Terörsüz Türkiye!

Çözüm Süreci zehirlenmişti malûm.

O zaman FETÖ Devlet’i adeta ele geçirmişti.

CIA-MOSSAD aparatı bu yapı her türlü kötülüğü yaptı memlekete.

Öyle ki…

MİT’in çalıştığı “elemanların” isim listesini PKK Terör Örgütü’ne verdi.

Örgüt de bu isimleri katletti!

O zamanlar devletin her birimi ayrı telden çalıyor, memleketi için faydalı işler yapmaya çalışan insanların önleri kesiliyordu.

Operasyonlara maruz kalıyorlardı.

Türkiye büyük bedeller ödeyerek FETÖ belâsını bastırdı.

“Bitirdi” demiyorum zira hâlâ bazı sıkıntıların olduğunu bizzat devlet yetkilileri söylüyor.

İşin çoğu bitti azı kaldı.

Bakalım, bundan sonra neler olacak?

Süreç ilmek ilmek işlendi.

PKK Terör Örgütü içte ve dışta epeyce geriletildi.

Soykırımcı İsrail’in işbirlikçi güçlerle birlikte kurduğu oyun da büyük ölçüde bozuldu.

Türkiye güçlendikçe güçlenen savunma sanayisiyle, devlet birimleri arasındaki güçlü koordinasyonuyla, iletişimi sağlıklı bir şekilde yönetmesiyle Soykırımcı İsrail ve ortaklarının PKK Terör Örgütü kartını kullanılması çok güç hale getirdi.

Suriye’de alan hakimiyetini sağlayarak da çok önemli bir adım attı.

Ve bugün…

Terörsüz Türkiye hedefine hiç olmadığımız kadar yakınız.

Komisyonda’ki Genel Kurul’daki gerginlikler işin doğasında var.

Meclis Genel Kurul’un da verilen “hayır” oyları da kıymetli.

Türkiye demokrasiyle yönetilen bir ülke, her parti özgür iradesiyle hareket ediyor.

Meclis’te bu kadar geniş çaplı bir mutabakatın sağlanması çok önemli bir gelişme.

“Uzlaşma” kültürünün yerleşmesi bakımından çok önemli.

Elbette bazı rahatsızlıklar var ama rahatlatıcı nokta şu ki düzenlemeden istifade edecek terör örgütü mensupları için olmazsa olmaz bir şart var:

Örgütün silahları tamamen bıraktığının Milli Güvenlik Kurulu tarafından tescil edilmesi!

Otomatik olarak faydalanma durumu yok yani!

Bundan sonra herkese düşen görevler var.

Bizler gazeteciler olarak dilimize hakim olacağız, dezenformasyonla mücadeleye elimizden geldiğince destek vereceğiz.

Bendeniz, bu süreçte Dijital Vatan Akademisi isimli bir çalışmanın içindeyim.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Sayın Musa Kazım Arıcan riyasetinde yürütülen çalışmanın ayrıntılarını zaman içinde paylaşırız kısmetse.

Verdikleri “manevi” desteklerden dolayı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye, İletişim Başkanı Burhanettin Duran’a, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir’e, Yazarlar Birliği Başkanı Muhammet Enes Kala’ya, ve diğer vatansever insanlarımıza çok teşekkür ediyorum.

Bu hamlede para, pul yok.

Hiç kimsenin zerre maddi menfaat beklentisi yok.

Gençlerimize “Dijital Vatan” bilincini kazandırmakta zerre katkımız olursa ne mutlu bize.

Dezenformasyonla Mücadele hepimizin görevi.

En fazla da biz gazetecilerin.

Bize vatansever gazeteciler lâzım.

Yolsuzluklara bulaşmamış gazeteciler lâzım.

“Pisliklere bulaşmış gazeteci oranını” mutlaka azaltmamız lâzım.

“Fondaş gazeteci oranını” mutlaka azaltmamız lâzım.

Temiz medya lâzım.

Temiz adamların sayısını arttırmamız lâzım.

Dijital Vatan’a temiz neferler lâzım.