiliriz. Neticede buralar DOĞAL KAYNAKLAR ve TİCARET YOLLARI açısından ele alındığında, HÂKİMİYET MÜCADELESİNİN olmazsa olmazları arasında. Nitekim söz konusu bölge petrol, doğal gaz ve nadir toprak elementleri de dâhil, kilit hammaddeler noktasında iştah kabartıcı. O yüzden ABD’nin bahsettiğimiz bölgeyi hakimiyetine alması halinde, Çin’in KUŞAK YOL PROJESİNE DARBE VURACAĞI net. Hatta buna ilave olarak ABD’nin olası bir “büyük savaşta”, çok önemli ASKERİ AVANTAJLAR kazanacağı da muhtemel. Zira Rusya ve Çin’e karşı ateşlenen silahların, ABD tarafından Arktik Bölgede ETKİSİZ HALE GETİRİLMESİ ve KARŞI SALDIRILAR İÇİN İMKÂN SAĞLAMASI şüphe kaldırmaz.
Bu hususta bir diğer can alıcı meselenin de, İran üzerinde düğümlendiği ortada. Keza hepimiz EPSTEİN iğrençliklerinin gölgesinde, “ABD İran’ı vurur mu, vurmaz mı” diye fikir beyan ediyoruz. Aslında Trump İran Rejimini nükleer mevzusunda, müzakereler yoluyla BELLİ BİR SEVİYEDE İKNA EDEBİLİR. İran Petrolünün dolarla işlem görmesine de, İran rejimi hayır demeyecektir bir noktada. Zaten başından beri de bunun için çabaladıkları açık ki, toplantılardan da OLUMLU SİNYALLER yansıdığı doğru. Böylece ABD asıl odaklanmak istediği yöne, yani PASİFİK BÖLGESİNE yoğunlaşacağını umuyor. “Umuyor” diyoruz çünkü Trump, İsrail’in baskı ve şantajlarına ne kadar dayanabilecektir, orası tam bir muamma. Kaldı ki zalim İsrail’in BÖLGESEL ÇIKARLARI GEREĞİ “İran Rejimini devirmesi, yapabilirse bölmesi ve terör koridorlarını birleştirmesi” gibi bir planı olduğu muhakkak.
Anlayacağınız BÜYÜK BİR SAVAŞA DOĞRU hızla ilerliyor Dünya. ABD’den Çin’e, Avrupa’dan Pasifiğe tüm ülkeler, “varlık yokluk mücadelesi” içerisindeler özetle. Lakin hem dünya hem de bölgemiz böylesine bir ateş çemberinden geçerken, şu sıra ülkemizde yaşananlara hayıflanmamak elde değil. Kimi çıkmış falanca ödül töreninde YPG GÜZELLEMESİ yaparken, kimi de çocuk hassasiyeti ayağına TÜRKİYE’yi GAZZE ile BİR TUTMAKTAN utanmıyor ne yazık ki. Tıpkı bazıları gibi İngilizlerden medet umarcasına... Nual’de çam ağaçlarını süsleyerek hoşgörü taslayan zevatın, okullardaki Ramazan etkinliklerine DİL UZATMA HADSİZLİĞİNİ ise daha saymıyorum bile. Ama şunu bilin ki başaramayacaklar. BOŞ TARTIŞMALARIN GİRDABINA SÜRÜKLEYEREK, ÜLKEMİZİ AŞAĞI ÇEKEMEYECEKLER. Çünkü Somali’deki deniz, kara ve hava güçlerimizle; S. Arabistan, Mısır ve Katar’la ortak askeri donanımlarla; Libya ile Suriye’deki varlığımızla; ileride Irak'ta da terörün kazınmasıyla; Mavi Vatan, Gök Vatan ve Manevi Vatan oluşumlarımızla, YENİ JEOPOLİTİK BİR GÜCÜN kurulacağı aşikâr. Anlayacağınız ne yaparlarsa yapsınlar TARİH DÖNDÜ bir kere. Binlerce yıldır her tarih dönüşümünde, bir büyük gücün temelleri atıldı hattı zatında. Ve yine öyle oluyor/olacak da İNŞALLAH. Kısacası “BİZ GERİ GELDİK” artık çok şükür. Bırakın, gerisini onlar düşünsün…