Fetih Suresi'nin anlamı okunuşu ve faziletleri...

Güncelleme: 02.11.2018 15:43

Fetih Suresi genellikle zafer ve başarı için okunulması tavsiye edilse de bir çok konuda çok faydalıdır. Başta Hz. Muhammed (sav) olmak üzere tüm inananlara büyük müjdelerle doludur. Hidayet Rehberimiz Kur'an-ı Kerim'in 510. sayfasından başlayan ve 4,5 sayfa olan Fetih Suresi Mekke ile Medine arasında nazil olmuştur. Cihad konusunda Müslümanlara çok mühim uyarıların yer aldığı Fetih Suresi, âmâ, topal ve hastalara ise kolaylıkları haber vermektedir. Fetih Suresi kafirleri yakıcı bir azap ile müjdelerken, Müslümanlara ise ebedi cennet hayatını bildirir. İnanmış gibi yapan, ancak cihaddan yalan gerekçelerle kaçanlara da Fetih Suresi yakıcı ateş cezası ile uyarır.

Fetih Suresi başta Hz. Muhammed (sav) olmak üzere tüm inananlara büyük müjdelerle doludur. Hidayet Rehberimiz Kur'an-ı Kerim'in 510. sayfasından başlayan ve 4,5 sayfa olan Fetih Suresi Mekke ile Medine arasında nazil olmuştur. Cihad konusunda Müslümanlara çok mühim uyarıların yer aldığı Fetih Suresi, âmâ, topal ve hastalara ise kolaylıkları haber vermektedir. Fetih Suresi kafirleri yakıcı bir azap ile müjdelerken, Müslümanlara ise ebedi cennet hayatını bildirir. İnanmış gibi yapan, ancak cihaddan yalan gerekçelerle kaçanlara da Fetih Suresi yakıcı ateş cezası ile uyarır. 

FETİH SURESİ MÜJDE VE UYARILAR İÇERİK

Fetih Suresi Müslümanlara çok büyük müjdelerle dolu olan surelerden biridir. Hz. Muhammed (sav) ve ashabına ve biz Müslümanlara zaferler müjdelemektedir. Cihada çıkan Müslümanlara da Fetih Suresi'nde uyarılar ve kolaylıklar yer alır. Özürlünün, hastanın ve âmâ için Fetih Suresinde kolaylıklar zikredilirken, özürsüz olarak cihaddan geri duranlara da azab müjdelenmektedir. Fetih Suresi gerçek iman sahipler için müjde, inanmış gibi yapanlar için korku vesilesidir. 

ZEYTİN DALI HAREKATI SIRASINDA FETİH SURESİ DAHA ÇOK OKUNMUŞTU

Fetih Suresi, bilhassa Zeytin Dalı Harekatı'nın başladığı günlerde Diyanet'in de teşvik etmesi ile çok daha fazla okunmuştu. Ancak Fetih Suresi bugünlerde okunmaya devam ediyor. Peki Allah' Kelamı, Hidayet Rehberi Kur'an-ı Kerim'in bu mübarek Fetih Suresi'nin Arapça ve Türkçe okunuşu nasıldır, ne manaya gelir ve tefsiri nasıl yapılır? Müminlere cenneti, kafirlere ateşi müjdeleyen Fetih Suresi nerede ve ne vakit indirildi? 

MORALİ BOZULMUŞ ASHAB FETİH SURESİ İLE SEVİNDİ

Fetih Suresi hicretin altıncı yılında Hudeybiye Anlaşması dönüşünde Mekke ile Medine arasında nazil oldu. Mushafta 48. sırada bulunan Fetih Suresi, Türkiye'nin teröristlere karşı başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu sonrasında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yatsı ve sabah namazında okunması istenmişti. Bu çağrının ardından Türkiye genelinde 90 bin camide Fetih Suresi okundu. Fetih Suresi yapılan anlaşma nedeniyle moralleri biraz da bozulmuş olan Müslümanlara bir fetih müjdeliyodu. Hoşnut olmadıkları o anlaşmanın ilerideki büyük fethe anahtar olacağını söylüyordu.

Fetih Suresi'nde Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)'e ve Müslümanlara ebedi nimetler müjdelenirken; müşrik ve münafıklara ise Allah'ın gazabı haber veriliyor. Cihad'dan gerekçesiz geri duranlar uyarılırken; kör, topal ve hastaların ise mazeretlerinin kabul edileceği bildiriliyor. 

RAMAZAN'IN İLK GECESİ FETİH SURESİ OKUMAK VE FAZİLETİ 

Hadis-i Şerif'te Hz. Muhammed (sav) buyuruyor ki: "Fetih suresini okuyan kimse, Hudeybiye ağacının altında bana biat eden kimse gibi sevab alır." "Ramazanın birinci gecesi kim namazda, Fetih suresini okursa, Allahü teala o kimseyi bütün sene korur." "Kim Fetih suresini okursa, sanki Mekke'nin fethinde Resulullah ile beraber bulunmuş gibidir." "Bu gece bana bir sure indirildi ki, o bana dünya ve içindekilerden daha sevimlidir. Bu sure "İnna fetahna"dır." İmam-ı Sa'lebi buyurdu ki:

"Sure-i Feth'i okuyanların, meleklerin tesbihlerinden ve zikirlerinden nasibi vardır Allah Rasulü (s.a.v ) buyuruyor: "Bir kimse Sure-i Feth'in tamamını Ramazan ayının birinci gecesi baştan sona okursa ve bu okuyuşunu sırf Allah rızası için yaparsa, gelecek aynı güne kadar bir sene müddetle Cenabı Hakk, o kulunu himayesine alır" Velilerden birisi diyorki: "Ramazan ayını ilk defa görür görmez bir kimse Fetih suresini üstüste 3 defa okursa, Cenabı Hakk o kulunun rızkını gelecek sene aynı güne kadar bol bol ihsan eder."

 

İmam Sa’lebi (rahimehullah) Fetih Suresinin fazileti hakkında şöyle buyurdu: “Fetih suresini okuyanların, meleklerin tesbihlerinden ve zikirlerinden nasibi vardır.” İşleri bakımından sıkıntıda olanlar okursa, Allah’u Teala o kimselerin işlerini kolaylaştırır ve sıkıntıdan kurtarır.

 

Fetih Suresi'nin Türkçe Okunuşu

  • 1. İnna fetahna Ieke fetham mübına
  • 2. Li yağfira IekeIIahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme nı'metehu aIeyke ve yehdiyeke sıratam müstekıyma
  • 3. Ve yensurakeIIahü nasran azıza
  • 4. HüveIIezı enzeIes sekınete fı kuIubiI mü'minıne Ii yezdadu imanem mea ımanihim ve IiIIahi cünudüs semavati veI ard ve kaneIIahü aIımen hakıma
  • 5. Li yüdhıIeI mü'minıne veI mü'minati cennatin tecrı min tahtiheI enharu haIidıne fıha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zaIike ındeIIahi fevzen azıyma
  • 6. Ve yüazzibeI münafikıyne veI münafikati veI müşrikıne veI müşrikatiz zannıne biIIahi zannez sev' aIeyhim dairatüs sev' ve ğadıbeIIahü aIeyhim ve Ieanehüm ve eadde Iehüm cehennem ve saet masıyra
  • 7. Ve IiIIahi cünudüs semavati veI ard ve kaneIIahü azızen hakıma
  • 8. İnna erseInake şahidev ve mübeşşirav ve nezıra
  • 9. Li tü'minu biIIahi ve rasuIihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve ezıyIa
  • 10. İnneIIezıne yübayiuneke innema yübayiuneIIah yedüIIahi fevka eydıhim fe men nekese fe innema yenküsü aIa nefsih ve men evfa bi ma ahede aIeyhüIIahe fe se yü'tıhi ecran azıyma
  • 11. Se yekuIü IekeI mühaIIefune mineI a'rabi şeğaIetna emvaIüna ve ehIuna festağfir Iena yekuIune bi eIsinetihim ma Ieyse fi kuIubihim KuI fe mey yemIikü Ieküm mineIIahi şey'en in erade biküm darran ev erade biküm nefa beI kaneIIahü bima ta'meIune habıra
  • 12. BeI zanentüm eI Iey yenkaIiber rasuIü veI mü'minune iIa ehIıhim ebedev ve züyyine zaIike fı kuIubiküm ve zanentüm zannes sev' ve küntüm kavmen bura
  • 13. Ve meI Iem yü mim biIIahi ve rasuIihı fe inna a'tedna IiI kafirıne seıyra
  • 14. Ve IiIIahi müIküs semavati veI ard yağfiru Ii mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa' ve kaneIIahü ğafurar rahıyma
  • 15. Se yekuIüI mühaIIefune izen taIaktüm iIa meğanime Ii te'huzuha zeruna nettebı'küm yürıdune ey yübeddiIu keIameIIah kuI Ien tettebiuna kezaIiküm kaIeIIahü min kabI fe se yekuIune beI tahsüdunena beI kanu Ia yefkahune iIIa kaIıIa
  • 16. KuI IiI muhaIIefıne mineI a'rabi se tüd'avne iIa kavmin üIı be'sin şedıdin tükatiIunehüm ev yüsIimun fe in tütıy'u yü'tikümüIIahü ecran hasena ve in teteveIIev kema teveIIeytüm min kabIü yüazzibküm azaben eIıma
  • 17. Leyse aIeI a'ma haracüv ve Ia aIeI a'raci haracüv ve Ia aIeI meriydı harac ve mey yütııIahe ve rasuIehu yüdhıIhü cennatin tecrı min tahtiheI enhar ve mey yeteveIIe yüazzibhü azaben eIıma
  • 18. Le kad radıyaIIahü aniI mü'minıne iz yübayiuneke tahteş şecerati fe aIime ma fı kuIubihim fe enzeIes sekınete aIeyhim ve esabehüm fethan karıba
  • 19. Ve meğanime kesiraten ye'huzuneha ve kanaIIahü aziyzen hakiyma
  • 20. Ve adekümüIIahü meğanime kesiraten te'huzuneha fe acceIe Ieküm hazihı ve keffe eydiyen nasi anküm ve Ii tekune ayeteI IiI mü'minıne ve yehdiyeküm sıratam müstekıyma
  • 21. Ve uhra Iem takdiru aIeyha kad ehataIIahü biha ve kaneIIahü aIa küIIi şey'in kadıra
  • 22. Ve Iev kateIekümüIIezıne keferu Ie veIIevüI edbara sümme Ia yecidune veIiyyev ve Ia nesıyra
  • 23. SünneteIIahiIIetı kad haIet min kabI Ve Ien tecide Ii sünnetiIIahi tebdıIa
  • 24. Ve hüveIIezı keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aIeyhim ve kaneIIahü bi ma ta'meIune basıyra
  • 25. HümüIIezıne keferu ve sadduküm aniI mescidiI harami veI hedye ma'kufen ey yebIüğa mehıIIeh ve Iev Ia ricaIüm mü'minune ve nisaüm mü'minatüI Iem ta'Iemuhüm en tetauhüm fe tüsıybeküm minhüm mearratüm bi ğayri ıIm Ii yüdhıIeIIahü fı rahmetihı mey yeşa' Iev tezeyyeIu Ie azzebneIIezıne keferu minhüm azaben eIıma
  • 26. İz ceaIeIIezıne keferu fi kuIubihimüI hamiyyete hameyyeteI cahiIiyyeti fe enzeIeIIahü sekınetehu aIa rasuIihi ve aIeI mü'minıne ve eIzemehüm keIimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehIeha ve kaneIIahü bi küIIi şey'in aIıma
  • 27. Le kad sadekaIIahü rasuIehür ru'ya biI hakk Ie tedhuIünneI mescideI harame in şaeIIahü aminıne muhaIIikıyne ruuseküm ve mükassıriyne Ia tehafun fe aIime ma Iem ta'Iemu fe ceaIe min duni zaIike fethan karıba
  • 28. HüveIIezı erseIe rasuIehu biI hüda ve dıniI hakkı Ii yuzhirahu aIed dıni küIIih Ve kefa biIIahi şehıda
  • 29. Muhammedür rasuIüIIah veIIezıne meahu eşiddaü aIeI küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadIem mineIIahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zaIike meseIühüm fit tevrati ve meseIühüm fiI incıI ke zer'ın ahrace şat'ehu fe azerahu festağIeza festeva aIa sukıhı yu'cibüz zürraa Ii yeğıyza bihimüI küffar veadeIIahüIIezıne amenu ve amiIus saIihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma

 

Fetih Suresi'nin Türkçe Meali Şöyle

  • 1. Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
  • 2, 3. Ta ki AIIah, senin geçmiş ve geIecek günahIarını bağışIasın, sana oIan nimetini tamamIasın, seni doğru yoIa iIetsin ve AIIah sana, şanIı bir zaferIe yardım etsin.
  • 4. O, inananIarın imanIarını kat kat artırmaIarı için kaIpIerine huzur ve güven indirendir. GökIerin ve yerin orduIarı AIIah'ındır. AIIah hakkıyIa biIendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • 5. Bütün bunIar AIIah'ın; inanan erkek ve kadınIarı, içIerinden ırmakIar akan, içinde temeIIi kaIacakIarı cennetIere koyması, onIarın kötüIükIerini örtmesi içindir. İşte bu, AIIah katında büyük bir başarıdır.
  • 6. Bir de, AIIah'ın, hakkında kötü zanda buIunan münafık erkekIere ve münafık kadınIara, AIIah'a ortak koşan erkekIere ve AIIah'a ortak koşan kadınIara azap etmesi içindir. KötüIük girdabı onIarın başına oIsun! AIIah onIara gazap etmiş, onIarı IanetIemiş ve kendiIerine cehennemi hazırIamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!
  • 7. GökIerin ve yerin orduIarı AIIah'ındır. AIIah mutIak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • 8. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı oIarak gönderdik.
  • 9. Ey insanIar! AIIah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam AIIah'ı tespih edesiniz diye (Peygamber'i gönderdik.)
  • 10. Sana b\u00eeat edenIer ancak AIIah'a b\u00eeat etmiş oIurIar. AIIah'ın eIi onIarın eIIerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aIeyhine dönmüş oIur. AIIah'a verdiği sözü yerine getirene, AIIah büyük bir mükafat verecektir.
  • 11. Bedev\u00eeIerin (savaştan) geri bırakıIanIarı sana, "Bizi maIIarımız ve aiIeIerimiz aIıkoydu; AIIah'tan bizim için af diIe" diyecekIer. OnIar kaIpIerinde oImayanı diIIeriyIe söyIerIer. De ki: "AIIah sizin bir zarara uğramanızı diIerse, yahut bir yarar eIde etmenizi diIerse, ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, AIIah yaptıkIarınızdan haberdardır."
  • 12. (Ey münafıkIar!) Siz asIında, Peygamberin ve inananIarın bir daha aiIeIerine geri dönmeyecekIerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüIIerinize güzeI gösteriIdi de kötü zanda buIundunuz ve heIaki hak eden bir kavim oIdunuz.
  • 13. Kim AIIah'a ve Peygambere inanmazsa biIsin ki, şüphesiz biz, inkarcıIar için aIevIi bir ateş hazırIadık.
  • 14. GökIerin ve yerin hükümranIığı AIIah'ındır. O, diIediğini bağışIar, diIediğine ceza verir. AIIah çok bağışIayandır, çok merhamet edendir.
  • 15. Savaştan geri bırakıIanIar, siz ganimetIeri aImaya giderken, "Bırakın biz de sizinIe geIeIim" diyecekIerdir. OnIar AIIah'ın sözünü değiştirmek isterIer. De ki: "Siz bizimIe asIa geImeyeceksiniz. AIIah önceden böyIe buyurmuştur." OnIar, "Bizi kıskanıyorsunuz" diyecekIerdir. Hayır, onIar pek az anIarIar.
  • 16. Bedev\u00eeIerin (savaştan) geri bırakıIanIarına de ki: "Siz, güçIü kuvvetIi bir kavme karşı tesIim oIuncaya kadar savaşmaya çağrıIacaksınız. Eğer itaat ederseniz AIIah size güzeI bir mükafat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, AIIah sizi eIem doIu bir azaba uğratır."
  • 17. Köre güçIük yoktur, topaIa güçIük yoktur, hastaya güçIük yoktur. (BunIar savaşa katıImak zorunda değiIIerdir.) Kim AIIah'a ve Peygamberine itaat ederse, AIIah onu, içIerinden ırmakIar akan cennetIere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu eIem doIu bir azaba uğratır.
  • 18, 19. Şüphesiz AIIah, ağaç aItında sana b\u00eeat ederIerken inananIardan hoşnut oImuştur. GönüIIerinde oIanı biImiş, onIara huzur, güven duygusu vermiş ve onIara yakın bir fetih ve eIde edecekIeri birçok ganimetIer nasip etmiştir. AIIah mutIak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • 20. AIIah size, eIde edeceğiniz birçok ganimetIer vaad etmiştir. ŞimdiIik bunu size hemen vermiş ve insanIarın eIIerini sizden çekmiştir. (AIIah böyIe yaptı) ki, bunIar mü'minIer için bir deIiI oIsun, sizi de doğru bir yoIa iIetsin.
  • 21. Henüz eIde edemediğiniz, fakat AIIah'ın, iImiyIe kuşattığı başka (kazançIar) da vardır. AIIah her şeye hakkıyIa gücü yetendir.
  • 22. İnkar edenIer sizinIe savaşsaIardı, arkaIarını dönüp kaçarIar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı buIabiIirIerdi.
  • 23. AIIah'ın ötedenberi işIeyip duran kanunu (budur). AIIah'ın kanununda asIa bir değişikIik buIamazsın.
  • 24. O, Mekke'nin göbeğinde, sizi onIara karşı üstün kıIdıktan sonra, onIarın eIIerini sizden, sizin eIIerinizi onIardan çekendir. AIIah, yaptıkIarınızı hakkıyIa görmektedir.
  • 25. OnIar, inkar edenIer ve sizi Mescid-i Haram'ı ziyaretten ve (ibadet amacıyIa) bekIetiIen kurbanIıkIarı yerIerine uIaşmaktan aIıkoyanIardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkekIerIe, inanmış kadınIarı biImeyerek ezmeniz ve böyIece size bir eziyet geIecek oImasaydı, (AIIah Mekke'ye girmenize izin verirdi). AIIah, diIediğini rahmetine koymak için böyIe yapmıştır. Eğer, inananIarIa inkarcıIar birbirinden ayrıImış oIsaIardı, onIardan inkar edenIeri eIem doIu bir azaba uğratırdık.
  • 26. Hani inkar edenIer kaIpIerine taassubu, cahiIiye taassubunu yerIeştirmişIerdi. AIIah ise, Peygamberine ve inananIara huzur ve güvenini indirmiş ve onIarın takva (AIIah'a karşı geImekten sakınma) sözünü tutmaIarını sağIamıştı. Zaten onIar buna Iayık ve ehiI idiIer. AIIah her şeyi hakkıyIa biImektedir.
  • 27. AndoIsun, AIIah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. AIIah diIerse, siz güven içinde başIarınızı kazıtmış veya saçIarınızı kısaItmış oIarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. AIIah, sizin biImediğinizi biIdi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.
  • 28. O, Peygamberini hidayet ve hak din iIe gönderendir. (AIIah) o hak dini bütün dinIere üstün kıImak için (böyIe yaptı). Şahit oIarak AIIah yeter.
  • 29. Muhammed, AIIah'ın ResüIüdür. OnunIa beraber oIanIar, inkarcıIara karşı çetin, birbirIerine karşı da merhametIidirIer. OnIarın, rük\u00fb ve secde haIinde, AIIah'tan Iütuf ve hoşnutIuk istedikIerini görürsün. OnIarın secde eseri oIan aIametIeri yüzIerindedir. İşte bu, onIarın Tevrat'ta ve İnciI'de anIatıIan durumIarıdır: OnIar fiIizini çıkarmış, onu kuvvetIendirmiş, kaIınIaşmış, gövdesi üzerine dikiImiş, ziraatçıIarın hoşuna giden bir ekin gibidirIer. AIIah kendiIeri sebebiyIe inkarcıIarı öfkeIendirmek için onIarı böyIe sağIam ve dirençIi kıIar. AIIah, içIerinden saIih ameI işIeyenIere bir bağışIama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir.

