Abdullah bin Huzâfe (r.a.) kimdir? Sahabelerin hayatı

Güncelleme: 06.05.2019 10:34

Sahabe, Efendimiz (SAV)'in yol arkadaşları sırdaşları olan ''sahabeler'' İslam'ın ilerlemesinde büyük rol oynamış ve İslam tarihinde de önemli yere sahip olan insanlardır. Günümüz Müslümanları onların hayatlarını, Allah ve resulüne olan taat ve bağlılıklarını örnek alarak yol çizmeye çalışırlar. Müslümanlar hatta Müslüman olmayanlar bile ''sahabeler''deki büyük aşkı ve bağlılığı araştırıp kendi inanışlarınca hayatlarında uygulamaya çalışmışlardır. Sahabelerinhayatları merak ediliyor. Ne yapmışlarda tarihe nam salmışlar günümüz Müslümanlarına ayna olmayı başarmışlar diye kaynak yayınlardan okuyup öğrenmeye çalışıyorlar. Peki bu sahabeler kimler? Sahabe nedir? Kimlere sahabe denir? Abdullah bin Huzâfe (r.a.) kimdir? Sorularının cevabı merak konusu oldu. Yeni başladığımız ve hayatlarını sizlere aktarmaya çalışacağımız bu seriyi okumayı, ömürleri büyük mücadelelerle geçmiş, sistemden beslenmeyip sistem değiştiren ''sahabeler''in şanlı hayatlarını beraber öğrenelim.

Sahabe, Efendimiz (SAV)'in yol arkadaşları sırdaşları olan ''sahabeler'' İslam'ın ilerlemesinde büyük rol oynamış ve İslam tarihinde de önemli yere sahip olan insanlardır. Günümüz Müslümanları onların hayatlarını, Allah ve resulüne olan taat ve bağlılıklarını örnek alarak yol çizmeye çalışırlar. Müslümanlar hatta Müslüman olmayanlar bile ''sahabeler''deki büyük aşkı ve bağlılığı araştırıp kendi inanışlarınca hayatlarında uygulamaya çalışmışlardır. Sahabelerinhayatları merak ediliyor. Ne yapmışlarda tarihe nam salmışlar günümüz Müslümanlarına ayna olmayı başarmışlar diye kaynak yayınlardan okuyup öğrenmeye çalışıyorlar. Peki bu sahabeler kimler? Sahabe nedir? Kimlere sahabe denir? Abdullah bin Huzâfe (r.a.) kimdir? Sorularının cevabı merak konusu oldu. Yeni başladığımız ve hayatlarını sizlere aktarmaya çalışacağımız bu seriyi okumayı, ömürleri büyük mücadelelerle geçmiş, sistemden beslenmeyip sistem değiştiren ''sahabeler''in şanlı hayatlarını beraber öğrenelim.

Sahabe nedir? Sahabenin tarifi

Sahabe, sahabî kelimesinin çoğuludur ve dostlar, arkadaşlar, beraber bulunanlar manalarına gelir. Aynı manada kullanılan ashab kelimesi ise, “sâhib” (dost, arkadaş) kelimesinin çoğuludur.

Sahabe, terim olarak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i, peygamberliği sırasında gören, Onunla konuşup görüşen, O’na iman eden ve müslüman olarak ölen kimselere verilen isimdir.

İslam âlimlerinin çoğu sahabeyi böyle tarif etmişlerdir. Buna göre sahabe olmak için;

Hazreti Peygamberle görüşmek,
Onunla sohbet etmek,
O’na iman etmek,
Müslüman olarak ölmek şarttır

Sahabî olabilmenin ilk ve gerekli şartı Müslüman olmak olduğuna göre,  O’nu mü’min olarak görüp de sonradan dinden çıkan kimse (mürted), sahabî sayılmaz. Aynı şekilde kâfirken Hazreti Peygamber’i görüp o öldükten sonra müslüman olan kimse de sahabî olarak kabul edilmez.

Abdullah bin Huzâfe (r.a.) kimdir?

Bir davayı temsil etme durumundaki insanların hayatında öyle ehemmiyetli anlar var­dır ki, o sırada yaptıkları küçük bir ihmal birçoklarının felaketine se­bebiyet verebildi­ği gibi, gösterdikleri fedakârlıklar da pek çok insanın saadeti­ne ve kurtuluşuna vesile olur.

