Trajikomik

Dünyanın güzel olduğu, mevsimlerin mevsim olduğu, güllerin burcu burcu koktuğu insanların neşeli neşeli yaşadığı bir zaman diliminden sonra iki ülkenin birini Zurnacı Yeteryahu, diğerini Trampetçi başkan yönetmeye başlamışlar! Trampetçi’nin ülkesi geçmişte yerlileri katletmiş, ellerindeki zenginlik kaynaklarını almış, kadınlarını ve çocuklarını hizmetçi ya da köle yapmış! Yani geçmişi barbarlıklarla, kan dökücülükle dolu bir ülke! Zurnacı Yeteryahu’nun ülkesi ise kurulduğu ilk günden beri çocuk, yaşlı, kadın demeden öldürmekle, Filistin’in yerli halkını evlerinden kovarak evlerine yerleşmekle ünlenmiş bir ülke!

Günün birinde Zurnacı Yeteryahu Trampetçi başkanı ziyaret etmiş ve demiş ki: “Ağabey, yardımına ihtiyacım var, durum önemli olmasa bu kadar kilometre yol aşarak gelmezdim! Zurnamın iyi ses çıkarması için senin de eşlik ederek trampet çalman gerekir. Çünkü tek başına zurnanın sesi hem etkili olmaz hem de yavan kalır, zevkli olmaz! Bana yardım etmen gerektiğinin nedenleri şunlardır:

1. Ortadoğu projesini tamamlamam için, büyük İsrail devletimin sınırlarını kuzeyden güneye kadar genişletebilmemin önünde engel olarak gördüğüm İran ve Türkiye var! Biliyorum Türkiye’ye razı olmazsın; zaten şimdilik Türkiye’nin de pek sesi soluğu çıkmıyor; şimdilik idare eder; ancak İran konusunda bana yardım etmen gerekir!

2.Beklediğimiz İsa’nın yeryüzüne inmesi için ortalığı karıştırmamız gerekir ki Armageddon (kıyamet savaşı) çabuk başlasın! Böylece biz Siyonistler ve siz Evanjelikler dünyaya hâkim oluruz! Biliyorsun bunu dört gözle bekliyoruz! Böylece biz büyük İsrail, siz de büyük Amerika hayalinizi gerçekleştirmiş ve muradımıza ermiş oluruz! Aksi durumda ne sen tekrar seçilirsin ne de ben! Bu nedenlerden ötürü bana yardım edeceksin ki bu İran denen baş belasını tehlike olmaktan çıkaralım. Sen beni destekle, ben iki günde bilemedin üç günde İran’ı bitiririm! Tıpkı 6 günde Mısır’ı yendiğimiz gibi!

Planımız şu: İlk iş olarak da üst düzeydeki adamlarını öldürürsek, sonrası çorap söküğü gibi gelir. Başsız kalan İran halkı iki günde dağılır, biz de onları kolayca avlar, sindiririz! Başlarına kendi adamlarımızdan birini geçiririz ve artık İran kontrolümüzde olur! Şimdi ne diyorsun teklifime?” “Sana nasıl güveneceğim? Ya beceremezsen! O zaman dünyaya rezil olacağım yetmezmiş gibi halkımın elinden de kurtulamam! Zaten seçilmem mümkün olmaz!”, “Sen bilirsin, benden söylemesi, sonra demedin demeyesin! Sana hatırlatıyor ve uyarıyorum! Zaten seçim ağzıdır, elimdeki belgeleri açıklarsam işin yaştır!

Söylediklerimi yaparsan ne ala! Yapmadığın takdirde sonucuna katlanırsın! Tekrar başkan olmak istersen dediklerimi yapmak zorundasın! Anlaşıldı ağabey, sen hoşluktan anlamıyorsun! O zaman ben de senin anlayacağın dilden konuşurum! Elimdeki kozu kullanacağım! Elimde, açıkladığımda seni perişan edecek ve tekrar seçilmeni engelleyecek önemli belgeler var! Bu belgeleri dostumuz Epstein’inden aldım; biliyorsun o da bizim Siyonist kardeşimizdir! Yoksa başka türlü koskoca ülkenizin gücünü arkama alamam! Ağabey, yardım edersen bu ikimizin yararınadır.”

Trampetçi, düşünür, taşınır, biraz da kaşınır ve: ”Peki, senin dediğin olsun, yardım edeceğim; ancak ben dur dediğim zaman durmasını bileceksin adam gibi! Beceremezsen o zaman ikimiz de hapı yutarız! Seni ve beni çoban bile yapmazlar ve yerlerde sürünürüz! “ Başlamışlar vurmaya ve bakmışlar ki “Kazın ayağı göründüğü gibi değilmiş! “Her kuşun eti yenmezmiş!” Başlamışlar dizlerini dövmeye!

Böylece Zurnacı Yeteryahu ile Trampetçi başkan anlamışlar ki “Evdeki hesabın çarşıya uymadığı zamanlar da olurmuş!” Onlar ermemişler muratlarına, biz çıkalım kerevetimize! Allah Müslümanlara yardım etsin, emperyalist ve zorbalara, insan haklarının düşmanlara ve kâfirlere fırsat vermesin! Amin!