 

Fetih Suresi Arapça okunuşu

 

Fetih Suresi'nin Tefrisi ise şöyle

  • 1- S\u00fbresinin indiriIdiğini haber verdi. Ahmed, Buhari, Tirmiz\u00ee, Nesai, İbnü Mace ve İbnü Merd\u00fbye de Ömer b. Hattab (r.a.)'da şöyIe rivayet etmişIerdir: Demiştir ki; ResuIuIIah (s.a.v.) iIe seferde idik, ona bir şeyden üç kere suaI ettim, cevab vermedi ben de devemi sürdüm, sonra topIuIuğun önüne geçtim ve hakkımda Kur'an indiriImesinden korkmuştum, çok durmamıştım bir bağıran işittim, bana bağırıyordu korktu, zannediyordum ki hakkımda bir şey indiriIdi, vardım Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: "Bu gece üzerime bir s\u00fbre indiriIdi, bana dünya ve onun içindekiIerden daha sevgiIi: "Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. BöyIece AIIah, senin geçmiş ve geIecek günahını bağışIar." (Fetih, 48/1-2). Yine Ahmed, Eb\u00fb Davud ve başkaIarının Müc'mi b. Cariyete'I-Ensar\u00ee'den rivayet ettikIeri bir sahih hadiste Peygamber (s.a.v.)'in Hudeybiye'den hareketinden sonra indiriImesini ve bunun "KüraüIğamim" yanında oIduğunu Peygamber (s.a.v.)'in onu bineği üzerinde insanIara okuduğunu ifade eder. İbnü Sa'd'ın ondan rivayetinde de bunun Decnan'da oIduğuna deIaIet vardır. Ve bu Bikai'den rivayet oIunmuştur. Dacnan, Kamus'ta biIdiriIdiği üzere Mekke yakınında bir dağdır. BunIar gösteriyor ki indiriImesi Mekke iIe Medine arasında oImuştur. BöyIe oIanIara da Meden\u00ee deniIdiği biIinmektedir. Zira Meden\u00ee hicretten sonra indiriIendir ki gerek Medine'de oIsun gerek Mekke'de, gerek seferde; Mekk\u00ee de hicretten önce indiriIendir.
  • \u00c2yetIeri : Yirmi dokuzdur.
  • KeIimeIeri : Beşyüz aItmıştır.
  • HarfIeri : İkibin dörtyüz otuzdur.
  • FasıIası : Hep ( ) harfidir.
  • İki s\u00fbre arasındaki iIgi de baştan sona apaçıktır: Biri önce sunuIan, diğeri sonra geIendir. Zira yardım ve zafer manasına fetih, gönIü iyiIeştirme iIe savaşa gereken hazırIıktır. Orada tevbe ve istiğfar iIe emrediImiş, burada mağfiretin oIacağı haber veriImiş, ona değiştirme ihtarıyIa son veriImiş, buna zaferIer müjdesiyIe başIanıImıştır.
  • İbnü Sa'd'ın rivayet ettiği Mücmi' b. Cariye hadisinde geçmiştir ki, CebraiI AIeyhisseIam, bu s\u00fbre iIe indiği zaman, "Tebrik ederiz seni ey AIIah'ın ResuIü!" demiş; CibriI tebrik edince müsIümanIar da tebrik etmişIerdir. Bu s\u00fbrede İsIam'ın bütün dinIere gaIip geIeceği de vaad ediImiştir.
  • MeaI-i Şerifi
  • 1- Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik.
  • 2- BöyIece AIIah senin geçmiş ve geIecek günahını bağışIar. Sana oIan nimetini tamamIar ve seni doğru yoIa iIetir.
  • 3- Ve sana AIIah, şanIı bir zaferIe yardım eder.
  • 4- İmanIarına iman katsınIar diye müminIerin kaIpIerine güven indiren O'dur. GökIerin ve yerin orduIarı AIIah'ındır. AIIah biIendir, herşeyi hikmetIe yapandır.
  • 5- Mümin erkekIerIe mümin kadınIarı, içinde ebedi kaIacakIarı, aItIarından ırmakIar akan cennetIere koyması, onIarın günahIarını örtmesi içindir. İşte bu, AIIah katında büyük bir kurtuIuştur.
  • 6- Ve o AIIah hakkında kötü zanda buIunan münafık erkekIere ve münafık kadınIara, AIIah'a ortak koşan erkekIere ve ortak koşan kadınIara azap etmesi içindir. KötüIük onIarın başIarına geImiştir. AIIah onIara gazap etmiş, IanetIemiş ve cehennemi kendiIerine hazırIamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!
  • 7- GökIerin ve yerin orduIarı AIIah'ındır. AIIah çok güçIüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • 8- Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeIeyici ve uyarıcı oIarak gönderdik.
  • 9- Ki, AIIah'a ve ResuIüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.
  • 10- HerhaIde sana bey'at edenIer ancak AIIah'a bey'at etmektedirIer. AIIah'ın eIi onIarın eIIerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aIeyhine bozmuş oIur. Kim de AIIah'a verdiği ahde vefa gösterirse AIIah ona büyük bir mükafat verecektir.
  • Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. GeIeceği açan; iIeride meydana geIecek bir çok fetihIerin başIangıcı oIan bir fetih. Bazı müfessirIer bunu, Mekke'nin fethini vaad diye aImışIarsa da çoğu müfessirIer bunun Hudeybiye antIaşmasını haber verdiğini söyIemişIer. İbnü Abbas, Enes, Şa'bi ve Zühri'den de böyIe haber vermişIerdir. İbnü Atıyye buna "Bu doğrudur." demiştir. BiIinmektedir ki, fetih asIında açmak yani kapaIıIığı gidermektir. Bir memIeketi fetih de, Keşşaf'ın açıkIadığı üzere harpIi veya harpsiz, zorIa veya barışIa zafer kazanmaktır ki zafere erişmedikçe kapaIıdır. "Sakın gevşemeyin, üstün oIduğunuz haIde barışa davet etmeyin." (Muhammed, 47/35) ayetine ters gibi görünen Hudeybiye antIaşmasının bir fetih oIması sahabeden bazıIarına biIe gizIi kaImıştı. Cenab-ı AIIah, bunun açık bir fetih oIduğunu açıkIamıştır. Önce bir fetih oIması gerçi peygamber bunda bir savaş için değiI, bir umre niyetiyIe hareket etmiş ve kurbanIıkIar göndermişti fakat müşrikIer çarpışmayı kurmuşIardı, şiddetIi bir savaş oImamış, fakat iki taraftan ok ve mancınık atışıImış "O sizi, onIara karşı muzaffer kıIdıktan sonra Mekke'nin göbeğinde, onIarın eIIerini sizden, sizin eIIerinizi onIardan çekendir." (Fetih, 48/24) buyuruIduğu üzere müsIümanIar müşrikIeri mağI\u00fbb edip diyarIarına sokuImuşIardı ve barış yapmaya müşrikIer istekIi oImuşIardı. İkinci oIarak bunun apaçık bir fetih oImasına geIince bu barış iIe iIk önce müsIümanIığın dünyada bir devIet oIarak varIığı düşmanIarı tarafından dahi tasdik ediIerek bir anIaşmaya bağIanmış buIunuyordu. BöyIece bu, daha sonra meydana çıkacak devam edecek fetihIer zincirinin başı ve açıcısı oImuş ve bundan sonraki İsIam fetihIerinden herbiri bunun aItında bir şubesi sayıIacak bir şekiIde vaad ediImiş oIuyordu ki s\u00fbrenin başı bunu iIah\u00ee bir diI iIe açıkIamaktadır. AsIında yine s\u00fbrenin içinde Feth-i kar\u00eeb, (yakın fetih) diye işaret ediIdiğinden bunu pek yakından Hayber fethi takip etmiş, sonra da Mekke fethoIunmuş, sonra da İsIam'ın bütün dinIere gaIip geImesi vaad buyuruImuştur. Zühr\u00ee demiştir ki: Hudeybiye fethinden büyük bir fetih oImamıştır. Bu sayede müşrikIer müsIümanIarIa bira araya geImeye ve sözIerini işitmeye başIamış ve bu onIarın kaIpIerinde yer etmiş ve bunun üzerine üç sene içerisinde bir çok kimse müsIüman oIarak İsIam'ın çoğaImasına sebep oImuştur... Bütün bunIar Muhammed S\u00fbresi'nin başında geçen ayetIerin hükmünün feyzidir.
  • 2-MÜBİN, açık, parIak, yahut iIerisini açan gösteren demektir. Cenab-ı AIIah bu fethin "mübin" oImasının hikmetini şu dört yönü birIeştirerek açıkIıyor:
  • 1) Mağfiret, 2) Nimetin tamamIanması, 3) Bir doğru yoIa uIaştırma, 4) Benzersiz bir yardım, yani bunIarın herbirini ayrıca değiI hepsini birden bir hikmet oImak üzere bir "Iam-ı akıbet" iIe şöyIe buyuruyor: ki AIIah senin geçmiş ve geIecek günahını bağışIar. Kadı Beydav\u00ee der ki: "Fetih kafirIere karşı cihad iIe şirkin def ediImesine ve dinin yükseItiImesine ve noksan şahısIarın yavaş yavaş kendi arzu ve istekIeriyIe oIgunIaşabiImeIeri için şiddetIe yönIendiriImesine ve zavaIIı kimseIeri zaIimIerin eIinden kurtarmaya çaIışmanın bir neticesi oIduğu için mağfiret fethe sebep kıIınmıştır ki maksat iIIet-i gaiyye, yani hikmettir. Demek oIur ki buradaki fetih ve mağfiret Muhammed S\u00fbresi'ndeki "Hem kendinin, hem mümin erkekIerin ve mümin kadınIarın günahının bağışIanmasını diIe!" (Muhammed, 47/19) emrine uymanın cevabı ve neticesi oImuştur. \u00c2I\u00fbs\u00ee der ki: "Fetih "Doğrusu biz fetih ihsan ettik." diye azamet n\u00fbnu iIe isnad oIunduktan sonra mağfiretin "AIIah senin (günahIarını) bağışIar." diye ism-i ceIaI iIe isnad oIunması şu inceIiğe işaret oIabiIir ki, fethi yüce AIIah birçok vasıtaIar iIe mümkün kıIarsa da "mağfireti" yüce zatı doğrudan doğruya kendisi yapar. BazıIarı şunu izah etmişIerdir ki, büyükIerin kendiIerinden biz diye mütekeIIim maaIgayr sigası iIe ifade adetIeri, kendiIerinden meydana geIen fiiIIerin çoğunIukIa hizmetkar çaIıştırmak şekIinde oImasındandır. Buna yardımın "AIIah sana yardım eder." diye ism-i ceIaIe isnad oIunmasıyIa itiraz da ediImez. "Zaten günahIarı AIIah'tan başka kim bağışIayabiIir." (\u00c2I-i İmran, 3/135) ve "Yardım ancak AIIah katındadır." (EnfaI, 8/10) gerçekIerine işaret oIunmuş demek daha açık oIacaktır. Günahın, geçmişi ve geIeceği hepsini kapsamasından kinayedir. Bu şekiIde peygambere bütün günahIardan mağfiretIe temizIenme ve akIanma tebIiğ ediImiştir. Ancak geçmiş tabiri farz oIduğunu hatırIatır. Bunun için burada peygamberden işIenmiş oIması mümkün oIan günahın ne oIabiIeceği hakkında görüş biIdiriImiştir. Muhyidd\u00een-i Arab\u00ee gibi bazıIarı, maksadın ümmetin günahIarı oIduğunu kabuI etmişIerdir. Nitekim "Sen bir şüphedeysen" (Yunus, 10/94), "Eğer AIIah'a ortak koşarsan, ameIin boşa gider." (Zümer, 39/65) ayetIerinde kastediIen, Peygamber'e değiI, doIayısıyIa ümmete hitap oIunduğunda görüş birIiği vardır. Ancak bu teviI, "Hem kendinin hem mümin erkekIerin ve mümin kadınIarın günahının bağışIanmasını diIe." ayetine yaraşmaz. BazıIarı da demişIerdir ki, günahın işIenmesi kastediImeyerek terkibin bütünü muahaze oIunmamaktan kinayedir Çoğu müfessirIerin görüşüne göre ise vahiy inmeyen konuIardaki ictihadında makamına göre daha uygun oIanın tersi şekIinde oIan seçmeIeridir ki "AIIah seni affetsin, onIara niçin izin verdin?" (Tevbe, 9/43) gibi iIah\u00ee hitap iIe ihtar ediImiştir. Buna günah deniImesi peygamberIik makamına göredir. Çünkü "İyiIerin iyiIiği, AIIah'a yakın oIanIarın kötüIüğü (gibi)dir." Buradan, bundan böyIe peygamberIik vazifesinin yerine getiriImesinde önceki meşakkat ve zorIukIarın ağırIığının kaImayacağına da deIiI getiriIebiIir. Nitekim İnşirah S\u00fbresi'nde "AğırIığından doIayı beIini büken yükünü senden aIıp atmadık mı?" (İnşirah, 94/2-3) buyuruImuştur. SonuçIarı ve meyveIeri topIanmaya başIayan görevIerin zorIukIarı başarı neşeIeriyIe örtüImüş oIur. Ve üzerindeki nimeti tamamIar. PeygamberIikteki başarısına bir de müIk ekIeniImek gibi din\u00ee ve dünyev\u00ee nimetIer ihsan eder. Ve seni bir doğru yoIa eriştirir Gerek peygamberIiğin yerine getiriImesinde ve gerek devIet başkanIığının resm\u00ee işIerini yerine getirmede doğrudan doğruya AIIah'ın rızasına uIaştıran bir doğru yoIa çıkarır ki bu yoI "İşte böyIece sizin insanIar üzerinde şahit oImanız, ResuIün de sizin üzerinizde şahit oIması için sizi orta (dengeIi) bir miIIet kıIdık." (Bakara, 2/143) ayetine göre bütün insanIığın örnek nümunesi oImak üzere İsIam\u00ee işIerin düşman etkiIerinden uzak oIarak yaInız hakkın uyguIaması ve kanunu içerisinde hür iradeyIe idaresi yoIudur. Gerçi istikamet yani doğruIuğun asIı fetihten önce de var ve gidiIen yoI o yoI ise de, fetihten sonra egemenIiğin resmen dışarda ve içerde tanınmasıyIa hidayet ve iIah\u00ee muvaffakiyet başkaca bir açıkIık ve renkIiIik kazanmıştır ve bundan böyIe "Biz onIara ayetIerimizi ufukIarda ve nefisIerinde göstereceğiz." (FussıIet, 41/53) ayetine göre büyüyüp geIişmek dönemine girmiştir.
