İsmi Azam duası Arapça ve Türkçe okunuşu ile mana ve faziletleri

Güncelleme: 20.08.2019 15:18

İsmi azam duasını bir çoğumuz duymuştur. "Duanız olmasa ne ehemmiyetimiz var" şeklinde buyuyor Cenabı Allah. Ettiğimiz her dua bu dünyada kabul olmasa bile, ahiret hayatında mükafat olarak karşımıza çıkacak. Yapacağımız duaların makbul yani kabul olması için namazlarımızı düzgün şekilde kılıp, duaya durmak daha efdaldir. Yapacağımız duanın kabul olacağına veya Allah'ın muhakkak duaya cevap vereceğine kesin olarak iman etmemiz çok mühimdir. Dualar içinde müstesna bir yere sahip olan İsmi Azam duasının faziletleri ise saymakla bitmez. Bunlardan biri de bu ismi şerifi herhangi bir niyetle 11 kere okuyan kişinin, mutlaka o niyetine nâil olacağı yönündedir. Buradaki kesinlik duanın kabul göreceği veya duaya bir cevap geleceği yönünden olabilir.

>>>SAYFA İÇİNDE BUL>>>
ARAPÇA OKUNUŞA GİT>>>
LATİN OKUNUŞA GİT>>>
MEALE GİT>>>
FAZİLETLERE GİT>>>
MÜHİM BİLGİLER>>>

Allah Rasulu (s.a.v.) dahi kabul olunmayacak duadan Allah Tealaya sığınmıştır. İsm-i Azam ile edilen dua, istenilen hacet kabul olunması umulur. Bu denli önemli ve kuvvetli bir dua olduğu için İsmi Azam duası gizlidir. İsm-i Azam duasının hangi dua olduğuna dair çeşitli rivayetler vardır. Allah Rasulunün (s.a.v.) edilen bazı dualar için; " Bu duada ism-i azam vardır" buyurdukları duaların toparlanması ile oluşmuştur. Kesin olarak hangisi olduğu gizli olduğu için, hepsiyle dua etmek en güzel davranıştır. Bir hadis-i şerifte Hz. Muhammed (as)  İsm-i Azam şu üç surededir; Bakara Suresi. Al'i-imran Suresi, Da-Ha Suresi" buyurmuşlardır.

Peygamber (S.A.V) Efendimiz şöyle buyurmuştur;

“Nefsim kudretinde olan Allâhü Teâlâ’ya yemin ederim ki:Allâhü Teâlâ Azim-üş-şân,İsm-i Âzam’ı ile edilen  duaya icâbet  eder,istenileni verir.”

İsmi Azam duası yapılırken, Allah’ın Esmaül Hüsna’dan 5 isim kullanılır ve o isimler şunlardır;

Ferd, Hay, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs

Dua hakkında Bediüzzaman Hz. şöyle buyurmuştur;

“Bu isimleri her birisi ya ism-i a’zamdır ya da bu altı ismin tamamından hasıl olan nur, ism-i azamdır”
İsmi Azam duasında bu 5 ismi kullanılır ve aynı zamanda Fatiha Suresi, İhlas Suresi ve Ayetel Kursi okunmaktadır. Sonrasında beden ve ruh temizliği için abdest alınmalıdır. Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp niyet edilip 3 kez Fatiha Suresi, 3 kez İhlas Suresi ve 1 kez de Ayetel Kursi okunmalıdır.

 

İSMİ AZAM DUASI ARAPÇA OKUNUŞU

 


İsm-i Azam duası okumaya başlarken yapılaması hasen olan davranışlar;
-Haceti için İsm-i Azam duası okumak isteyen kişi öncelikle abdest almalıdır.
-Tam bir teslimiyet ile; "acaba duam kabul olur mu?" vesvesesi taşımadan tereddütsüz salim bir kalp ile okumalıdır.
-Dua etmek için; etrafta huşuyu bozacak bir şey olmayan temiz ve tenha bir yere çekilmelidir.
-Mümkünse gece yarısı geçtikten sonra, seher vaktinde Allahu Tealaya ellerini ve gönlünü açarak samimi bir dille dua etmelidir.
-Önce euzu besmele,Allahu Tealaya hamdu sena ve Rasulullah Efendimize(s.a.v.) selavat getirmelidir.