İşte insanlığın yıldız şahsiyetleri sahabiler, daima birer saadet rehberi olmuş­lardır. Türlü çile ve ıstıraplara katlanmışlar, ama arkalarındaki birçok kimseye de dünya ve ahiret saadetini yaşatmışlardır.

İlk Müslümanlardan olan Abdullah bin Huzâfe de (r.a.) böyle bahtiyar biriy­di. Hz. Ömer (r.a.) devrinde Bizanslılarla yapılan muharebede birçok Müslüman’la birlikte esir düşmüştü. Bizanslılar, ellerine geçirdikleri esirlere önce Hı­ristiyanlık telkini yapar, kabul ettiği takdirde serbest bırakırlar, aksi hâlde çeşit­li işkencelerle öldürürlerdi.

Abdullah bin Huzâfe’nin, Sahabenin ileri gelenlerinden biri olduğunu öğre­nen kral, ona ayrı bir ehemmiyet veriyor, Hıristiyanlığı kabul etmesi için devamlı telkinler yaptırıyordu. Fakat Abdullah bin Huzâfe bu tekliflerin hiçbirisi­ne kulak asmıyor, Kelime-i Şehadet’i haykırmaya devam ediyordu. Kral henüz ümidini kesmemişti. Hz. Peygamber’in yakın arkadaşlarından birisinin Hıristi­yanlığı kabul etmesi, günden güne yayılarak, Bizans’ı tehdit eden Müslümanlar arasında bir panik meydana getirecek ve Hıristiyanlık âlemi için büyük bir mu­vaffakiyet olacaktı. Onun için kral, Hz. Abdullah’ın Hıristiyan olması hâlinde kavuşacağı dünyalıkları durmadan artırıyor, yeni yeni tekliflerde bulunuyor­du.

En sonunda şöyle bir teklifte bulundu:

“Hıristiyan olmayı kabul ettiğin takdirde, kızımı verir, seni saltanatıma ve mülküme ortak ederim.”

İslam imanını bütün varlığına sindirmiş olan Hz. Abdullah, izzetle haykırarak şu cevabı verdi:

“Değil bütün Bizans topraklarını, Arap ve Acem topraklanı da versen, bir an olsun dinimden dönmem!” Kral:

“Öyleyse öldürüleceksiniz!” dedi. Hz. Abdullah ise:

“Buna gücünüz yetebilir. Ama imanımı kalbimden çıkarıp atamazsınız!” diye cevap verdi.

Sonra Hz. Abdullah çarmıha gerildi ve okçular devamlı olarak, ellerine ve ayaklarına yakın yerlere ok yağdırdılar. Bu arada yine Hıristiyanlık telkinlerine devam ediliyordu. Aynı zamanda bir kazan su kaynatılmış ve Hıristiyan olma­yı reddetmiş olan diğer Müslümanlardan birisi getirilmiş, kazana atılmak üzere bekletiliyordu. Derken o Müslüman, kaynar suya atıldı. Etrafta bulunanlar ve Hz. Abdullah, yanan kemik cızırtılarını duydular. Sonra kazanın yanına Hz. Ab­dullah getirildi.

Bu esnada Hz. Abdullah ağlamaya başladı. Kral, Hz. Abdullah’ın korkusun­dan ağladığını zannederek, tekrar Hıristiyan olmasını teklif etti. Hz. Abdullah yine tekliflerini reddetti. Kral:

“O hâlde niçin ağlıyorsun?” diye sordu. Bu soruya Hz. Abdullah’ın ce­vabı şu oldu:

“Ben korkumdan ağlamış değilim. Biz Müslümanlar, Allah yolunda ölümden kork­ma­yız. Benim ağlamamın sebebi şudur ki, ‘Başımdaki saçlarım adedince canlarım bulunsa da, onlardan her biri böyle Allah yolunda ölüme gitse!’ diye düşündüm ve böyle bir düşünce beni ağlamaya sevk etti.”

İslam izzetinin müşahhas bir timsali olan Hz. Abdullah’ın bu sözleri karşısın­da kral yeni bir teklifte bulundu:

“Başımdan öpersen, seni serbest bırakacağım.”

Bizans saltanatına ortaklık teklifi karşısında bile imanından fedakârlık gös­termeyen Abdullah, bir Hıristiyan’ın başından nasıl öperdi? Şöyle mukabil bir teklifte bulundu:

“Burada bulunan bütün Müslüman esirleri serbest bıraktığın takdirde dediği­ni yaparım.”