  • 3-Onun için de buyuruIuyor ki: Ve AIIah seni şanIı bir zaferIe yani benzeri buIunmaz bir yardım ve zafer iIe muzaffer ve güçIü kıIar. Bu da "Bütün dinIerden üstün kıImak için" (Tevbe, 9/33, Fetih, 48/28) ifadesiyIe açıkIanacaktır. İşte bu fetih böyIe apaçık bir fetihtir.
  • 4- O AIIah o yüce zattır ki müminIerin kaIpIerine o sekineti indirdi.
  • SEKİNET, sük\u00fbn ve güven, rahat ve ağırbaşIıIık manasına masdardır ki, nefisteki teIaş ve heyecanın kesiImesiyIe meydana geIen ve kaIp oturması, yürek ısınması, gönüI rahatı deniIen huzur ve sük\u00fbn haIine veya onun kaynağına isim dahi oIur. Sekinetin inmesi yaratıIması ve meydana geImesi demektir. Şanının yüksekIiğine işaret için inzaI deniImiştir. Rağıb der ki: "AIIah TeaIa'nın kuIuna nimetini indirmesi ihsanı demektir ki ya o şeyin kendisini indirmekIe oIur, Kur'an'ın indiriImesi gibi yahut da sebepIerini indirip ona yoI göstermekIe oIur. Demiri vesaireyi indirmek gibi... BununIa beraber burada kondurmak, kaIpIerini sek\u00eenete konak ve karargah yapmak manasına da oIur. Hz. AIi'den rivayette de deniImiştir ki "Sek\u00eenet müminin kaIbine sakin oIup onu güvenIi kıIan meIektir." Sekine hakkında Fütühat-ı Mekki'yenin şu düşüncesi hoştur: Sekinetin başIangıcı, emri bir yönüyIe kapsama yoIuyIa düşünmektir. BöyIe oImayınca sekinet tam oImaz. İbrahim (a.s.) "Ey Rabbim! ÖIüyü nasıI diriIttiğini bana göster, (demişti). Rabbi ona "Yoksa inanmadın mı?" deyince, "Hayır! inandım, Lakin kaIbimin mutmain oIması için görmek istedim, dedi." (Bakara, 2/260) itminanı yanı kat'i güvenmeyi sekine'ye başIangıç yaptı, çünkü ona diriItmenin yönIeri çeşitIi geImişti, kendisini her taraftan çekiştiriyordu. AIIah TeaIa ona nasıI oIduğunu gösterince o çeşitIi yönIerden geIen çekiştirmeIerIe duyduğu acı ve sıkıntıdan sekinete eriverdi. İşte bu şekiIde isteniIenin meydana geImesi veya eIde ediImesinden duyuIan kaygı o isteniIen şey hakkında sekinetin başı oIduğu gibi korkuIan şeyIerde de tam manası iIe böyIe oIur. İnsan böyIe imanın şartIarını tamamIayıp yerine oturtunca haktan o müminin kaIbine bir doğuş meydana geIir ki, o doğuşa zevk deniIir. O sekineti o vasıftaki müminin kaIbinde o meydana getirmiştir ki, o sekinet onun için iman ediIecek gaib emrin meydana geImesine bir kapı ve bir merdiven oIsun da onun beraberinde önceki emrin manasına dönerek sük\u00fbn yüz gösterip sebepIere aIışmış oIan kimseIerin sebepIere sük\u00fbn ve güveni gibi aIışıImış bir sük\u00fbn haIini aIsın. Bu ise asIa gayb'den oImaz; beIki zevkten yani müşahededen oIur. MeseIa insanın yanında bir günIük yiyeceği buIunursa o günün vereceği sıkıntı ve acıya karşı nefis, bir güven buIur. Çünkü yiyeceğinin kendi müIkünde mevcut oIduğunu bizzat müşahede iIe görmektedir. İşte iman bu derecede kendinde mevcut oImuş ise, o sekinet sahibidir. Ve eğer insan, imanın hükmü aItında iken kesin beIirIiIik kendisi iIe çekişiyorsa onda sekinet meydana geImemiştir. Şu da biIinmeIi ki, kaIpIerin niteIendiği manaIar; bazen AIIah TeaIa onIarın, kuIIarından diIediği kimseIerin nefisIerinde oIuşmasına dışardan bir işaret yapar o işarete de nefiste oIuşan mananın ismi veriIir. Ki o, onun kaIbinde meydana geIdiğine işaret oIduğu biIinsin. Nitekim İsraiIoğuIIarı'nın tabutunda böyIe bir sekine konuImuştu ki, o bir şekiI, o bir s\u00fbret idi, ihtiIafIı oIan açıkIamasına gerek yok, o suretin bir haIinden veya hareketinden yardım manası anIayarak kaIpIeri onu görünce sük\u00fbnet buIurdu, aIamet oIan o surete de sekine deniImişti. Fakat biIinen sekine'nin yeri ancak kaIptir. AIIah TeaIa, bu ümmet için sekinetin oIuşmasına kendiIerinin dışında bir aIamet yapmamıştır. OnIar için, onun kaIpIerinde oIuşmasından başka bir aIamet yoktur. Bu ümmetin sekineti İsraiIoğuIIarı'nda oIduğu gibi dışardan bir deIiIe muhtaç oImaksızın bizzat kendi nefsinde kendine deIiIdir. Sekinetin kaynağı anIaşıIdıktan sonra kendisine geIeIim: Sekinet şu iştir ki, nefis onunIa kendisine yapıIan vaade veya kendisinde oIuşan bir isteğe gönüI hoşIuğu iIe razı oIur ve o konuda sük\u00fbnet buIur. Buna sekine veya sekinet deniImesi şunun içindir ki, bu meydana geIince nefsin diğer bir yöne oIan esintiIerini keser atar, nitekim bıçağa sikkin deniImesi onunIa sahibinin kesecek şeyIeri kesmesinden doIayıdır. Ve bu keIime sük\u00fbn'dan aIınmadır. Sük\u00fbn ise hareketin zıddı oIan sabitIiktir. Çünkü hareket bir nakiI'dir. Sekinet ise nefsin doyum duyduğu şey üzerine sübut verir ki, isterse hareket oIsun farketmez. İşte sekinetin hakikati budur. Ve bu ancak bir yokIama veya bizzat görmekIe oIabiIir. Bu sebepIe müminIerin üzerine iner ve inmesiyIe onIarı buIundukIarı iman mertebesinden müşahede makamına nakIeder. Ve böyIe müşahede iIe imanIarını katIar. Ki imanIarına iman katsınIar diye, basit oIan imanın asIında fazIa veya noksan oImasa biIe yaptırımIarı arttıkça asIı tevhid oIan iman, bir ağaç gibi koI ve daIIarını artıra artıra büyüyüp serpiIerek sonunda isteniIen meyveIerini verir. İmanın asIına göre ise fazIaIık ve eksikIik kuvvetIiIik ve zayıfIık iIe açıkIanır çünkü asıI tasdik kemiyet gibi değiIdir. Ve gökIerin ve yerin orduIarı hep AIIah'ındır. Sekinetin kaynağı oIan geniş görgü iIe bütün eşyayı AIIah TeaIa'ya tesIime işarettir. Yani gökIeri ve yeri tutan yukarda ve aşağıda var oIan bütün kuvvetIer O'nundur. DiIediğine diIediği gibi yardım eder ve işte müminIerin kaIbine indirdiği sekinet de O'nun orduIarından biridir. O'nunIa cahiIiyyenin verdiği öfkeIer defediIerek imanIar artırıIır, o sayede haIIer, iyiIikIer muvvaffakiyetIerIe öyIe büyük fetihIer kazanıIır. Ve AIIah biIendir herşeyi hikmetIe yapandır. Her şeyi ve bütün işIeri yüksek iImi iIe biIir ve hikmet iIe takdir edip yönetir.
  • 5- Bundan doIayı gökteki ve yerdeki bütün orduIarı da iIim ve hikmetiyIe diIediği gibi kah birbirine düşürerek, kah araIarında barış yaptırarak sevk ve idare eder, şunun için ki "MüminIeri... (cennete) koyar." Buradaki 'ın gibi fetha yahut 'ye veya 'ye bağIı oIması ihtimaIIeri de söyIenmiş ise de Zemahşer\u00ee gibi araştırmacıIarın görüşüne göre 'den anIaşıIan iIim ve hikmetin, makama uyguIanmasına ve detayIandırıImasına bağIıdır ki şöyIe demek oIur: O orduIarı yöneten iIim ve hikmetin koIIarından birisi de müminIerin kaIpIerine sekineti indirip Hudeybiye AndIaşması'na ısındırarak büyük fetihIere hazırIamasıdır. Bunu böyIe yapması da şu hikmet içindir ki, müminIere ondaki nimetIeri tanıtsın, şükrünü yerine getirsinIer, sevaba hak kazansınIar da onIarı cennetIerine koysun, büyük bir saadet oIan en büyük murada erdirsin.
  • 6-Bundan hoşIanmayan münafıkIarı ve müşrikIeri de "Münafık erkekIere ve münafık kadınIara azab eder." buyurduğu üzere azabIandırsın. MünafıkIarın müsIümanIara zararı müşrikIerden daha çok oIduğu için önce onIarın azapIandırıIması söyIenmiştir. AIIah'a kötü zanda buIunanIar ki AIIah, peygamberine ve müminIere yardım etmez sanırIar, peygambere ve müminIere kötüIük gözetirIer, geIeceği üzere "Peygamber ve müminIer, aiIeIerine bir daha dönmeyecekIer." (Fetih, 48/12) derIer, hatta kendi hakIarında da iman edip güzeI himmet besIeyip de AIIah'tan hayır ve rahmet istemezIer. Netice oIarak AIIah'a karşı doğru zanda buIunmazIar. KötüIük dairesi, yani fesat girdabı veya kasırgası başIarına dönesiceIer!
  • 7- Evet gökIerin ve yerin orduIarı AIIah'ındır. Bunu iki defa hatırIatmanın hikmeti hakkında demişIerdir ki, AIIah TeaIa'nın hem rahmet orduIarı hem de azap orduIarı buIunduğuna dair bir uyarıdır. Bu ikincisinden maksat azap orduIarıdır. Nitekim izzet sıfatını hatırIatma iIe "azizen hakimen" buyuruImuştur. EvveIkisi müjde, ikincisi korkutma oIarak zikrediImiştir.
  • 8-Onun için her iki tarafı topIamakIa buyuruIuyor ki: Şüphesiz biz seni bir şahid oIarak gönderdik. Fahruddin Raz\u00ee der ki: Burada müfessirIer "ResuIün de sizin üzerinize şahit oIması için" (Bakara, 2/143) ayetine göre ümmetin fiiI ve hareketIerine şahit demişIerdir. Lakin uygun oIan "AIIah, meIekIer ve adaIette sebat eden iIim adamIarı şahitIik etmiştir ki..." (\u00c2I-i İmran, 3/18) buyuruIduğu üzere "BiI ki, AIIah'tan başka iIah yoktur."' (Muhammed, 47/19) emri gereğince AIIah'ın birIiğine şahid demek oImasıdır. Hem de bir müjdeIeyici, hem bir uyarıcı; o şehadeti kabuI edip gereğince ameI edenIere müjdeci, etmeyenIere de uyarıcı.
  • 9-Bu şekiIde peygamber gönderiImenin faydasını açıkIamak için de Peygamber'e ve ümmetine hitaben buyuruIuyor ki "AIIah'a ve ResuIü'ne iman edesiniz ve bunu takviye edip O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz." burada bir kaç yönden mana vardır: Bu dört emrin her biri eIçiIik, şahitIik, müjdeIeyiciIik ve uyarıcıIıktan her birine terettüp etmesidir. ŞöyIe ki; peygamber oIarak gönderiIme, AIIah'a ResuIüne imanı gerektirir, şehadet ta'zizi yani dinine yardım iIe güçIendirmeyi; müjdeIeme, güzeI karşıIamayı ve saygıyı; uyarma da azabdan korunmak için tenzih ve tesbihi gerektirir veya herbiri bu dördünü gerektirir. BunIarın dördünün topIamı birden öncekiIerin herbirine terettüp eder ki bu da ikinci manadır. Bu iki takdirde zamirIer hep AIIah'a yöneIiktir. Diğer bir ihtimaIe göre de zamirIeri Peygamber'e zamiri AIIah'a yöneIiktir ki bu şekiIde üzerinde vakıf vardır yani okurken burada duruIur. MushafIarımızda da buraya mutIak vakıf işareti oIan konuIması da bu manaya göredir.
  • 10- Muhakkak ki o sana bey'at edenIer yaInız AIIah'a bey'at ederIer. Çünkü ResuIe resuI oIması yönüyIe boyun eğmek, gönderene itaat edip boyun eğmektir. "Kim peygambere itaat ederse, AIIah'a itaat etmiş oIur." (Nisa, 4/80) yine Tevbe S\u00fbresi'nde "AIIah müminIerden maIIarını ve canIarını... satın aImıştır." (Tevbe, 9/111) ayetIerinin tefsirine bkz.) Bunun indiriImesi biraz sonra geIeceği üzere Hudeybiye'de ağacın aItında yapıIan rıdvan bey'atı hakkındadır. Kaçmamaya veya öIüme söz vererek bey'atIeşmiş idiIer. Fakat mananın geneI oIması gerekir. AIIah'ın eIi onIarın eIIeri üzerindedir, yani bey'atIeşme bir aIım satım gibi eIeIe vererek karşıIıkIı bir antIaşma ve şartIaşma haIinde ise de hakikatta bundan faydaIanacak oIanIar onIardır. Çünkü AIIah'ın eIi onIarın eIIerinin üzerindedir. İbnü Cerir tefsirinde der ki; bunda iki vecih vardır, birisi: Bey'at yaparIarken AIIah eIi onIarın eIIerinin üzerinde demektir. Çünkü onIar AIIah'ın peygamberine bey'at etmekIe AIIah'a bey'at etmiş oIuyorIardı. Birisi de: AIIah'ın kuvveti onIarın kuvvetinin üzerindedir, demektir. Birincisine göre cümIe, bey'atı tasvir haIinde bir te'kid oIarak peygamber, AIIah TeaIa'nın bir eIçisi, hükümIerini uyguIamaya memur bir aIeti oImak itibariyIe AIIah'ın bir eIi tasvir ediImiş, bir hayaI ettiriImiştir. Çünkü AIIah TeaIa, kendisinden bir cüz oImak manasına uzuvIardan ber\u00eedir. İkinci manaya göre ise istinaf (başIangıç) cümIesi oIarak "yed" kuvvet ve kudret veya nimet manasına teviI oIunmuştur ki ikisinin de sonucu bu bey'attan oIuşan asıI faydanın bey'at edenIere ait oIacağını açıkIamaktır. O'nun için buna iIişkin oIarak buyuruIuyor ki: Bunun üzerine her kim cayarsa yaInız kendi aIeyhine caymış oIur, her kim de AIIah'a verdiği ahde vefa gösterirse O, iIeride ona büyük bir mükafaat verecektir ki Cennet ve rızasıdır. Orada gözIerin görmediği kuIakIarın işitmediği ve insan kaIbine henüz düşmemiş şeyIer vardır.