>>>SAYFA İÇİNDE BUL>>>
ARAPÇA OKUNUŞA GİT>>>
LATİN OKUNUŞA GİT>>>
MEALE GİT>>>
FAZİLETLERE GİT>>>
MÜHİM BİLGİLER>>>

 

LATİN HARFLER İLE İSMİ AZAM DUASI

Allah Rasulunun (s.a.v.);" bu kişi İsm-i Azam ile dua etti" buyurarak işaret ettiği duaların toplanmış hali şudur;

Bismillahirrahmanirrahim

Allahumme inni eseluke'l-hamdu la ilahe illa ente'l-mennanu ya hannanu ya mennanu ya bedia's-semavati ve'l-erdı ya zel celali vel ikram.Ya Hayyu Ya Kayyum. La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu mine'z-zalimin. Allahumme inni eseluke bi enni eşhedu enneke entellahu la ilahe illa ente'l-ehadu's-samedullezi lem yelid ve lem yuled ve lem yekunlehu kufuven ehad. Elif Lam Mim Allahu la ilahe illa huve'l-hayyu'l-kayyum.ve ilahukum ilahun vahıdun la ilahe illa huve'r-rahmanur-rahim ya zel celali vel ikram ya erhame'r-rahimin. Allahumme inni eseluke bi enneke entellahu la ilahe illa ente'l-vahidu'l-ehadu'l-ferdu's-samedullezi lem yelid ve lem yuled ve lem yekun lehu kufuven ehad. La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh,lehu'l-mulku ve lehu'l-hamdu ve huve ala kulli şey'in gadir, la ilahe illallahu ve la havle ve la guvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azimi eseluke bismike'l-eazzu'l-ecellu'l-ekramu. Rabbi rabbi rabbi ya rabbi ya rabbi ya rabbi, la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh,lehu'l-mulku ve lehu'l-hamdu ve huve ala kulli şey'in gadir. Elhamdulillahi subhanallahi ve'l-hamdulillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber ve la havle ve la guvvete illa billahi'l-aliyyil-azim.

İsm-i Azam duası okunduktan sonra şöyle dua edilir;

Allahumme ecib dağveti vegdi haceti bi rahmetike ya erhame'r-rahimin ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve eshabihi ecmeıne amin ya rabbe'l-alemin el'fatiha.

>>>SAYFA İÇİNDE BUL>>>
ARAPÇA OKUNUŞA GİT>>>
LATİN OKUNUŞA GİT>>>
MEALE GİT>>>
FAZİLETLERE GİT>>>
MÜHİM BİLGİLER>>>

 

İSMİ AZAM DUASININ MEALİ

“Allah'tan başka ilah yoktur. Ancak, Celil ve Cebbar olan O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. Ancak bütün kullarının hallerine vakıf olan ve kusurlarını örtbas edendir. Allah'tan başka ilah yoktur. Gece ile gündüzü halk eden O'dur. Allah'tan başka ilah yoktur. Tektir, şeriki yoktur, tektir ve birdir. Biz O'na hamdü sena ederiz. Allah'tan başka ilah yoktur. Ancak O vardır, tektir, ortağı yoktur. Tek bir Allah'tır. Biz O'na ibadet ederiz. Allah'tan başka ilah yoktur. Ancak O vardır, tektir ve ortağı yoktur. Tek bir ilahtır. Bizler O'na şükrederiz. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah tektir, ortağı yoktur, Muhammed O'nun Resuü'dür. Hay ve Kayyum O'dur. Allah'ın rahmeti mahlukatının en hayırlısı olan Muhammedin al ve ashabının ve hepsinin üzerine olsun. Şehadet ederim ki Sen hem Rabbimiz ve hem de Halikimizsin. Allah'ım, beni mağfiret eyle, ey Allah, ey Allah, ey Allah Rahmetinle beni yarlığa Zira, Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.”

>>>SAYFA İÇİNDE BUL>>>
ARAPÇA OKUNUŞA GİT>>>
LATİN OKUNUŞA GİT>>>
MEALE GİT>>>
FAZİLETLERE GİT>>>
MÜHİM BİLGİLER>>>

 

İSMİ AZAM DUASININ FAZİLETLERİ

Kılınan her namazın ardından bu İsm-i Âzam‘ı yüz on bir (111) kere okursa, Allâh-u Teâla ona sır kapılarını açar, mülk ve melekûtü tanıtır, bütün mahlukâtı dilediği sûretle evirip çevireceği şekilde kendisi için müsahhar kılar.

Bu ismi şerifi düşmanlarının yanında okuyan kişi hasmına gâlip gelir ve ondan ancak hayır görür.
Bu ismi şerifi bir yöneticinin huzurunda okuyan kişiye karşı o âmirin öfkesi diner, kendisi hakkında hangi tür ceza kesinleşse bile o yönetici tarafından o ceza kaldırılır.

