Tayyip düşmanlığının faydaları

0

Seçimden umudu keseli hayli zaman oldu.

Onca televizyon kanalı, promosyonlu gazete yönlendirmeleri fayda etmedi. Dışardan CNN, BBC, The Economist desteği heba oldu. Darbe kurumlarının kestirmeden işi bitirme operasyonları yetersiz kaldı.

Üst aklın yönlendirmesiyle "doğadan, çevreden ekmek çıkar mı acaba?" sorusunun cevabını arıyorlar şimdilerde.

Aramanıza gerek yok. Cevabı ben vereyim.

Doğadan, çevreden, çiçekten, börtü böcekten size ekmek (darbe) çıkmaz.

Çünkü sizi Kürdistan'da elinde benzin bidonuyla orman yakarken gördü bu gözler. Çok değil 14 sene önce sizin düdüğünüz ötüyordu memlekette. Bankaları siz boşaltıyor, kamu iktisadi teşebbüslerini siz durmadan zarar ettiriyor, halkın parasını Avrupa'ya siz kaçırıyordunuz. Elinde benzin, kibrit Kürdistan'da siz orman yakıyordunuz.

O zamanlar henüz doğa aşkınız depreşmemişti. Ne ağaç seviyordunuz ne de çiçek. Patronlarınızın fabrikaları, hotel inşaatları için yapılan ağaç kesimine umarsız kalıyordunuz.

İçinizdeki uslanmaz, dinmez, iflah olmaz Tayyip düşmanlığı sizi doğa sever yaptı ya, "Tayyib'in memlekete bir faydası daha" diye düşünmeden edemedim. Even better...

İnsan yemek yasak!

İnsan eti yiyenlerin, hayal gücü yüksek senaristlerin kurgusu olduğunu sanmayın. Sinamalarda izlediğimiz bu sahnelerin çok da uzak olmayan tarihimizde yeri var. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin en önemli liderlerinden Joseph Stalin'in Sosyalist toplum projelerinin sonucu olarak 1932 yılında Ukrayna'da büyük çaplı bir kıtlık dönemi oldu. Stalin'in Ukrayna'ya yapılacak dış yardımları da engellemesi sonucu kimilerine göre 2.5 milyon kimilerine göre 7.5 milyon insan açlık ve açlığa bağlı sebeplerden öldü. Ukrayna'da insan avcıları türedi. Yakaladıkları insanları yemeye başladılar. Çocuklarını yiyen aileler görüldü.

Bir doktorun yazdığı mektuptan bir kesit olayın vahamiyetini anlatmakta;

"Survival was a moral as well as a physical struggle. A woman doctor wrote to a friend in June 1933 that she had not yet become a cannibal, but was "not sure that I shall not be one by the time my letter reaches you." The good people died first. Those who refused to steal or to prostitute themselves died. Those who gave food to others died. Those who refused to eat corpses died. Those who refused to kill their fellow man died. Parents who resisted cannibalism died before their children did."

(Bu mektup senin eline ulaştığında insan eti yemeye başlamış olabilirim. İyi insanlar önce öldü. Hırsızlık yada yemek için fahişeliği reddedenler önce öldüler. Yiyeceklerini başkalarıyla paylaşanlar önce öldü. İnsan eti yemeyi reddedenler önce öldü. En yakın arkadaşını öldürmeyi reddedenler önce öldü. Kendi çocuklarını yemeyi reddedenler önce öldü...)

1983 yılında, Kanada'da, Alberta City Hall önüne, Stalin'in Sosyalist projesinin ürünü olan kıtlık vahşetinin anısına bir anıt dikildi.

Putin hayranlarına bakıyorum da "geçmiş geleceğe aynadır" sözünü hatırlamamak mümkün değil.

Türkiye'de iyi olan bir şey var mı?

Aşk romanlarının usta yazarı, romantik faşist, sevgili Ahmet Altan sormuş: "bana Türkiye'de iyi olan bir tek şey söyleyin, bir tek şey!"

Söylüyorum..

15 sene önce, senin Türkiye'nde Kürdün adı yoktu.

Bugün var.

Sağıma soluma bakmadan "Kürdüm" diyebiliyorum. Televizyonu, radyoyu açtığımda Kürtçe yayın dinliyebiliyorum, okula gittiğimde Kürtçe eğitim alabiliyorum. İşte sana iyi olan bir şey.

Senin ve aynı gelenekten kopup gelip farklı yönlere savrulduğunuz ötekiler için bunun bir anlam ifade etmediğini biliyorum. Fakat gerçek Kürtler ve gerçek Türkler için bu çok şey ifade ediyor.

İyi olan şey bir tek Kürtler için değil. İttihatçı dedelerinin katlettiği Aleviler bugün daha özgürler. Darbe senaryolarına bir son verseniz daha da özgür olmaları için çalışılacak. 1936 da senin geleneğinin yaptığı katliam için özür dileyen, dileyebilen bir hükümet var işbaşında.

Sokak ortasında papaz bıçaklanmıyor artık farkında mısın? Bugün Hiristiyan vatandaşlarımız için yayın yapan bir TV kanalı var. Okulları açık, can ve mal güvenlikleri konusunda hassas olan bir hükümet var iş başında.

Onun için bu adamlar durmadan seçim kazanmaya devam edecek… Onun için siz durmadan "kodumu oturtan, çakır gözlü bir paşanın" yolunu gözleyeceksiniz.

Söylenmese eksik kalırdı

"Divê ewil rastî bê zanîn.Rastî bê zanîn xeletî jî tê zanîn.Lê pêşî xeletî bê zanîn nagihêjî rastîyê."

"Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış da bilinir. Ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz."

-Farabi-