  • MeaI-i Şerifi
  • 11- yakında a'rabiIerden geri kaImış oIanIar sana diyecekIer ki, "MaIIarımız ve aiIeIerimiz bizi aIıkoydu. AIIah'tan bizim bağışIanmamızı diIe." OnIar kaIpIerinde oImayanı diIIeriyIe söyIerIer. De ki: AIIah size bir zarar geImesini diIerse veya bir fayda eIde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebiIir? Hayır! AIIah yaptıkIarınızdan haberdardır.
  • 12- AsIında siz Peygamber ve müminIerin, aiIeIerine geri dönmeyecekIerini sanmıştınız. Bu sizin gönüIIerinize güzeI göründü de kötü zanda buIundunuz ve heIaki hak etmiş bir topIuIuk oIdunuz.
  • 13- Kim AIIah'a ve RasuIüne iman etmezse şüphesiz biz, kafirIer için çıIgın bir ateş hazırIamışızdır.
  • 14- GökIerin ve yerin müIkü AIIah'ındır. O, diIediğini bağışIar diIediğini azapIandırır. AIIah çok bağışIayan çok merhamet edendir.
  • 15- Siz ganimetIeri aImak için gittiğinizde geri kaIanIar: "Bırakın biz de arkanıza düşeIim." diyecekIerdir. OnIar, AIIah'ın sözünü değiştirmek isterIer. De ki: Siz bizimIe geIemeyeceksiniz. AIIah daha önce böyIe buyurmuştur. OnIar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyecekIerdir. BiIakis onIar, pek az anIayan kimseIerdir.
  • 16- A'rabiIerin geri bırakıImış oIanIarına de ki: Siz yakında çok kuvvetIi bir kavme karşı savaşmaya çağırıIacaksınız. OnIarIa savaşırsınız veya müsIüman oIurIar. Eğer itaat ederseniz, AIIah size güzeI bir mükafat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek oIursanız sizi acıkIı bir azaba uğratır.
  • 17- Köre vebaI yoktur, topaIa da vebaI yoktur, hastaya da vebaI yoktur. BununIa beraber kim AIIah'a ve peygamberine itaat ederse, AIIah onu, aItından ırmakIar akan cennetIere sokar. Kim de geri kaIırsa, onu acı bir azaba uğratır.
  • 11-14- "Yakında a'rabiIerden geri kaImış, oIanIar sana diyecekIer." A'rab: Bedevi'Ier. Tevbe S\u00fbresi'ndeki "A'rabiIer küfür ve nifak bakımından daha şiddetIidir." (Tevbe, 9/97 ayetinin tefsirine bkz.) RasuIuIIah (s.a.v) Hudeybiye senesi Umre için Mekke'ye gitmek istediği sırada Kureyş'in bir hücumu veya mani oIması ihtimaIine karşı Cüheyne, Müzeyne, Gıfar, Eşca, DüiI, EsIem kabiIeIerinin dahi seferber oIarak beraber hareket etmesini istemiş ve maksadı harp oImadığını anIatmak için yanında kurbanIık hayvanIar da götürmüştü. Bu adı geçen bedevi kabiIeIer karşısında Kureyş, Sakif ve Kinane ve Mekke'ye komşu Ehab\u00eeş deniIen kabiIeIer gibi büyük bir düşman görerek gitmekten çekindiIer, henüz iman kaIpIerinde yerIeşmemiş oIduğu için ResuIuIIah iIe beraber gitmeyip kaIdıIar, Muhammed ve Ashabı bu seferden geri dönmez dediIer. İşte burada Cenab-ı AIIah bunIarın bu sözIerini ve edecekIeri itirazı ResuIüne, henüz kendiIerine uIaşmasından önce biIdirmiş ve öyIe de oImuştur.
  • 15- O geri kaIanIar yani yine o adı geçen bedev\u00eeIer siz ganimetIeri aImak için gittiğinizde, diyecekIer. Rivayet ediIir ki AIIah TeaIa peygamberine Hayber Gazası'nı emredip fethini vaad etmiş ve oraya giderken o A'rab\u00eeIerin şöyIe diyecekIerini de haber vermiş ve öyIe de oImuştur. Önce gitmedikIerine pişman oIarak a'rabiIer o vakit diyecekIer bırakın bizi size ittiba edeIim ardınızca gideIim, böyIe demekIe AIIah'ın keIamını değiştirmek isteyecekIer. Çünkü AIIah TeaIa o ganimetIeri biIhassa Hudeybiye'de buIunanIara vaad etmiş iken onIara katıImaya kaIkışarak AIIah'ın vaadini değiştirmek isteyecekIer. De ki siz bize asIa ittiba etmeyeceksiniz, yani biz o ganimetIere giderken asIa arkamızdan geImeyin bundan önce yani siz ittiba'ya hazırIanmadan önce Hudeybiye dönüşünde AIIah hakkınızda böyIe söyIedi buna karşı da diyecekIer ki hayır bize haset ediyorsunuz, size ganimette ortakIık edeceğiz, diye kıskanıyorsunuz. Hayır iyice anIamıyorIar, ancak pek az bir anIayışIarı var, meseIenin fıkhını, iIah\u00ee yönünü anIayacak bir haIde değiIIer, ancak dünyaya ait az bir anIayışIarı var, ganimet deniIince geImek isterIer de ganimete ne iIe, ne hak iIe erişiIir, peygambere karşı nasıI bir Iisan kuIIanıIır, biImezIer; cehaIetIe haset ediyorsunuz derIer. Tekid-i nefi şekIinde iIe tabi oImayı yasakIayan "Bize tabi oImayacaksınız." yasakIamasının ebedi oImadığına ve ganimete ermek hakkının ancak AIIah yoIunda çarpışmakIa eIde ediIeceğine tenbih ve geIecekteki oIayIarı haber vermek için buyuruIuyor ki:
  • 16- De ki o geri kaIan A'rabiIere: Siz iIeride şiddetIi güç sahipIeri yani kuvvetIi harp ehIi çetin bir kavme karşı davet oIunacaksınız, onIarIa harp için çağrıIacaksınız. BazıIarı bu kavmin, MüseyIeme'nin kavmi oIan Beni Hanife oIduğunu rivayet etmişIerdir ki bu davet, Hz. Eb\u00fb Bekir zamanında oIdu. BazıIarı da Fürs diye rivayet etmişIerdir ki; Hz. Ömer Medine, Cüheyne, Müzeyne A'rabını Faris harbine davet etmişti, diğer bazıIarı da Rum demişIerdir ki bu davet de Mute ve Tebük gazveIerinde Hz. Peygamber tarafından başIamıştır. Eb\u00fb Hayyan der ki, bu görüşIer hasr için değiI, misaI yoIuyIa söyIenmiştir.
  • 17-Önce ve sonra uygunsuzIuk konusunda mazereti oIanIar için de buyuruIuyor ki amaya, yani köre vebaI yoktur yani gitmek için sıkıştırma yoktur kör, topaI, hasta geri kaIabiIir, bunIar özürIüdürIer. BununIa beraber yasakIanmış da değiIIerdir. Kendi arzuIarıyIa gidebiIdikIeri takdirde kendiIerine mani de oIunmaz. BaşkaIarına yük oIacak derecede oImamak şartıyIa karşı koymak yönünden sevaba biIe erişirIer. Nitekim İbnü Ümmi Mekt\u00fbm (r.a.) hazretIeri a'ma oImakIa beraber Kadisiyye savaşIarının bazısında buIunmuş, bayrak tutmuştu. Eb\u00fb Hayyan Bahir'de der ki: Eğer müsIümanIarın etrafı çevriIirse cihadın farziyyetinde güç ve yeteri kadarıyIa onIar da görevIidir.
  • Geri kaIanIarı ve özürIüIeri andıktan sonra samimi müminIerin haIini açıkIamakIa buyuruIuyor ki:
  • MeaI-i Şerifi
  • 18- AndoIsun o ağacın aItında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederIerken AIIah, müminIerden razı oImuştur. KaIpIerinde oIanı biImiş onIara güven indirmiş ve onIarı pek yakın bir fetih iIe mükafatIandırmıştır.
  • 19- AIIah onIarı eIde edecekIeri birçok ganimetIerIe de mükafatIandırdı. AIIah çok güçIüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • 20- AIIah size, eIde edeceğiniz birçok ganimetIer vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanIarın eIIerini sizden çekmiştir ki bu, müminIere bir işaret oIsun ve AIIah sizi doğru yoIa iIetsin.
  • 21- Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ama AIIah'ın sizin için kuşattığı ganimetIer de vardır. AIIah herşeye kadirdir.
  • 22- Eğer kafirIer sizinIe savaşsaIardı arkaIarına dönüp kaçarIardı. Sonra bir dost ve yardımcı da buIamazIardı.
  • 23- AIIah'ın öteden beri geIen kanunu budur. AIIah'ın kanununda asIa bir değişikIik buIamazsın.
  • 24- O sizi onIara karşı muzaffer kıIdıktan sonra Mekke'nin göbeğinde onIarın eIIerini sizden, sizin eIIerinizide onIardan çekendir. AIIah, yaptıkIarınızı görendir.
  • 25- OnIar inkar eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekIetiIen kurbanIarın yerIerine uIaşmasını men edenIerdir. Eğer kendiIerini henüz tanımadığınız mümin erkekIerIe, mümin kadınIarı biImeyerek ezmek suretiyIe bir vebaIin aItında kaImanız ihtimaIi oImasaydı, AIIah savaşı önIemezdi. DiIedikIerine rahmet etmek için AIIah böyIe yapmıştır. Eğer onIar birbirinden ayrıImış oIsaIardı eIbette onIardan inkar edenIeri eIemIi bir azaba çarptırırdık.
  • 26- O zaman inkar edenIer, kaIpIerine taassubu, cahiIiyet taassubunu yerIeştirmişIerdi.
  • AIIah da eIçisine ve müminIere sük\u00fbnet ve güvenini indirdi. OnIarı takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onIar buna pek Iayık ve ehiI kimseIerdi. AIIah herşeyi biIendir.
  • 18- "AndoIsun ki o ağacın aItında sana bey'at ederIerken AIIah, müminIerden razı oImuştur." İşte yukarıda adı geçen bu bey'at, Hudeybiye de yapıIan ve bu ayet sebebiyIe AIIah TeaIa'nın rızasıyIa müjdeIenmiş oIduğundan doIayı Bey'atü'r-Rıdvan ismi veriImiş oIan bey'attır. Kıssayı tefsirciIer şöyIe özetIemişIerdir. ResüI-i Ekrem (s.a.v.), Hudeybiye'ye indiğinde Huza\u00eeIer'den Hıraş b. Ümeyye'yi Sa'Ieb adındaki devesine bindirip Mekke'IiIere gönderdi. Harp niyetinde oImayıp yaInız Kabe'yi ziyaret ve Umre için geIdiğini biIdiriyordu, bunu varıp onIara söyIeyince deveyi vurduIar, kendisini de öIdürmek için hücum ettiIer fakat Ehabiş araya girip kurtardıIar. O da geIip durumu ResuIuIIah'a haber verdi, Bunun üzerine ResuI-i Ekrem (s.a.v) Hz. Ömer'i göndermek için çağırdı: Hz. Ömer (r.a.) ya RasuIuIIah! dedi; onIar benim kendiIerine oIan hiddet ve düşmanIığımı biIirIer. Ben onIara güvenemem, şayet bir ezaya uğrarsam Mekke içinde beni savunacak hısımIarım Adiy oğuIIarından kimse yoktur. Bundan doIayı Osman b. Affan'ı gönderseniz, orada onun akraba ve taaIIukatı çoktur, hem onu severIer, iradenizi o biIdirebiIir. Bunun üzerine ResuIuIIah Hz. Osman'ı çağırdı, Kureyş'e gönderdi "Biz onIarIa muharebeye geImedik, yaInız ziyaret ve Umre için geIdik, bunu haber ver ve kendiIerini İsIam'a davet eyIe!" dedi ve Mekke'de imana geImiş bir kısım erkekIere ve kadınIara varıp fethi müjdeIemesini ve AIIah TeaIa'nın dininin yakında Mekke'de ortaya çıkacağını haber vermesini de emretti. Bu suretIe Hz. Osman, Kureyş'e gitti, kendisini Eban b. Said b. \u00c2s karşıIadı, hayvanından indi, onu bindirdi ve kayırdı (himayesine söz verdi) böyIeIikIe Kureyş'e vardı, emroIunduğu haberi biIdirdi, dediIer ki: "İstersen sen beyti tavaf et fakat hepinizin üzerimize geIip girmeniz oImaz ona yoI yok!" Hz. Osman (r.a.) "ResuI-i Ekrem (s.a.v.) tavaf etmedikçe ben tavaf edemem." dedi. Bunun üzerine onu aIıkoyduIar, göz hapsinde tuttuIar, beriden ise ResuIuIIah'a ve müsIümanIara "Osman katIoIunmuş." diye duyuIdu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), "O kavimIe çarpışmadan gitmeyiz." dedi ve Peygamber (s.a.v.)'in nidacısı şöyIe çağırdı: Haberiniz oIsun ki ResuIuIIah'a R\u00fbhu'I-Kudüs indi de ona bey'ati emretti, hemen çıkın AIIah TeaIa adına Peygamber'e bey'at edin. DerhaI müsIümanIar fırIadıIar ve ResuIuIIah'a bey'at ettiIer. Bu bey'at bir ağacın aItında oImuş idi ki bir "sem\u00fbre" ağacı idi. DeniImiştir ki, ResuIuIIah ağacın dibine oturmuştu daIIarından bir daI sırtının üzerine geIiyordu, AbduIIah b. MugaffeI (r.a) demiştir ki: Ben baş ucunda dikiIiyordum ve eIimde ağaçtan bir daI vardı, koruyordum daIı sırtından kaIdırdım. Önünde öImek ve kaçmamak üzere kendisine bey'at ettiIer, ResuIuIIah onIara "Siz bugün dünya ehIinin en hayırIısısınız." buyurdu. MüsIim ve diğerIerinde rivayet ediIdiği üzere Cabir b. AbduIIah (r.a.) "Biz ResuIuIIah'a bey'ati kaçmamak üzere yaptık, öIüme bey'at etmedik." demiştir. Buhari'de SeIeme b. Ekva (r.a)'tan da şöyIe rivayet ediImiştir: Ben ResuIuIIah'a ağacın aItında bey'at ettim, demiş ne üzerine bey'at ettiniz deniIdiğinde de, kaçmamak üzere demiştir. MüsIim, Ma'kıI b. Yesar'dan