Yemek hakkında Dinî ve Tıbbî Edepler - Gazali - İhyau Ulumiddin

Güncelleme: 21.02.2019 12:56

İbrahim en-Nehaî'nin şöyle dediği rivayet edilmektedir: Çarşıda yürüyerek birşey yemek âdi bir harekettir. Büyük İslam Alimi Ebu Hamid Muhammed Gazali'nin İhyau Ulûmi'd-Dîn eserinden bölümler: Yemek Hakkındaki Birtakım Dinî ve Tıbbî Edepler

Yemek Hakkındaki Birtakım Dinî ve Tıbbî Edepler

1. İbrahim en-Nehaî'nin şöyle dediği rivayet edilmektedir: Çarşıda yürüyerek birşey yemek âdi bir harekettir.64

İbrahim en-Nehâi bu sözü, âli bir senedle Hz. Peygamber'e isnad etmektedir. Bu fikrin tam zıddı İbn Ömer'den rivayet edilmektedir:

Bizler, Hz. Peygamber'in zamanında yürüdüğümüz halde yer ve ayakta su içerdik.65

Mâruf ve meşhur sûfîlerin bazılarının çarşıda yemek yedikleri görülmüştür. Bunun için kendilerine niçin böyle yaptıkları sorulduğunda şöyle cevap vermişlerdir: 'Be mübârek! Çarşıda acıkıp eve mi gidip yemek yiyeyim?' Kendisine denildi ki: 'Bâri camiye girip orada ye!' Şöyle cevap verdi: 'Camiye girip orada yemekten utanıyorum. Allah'ın mâbedine yemek için nasıl gireyim?'

Zâhirde birbirinin zıddı görünen bu iki kanâatin arasını şöyle telif edebiliriz: Çarşıda yemek, tevazû ve tekellüfsüz olduğundan bazı kimselere uygun gelir. Onun için de güzeldir. Bazı kimseler için de mürüvvetsizlik olduğundan dolayı mekruhtur. Demek ki, bu hâl memleketlerin örf ve âdetlerine ve şahısların durumuna göre değişen bir hâldir. O kimse ki, onun çarşıda yemek yemesi diğer yaptıklarına uygun değildir, onun için böyle yemek mürüvvetsizliğe ve oburluğa işaret eder. Onun şâhitliğine de zarar getirir. O kimse ki, onun bütün hareketlerinde bir sadelik vardır. Her durumda tekellüften uzaktır, onun için de çarşıda yürürken yemek tevazûdan başka birşey değildir.

2. Hz. Ali (r.a) şöyle demiştir: 'Yemeğine tuzla başlayan bir kimseden Allah Teâlâ yetmiş çeşit hastalığı uzaklaştırır'. Kim günde yedi hurma yerse, o hurmalar, onun içinde bulunan bütün tenyeleri öldürür. Hergün yirmibir kırmızı kuru üzüm yiyen bir kimsenin bedeninde şikâyet edecek bir hastalığı kalmaz. Et, eti bitirir. Yahni (veya et suyu) arapların yemeğidir.

Biskarcat (et ve tavuk çorbası) şişmanlatır ve kalçaları sarkıtır. Sığırın eti hastalık, sütü şifa ve yağı devadır. İçyağ ve benzeri şeyler hastalıkların kökünü kazır. Lohusalı kadın, yaş hurmadan gördüğü şifayı başka bir şeyden görmez. Balık, bedeni eritir. (Yani kaba ve lüzumsuz etleri eritir ve insanı zindeleştirir). Kur'an okumak ve misvak kullanmak balgamı söker. Uzun yaşamak isteyen bir kimse, kahvaltısını erken yapsın, akşam yemeğini (tekrarlasın) ve pabuç giysin. Halk yağ kullanmaktan daha verimli bir tedavi usulü bulamamıştır. Refah ve sıhhat içinde yaşamak isteyen bir kimse, cinsi münasebeti ve borcunu azaltsın.

3. Haccac-ı Zâlim bir doktora 'Bana öyle bir şey tavsiye et ki, onunla amel edip başkasına muhtaç olmayayım' dedi. Doktor şöyle tavsiyede bulundu:

Genç kadınlarla evlen. Etlerden ancak gencecik etleri ye. Hiçbir şeyi güzelce pişirmeden yeme. Hastalık olmadan keyfî olarak hiçbir ilâç içme. Meyvelerin iyi olmuş, tam kıvamına gelmiş olanını ye. Ancak yemeği güzelce çiğnedikten sonra yut. İstediğin yemeği ye. Fakat üzerine su içme.İçtiğin takdirde o zaman onun üzerine yeme. Küçük ve büyük abdestlerini bekletme. Gündüz yedikten sonra uyu. Geceleyin yediğin zaman uyumadan önce yüz adım da olsa yürü.