Hz. Abdullah, kralın başını öpmeye giderken şöyle düşünüyordu:

“Bu adamın, Allah’ın düşmanlarından birisi olduğuna inanıyorum. Bunun başını ise, ancak Müslüman kardeşlerimi serbest bırakacağı için öpüyorum.”

Hz. Abdullah, kralın başını öptü ve o da sözünde durarak 80 Müslüman esiri serbest bıraktı.

Abdullah bin Huzâfe’nin imanından gelen izzet ve fedakârlığı 80 Müslüman’ın kurtarılmasına ve daha nicelerinin imanının kurtulmasına vesile olmuştu.

Esirlerle birlikte Medine’ye dönen Hz. Abdullah, Hz. Ömer tarafından karşılandı. Hz. Ömer, Abdullah’ı tebrik etti ve orada bulunan Müslümanlara hitaben:

“Abdullah, kralın başından öperek 80 Müslüman kardeşimizin kurtuluşuna vesile ol­muştur. Onun için, Abdullah’ın başından öpmek, her Müslüman’a bir vazifedir. İşte ilk önce ben öpüyorum!” dedi ve başından öptü.[1]

Müslüman olduktan sonra Re­sû­lul­lah ile birlikte bütün savaşlara katılan Abdullah bin Huzâfe, bir ara Peygamberimiz tarafından 50 kişilik bir seriyyenin kumandanlığına da getirilmişti.

Hz. Peygamber’in mektubunu İran kisrasına götüren de o idi. “Perviz” adındaki İran kisrası, Hz. Peygamber’in mektubunu yırtmıştı. Bunu haber alan Re­sû­lul­lah da:

“Ya Rab! O nasıl mektubumu parçaladı ise, sen de onu ve onun mülkünü parça parça et!” demiş ve ilave etmişti: “Bundan başka kisra gelmez.”

Bir müddet sonra, Perviz’in oğlu Şirviye, babasını hançerle paralamış ve Sa’d bin Ebî Vakkas da (r.a.) onun saltanatının altını üstüne getirmişti.

Sağlığında Hz. Peygamber’in ihbarının çıktığını gören Abdullah bin Huzâfe, Hz. Osman devrinde Mısır’da vefat etti.[2]

Allah ondan razı olsun!


[1]Üsdü’l-Gàbe, 3: 142; İsâbe, 2: 297.
[2]İstiâb, 2: 283; Mektûbât, s. 151.

Sahabe - Hazreti Ebubekir kimdir?

Sahabe - Hazreti Ömer kimdir?

Sahabe- Hazreti Osman kimdir?

Sahabe – Hazreti Ali kimdir?

Sahabe – Abdullah Bin Cübeyr kimdir?

Sahabe - Abbas bin Abdülmattalip

Sahabe- Ayyaş Bin Ebi Rabia kimdir?

Sahabe - Âsım bin Sâbit (r.a.) kimdir?

Sahabe- Âmir bin Füheyre (r.a.) kimdir?

Sahabe - Âmir bin Ebî Vakkas (r.a.) kimdir?

Sahabe - Amr bin Ümey­ye (r.a.) kimdir?

Sahabe - Amr bin Sâbit Uhayrim (r.a.) kimdir?

Sahabe - Amr bin Cümûh (r.a.) kimdir?

Sahabe – Amr bin Avf (r.a.) kimdir?

Sahabe - Amr bin Âs (r.a.) kimdir?

Sahabe - Amr bin Abese (r.a.) kimdir?

Sahabe- Ammar bin Yâsir (r.a.) kimdir?

Sahabe - Alâ bin Hadramî (r.a.) kimdir?

Sahabe - Adiyy bin Hâtem (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdurrahman bin Ebî Bekir (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Zülbicâdeyn (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Zübeyr (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Zeyd (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Üneys (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Ümmü Mektûm (r.a.) kimdir?

Sahabe -  Abdullah bin Süheyl (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Selâm (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Revâha (r.a.) kimdir?

Sahabe -  Abdullah bin Ömer (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Mes’ud (r.a.) kimdir?

Sahabe - Abdullah bin Mahreme (r.a.) kimdir?

Hz. Salih nasıl vefat etmiştir?

İslam'da hacamat yaptırmanın hükmü nedir?

Güvende olmak için zikredilen El Hafız zikrinin faziletleri

Alanyaspor Fenerbahçe maçı ne zaman?
Prof. Dr. Jale İnan kimdir?

Her gün bir kaşık pekmez yemenin faydaları

FIFA Dünya Kupası'nı kazanan ülkeler

Chia tohumu nasıl tüketilir?