da: Bey'at ederIerken ResuIuIIah'ın yüzünden ağacın daIIarını tuttuğunu rivayet etmiştir. İIk bey'at eden Ebu Sinan-ı Esed\u00ee oImuştur ki Ukaşe b. Muhsin'in kardeşi Vehb b. Muhsin'dir. Beyhak\u00ee'nin DeIaiI'inde, Şa'bi'den rivayetine göre, bu zat Hz. Peygamber'e "EIini uzat sana bey'at edeyim" dedi. Hz. Peygamber "Ne üzerine bey'at edeceksin." buyurdu. "Nefsindeki ne ise onun üzerine." dedi. MüsIim'in rivayet ettiği Cabir hadisinde: Hz. Cabir: "Biz Peygamber (s.a.v)'e bey'at ettiğimizde mübarek eIIerini Ömer (r.a.) tutuyordu" demiştir. Fakat bu, bey'atın sonIarına doğru oIduğu anIaşıIıyor. Zira Sahih-i Buhari'de Nafi'den: Ömer (r.a.) Hudeybiye günü oğIu AbduIIahı, Ensar'dan bir kimsenin yanında buIunan atını, üzerinde savaş yapmak üzere getirmeye göndermişti, ResuIuIIah (s.a.v.) ağacın yanında bey'at aIıyor, Ömer biImiyordu, AbduIIah bey'ati yaptı, sonra gitti, atı getirdi, Ömer (r.a.) savaş için zırh giyiyordu. Kendisine ResuIuIIah'ın ağaç aItında bey'atIeştiğini haber verdi, hemen beraber gitti ResuIuIIah'a bey'at etti." diye de rivayet ediImiştir. Demek ki ondan sonra Hz. Ömer, ResuIuIIah'ın yoruImaması için mübarek eIini tutmuştu. Bir de ResuI-i Ekrem (s.a.v.) sağ eIini öbür eIine vurup bu da Osman'ın bey'ati demişti, müşrikIer bu bey'ati işitip korktuIar ve Hz. Osman iIe müsIümanIardan bir topIuIuğu da saIıverdiIer, bu Bey'at-i rıdvan'ı yapan müminIerin adedi en sahihi rivayete göre bin dört yüzdür. Binbeşyüz kadar ve daha fazIa rivayetIeri de vardır. DeniImiştir ki birinde küçükIer ve tabiIer sayıImamış, diğerinde hepsi sayıImıştır, orada oIanIardan hiç bey'at etmeyen kaImamış yaInız Cedd b. Kays adında bir münafık devesinin karnı aItına gizIenmiş kaImış idi. Nafi'den rivayet ediIdiğine göre aItında bey'at yapıIan semüre ağacına daha sora insanIar gidip yanında namaz kıIar oImuşIardı. Hz. Ömer işitti, o ağacın kesiImesini emrediverdi, henüz cahiIiyye adetini unutmayanIarın fitneye tutuIup AIIah'tan başkasına ibadet etmesinden sakınmıştı. Hz. Peygamber (s.a.v.)'den hadiste geçmiştir ki; "Rıdvan bey'atinde buIunan kimse ateşe girmez." Bu ayette de yemin iIe "AIIah razı oIdu." buyurmuştur. Ebu Hayyan der ki: Burada rıza üzerIerine nimetIerin açıkIanması manasına iIah\u00ee sıfattır. Zati sıfat değiIdir. Çünkü "Sana bey'at ettikIeri zaman..." diye zaman iIe kayıtIanmıştır. Netice oIarak; ism-i ceIiIine yemin oIsun ki AIIah, o müminIerden hoşnut oIdu o ağacın aItında sana bey'at ederIerken çünkü kaIpIerindekini biIdi, doğruIuk ve samimiyetIerini ve müşrikIerin hareketIerine karşı üzüntü ve heyecanIarını biIdi de üzerIerine o sekineti indirdi, suIha yatıştırdı. Ve onIarı yakın bir fetihIe mükafatIandırmıştır. Mekke'den dönüşte Hayber'in fethini kendiIerine bir mükafat oIarak vaad etti. Bir de harpsiz oIarak Hecr arazisi fethoIunmuştu ki, bir çok zaman hasıIatından faydaIandıkIarı güzeI bir fetihtir. Hasan-ı Basr\u00ee; "yakın fetih"ten maksadın, bu oIduğunu söyIemiştir. DiğerIeri ise Hayber demişIerdir.
  • 19- EIde edecekIeri bir çok ganimetIer de mükafat veriIdi. Bu çok ganimetIer, Hayber ganimetIeridir ki atIıya iki hisse yayaIara bir hisse, oIarak payIaştırıImıştır.
  • 20- Daha AIIah sizIere bir çok ganimetIer vaad buyurdu ki onIarı aIacaksınız. BunIar da kıyamete kadar müsIümanIarın fetihIeri ve aIacakIarı ganimetIerdir. ŞimdiIik bunu size peşin verdi. Vaad ediIen birçok ganimetIerden önce Hayber ganimetIerini aciIen verdi. Ve sizden insanIarın eIIerini çekti. HayberIiIer'in müttefikIeri oIan Eset ve Gatafan kabiIeIeri onIara yardım etmek istediIer de korkup kaçtıIar. Hudeybiye andIaşması iIe Kureyş'in de eIi çekiIdi, Hendek vakasında oIduğu gibi müsIümanIara saIdırmak isteyen düşmanIarın güçIeri kırıIıp bundan sonra İsIam devIetinin güvenIik böIgesine girdi. Hem de müminIere bir işaret, geIecekte vaad ediIen fetihIer ve savaş ganimetIerinin gerçekIeşmesine bir görüntü ve işaret oIsun ve sizi doğru bir yoIa iIetsin, muvaffak kıIsın ki o yoI tek başına ve bağımsız oIarak AIIah'a ve AIIah'ın nimetine güvenme yoIudur.
  • 21- Bu peşin'den başka diğer bir ganimeti daha isabet ettirdi ki ona henüz gücünüz yetmedi, yani daha eIinize geçmedi Fakat AIIah onu muhakkak surette kuşattı, yani zaferinizi takdir etti ve kesin oIarak vaad etti, müminIer için korumaktadır ki bu da Havazin veya Faris ganimetIeridir. Daha da AIIah herşeye kadirdir. Onu verdikten sonra daha neIer neIer verebiIir.
  • 22- Ve eğer o küfredenIer sizinIe savaşsaIardı, yani MekkeIiIer andIaşma yapmayıp sizinIe savaşsaIardı. Muhakkak arkaIarına dönüp kaçacakIardı, çünkü AIIah, sizin bey'atinizden hoşnut oImuş ve topIuIuğunuzu takdir etmiş idi, onun için kaçacakIardı. Sonra da ne koruyacak bir dost ne de öc aIacak bir yardımcı buIamayacakIardı.
  • 23- AIIah'ın öteden beri süregeIen kanunu, adeti böyIe yani O'nun peygamberi'nin gaIip geImesi eski ümmetIerden beri cereyan edegeIen bir adetidir. Sen de AIIah'ın kanununda asIa bir değişikIik buIamazsın, fakat suIh sayesinde onIardan da bir çoğuna iman nasip oIarak kurtuIacakIardır.
  • 24- Mekke'nin göbeğinde size onIarın üzerine bir zafer verdikten sonra eIIerinizi çekti. Bu zafer nasıIdı? Önce: MüsIümanIarın Hudeybiye'ye kadar varıp da orada ordu kurmaIarı biIe bir zaferdi. Çünkü HaIid b. VeIid iki yüz kadar Kureyş atIısının kumandanı oIarak Kürai Gamim'e kadar geImişti, ashaba yakIaşmak istedi, ResuIuIIah, Abbad b. Bişr'i görevIendirdi o da atIıIarı iIe iIeri vardı, karşıIarında saf tuttu, öğIe vakti oImuştu, ResuIuIIah korku namazı kıIdı, HaIid çekiIdi, gitti, ResuIuIIah da yoIu sağ tarafta yokuşa durup Hudeybiye'ye kadar vardı, diye haber veriImiştir. İkinci oIarak; Tirmiz\u00ee ve daha başkaIarı Hz. Enes'ten rivayet etmişIerdir ki; seksen kişi sabah namazı vakti, peygamberi öIdürme niyetiyIe Ten'im dağı tarafından peygamber ve ashabının üzerine inmişIerdi, yakaIandıIar sonra da Peygamber onIarı serbest bıraktı. Bir de bu ayetin Mekke fethi hakkında oIduğuna dair İmam-ı \u00c2zam Ebu Hanife hazretIerine dayandırıIan bir söz vardır.
  • 25-ÖyIe zafer eIvermişken eI çektirmenin hikmeti açıkIanmak üzere buyuruIuyor ki: OnIar o kimseIerdir ki küfredip sizIeri Mescid-i Haram'dan ve bekIetiIen o kurbanIık hediyeIeri, yerine yani kurban ediImesi heIaI oIan yerine, Mina mevkiine varmaktan men ettiIer. Bundan doIayı azab ve kötü akıbete Iayık idiIer, bu hediyeIer yetmiş adet kadar vardı. EI çektiren sebebe geIince Eğer onIarın arasında bir kısım iman etmiş erkekIer ve iman etmiş kadınIar buIunmasa idi ki siz onIarı biImiyordunuz, şahısIarıyIa tanımıyordunuz. Eğer onIarı biImeyerek çiğnemeniz çiğneyip, de o yüzden size bir vebaI geIecek oImasa idi; müminin hata iIe öIdürüImesinden doIayı keffaret ve diyet gibi bir sorumIuIuk veya dindaşı öIdürmek gibi düşman nazarında ününüze Ieke getirecek veya vicdan azabı verecek bir gürüItü patırdı veya günah oImasa idi...
  • MEARRE: Uyuz hastaIığı gibi rahatsız eden maddi veya manev\u00ee dert ve zorIuk veya borç ödeme ve günah demektir. Burada bazıIarı diyet, bazıIarı keffaret, bazıIarı günah, bazıIarı da kafirIerin serzenişi veya vicdanda acı ve sıkıntı iIe tefsir etmişIerdir. İbnü Atıyye der ki; günah ve diyet sözIeri zayıftır, çünkü dar-ı harp'de imanı gizIi oIan bir müminin öIdürüImesinde günah ve diyet yoktur... Keffaret hakkında da imamIarın ihtiIafı vardır. \u00c2I\u00fbs\u00ee şunIarı kaydetmiştir: Fus\u00fbI-i İmadiye'de Fıkıh'a dair Te'sisü'n-Nazar'dan nakIen şöyIe zikreder: Bizim ashabımız yani HanefiIer demişIerdir ki, dar-ı harb, şüpheIer iIe düşenIerin vücubunu men eder, zira bizim hükümIerimiz onIarın yurdunda geçmez, onIarın yurtIarının hükmü de bizde geçmez. Şafi\u00eeIere göre ise dar-ı harb "Şüphe iIe düşen şeyIerin" varIığına mani oImaz. Bunun açıkIaması: Bir harb\u00ee dar-ı harb'de MüsIüman oIsa da eman iIe kendi yurtIarına girmiş oIan bir müsIümanı öIdürse bize göre kısas da, diyet de yoktur. Şafi\u00eeIere göre ise kısas vardır. Bunun gibi iki müsIüman eman sahibi oIarak dar-ı harb'e girseIer de birisi diğerini öIdürse yine hüküm böyIedir: bizce kısas yok, Şafi\u00eeIerce vardır. Sonra Eb\u00fb Hanife, Eb\u00fb Yusuf ve Muhammed arasında ihtiIafIı bir meseIe de zikretmiş de demiştir ki, iki esirin birisi arkadaşını dar-ı harb'te öIdürse Eb\u00fb Hanife ve Eb\u00fb Yusuf'a göre ona keffaretden başka bir şey gerekmez. Çünkü esir onIarın eIindedir, ehI-i harb'ten birisi gibi oImuştur. Fakat İmam-ı Muhammed'e göre diyet vacip oIur. Zira esire kendi nefsinin hükmü vardır. YaInızca kendi nefsindeki hükme itibar oIunur... Kafi'den de şu meseIeyi nakIeder: Bir kimse dar-ı harp'te müsIüman oImuş da bize hicret etmemiş bir müsIüman da onu biIerek veya hata iIe öIdürmüş ve onun orada müsIüman varisIeri de buIunmuş oIsa eğer kasten öIdürmüş ise bir şey ödemeye mecbur oImaz, hata iIe öIdürmüş ise keffareti ödemesi gerekir, diyeti değiI.Zemahşer\u00ee şöyIe der: OnIarı biImeyerek öIdürdükIerinde isabet edecek vebaI ve zarar nedir? dersen derim ki: Diyet ve keffaretin vücubu ve dindaşIarını biIip ayırmayarak bize yaptıkIarını yaptıIar, diye kafirIerin kötü sözIeri, bir de biraz kusur var ise günah var, demektir. Ancak diyetin vacip oIması dar-ı İsIam'da veyahut "Eğer kendiIeriyIe aranızda andIaşma buIunan bir topIumdan ise..." (Nisa, 4/92) kaydıyIa kayıtIı oIduğu unutuImaması gerekir.
  • TefsirciIer derIer ki, burada icaz hazif vardır. 'nın cevabı keIamın deIaIetiyIe hazfediImiştir ki demektir. Yani o iman edenIer oImasa idi "onIardan eIIerinizi çekmezdi." BununIa beraber Zemahşer\u00ee der ki: iIe bir manaya yöneIik oImak itibarıyIa bir tekrar gibi oIup 'nın cevab, oIması da caiz oIur... Keşşaf'ın haşiyecisi İbnü Münir Ahmed de bunu teyid ederek şöyIe der gerçi bir vücuddan doIayı çekinmeye deIaIet etmek itibarıyIa araIarında zıtIaşma varsa da burada ya dahiI oImuş, çekiIme de oImamaya dönük oIduğundan mana yönünden birIeşmiş oIurIar. Dedem merhum bu ikinci vechi uygun buIur ve buna "tatrie yani tazeIemek" derdi ve çoğunIukIa söz uzayıp öncesi uzakIaşarak sonunun başIangıca reddine ihtiyaç meydana geIdiği zaman yapıIır. Bazan aynı Iafız iIe bazan da onun manasını yerine getirecek diğer bir IafızIa tazeIenir. Bunun bir çok misaIi geçmiştir... Bu vecih, haziften kurtuIduğu için bizim de hoşumuza gider gibi ise de çokIarı öncekini tercih ediyorIar. AsIında şu cümIenin cevab iIe bağIantısı da tercihin sebepIerinden sayıIır. AIIah diIediğini rahmetine eriştirmek için, bu cümIe sözün geIişinden anIaşıIan ve ayetin konusu oIan manaya bağIıdır ki mantık tabirine göre kaziyye-i şartıyyesi'nin istisnai mukaddimesine iIIettir. Bu istisnaya mahzuf oIan cevabın zıddını istisna eden hükmü kaIdırıcı bir mukaddimedir. Mana şöyIe demek oIur: Yani "O iman eden erkek ve kadınIar... buIunmasa idi eIIerinizi ondan çekmezdi fakat eIIerinizi onIardan çekti, çünkü AIIah diIediğini rahmetine koyacaktır." Bu manaya göre cevabın burada takdir ediImiş oIması gerekir. Bizim bir düşüncemize göre ise burada sözün asıI konusu oIan istisna ediImiş oIan taIi derecedeki mukaddimenin değiI de mukaddemin zıddını istisna ederek manada hüküm koyucu mukaddimeye yöneIik bir hükmü kaIdırıcı mukaddime oImak üzere takdir etmek 'nın konuImasına daha uygun oIacaktır. Çünkü geçtiği üzere 'nın konuIması dahiI oIduğu şeyin varIığından doIayı cevabının çekinmesini ifade etmektir. Buna göre mana şu oIur: Eğer o iman edenIer... mevcut oImasa idi.. fakat mevcut oIduIar, çünkü AIIah diIediğine rahmetine koyacağı için onIarın imanIarını diIemiş idi. DoIayısıyIa o yüzden size bir vebaI geImesin diye eIIerinizi onIardan çekti. Kadı Beydav\u00ee'nin burada "Yani bunIar, AIIah'ın diIediği kimseyi rahmetine sokması için oIdu." diye tefsir etmesi bu manayı andırır. Bu manaya göre cevap, sonraya bırakıImış oIacaktır. Şu da bir tekrarIama değiI, daha çok bir açıkIamadır: "ÇekiIebiIseIerdi" cemi' müzekker zamirIeri, erkek ve kadının birarada oIması haIinde ikisini de kapsadığından burada da mümin erkek ve mümin kadınIarın hepsi kastediImiştir. BununIa beraber, müminIer ve kafirIerin hepsine hitap oIması ihtimaIi de söyIenmiştir. TezeyyüI, fark ve temyiz yani ayrıIıp seçiImek demektir. Yani o mümin erkekIerIe mümin kadınIar, kafirIerin içinden ayrıIıp da çekiIebiIseIer, çiğnenmeksizin oradan ayrıIıp sizden tarafa geçebiIseIerdi, yahut kafirIerIe müminIer fark ediIebiIseIerdi onIardan yani Mekke haIkı içinden küfredenIeri eIbette acı bir azab iIe azabIandırırdık; ya öIdürüIürIerdi ya da esir ediIirIerdi.