Arapların şu darb-ı meseli de aynı mânâyı taşımaktadır: 'Kahvaltı et ve uzan, akşam yemeği ye ve yürü'.
Denilir ki: 'Küçük abdestin bekletilmesi, yolu kapatılan suyun etrafını tahrip etmesi gibi bünyeyi tahrip eder!'
Damarların kesilmesi hastalığa, akşam yemeğini terketmek de ihtiyarlığa sebeptir.66

Araplar şöyle derler: 'Kahvaltının terkedilmesi kalça yağlarını eritir'.
Hukemâdan biri oğluna şunları tavsiye etti: 'Ey oğul! Kahvaltını yapmadan evden çıkma. Çünkü akıl kahvaltı ile yerinde kaldığı gibi, saldırganlık da onanla kaybolur. Bir de çarşıda göreceklerine karşı isteklerini azalt'.

Bir hekim şişman birine târiz yoluyla şöyle dedi: 'Sırtındaki kadifeyi kim dokudu, bunu nasıl temin ettin?' Şişman 'Buğdayın özünü, genç hayvanın etini yemekle; menekşe ile yağlanıp, keten elbise giymekle temin ettim' dedi.
5. 'Perhiz hastalara faydalı, sağlamlara zararlıdır' denilmiştir.

Bazıları da şöyle söylemiştir: 'Kendisini (anormal) koruyan kimsenin zararı kesindir. Fakat sıhhatli olması şüphelidir'. Bu söz, sıhhatli bir kimse için tam yerinde söylenmiş bir sözdür.

Hz. Peygamber (s.a) Suheyb Rûmî'yi bir gözü ağrıdığı halde hurma yerken gördü ve bunun üzerine şunları söyledi:
Gözlerin ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?

Suheyb 'Ey Allah'ın Rasülü! Ağrımayan tarafıyla yiyorum' dedi. Bu cevabı alan Hz. Peygamber gülümsedi.
6. Ölünün geride kalan ailesine yemek götürmek, müstehabdır.

Câfer b. Ebî Tâlib'in ölüm haberi geldiğinde Allah'ın Rasülü şöyle demiştir:

Câfer'in aile efradı cenazeleriyle meşgul olduğundan yemeklerini yapamamaktadırlar. Bu bakımdan onlara yemek götürün.67
O halde böyle yapmak sünnettir. Bu gibi bir yemek cemaate takdim edildiği zaman yenmesi helâldir. Ancak ölü üzerine ağlamak için tutulanlara veya yardımcılarına hazırlanmış olan yemek, bu hükmün dışındadır. Çünkü onlarla birlikte yemek, uygun bir hareket değildir.

7. Zâlimin sofrasında oturalamak gerekir. Eğer zâlimin sofrasında hazır bulunmaya zorlanıyorsa, o zaman azıcık yiyebilir. Zâlimin sofrasında nefis yemeği hiç yememeye dikkat etmelidir. Sultanın sofrasında hazır bulunan ve 'Benim oraya gitmem mecburi idi' diyen bir kimsenin şâhitliğini müzekki (Şâhitlerin hâlini tedkik ve teftiş eden memur) redderek şöyle dedi: 'Senin sofrada nefis yemek aradığını ve büyük lokmalar yaptığını gördüm. Oysa böyle yapman için seni zorlayan kimseyi de görmedim'. Sultan, bir ara bu müzekkiyi sofrasında yemeğe zorladı. Bu durum karşısında kalan zat, sultana şöyle dedi: 'Ya yeyip tezkiyecilik vazifemi bırakırım, ya da vazifeme devam etmek için yemem'. Bu vaziyet karşısında onun tezkiye ve teftişinin lüzumuna kani olanlar yakasını bıraktılar.

Hikâye olunur ki, Zünnûn-i Mısrî hapsedildi. Hapiste iken birkaç gün hiçbir şey yemedi. Âhiret yolunda kendisine kardeş olan bir hâtun yün bükerek kazandığından gardiyan vasıtasıyla ona yemek gönderdi. Zünnûn-i Mısrî (r.a), o yemekten yemedi. Bu durumdan ötürü o sâliha hâtun onun bu hareketini kınadı. Buna karşılık olarak Zünnûıı şöyle dedi: 'Yemek helâl idi. Fakat bir zâlimin tabağında bana geldiği için yemedim'. Zünnûn bu sözleriyle gardiyanın eline işaret etmektedir. Böyle hareket etmek, takvânın en yüksek zirvesine çıkmak demektir.

8. Feth el-Mevsılî ziyaretçi olarak Bişr el-Hafî'nin yanına gitti. Bişr cebinden onun için bir dirhem çıkarıp hizmetçisi Ahmed elCelâ'ya verdi. 'Bununla nefis bir ekmek ve güzel bir katık al' dedi.

