Tayyip Erdoğan 'özyönetim' istemiyor mu?

0

Benim bildiğim, özyönetim dediğin şey tam da Tayyib'in işi. Bu konuda kimsenin onun eline su dökebileceğini sanmıyorum. Meseleyi tarihi perspektifi ile ele alıp değerlendirdiğimiz zaman özyönetim, özerklik, federasyon, yerinde yönetim kavramlarının bugün hükümeti oluşturan siyasi partinin düşünce ve duygu dünyasında yerleşik olduğunu göreceğiz.

Tarih bilen bunu bilir.

Bunu bilmemek için ciddi bir bilgi eksikliği yada ideolojik körlük içinde olmalı insan. AK parti referans olarak Osmanlı devletine sıkça başvurmasıyla bilinir. Sadece Ak parti değil, AK partinin içinden çıktığı gelenekteki tüm siyasi partiler bu referansı kullandılar. Siyasi tercihleri, ideolojik aşkları bir tarafa bırakıp tarafsız ve berrak bir beyin faaliyetiyle bu referansı ve haliyle osmanlı'yı okuyup incelersek karşımıza çıkacak olan federasyondur, eyalettir, öz yönetimdir, Kürdistan'dır. Bu kesim içine yerleştirilmiş Mossad ajanı değilseniz eğer bilinçaltınızda bu vardır. Bir sosyalistinde bilinç altında olan, olması gereken budur. Sol soslu Kemalistler (şimdilerde PKK'li takılıyorlar) değil bahsettiklerimiz tabiki…

Her siyasi partinin üzerine bina olduğu bir çekirdeği vardır. Bu ana çekirdekten çıkar ne çıkarsa. Cumhuriyet Halk Partisinin ve Milliyetçi Çalışma Partisinin çekirdeğinden çıkacak olan bellidir. Herkesin bellidir...

Çekirdekte var olan bir şeyi bugün yok sayamazsınız, yokmuş gibi davranamazsınız. Belki üstünü örtebilirsiniz, görmezden gelebilirsiniz fakat yok edemezsiniz. Bir şekilde açığa çıkacaktır. O halde hendek üzerinden ameliyat yapmak isteyenler, federasyoncuların, özyönetimcilerin hükümetini silah zoruyla yıkmak istiyorsa bunda başarısızlığa uğramaktan başka bir sonuca ulaşamayacaklar. Yanlış yerden yanlış yere ateş etmiyeceksin! Bu kuralı unutan kaybetmeye mahkumdur.

Sivil hükümetin düşünce dünyasında federasyonun, özyönetimin yeri olsa da bu demek değil ki yarından tezi yok bunlar gerçekleşecek Türkiye'de. Her devletin sahipleri vardır. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Demokrasinin beşiği İngiltere'de bu böyledir, ABD'de bu böyledir. Türkiye'nin de sahipleri var. Hükümet olmakla devletin sahibi olmanın farklı şeyler olduğunu bilmiyorsanız bi zahmet öğreniverin artık! Daha ne kadar açık ve net görmeniz gerekiyor bu gerçeği anlamanız için?

Bu devlet Tayyip Erdoğan'ların, Ahmet Davutoğlu'ların değil, Deniz Baykal'ların, Devlet Bahçeli'lerin, Aydın Doğan'ların, Vehbi Koç'ların, Ertuğrul Özkök'lerin, Ahmet Altan'ların, Cengiz Çandar'ların Hasan Cemal paşaların devleti. Paşaların ve paşa torunlarının… Bu devletin sahipleri olduklarını bildikleri için bu kadar korkusuzlar bu kadar şirretler.

Bu devletin sahibi olagelenler 100 yılı aşkın bir süredir yönetmek adına hiç bir halttan anlamadıklarını bize yaşayarak öğrettilerse de yine de bırakıp gitme niyetinde değiller. 100 senedir kaos ile yönetme tarzının dışına çıkamadılar. Çünkü halka söyleyecekleri hiç bir şey yoktu ve bugünde yok. Daha 2 ci senesinden iflas etmiş bir anlayışı ayakta tutmak için uğraş sarfediyorlar. Olmuyor, yürümüyor fakat yine de ısrarcılar. Paşa dedelerinden miras kalmış ülkeyi bize devretmemekte kararlılar. Paşa torunu Ahmet Altan'lar ile balıkçı kaptanının oğlu Tayyib'lerin kavgası bu...

Bu ülkede gerçek federasyoncuları, eyalet yönetimcileri, yine bu kavramlar üzerinden yıkmak isteyenler iflah olmazlar, geleceğe sahip olamazlar.

Ahmet Türk "özyonetimci" değil mi?

Mevcut sivil hükümet yerinden yönetimin önemini uzun süredir savunuyor bunun için anayasal değişiklikler için nabız yokluyordu. Bu amaçla hazırlanan büyükşehir yasası yerel yönetimlere oldukça geniş imkanlar sunmaktaydı. Eyalet sistemine kademeli bir şekilde geçişte olması gereken buydu. Bu yasanın çıkması sürecinde kimlerin ne şekilde takoz olduğunu unutmadık elbette. Bu yasayı en çok desteklemesi gereken HDP olmalı iken herzamanki gibi "madem Tayyip Erdoğan istemiştir o halde biz karşıyız" demeyi tercih ettiler. Oysa bu yasa seçimlerde en çok HDP'nin işine yaradı...

Bugün Kürdistan'daki belediye yönetimlerinin çoğunluğu HDP'nin elinde. 3 büyükşehir, 11 il, 68 ilçe, 23 belde... Bölgedeki seçimlerde HDP lehine neler döndüğünü herkes biliyor. Olsun! pozitif ayrımcılık diyoruz biz buna… Yeterki cenazeler ve cenazeler üzerinden siyaset olmasın.. İstedikleri gibi yönetiyorlar. Belediye başkanı Kürt, encümen azası Kürt, muhtar Kürt, öğretmen Kürt, vali Kürt, doktor Kürt, komiser Kürt, polis memuru Kürt, şehrin milletvekili Kürt, AKP'lisi, CHP'lisi, MHP'lisi Kürt. Bu kadar Kürt, bir öz yönetim yapmıyorsa bence bu işte bir yanlışlık var.

Üzüm ve bağcı ikilemi olmasın sakın bu?

Söylenmese eksik kalırdı

"Şev çi qas tarî be, nikare roniya mûmekê veşêre."

-Gotina Pêşiya Kurda -

"Gece ne kadar karanlık olsada, mumun aydınlığını / ışığını saklayamaz."

-Kürt Atasözü-