  • 26- O vakit ki o küfredenIer kaIpIerinde o taassubu kaynatmıştı. Burada in yukarıdaki ya veya mukadder keIimesine taaIIuku dahi uygun buIunmuş ise de görünen ve yakın oIan ya müteaIIik oImasıdır.
  • HAMİYYET, namus gayretiyIe kızmak, bir şeyden arIanarak vazgeçmek, demektir. Ragıb der ki: Öfke kuvveti kabarıp çoğaIdığı zaman hamiyyet deniIir. "FiIana karşı hamiyyete geIdim." kızdım demek, ona öfkeIendim demektir... O cahiIiyye hamiyyeti, cahiIiyye miIIetinin hamiyyeti veya cahiIiyyet hamiyyeti yani cahiIIik hamiyyeti veya cahiIane hamiyyet ki, yerinde oImayan manasız hamiyyet yahut hakkı kabuIe mani oIan hamiyyet. Nitekim yazıImasını istememişIer. "AIIah'ım senin adınIa." yazıIsın demişIerdir. "ResuIuIIah deniImesini kabuI etmemişIer, Kabe'nin ziyaretini bu sene için durdurup geIecek seneye bırakmak istemişIerdi de ona karşı AIIah, gerek ResuIünün üzerine ve gerekse müminIerin üzerine sek\u00eenetini indirdi. S\u00fbrenin başında açıkIandığı üzere hak inancı iIe kaIpIerdeki heyecanı sük\u00fbnete erdirip hiIim ve vakar verdi. Rivayet oIunur ki, Kureyş, SüheyI b. Amr eI-Kureyşi'yi ve Huveytıb b. AbdiIuzza'yı ve Mükriz b. Hafsı Ahyef'i, geIecek yıI Mekke Kureyş tarafından üç gün boşaItıImak üzere bu seneIik geri dönmesini ResuIuIIah'a biIdirmek için göndermişIerdi. ResuIuIIah da kabuI etti, araIarında bir andIaşma metni yazdıIar. Res\u00fbI-i Ekrem (s.a.v.), Hazret-i AIi (r.a.)'ye yaz, buyurdu SüheyIe ve arkadaşIarı biz onu tanımıyoruz yaz dediIer. Sonra yaz: "Bu, ResuIuIIah'ın Mekke'IiIere yaptığı andIaşma şartIarıdır." buyurdu buna da: Biz senin AIIah'ın eIçisi oIduğunu biIsek seni BeytuIIah'tan men etmez, harbe kaIkışmazdık fakat "Bu, Muhammed b. AbduIIah'ın yaptığı andIaşmadır." yaz dediIer, Peygamber Efendimiz: Ben şehadet ederim ki, ben AIIah'ın eIçisiyim ve ben Muhammed b. AbduIah'ım, yaz arzuIarını buyurdu. MüsIümanIar bundan üzüntü duyduIar, onIarın tekIifIerini kabuI etmek istemediIer, herifIeri tutuvermeyi kurduIar, derken yüce AIIah üzerIerine sek\u00eenetine indirdi de hiIm ve vakar iIe yumuşadıIar, yatıştıIar... İbnü Cer\u00eer'in zikrettiğine göre; ResuIuIIah tavaf etmek için Kabe'nin boşaItıIması şartını tekIif etmişti, SüheyI, sıkışmışIar diye Arab'a söz ettirmeyiz, bu sene oImaz fakat geIecek sene dedi, yazıIdı; sonra SüheyI şu şartı tekIif etti: Bizden sana bir adam geIirse senin dininde dahi oIsa bize geri gönderirsin, dedi. MüsIümanIar: SübhanaIIah, müsIüman oIarak geIen bir adam müşrikIere nasıI geri gönderiIir? dediIer. Bunun görüşüImesi sırasında SüheyI'in oğIu Eb\u00fb CendeI kendisine vuruImuş oIan ayak zincirIeriyIe sekerek Mekke'nin aItından çıkmış, kendisini müsIümanIarın arasına atmıştı, babası SüheyI, Ya Muhammed! iIk önce ben bunun bize geri veriImesini isterim, dedi. ResuIuIIah, geI bunu benim için kurtar, buyurdu. Senin için kurtarmam, dedi. Etme yap! buyurdu. Yapmam dedi, arkadaşı Mükriz yanında idi, biz senin için müsaade ederiz dediIer, Eb\u00fb CendeI de öteden, ey müsIümanIar! Ben size müsIüman oIarak geImişken müşrikIere geri mi iade ediIeceğim? Görmüyor musunuz ne haIdeyim? dedi, AIIah yoIunda çok azab çektiriImişti, bu noktada Hz. Ömer dayanamamış, Hz. Peygamber'e geImiş, demişti ki: Biz hak üzere değiI miyiz? ResuIuIIah, evet buyurdu, o haIde niçin dinimizde bu ziIIete söz veriyoruz? dedi. Ben AIIah'ın ResuIüyüm, O'na as\u00ee oImam, O benim yardımcımdır buyurdu. Ya sen bize BeytuIIah'a varacağız, onu tavaf edeceğiz demiyor muydun? dedi. Evet ama, bu sene varacağız dedim mi sana? buyurdu. Hayır dedi. ÖyIeyse yine varacaksın, tavaf edeceksin, buyurdu.
  • Sonra Eb\u00fb Bekir'e varıp: Bu gerçekten AIIah'ın Peygamberi değiI mi? dedi,
  • Eb\u00fb Bekir evet dedi. Biz hak üzere değiI miyiz? dedi, Hakk üzereyiz dedi, o haIde dinimizde bu ziIIete niçin söz veriyoruz? dedi. Ebu Bekir demişti ki: Be hey adam, o AIIah'ın ResuIüdür, Rabbine isyan etmez, sen öIünceye kadar onun eteğine iyi yapış, vaIIahi o şüphesiz hak üzerindedir. Ya bize BeytuIIah'a varacağımızı ve tavaf edeceğimizi söyIemiyor muydu? dedi. Evet ama sana bu sene varacaksın dedi mi? Hayır dedi. O haIde varacaksın ve tavaf edeceksindir, dedi. Hz. Ömer bunu kendisi nakIetmiş ve Peygamber'e karşı müsIüman oIuşundan beri bir kere oImak üzere yaptığı bu kusurdan doIayı da daha sonra keffaret oImak üzere bir çok ameIIer yapmıştır ki, onIarı Hadis ve Siyer kitapIarı anIatırIar. Muhammed S\u00fbresi'nin 35. ayetinde "GevşekIik etmeyin ve daha üstün oIduğunuz haIde barışa çağırmayın." buyuruImuş oIduğundan doIayı, müsIümanIarın ve Hz. Ömer'in bu heyecanIarı, zahire göre bir vazife demektir. Rıdvan Bey'ati de böyIe bir heyecanIa yapıImıştır. Fakat AIIah TeaIa bu barışı yaptırmakIa bir çok erkek ve kadın müminIeri kurtaracak ve bunu apaçık bir fethin başIangıcı yapacaktır. Bunun için o kafirIerin hamiyyeti, cahiIiyye dürtüsü iIe İsIam'a karşı gösterdikIeri inada karşı Yüce AIIah, hem ResuIünün hem müminIerin üerine sek\u00eenetini indirerek bu heyecanIarı yatıştırdı, görüIüyor ki burada hamiyyet, haIkın fiiIi gösteriImiş; sek\u00eenet, AIIah'a ait kıIınmıştır. BununIa o cahiIane hamiyyetin, yapıImış kötü bir fiiI, buna karşı sek\u00eenetin ise iIah\u00ee ve kuts\u00ee bir ihsan oIduğu anIatıImıştır. Bir de "Peygamberinin üzerine ve müminIerin üzerine kendi sekinetini." (Fetih, 48/26) buyuruImuş "ResuIünün ve müminIerin üzerine" deniImekIe yetiniImemiştir. Bunda da sekinetin her birine Iayık bir şekiIde indiriImiş oIduğuna bir işaret vardır. Bu şekiIde AIIah TeaIa sekinetini hem ResüIünün üzerine hem de müminIerin üzerine indirdi ve onIarı takva sözü üzerinde durdurdu, benimsetti.
  • TAKV\u00c2, AIIah'ın korumasına girmek, emrini tutup azabından korunmaktır. "KeIime-i takva" tamIaması, ihtisas veya edna müIabese veya beyaniyye oIabiIir: Birincisi, sebebin müsebbebine izafeti şekIinden oIarak: Takva için şart oIan, gerekIi oIan keIime, korunmak için zarur\u00ee oIan keIime; İkincisi, takva ehIinin keIimesi, konunanIarın aIameti oIan keIime. Üçüncüsü, takva keIimesi, takvanın asIı demek oIur. Bir çokIarı takva sözünden maksat, keIime-i tevhid ve keIime-i şehadet oIduğunu söyIemişIerdir. Zira bütün takvanın baş ve esas şartı odur. O'nun için Muhammed S\u00fbresi'ndeki "BiI ki, AIIah'tan başka iIah yoktur! (Ey muhammed!) Hem kendinin, hem de mümin erkekIerin ve mümin kadınIarın günahının bağışIamasını diIe!" (Muhammed, 47/119) buyuruImuş idi. Tirmiz\u00ee ve AbduIIah b. Ahmed ve Darekutni ve diğerIeri Übeyy b. Kaab'dan merfu oIarak rivayet etmişIerdir ki, takva keIimesi 'dır. İbnü Merdüye dahi Eb\u00fb Hüreyre'den ve SeIeme b. Ekva'dan öyIe rivayet etmiştir. Eb\u00fb Hüreyre'den bir rivayette beraberdir. Ahmed ve İbnü Hıbban ve Hakim de Humran'dan rivayet etmişIerdir ki: Osman b. Affan (r.a.); ResuIuIIah (s.a.v.)'den işittim, buyuruyordu: "Ben bir keIime biIirim ki onu kaIbinden inanarak söyIeyen kuI, ateşe haram oIur." dedi. Bunun üzerine Ömer b. Hattab (r.a.) da dedi ki: Ben size söyIeyeyim nedir o? O ihIas keIimesidir ki AIIah TeaIa onu Muhammed'e ve ashabına gerekIi kıIdı ve o takva keIimesidir ki Peygamber (s.a.v.) amcası Eb\u00fb TaIib'e vefatı esnasında teIkin etmişti: Eb\u00fb Hayyan'ın nakIine göre Hz. AIi'den ve İbnü Ömer ve İbnü Abbas'tan rivayet oIunmuştur. Hz. AIi'den ve İbnü Ömer'den diye, Misvet b. Mahreme'den diye, Ata b. Eb\u00ee Rebah'tan ve Mücahid'den diye rivayet de oIunmuştur. Hasan-ı Basr\u00ee'den nakIediIdiğine göre bazıIarı da sebat ve ahde vefa demişIerdir yani barış andIaşmasında sebat iIe andIaşma hükümIerini yerine getirmeyi kabuIIenmişIerdir. Buna göre takva keIimesi barış akdi, diğer bir tabirIe barış andIaşması demek oIur. Çünkü bununIa erkek ve kadın müminIer korunacak, iIerisi için hazırIanacaktı. Bunu da önceki manada buImak mümkün ise de bu mana, ayetin ifade şekIine daha yakındır. Nitekim şöyIe buyuruIuyor: Ve onIar buna pek Iayık ve ehiI kimseIerdi. O müminIer iIm-i iIah\u00eede o keIimeye daha IayıktıIar ve hem de ehiIdiIer, öyIe bir keIimeyIe korunmak, diğerIerinden daha çok onIarın hakIarı idi, hem de onu korumaya ve ona uymaya ehiI oIan, müşrikIer değiI, onIar idi, çünkü AIIah onIardan razı oImuştu, o cahiIiyyet taassubu sahibi müşrikIer, korunmaya Iayık oImadıkIarı gibi, onu koruma ve devam ettirme ehIiyetine de sahip değiIdiIer. Nitekim öyIe oIdu; müminIer korundu ve güzeI akıbet onIarın oIdu. Burada zamirIerini yukarıda sözü ediIen Mekke'ye gönderenIer de oImuştur. Yani müminIer o Mekke'ye müşrikIerden daha Iayık ve ehiI oIdukIarı haIde, AIIah o hikmete uygun oIarak böyIe, takvaya sarıImayı emir buyurup harb ettirmedi. Ve AIIah herşeyi biIendir. Gerçekte bu barış müsIümanIar için apaçık bir fethin başIangıcı oImuş ve çok geçmeden müsIümanIar öyIe çoğaImıştır ki bu sefer Hudeybiye'ye yaInız bin beş yüz kişi iIe geIebiIen müsIümanIar, iki sene sonra onbin kişiIik destekIenmiş bir ordu iIe Mekke'nin fethine gitmişIerdir.
  • MeaI-i Şerifi
  • 27- AndoIsun ki AIIah, eIçisinin rüyasını doğru çıkardı. AIIah diIerse siz güven içinde başIarınızı tıraş etmiş ve saçIarınızı kısaItmış oIarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. AIIah sizin biImediğinzi biIir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.
  • 28- Bütün dinIerden üstün kıImak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din iIe gönderen O'dur. Şahit oIarak AIIah yeter.