Ahmed şöyle der: 'Bu emir üzerine nefis bir ekmek satın aldım ve Rasûlullah'ın (s.a) sütten başka hiçbir şey için şöyle dediğini hatırlıyor değilim:

Allahım! Bizim için onu bereketli kıl, onu bizim için artır.68

Onun için süt ve güzel hurmadan da aldım. Getirip Feth'e takdim ettim. Feth, yediğini yedi, kalanını da alıp götürdü. Bu durumu gören Bişr şöyle dedi: "Neden Ahmed'e 'nefis bir yemek satın al' dedim biliyor musunuz? Çünkü nefis yemek samimi şükrü gerektirir. Bilir misin Feth neden bana 'Sen de ye' demedi ve beni yemeğe çağırmadı? Çünkü misafirin ev sahibini çağırmaya hakkı yoktur da ondan. Feth'in geri kalanları niçin götürdüğünü biliyor musunuz? Çünkü kişinin tevekkülü tam olduğu zaman artık yük ona zarar vermez".

Ebu Ali Rüzbârî bir ziyafet tertip edip o ziyafette bin kandil yaktı. Bu durum karşısında bir kişi kendisine itiraz etti. Bunun bir israf olduğunu söyledi. Bu itiraza karşı Rüzbârî itirazcıya şöyle dedi: 'İçeri gir ve Allah için yakmadığım bir kandili söndür'. Adam içeri girdi, fakat lâmbalardan bir tanesini bile söndüremedi. Böylece emeline nâil olamayarak çıkıp gitti.

Ebu Ali el-Rüzbârî, birkaç denk şeker satın aldı. Helvacılara şekerden bir kale yapmalarını emretti. Onlar da onun emrini yerine getirip, şekerden yapılmış nakışlı direkler üzerine oturtulmuş mihrablar ve şerefeler kurdular. Bütün bunları yaptıktan sonra sûfîleri davet etti. Sûfîler o duvarları yeyip bitirdiler

9. İmam Şafii yemeğin dört şekilde yenildiğini söyledi. a) Bir parmakla yemek, bu kibarlıktandır. b) İki parmakla yemek mütekebbirliktir. c) Üç parmakla yemek sünnettir. d) Dört ve beş parmakla yemek oburluktur.

Dört şey vardır ki, bedeni takviye ederler:
1) Et yemek
2) Güzel kokular sürünmek
3) Cinsî münasebette bulunmadan yıkanmak
4) Keten giymek

Dört şey vardır ki, bedeni zayıflatır:
1) Çok cinsî münasebette bulunmak
2) Çok üzülmek
3) Aç karnına çok su içmek
4) Otururken arkasını kıbleye çevirmek

Dört şey vardır ki; insanın gözünün nûrunu artırır:
1) Kıbleye doğru oturmak
2) Uyku ânında gözüne sürme çekmek
3) Yeşile bakmak
4) Temiz elbise giymek

Dört şey vardır ki, gözü zayıflatır:
1) Pisliğe bakmak
2) Asılmış insanın ölüsüne bakmak
3) Kadının fercine bakmak
4) Otururken arkasını kıbleye çevirmek.

Cinsî münasebeti artıran dört şey vardır:

1) Serçe eti yemek
2) Itrifili ekber (birkaç maddeden mürekkeb bir ilâcdır) almak
3. Habbet'il-Hazra ile bademden yapılan Füstuk denilen ilâcı yutmak
4) Maydanoz yemek

Dört çeşit yatma (uyuma) şekli vardır:

1) Sırtüstü yatmak
Bu tarzda uyumak peygamberlerin uykusudur. Peygamberler,bu şekilde uzanarak yer ve göklerin yaratılışını düşünürlerdi.
2) Sağ yana yatmak
Bu tarz uyumak, âlim ve âbid kimselere mahsusdur.
3) Sol tarafı üzerine uyumak
Böyle uyumak sultanların ve padişahların uykusudur. Onlar yediklerini hazmetmek için bu şekilde yatarlar.
4) Yüzüstü uyumak
Bu şekilde uyumak, şeytanlara mahsustur.

Aklı artıran dört şey vardır:
1) Fazla konuşmayı terketmek
2) Misvak kullanmak
3) Sâlih kimselerle oturmak
4) Âlimlerle oturmak

Dört şey vardır ki, ibadetten sayılır:
1) Abdestsiz adım atmamak
2) Çok secde etmek
3) Camilerden hiç ayrılmamak
4) Çokça Kur'an okumak

Yine İmam Şafiî şöyle demiştir: 'Aç karınla hamama girip çıktıktan sonra yemeği tehir eden bir kimsenin nasıl olup da ölmediğine hayret ediyorum'.