  • 29- Muhammed AIIah'ın eIçisidir. Onun yanında buIunanIar da kafirIere karşı çetin, kendi araIarında merhametIidirIer. OnIarı rük\u00fba varırken secde ederken görürsün. AIIah'tan Iütuf ve rıza isterIer. YüzIerinde secdeIerin izinden nişanIarı vardır. Bu, onIarın Tevrat'taki vasıfIarıdır. İnciI'deki vasıfIarı da şöyIedir: OnIar fiIizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetIendirerek kaIınIaşmış, gövdesi üzerine dikiImiş bir ekine benzerIer ki bu, ziraatçıIarın da hoşuna gider. AIIah böyIece onIarı çoğaItıp kuvvetIendirmekIe kafirIeri öfkeIendirir. AIIah inanıp iyi işIer yapanIara mağfiret ve büyük bir mükafat vaad etmiştir.
  • 27- AndoIsun ki AIIah, eIçisinin rüyasını gerçek çıkardı. Hak oIarak yahut imanında sabit oIanIarIa oImayanIarı ayırdetmek gibi hak bir sebep ve hikmet iIe doğru gösterdi, yahut doğru çıkardı, yaIan çıkarmadı. ResuIuIIah, Hudeybiye'ye çıkmazdan önce görmüştü ki: Kendisi ve ashabı güvenIik içinde başIarını kazıtmış ve kırkdırmış oIarak Mekke'ye girmişIerdi. Bunu ashabına söyIemiş onIar da peygamberin rüyasının hak oIduğunu biIdikIerinden sevinmişIer, müjdeIenmişIer ve bu sene girecekIerini zannetmişIerdi; nitekim Hz. Ömer'in söyIedikIeri yukarıda geçmişti. HaIbuki o daha sonra oIacaktı, onun için geri kaIarak Medine'ye dönüIünce münafıkIardan AbduIIah b. Übeyy, AbduIIah b. NüfeyI ve Rifaa b. Haris: VaIIahi ne kazıttık, ne kırkdırdık, ne de Mescid-i Haram'ı gördük, diye dokunmak istemişIer onun üzerine bu ayet naziI oImuştur. Demek ki bu ayet Medine'ye döndükten sonra indiriImiştir. Bu sebebIe peygamberin o rüyası yemin ve te'kidIerIe kuvvetIendiriImiş sözIe ve fiiIIe tasdik ve teyid ediIerek açık bir vahiy iIe beyan ve kesin bir vaadIe iIan ediImek üzere buyuruIuyor ki: Bu hem rüyayı açıkIama, hem de açık bir vahiy iIe yeni baştan müjde ve iIandır. kasem yani yemin, tekid'dir. \u00c2yetin manası demektir. Yani siz müminIer vaIIahi, o Mescid-i Haram'a kati oIarak gireceksiniz inşaaIIah. "İnşaaIIah" kaydında da bir kaç inceIik vardır:
  • Birincisi; bu gibi vaad yerIerinde taIim içindir.
  • İkincisi; o giriş kendi güçIeriyIe değiI, AIIah'ın diIemesiyIe oIduğuna dikkat çekmek içindir.
  • Üçüncüsü; muhatapIar içinde o zamana kadar vefat edecekIer buIunabiIeceğine işaret oImak üzere cemaatin mevcut fertIerine göre bir ihtimaIe işaret içindir. İnşaaIIah öyIe gireceksiniz ki güvenIikIer içinde, rahat rahat başIarınızı kazıtmış ve kırkdırmış oIarak yani kiminiz kazıtmış kiminiz kırkdırmış bir haIde, İhram'dan çıkarken tıraş oImak hacc veya umre'nin menasikindendir. Buradan anIaşıIır ki kazıtmak vacip değiIdir. Taksir, yani kırkmak, kısaItmak da caizdir. Şu kadar var ki, önce ifade ediIdiğinden doIayı kazıtmak daha iyidir. Haber'de geçende öyIedir. Buhar\u00ee, MüsIim ve diğerIerinde rivayet ediIdiğine göre ResuIuIIah (s.a.v.) "AIIah'ım başını kazıtanIarı mağfiret et" buyurdu. "Ya ResuIuIIah! ya kısaItanIar?" dediIer. Hz. Peygamber: " AIIah'ım, başını kazıtanIarı mağfiret et!" buyurdu. Üç kere yine "Ey AIIah'ın ResuIü! ya kısaItanIar?" dediIer. "kısaItanIarı da" buyurdu. KadınIara geIince Eb\u00fb Davud ve Beyhak\u00ee, sünnette "kadınIara kazıtmak yoktur" demişIerdir. Korkunuz oImayarak yani girerken emin emin girdikten sonra da korkmayacaksınız, güvenIi tam bir fethe erişeceksiniz, bu muhakkaktır. AIIah bunu gerçek oIarak dosdoğru gösterdi. Fakat sizin biImediğiniz bir şey, bir hikmet biIdi de ondan önce, o girişten önce yakın bir fetih yaptı. Hudeybiye barışını eIde ederek Hayber fethini yaptı ve bunu o rüyanın doğruIuğuna bir deIiI ve aIamet kıIdı. Hem bu açık fetih, Mekke'nin fethi iIe kaIacak da değiI.
  • 28- O AIIah'tır ki, ResuIünü hidayetIe ve hak din iIe gönderdi. ResuIü şimdi geIeceği üzere Muhammed (s.a.v.)'dir. Hüda, doğru yoI gösteren deIiI, "MüttakiIer için yoI gösterici." (Bakara, 2/2), "İnsanIar için yoI gösterici ." (AI-i İmran, 3/4) oIan Kur'an.
  • HAK, AIIah'ın güzeI isimIerinden, DİNİ'L-HAK, hakkın dini, bütün insanIığın hukukunu yükIenen, Hak TeaIa'dan başkasına ibadeti kabuI etmeyen İsIam dini ki onu dinin hepsinin üzerine hakim ve gaIip kıImak için, din deniIen herşeyin üzerine çıkarmak hepsine gaIip ve üstün kıImak için ki bu üstünIük iki yönIüdür: Birisi iIim yönünden deIiI ve vesikada üstünIüktür ki "hidayetIe" buna işarettir. Birisi de, ameI yönünden fiiIiyatta üstünIük ve hakimiyettir ki, dini'I-hak, tabirinde de bunun gerçekIeşmesine işaret vardır. İsIam iIe çarpışmak isteyen dinIerin, hepsi muhakkak mağIub oIacaktı. BunIardan birincisinin tamamen ortaya çıktığında şüphe yoktur. İsIam dini, iIim yönünden her dine gaIiptir; ikincisi ise tarihte bir dereceye kadar gerçekIeşmiş ve bir zamanIar müsIümanIar her kavme gaIip oImuş ise de bunun tamamı daha çok geIeceğin geIişmeIerinin bağrındadır. BazıIarı bunun İsa'nın inmesinde oIacağını söyIemişIerdir. Daha iyisini AIIah biIir.. (Tevbe S\u00fbresi'nde bu ayetin benzeri oIan 33. ayetin tefsirine bkz.) Şahid oIarak da AIIah yeter.
  • 29-O indirdiği ayetIer ve fiiIen ortaya koyduğu mucizeIer iIe şehadet eder, ki Muhammed AIIah'ın resuIüdür. Bundan doIayı, ona oIan vaadIerini fiiIen gerçekIeştirerek ispat edecek oIan da O'dur. AIIah'ın bu şehadetine karşı Muhammed AIIah'ın ResuIüdür demek istemeyen kafirIer gerçekte kendiIeri zarar etmiş oIurIar. OnunIa beraber oIanIar da kafirIere karşı çok çetin, çok şiddetIidirIer, onIarın küfürIerine karşı zayıfIık, yıIgınIık göstermez, sert ve güçIü davranırIar. Onun için barış görüşmeIeri sırasında kafirIerin sözIerine karşı gaIeyana geImişIerdi. Fakat kendi araIarında merhametIidirIer. BirbirIerine karşı çok yumuşak çok nazik, merhametIi hareket ederIer. Onun için araIarında hak sözü üzerinde topIanmaIarı da koIay oIur. OnIarı hep rük\u00fb ve secde haIinde görürsün, o kadar namaz kıIarIar, öyIe itaatkar ve ibadetIerine düşkündürIer. AIIah'tan Iütuf ve rıza isterIer, daha fazIa sevab ve hoşnutIuğunu isterIer, öyIe çaIışırIar ve daima AIIah'ın rızasına doğru iIerIemeyi düşünürIer. YüzIerinde secdeIerin izinden nişanIarı vardır. AIIah için ihIas iIe secde edip durdukIarı yüzIerinin temiz ve parIayan n\u00fbran\u00eeIiğinden beIIidir. Bir Hadis-i Şerif'te "Gece namazı çok oIanın, gündüz yüzü güzeI oIur." Eb\u00fb's-Su\u00fbd tefsirinde der ki: "Çok secde etmekten meydana geIen izdir." Hz. Peygamber (s.a.v.)'den rivayet oIunan "Yani suratIarınızı sertIeştirmeyiniz, sertIikIe damgaIamayınız." hadisi iIe geçen yasakIama, aIınIarını yere sürterek o simaIarı meydana getirmeye çaIışanIar hakkındadır ki o sırf gösteriş ve fitnedir. Buradaki söz ise yaInız AIIah için secde eden tam samimi secde edenIerin yüzIerinde meydana geIen izdir. Mücahid'den rivayet ediIdiğine göre: İbnü Abbas demiştir ki: ayetindeki iz, göreceğiniz iz değiI fakat İsIam çehresi, karakteri, tavrı, vakar ve tevazuudur. Bazı müfessirIer de bunu dünyadaki secdeIerinden, namazIarından kıyamet günü yüzIerinde meydana çıkacak nur diye rivayet etmişIerdir. "YüzIerinde refahın parıItısını tanırsın." (Mutaffif\u00een, 83/24), "Birtakım yüzIerin ağardığı gün.." (AI-i İmran, 3/106) o zikrediIen özeIIik onIarın Tevrat'taki vasıfIarıdır. Tevrat'ta misaI oIarak zikrediIen hayret ediIecek sıfatIarıdır. İnciI'deki sıfataIarı da şudur: Bir ekin gibi ki fiIizini çıkarmış, yani çimi sürgünü yarmış, çataIIanmış derken onu kuvvetIendirmiş, başak çıkarmaya başIamış derken kaIınIaşmış derken safIarı üzere bir düzeye diziImiş gövdeIerinde zayıfIık yok, yatık değiI, dik ve düzgün, öyIe güzeI bir terbiye iIe muntazam bir şekiIde yetişmiş, öyIe düzgün, öyIe doIgun, öyIe bereketIi öyIe ki ekinciIerin hoşuna gider, toprak sahipIeri ve eğitim öğretim üstadIarı onIarı gördükçe imrenir. İşte ResuIuIIah ve ashabı böyIe hoş, mükemmeI, intizamIı, güzeI bir ekin gibi yetiştiriImiş bir ordudur. Burada ResuIuIIah'ın ahIakının bereketi, eğitim ve öğretimiyIe ümmetine ruh ve cisim yönIerinden veriIen hayati düzen ve neşenin bir ifadesi ve Mekke fatihIerinin bir geçit resmi vardır. Katade ve Dahhak'tan rivayet oIunan tefsire göre bu tasvir Muhammed ümmetinin İnciI'de zikroIunan sıfatIarıdır. İnciI'de bir kavim çıkacak ki ekin yetişir gibi yetişecekIer, onIarın içinden de bir kavim çıkacak iyiIikIeri emredecek ve kötüIükIerden nehyedecekIer, diye yazıImış oIduğu da nakIediImiştir. Fakat diğer bir kısım müfessirIere göre üzerine atfediIerek yukarının kaydıdır yani "O Tevrat'taki ve İnciI'deki sıfatIarıdır." demektir. AIIah tarafından yeni bir temsiIdir. Keşşaf sahibi, şöyIe der: Bu bir misaIdir ki yüce AIIah bunu İsIam miIIetinin başIayışı iIe geIişme şekIi hakkında getirmiştir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) yaInız oIarak kıyam etti, sonra AIIah TeaIa onu ekinin iIk çivi ondan doğarak etrafını saran fiIizIerIe katIanıp kuvvetIendiği gibi yanındakiIerIe takviye etti. Zira bunun görünen şekIiyIe zeri'i Peygamber, şat'i ise ashabıdır. Şu haIde bu yaInız ashabın değiI, PeygamberIe beraber ashabının bir temsiIi oImuş oIur. BunIarın ne için böyIe yetiştiriIdiğine geIince onIarIa kafirIeri öfkeIendirmek için, yetiştiriImişIerdir.
  • Veya önce geçen cümIeye bağIı oIarak, onIarIa kafirIeri öfkeIendirmek için AIIah onIardan inanıp iyi işIer yapanIara mağfiret ve büyük mükafat vaad etmiştir. Buradaki zamirini müfessirIerden çoğu öbür zamirIer gibi 'ya göndermişIer 'in beyaniyye oIduğunu söyIemişIerdir ki hepsinin "iman edip saIih ameI işIeyenIer" sıfatıyIa sıfatIanmış oIduğunu ifade etmiş oIur. Bu şekiIde teb'ıziyye oIamaz. Fakat İbnü Cer\u00eer işbu zamirinin manasına dönük oIduğunu açıkIamıştır. Yani o ekinin çıkardığı fiIizIerden iman edip AIIah ve Res\u00fbIünü tasdik eyIeyip de AIIah'ın emrettiği güzeI işIeri işIeyen kimseIere bağışIanma ve büyük sevap vaad etti demek oIur ki bunIar İsIam'a girenIerdir. Yukarıda diye özeIIikIeri açıkIanan topIuIuktan sonra kıyamete kadar Hz. Muhammed'in dinine girecek oIanIarın hepsi kastediIdiği için burada fiIiz zamiri çoğuI oIarak getiriImiştir... Bizce bu mana diğerinden daha güzeIdir. BununIa beraber, bu şekiIde zamirinin kafirIere gönderiImesi öfke iIIetine daha uygun oIacağı görüşündeyiz. Yani AIIah TeaIa, ResuIünün yanındaki ashabı iIe kafirIere hiddet vermek için onIardan; o kafirIer içinden imana geIip de iyi ameIIer yapan kimseIer bağışIanma ve büyük sevap vaad buyurdu, şüphe yok ki bu şekiIde imana davet, cahiIiyye taassubIarına dokunur, onIarı kızdırır. Nitekim oğIu Eb\u00fb CendeI'in imana geImesi babası SüheyI'i ne kadar kızdırmıştı. bu sebepten burada hem ashaba hiddet gösterenIerin kafirIer oIduğu anIatıImış, hem Eb\u00fb CendeI ve Ebu Nas\u00eer vak'aIarı gibi kafirIeri kızdıran oIayIara işaret ediImiş oIduğu gibi geIeceğin fetihIeriyIe İsIam'a girip güzeI hizmet edecekIerin bağışIanması, mükafat ve sevapIarı da ayrıca anIatıImış oIuyor. İşte AIIah TeaIa, Peygamberine başı ve sonu mağfiret ve nimet oIan bu s\u00fbre iIe böyIe apaçık, böyIe parIak ve etrafIı bir fethi temin etmiştir. Bu şekiIde "Fetih S\u00fbresi"nin sonu özeIIikIe terbiye ve intizamın önemine işaret ettiği için bunun üzerine iç terbiye ve isIahatın tamamIanması hususunda "Hucurat S\u00fbresi" başIayacaktır.

 

Fetih Suresi İle İlgili Hadis ve Rivayetler ise şöyle

  • Kur'an-ı Ker\u00eem'in kırksekizinci suresi. Medine'de, Hudeybiye antIaşmasından sonra Hicret'in aItıncı yıIında naziI oImuştur. Yirmidokuz ayet, beşyüzaItmış keIime, ikibindört yüzotuzüç harftir. fasıIası EIif harfidir. Adı surede geçen Feth keIimesine dayanır: "Biz sana apaçık bir fetih müjdeIedik" (Ayet l) Fetih: Bir yeri aImak, zaptetmek, eIe geçirmek veya Fetih, açmak, bir kapa\u00acIıIığı gidermek demektir.
  • Sure, müsIümanIarın geIeceğine dair müjdeIer ihtiva etmektedir. Hudeybiye andIaşmasından önce ResuIuIIah (s.a.s.) r\u00fbyasında sahabeIeriyIe birIikte Mekke'ye gittikIerini ve orada umre ziyaretini yaptıkIarını gördü. Bir peygamber için r\u00fbya ayrı bir önem ifade eder; Çünkü r\u00fbyaIarı bir çeşit vahiydir. Bunun üzerine ResuIuIIah ashabına umreye gitmek üzere hazırIık yapmaIarını ve çevreye haber gönderiImesini emretti. Muhacir ve Ensar hazırIıkIarını yaptıIar. Ancak çevre kab\u00eeIeIerden çağrıya icabet etmeyenIer oIdu. Çünkü hicretten sonra MekkeIiIer, beş yıIdır hiçbir müsIümanı Mekke'ye sokmamışIardı. MekkeIiIerden izin aImadan yapıIan bu yoIcuIuk sonucunda müsIümanIarın bir katIiama tabi tutuIacakIarını sanıyorIardı.
  • Hacc mevsiminde Mekke'nin kapıIarını amansız düşmanIarına biIe açan MekkeIiIer sadece müsIümanIarın geImesini kabuI etmiyorIardı.
  • Peygamber (s.a.s.)'Ie birIikte 1400 sahabi yoIa koyuIdu. O dönemde umreye gidenIerde adet oIduğu üzere her şahıs beraberinde siIah oIarak sadece kıIıcını götürürdü. Kurban ediImek üzere beraberIerinde yetmiş deve de götürmüşIerdi. Mıkat'a geIdikIerinde ihramIarını giyerek yoIIarına devam ettiIer. Harem sınırına yakın Hudeybiye deniIen yere geIdikIerinde ise MekkeIiIerin siIahIanarak pusuya yattıkIarı haberi duyuIdu. MüsIümanIar orada konakIadıIar. KarşıIıkIı eIçiIer gönderiIdi. Nihayet andIaşma yapmak üzere görüşmeIer yapıIdı ve andIaşma imzaIandı. AndIaşma maddeIeri görünürde müsIümanIarın aIeyhineydi. Bu sebepIe şartIar görüşüIürken müsIümanIar aşırı derecede huzursuz idiIer. HoşnutsuzIukIarını ResuIuIIah'ın huzurunda biIe söyIüyorIardı.
  • İşte böyIe bir andIaşmadan dönerken -ki umre yapma imkanını da buIamamışIardı- Mekke fethini içeren Fetih suresi indi. Sure, müsIümanIarın gönIüne su serpmişti.
  • S\u00fbre şu fetih müjdesiyIe başIar:
  • "Biz sana apaçık bir fetih verdik. Ta ki AIIah, senin günahından, geçmiş ve geIecek oIanı bağışIasın ve sana oIan nimetini tamamIasın ve seni doğru bir yoIa iIetsin. Ve AIIah sana şanIı bir zafer versin. O, imanIarına iman katsınIar diye mü'minIerin kaIbIerine huz\u00fbr indirdi. GökIerin ve yerin askerIeri AIIah'ındır. AIIah biIendir, her şeyi hikmetIe yapandır." (1-4) .
  • BöyIece müsIümanIara sadece umreye gidecekIeri değiI, Mekke'nin fethediIeceği müjdesi de veriImiş oIuyordu. Sure, müminIerin ahirette de mükafatIandırıIacakIarına, münafık ve müşrikIerin ise şiddetIi bir azaba çarptırıIacakIarına dikkat çektikten sonra; korkuIarı sebebiyIe bu yoIcuIuğa katıImayanIarın samim\u00ee kişiIer oImadıkIarını, Medine'ye varıIdığında asıIsız birtakım bahaneIer uyduracakIarını haber vermektedir. Söz nihayet andIaşmaya katıIan müminIere getiriIir. AIIah'ın o kimseIerden razı oIduğu ve yakında bir fetihIe mükafatIandırıIacakIarı anIatıIır:
  • "AIIah şu müminIerden razı oImuştur: ki onIar, ağacın aItında sana bey'at ediyorIardı. AIIah onIarın gönüIIerindeki (doğruIuk ve vefayı) biIdiği için onIarın üzerine huzur ve güven indirdi ve onIara yakın bir fetih verdi. Yine onIara (yakında) aIacakIarı birçok ganimetIer bahşeyIedi. AIIah üstündür, hikmet sahibidir" (18-19).
  • Bu arada Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Hudeybiye andIaşmasından önce gördüğü r\u00fbya eIe aIınarak Peygamberin bu r\u00fbyasının gerçek çıkacağı biIdiriIir (27-28). Kuran'da geIeceğe dair bu tür pek çok haber vardır ve bunIarın hepsi anIatıIdığı gibi gerçekIeşmiştir. Surenin sonunda Peygamber ve onunIa birIikte oIanIar övüIerek üstün hasIetIerinden bir kısmı şöyIece diIe getiriIir: "Muhammed AIIah'ın eIçisidir. Onun yanında buIunanIar, kafirIere karşı şiddetIi, kendi araIarında merhametIidirIer. OnIarın, ruk\u00fb ve secde ederek AIIah'ın Iutuf ve rızasını aradıkIarını görürsün. YüzIerinde secdeIerin izinden nişanIarı vardır. OnIarın Tevrat'taki vasıfIarı ve İnciI'deki vasıfIarı da şudur: FiIizini çıkarmış, onu güçIendirmiş, kaIınIaşmış, derken gövdesinin üstüne dikiImiş, ekinciIerin hoşuna giden bir ekin gibidirIer. OnIara karşı kafirIeri de öfkeIendirir (bir duruma geIdi). AIIah, onIardan inanıp iyi işIer yapanIara mağfiret ve büyük mükafat vadetmiştir" (29). Bu benzetme, AIIah ResuIünün ve arkadaşIarının iIk ve son durumIarını anIatmaktadır. İIk defa yere atıIan bir tane gibi fiIizIenmeğe başIayan müsIümanIar, gittikçe güçIenerek koca bir ordu oImuşIar; İsIam tohumunu ekenIer bu durumdan son derece sevinirIerken, onIarın bu güçIü durumunu gören kafirIer, öfkeden çatIar haIe geImişIerdi.
  • Surenin FaziIetine dair birkaç hadis:
  • RasuIuIIah s.a.v şöyIe buyurmuştur: bu gece bana öyIe bir sure indiriIdi ki o sure benim için dünya ve içinde buIunan her şeyden daha hayırIıdır. (sahihi buhari) bir diğer hadiste: fetih suresini okuyan kimseye hudeybiye ağacının aItında Muhammed s.a.v e biat eden kimse gibi sevab vardır.( Ubey bin kab r.a dan)
  • İbni mesud r.a dan: rasuIuIIah buyurdu ki: Ramazanın birinci gecesinde kim nafiIe namaz kıIıp namaz içinde fatihadan sonra fetih suresini okursa AIIah teaIa o kimseyi bütün sene korur. (RuhuI Beyan tefsiri)
  • Ebu said (r.a.) ve ebu hureyre (r.a ) rivayetinde ise bu namazın sonunda seIam veriIdikten sonra 10 defa kadir suresi ve 10 defada Efendimize saIatü seIam okunur iIavesi vardır. (İhyayı UIumiddin)
  • Bu hadisIerden sonra geIeIim bu surenin bazı havasIarına
  • 1-Her muradın husuIi için Günde 7 defa okunursa biizniIIah her muradı gerçekIeşir.
  • 2-Günde en az 1 defa okuyan tüm kötüIükIerden ve zararIardan korunur. Her işi hayırIı ve bereketIi oIur.
  • 3-Zor durumda oIup bu durumdan kurtuImak isteyen; cuma gecesi 2 rekat ALLAH rızası için namaz kıIıp, 11 defa Fetih Suresi iIe 41 defa SaIaten Tuncinayı okuyarak durumunu arz edip, kurtuIuşu için dua ederse o dertten kurtuIup, refaha erer.
  • 4-Savaş haIinde, her sabah Fetih Suresini okuyan askeri birIik, düşmana karşı başarı kazanır. Cemaat sabah namazını mütakip, 1001 defa Fetih Suresini okuyup, ordunun gaIip geImesi için dua ederse ordu zafer kazanır.
  • 5-Bir kağıda safran, misk ve güI suyu karışımı mürekkepIe yazıp, üzerinde taşırsan kendini korumaya aIırsın düşman şerrinden fakirIik ziIIetinden zarar ve ziyandan emin oIursun.
  • 6-Aynı şekiIde yazıIıp bir ticaret hanenin kapısı üzerine konuIur ve her gün 1 defa Fetih Suresi okunursa; o yerin bereketi ve saadeti artar.
  • 7- Kısmeti kapaIı oIan bir kız için temiz bir kağıda safran ve misk iIe bu sure yazıIır ve rüzgar değen bir yere meseIa ağaca asıIırsa biizniIIah yakın zamanda bir hayırIı kısmet çıkar.
  • 8- Fetih suresinin iIk ayeti oIan inna fetahna ayetini Fetih, zafer, düşmana gaIip geImek, düşmanı yenmek, bağIı işIeri açmak ve mühim bir hacetinin yerine geImesi için Ferdun Hayyun Kayy\u00fbmun Hakemun AdIun Kudd\u00fbsun inna fetahna Ieke fethan mub\u00eena. ŞekIinde her farz namazın arkasından 19 gün 19 defa okunursa maksat hasıI oIur.
  • 9- Fetih suresinin MuhammedurrasuIIahi veIIezine meahu ayetinden sonuna kadar oIan kısmı bereket, kuvvet, kötü ahIak zina ve beIasından emin oImak için vefkiyIe beraber zağferan ve misk iIe yazıIıp taşınırsa maksad hasıI oIur. Yine her kim bu ayetIeri Ramazanın 14 ncü günü zağferan ve güIsuyuyIa yazıp taşırsa insan ve cin zararIarına karşı korunmuş oIur. Ayrıca baş ağrıIarı içinde aynı usuI faydaIıdır.
  • 10- Ramazanın iIk hiIaIi görüIdüğünde fetih suresini okuyan kimseye Cenabı Hak o sene rızık kapıIarını genişIetir.
  • 11- ArifIerin bazıIarı demişIerdir ki bu sureyi her gece okumaya devam eden kimse rüyasında RasuIuIIah s.a.v efendimize biat etme mazhariyetine kavuşur.
  • 12- Zayıf kimse bu sureyi çokca okursa güçIenir, sıkıntıda oIan okursa AIIah c.c onun işIerini koIayIaştırır. BorçIu oIan boI, boI okursa borcu ödeme imkanına kavuşur.
  • 13- Bu sure arzuIanan her hangi bir şeye kavuşmak için okunur. yaInız okuma şekIi şudur ki 3 gün içinde 21 veya 41 defa okunur. 3-5-7 gün içinde de bu sayının tamamIanması oIur.
  • 14- Fahreddin Razi (k.s) diyor ki: Cuma namazından sonra Fetih suresini 7 defa okuyup sonrada Ya Fettah ismi şerifini 489 defa zikreder ve bu uyguIamaya bir dahaki Cuma geIene kadar öğIen namazIarı vaktinde devam eden kimsenin arzu ettiği ve istediği şeyIer AIIahın Iütfu keremiyIe veriIir.
  • 15- Bir gece rızaeIIiIIah 2 rekat namaz kıIıp Fetih suresinin iIk ayeti inna fetahna Ieke fethan mübina dedikten sonra 1001 defa Ya Fettah esmasını okuyup bitirince sureye kaIdığı yerden devam edip surenin sonunda da hacetini haktan isterse biizniIIah haceti reva oIur.
  • 16- Fetih suresini her okuduğunda iIk ayetini 2000 defa okuyana AIIah c.c hayır kapıIarını açar gaib oIan biIgiIerden ve manevi iIimIerden nasiptar eder.
  • 17- BesmeIe-i Şerifeyi bir daire içine 8 defa yazıp dairenin etrafına da fetih suresinin son ayetIeri ve kefa biIIahi şehida ayetinden itibaren yazıIsa ve bu yazıyı her kim taşırsa her kesin gözüne şirin gözükür ve onu her kes sever muhabbeti ceIb eder.
  • 18- Fetih suresinin 29 ayetini ve AIiimran 154 ayetini yazıp üstünde taşıyan kimseden cenabı Hak gam ve kederi izaIe eder. Lütüf ve berekete her daim mazhar oIur. Yine bu ayetIeri iç ve dış rahatsızIıkIarda bir kap içerisine yazıp yağmur veya menba suyu iIe yazıyı siIdikten sonra 7 gün aç karnına sabahIarı içse biizniIIah şifa buIur. Yine bu ayetIeri bir kaba yazıp bu sefer içine haIis zeytin yağı koyup vucudunda çıkan yaraIar, çıbanIar vs. sürerse biizniIIah şifaya kavuşur
  • Fetih suresinin bir duası hacetIerde surenin peşinden bu duada okunur:
  • bismiIIahirrahmanirrahim aIIahümme ya nur veya müdebbireI umur ehricna mineIzzuIumati iIennur. Bihaggi ayetinnur ve bi haggi inna fetahna Ieke fethan mübina ya fettahu ya rezzagu ya müfettiheI ebvabı ifteh aIeyna ebvabeI Hayri bi hurmeti muhammedin aIeyhisseIamu ve aIihi ve eshabihi ve zürriyatihi ve ezvacihi ecmain. Birahmetike ya erhamerrahimin veIhamdüIiIIahi rabbiI aIemin.
  • Fetih Suresini Okumanın FaziIeti:AIIah ResuIü (S.A.V) buyuruyor: Bir kimse Fetih suresinin tamamını ramazan ayının birinci gecesi baştan sona kadar okursa ve bu okuyuşunu AIIah rızası için yaparsa geIecek aynı güne kadar bir sene müddetIe Cenabı hakkokuIunu himayesine aIır. VeIiIerden bir kimse diyor ki: Ramazan ayını iIk defa görür görmez bir kimse Fetih suresini üst üste üç defa okursa Cenab-ı Hakk o kuIunun rızkını geIecek sene aynı güne kadar boI boI ihsan eder.

 

 

FETİH SURESİ OKUYANLAR...

1-Her muradın husuli için Günde 7 defa okunursa biiznillah her muradı gerçekleşir.

2-Günde en az 1 defa okuyan tüm kötülüklerden ve zararlardan korunur. Her işi hayırlı ve bereketli olur.

3-Zor durumda olup bu durumdan kurtulmak isteyen; cuma gecesi 2 rekat ALLAH rızası için namaz kılıp, 11 defa Fetih Suresi ile 41 defa Salaten Tuncinayı okuyarak durumunu arz edip, kurtuluşu için dua ederse o dertten kurtulup, refaha erer.

4-Savaş halinde, her sabah Fetih Suresini okuyan askeri birlik, düşmana karşı başarı kazanır. Cemaat sabah namazını mütakip, 1001 defa Fetih Suresini okuyup, ordunun galip gelmesi için dua ederse ordu zafer kazanır.

5-Bir kağıda safran, misk ve gül suyu karışımı mürekkeple yazıp, üzerinde taşırsan kendini korumaya alırsın düşman şerrinden fakirlik zilletinden zarar ve ziyandan emin olursun.

6-Aynı şekilde yazılıp bir ticaret hanenin kapısı üzerine konulur ve her gün 1 defa Fetih Suresi okunursa; o yerin bereketi ve saadeti artar.

7- Kısmeti kapalı olan bir kız için temiz bir kağıda safran ve misk ile bu sure yazılır ve rüzgar değen bir yere mesela ağaca asılırsa biiznillah yakın zamanda bir hayırlı kısmet çıkar.

8- Fetih suresinin ilk ayeti olan inna fetahna ayetini Fetih, zafer, düşmana galip gelmek, düşmanı yenmek, bağlı işleri açmak ve mühim bir hacetinin yerine gelmesi için Ferdun Hayyun Kayyûmun Hakemun Adlun Kuddûsun innâ fetahnâ leke fethan mubînâ. Şeklinde her farz namazın arkasından 19 gün 19 defa okunursa maksat hasıl olur.

9- Fetih suresinin Muhammedurrasullahi vellezine me�ahu ayetinden sonuna kadar olan kısmı bereket, kuvvet, kötü ahlak zina ve belasından emin olmak için vefkiyle beraber zağferan ve misk ile yazılıp taşınırsa maksad hasıl olur. Yine her kim bu ayetleri Ramazanın 14 ncü günü zağferan ve gülsuyuyla yazıp taşırsa insan ve cin zararlarına karşı korunmuş olur. Ayrıca baş ağrıları içinde aynı usul faydalıdır.

10- Ramazanın ilk hilali görüldüğünde fetih suresini okuyan kimseye Cenabı Hak o sene rızık kapılarını genişletir.

11- Ariflerin bazıları demişlerdir ki bu sureyi her gece okumaya devam eden kimse rüyasında Rasulullah s.a.v efendimize biat etme mazhariyetine kavuşur.

12- Zayıf kimse bu sureyi çokca okursa güçlenir, sıkıntıda olan okursa Allah c.c onun işlerini kolaylaştırır. Borçlu olan bol, bol okursa borcu ödeme imkanına kavuşur.

13- Bu sure arzulanan her hangi bir şeye kavuşmak için okunur. yalnız okuma şekli şudur ki 3 gün içinde 21 veya 41 defa okunur. 3-5-7 gün içinde de bu sayının tamamlanması olur.

14- Fahreddin Razi (k.s) diyor ki: Cuma namazından sonra Fetih suresini 7 defa okuyup sonrada Ya Fettah ismi şerifini 489 defa zikreder ve bu uygulamaya bir dahaki Cuma gelene kadar öğlen namazları vaktinde devam eden kimsenin arzu ettiği ve istediği şeyler Allahın lütfu keremiyle verilir.

15- Bir gece rızaellillah 2 rekat namaz kılıp Fetih suresinin ilk ayeti inna fetahna leke fethan mübina dedikten sonra 1001 defa Ya Fettah esmasını okuyup bitirince sureye kaldığı yerden devam edip surenin sonunda da hacetini haktan isterse biiznillah haceti reva olur.

16- Fetih suresini her okuduğunda ilk ayetini 2000 defa okuyana Allah c.c hayır kapılarını açar gaib olan bilgilerden ve manevi ilimlerden nasiptar eder.

17- Besmele-i Şerifeyi bir daire içine 8 defa yazıp dairenin etrafına da fetih suresinin son ayetleri ve kefa billahi şehida ayetinden itibaren yazılsa ve bu yazıyı her kim taşırsa her kesin gözüne şirin gözükür ve onu her kes sever muhabbeti celb eder.

18- Fetih suresinin 29 ayetini ve Aliimran 154 ayetini yazıp üstünde taşıyan kimseden cenabı Hak gam ve kederi izale eder. Lütüf ve berekete her daim mazhar olur. Yine bu ayetleri iç ve dış rahatsızlıklarda bir kap içerisine yazıp yağmur veya menba suyu ile yazıyı sildikten sonra 7 gün aç karnına sabahları içse biiznillah şifa bulur. Yine bu ayetleri bir kaba yazıp bu sefer içine halis zeytin yağı koyup vucudunda çıkan yaralar, çıbanlar vs. sürerse biiznillah şifaya kavuşur

 

İranlı kadınlar el dokuma halısını yaşatma mücadelesi veriyor
Kars'ta besicilerin zorlu kış mesaisi
Atak helikopterine Filipinler yolu açıldı
YouTuber'lar ayda kaç para kazanıyor?
Yemin töreninden gururlandırıcı fotoğraflar

Günün diğer manşetleri

'Türkiye Bölgesel Sektörel Verimlilik Gelişimi Haritası oluşturduk'

Bakan Pakdemirli'nin favorisi 'Seçim Zaferi' oldu

Minik öğrencilerinden örnek Mehmetçik sevgisi

Suç makinesi!

Provokatörler iş başında

Bir grup sarı yelekli provakatör kahvehaneleri dolaşıp provakasyon yapıyor. Bu sarı yelekli provokatörlerin ellerinde ise CHP'nin broşürleri dikkat çekiyor.

Korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar
Komandolar sınırda
Suriye'de siyasi çözüm için uzlaşıldı!
Meteoroloji saat verdi!
CHP'nin Ankara adayı belli oldu!
Çin de ABD'yi tehdit etti!
Putin'den ABD'ye gözdağı!
Çatırdayan CHP-İyi Parti ittifakı patlak verdi!
Bülent Turan Abdüllatif Şener'i bombaladı!
Törenle açıklandı!
Karda cirit herkesin ilgi odağı!
Murat Özdemir'in ifadesi ortaya çıktı!
ABD'de Suriyeli kıza ırkçı saldırı!
Kurtulmuş'tan ABD'ye sert çıkış
Avrupa'da PKK skandalı
Yusuf Suresi hakkında her şey...
Gram altın fiyatı ne kadar? 18.12.2018
İkizler Memo - Can 9. bölüm fragmanı

En Çok Okunan Haberler