Yine şöyle demiştir: 'Veba hastalığına Binefsec (Menekşe)den daha faydalı bir şeyin olduğunu zannetmem. Hasta olan kimse onunla hem yağlanır, hem de içer'.

En doğrusunu Allah bilir!

63) Müslim
64) Taberânî
65) Tirmizî ve İbn Hibban
66) Merceme b. Adî
67) Ebu Dâvud, Tirmizî ve İbn Mâce
68) Ka'b b. Mâlik

Milat Ailesi iftarda buluştu

Milat ve Yenisöz ailesi, 8. kez düzenlenen geleneksel iftar programında bir araya geldi. Ertuğrul Gazi Parkı Osmanlı Konağı'nda gerçekleştirilen iftar programına Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Adakoğlu, Medya Grup Başkanımız Ahmet Zeki Gayberi, Genel Yayın Koordinatörümüz Serdar Arseven, Ankara Temsilcimiz Bayram Zilan ve Milat ve Yenisöz yazarları katıldı.

Kudüs'e giriş engeli

BİM 10 Mayıs aktüel ürünler indirim kataloğu!

Türkiye'deki marketler zincirinden biri olan ''BİM'' 10 Mayıs Aktüel İndirim ürünler kataloğu yayınladı. 10 Mayıs 2019 tarihi için indirimde olan ürünleri haberimizde bulabilirsiniz. İndirimli ürünler hangileri? Kampanya ne kadar sürecek? Öğrenmek için haberimizi okuyun.

Anadolu Savunma 'Seyit' ile görücüye çıktı

Assange'a böyle götürüldü

Günün diğer manşetleri

Marangoni etkisi nedir

İki sıvının farklı yüzey gerilimleri neticesinde birbirleri arasındaki kütle transferine Marangoni Etkisi denir.

Gri kategorideki teröristin yakalanma anı

İçişleri Bakanlığının Terörden Arananlar Listesi'nde "gri kategori"de yer alan PKK'lı terörist "Aras Faraşin" kod adlı Aras Aslan'ın yakalanma anı güvenlik kamerasına yansıdı.

Yıl 1951 ilk kurşun geçirmez cam testi

Balinaların devasa büyüklükleri ve onlarla oynayan yunuslar

"Doğa mutlaka bir yolunu bulur"

Ak Parti tespit etti! Hedef kayıp 430 bin seçmen
Dijital çağı yakalamalıyız
Darbenin izleri silindi
Bir skandal daha! Belediye bütçesinden propaganda
ABD'den Yunanistan'a askeri sevkiyat
Fatih Terim'den 5 yıllık imza!
Aslan kutlamalara başladı
Erdoğan'dan o sanatçılara sitem
İranlı Sünni vekillerden Hamaney'e mektup
İlan İHH
İnfaz edilen kadın teröristin not defterinden çıktı
İlan - Mirasımız Derneği
Türkiye'den yeni Çin hamlesi! Yürürlüğe girdi
Lapseki kesonu batırıldı!
Prim eksiği olana müjde!

Kajunun faydaları...

Kaju, vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin bir kuru yemiş olan Kajunun faydalarını sizin için araştırdık. Genelde fıstık haliyle bilinen kajunun meyvesi de bulunuyor. Peki kajunun faydaları nelerdir? Kaju hangi hastalılara iyi gelir? kajunun besin değeri nedir? İşte kajunun faydaları...

Kaparinin faydaları nelerdir?

Gebre otu olarak da bilinen kaparinin faydaları nelerdir? Kapari nasıl yetişir? Kapari nasıl tüketilir? Kapari hangi hastalılara iyi gelir? Kapari nasıl yenir? İşte kapari hakkında bilgiler...

Zeytinyağının yüze faydaları...

Zeytinyağı yüze sürülür mü? Bir çok cilt bakım ürününde kullanılan zeytinyağının yüze faydaları nelerdir? Bu yazımızda zeytinyağının yüze faydalarını bulabilirsiniz. İşte zeytinyağının yüze faydaları...

Tırnak batıkları nasıl temizlenir?

Tırnak batığı ileri aşamalarda ciddi sorunlara yol açabiliyor. O aşamaya gelmeden erken evde tedavi edilebiliyor. Tırnak batmasının nedenleri nelerdir? Tırnak batıkları nasıl temizlenir? İşte cevabı...

Şekerpare nasıl yapılır?

Şerbetli tatlı denince ilk akla gelen isimdir şekerpare. Çayla beraber adeta lezzet şölenine dönüşür. Ancak şerbetini ve pişirme süresini ayarlayabilmek çok önemlidir. Peki Şekerpare nasıl yapılır?

En Çok Okunan Haberler