Bu ismi şerif bir sancak üzerine okunursa o asker bozguna uğramaz.

Her kim bu ismi şerifi yenilecek yahut içilecek bir şey üzerine okuyup onu istediği birine yedirirse o kişi onu gayri ihtiyâri olarak muhabbet besler.
Bu ismi şerifi kılıcına yahut yüzüne nakşettiren kişi o nakşı kime gösterirse o kişiler onun etkisinde kalarak ezik duruma düşer, düşman dahi olsa kaçmak mecburiyetinde kalır.

Bu ismi şerifi bir kağıda yazıp bir mekânın kapısına yerleştiren kişiye o mekana giren herkes muhabbet besler, özelliklede belli bir şahsın ismini bu isimlerle birlikte yazarsa ona daha ziyâde tesir eder.

>>>SAYFA İÇİNDE BUL>>>
ARAPÇA OKUNUŞA GİT>>>
LATİN OKUNUŞA GİT>>>
MEALE GİT>>>
FAZİLETLERE GİT>>>
MÜHİM BİLGİLER>>>

 

İSMİ AZAM DUASI İLE İLGİLİ MÜHİM BİLGİLER (İslam Ansiklopedesi)
الإسم الأعظم
Allah’ın en büyük ismi anlamında bir tabir.

Kur’ân-ı Kerîm’de ism kelimesi yirmi âyette Allah’a nisbet edilmekle birlikte a‘zam sıfatıyla bir niteleme yer almamaktadır (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ism” md.). Bir âyette rabbin isminin yüce olup hayırlara vesile teşkil ettiği ifade edilmiş (er-Rahmân 55/78), iki âyette “ism-rabbik” terkibine “azîm” sıfatı (el-Vâkıa 56/96; el-Hâkka 69/52), bir âyette de aynı terkibe “a‘lâ” nitelemesi eklenmiştir (el-A‘lâ 87/1). Ancak bu âyetlerin üçü de rabbin isminin tenzih edilmesini emretmektedir. Müfessirler genelde bu tenzihin Allah’ın zâtına râci olduğunu kabul etmekte ve isim kelimesinin bir vasıta görevi üstlendiğini veya sıfat mânasına geldiğini belirtmektedir (Taberî, XXX, 189-190; Zemahşerî, IV, 738; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîḥu’l-ġayb, XXXI, 136-138). 

İsm-i a‘zam hakkında nakledilen hadislerden Esmâ bint Yezîd, Ebû Ümâme, Büreyde b. Husayb, Enes b. Mâlik ve Hz. Âişe yoluyla gelen rivayetler İbn Mâce’nin es-Sünen’inde mevcuttur (“Duʿâʾ”, 9). Bunların dışında kalan ve dolaylı olarak ism-i a‘zamı ilgilendiren rivayet ise Übey b. Kâ‘b yoluyla gelmiştir (Müsned, V, 142; Müslim, “Ṣalâtü’l-müsâfirîn”, 258; Ebû Dâvûd, “Vitir”, 17). Adı geçen ilk iki sahâbî ile Übey b. Kâ‘b’dan gelen rivayetlere göre Hz. Peygamber ism-i a‘zamın Bakara, Âl-i İmrân ve bir rivayette Tâhâ sûresinde yer alan “Allāhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” (اللهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ) cümlesinden ibaret olduğunu söylemiştir. Büreyde ve Enes b. Mâlik yoluyla gelen rivayetlerin metinleri farklı kelimelerle de olsa önceki metin gibi tevhid ilkesini içermekte ve Resûl-i Ekrem’in şu ifadesiyle sona ermektedir: “Bu duayı yapan Allah’ın ism-i a‘zamı ile dilekte bulunmuş olur. Allah, ism-i a‘zamı anılarak kendisinden talepte bulunulduğunda talebi yerine getirir, ism-i a‘zamla dua edildiğinde duayı kabul eder” (Müsned, III, 120, 158, 245, 265; V, 350, 360; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 9). Muhaddis İbn Hacer’in, ism-i a‘zam hakkında nakledilen rivayetlerin sened açısından tercih edilmeye en uygun olanı diye nitelediği Büreyde hadisi (Fetḥu’l-bârî, XII, 527) birkaç kelime farkı ile İhlâs sûresine benzemektedir: “Allahım! Senin Allah, ahad ve samed oluşunu, doğurmak, doğmak, dengi ve benzeri bulunmak gibi beşerî özelliklerden münezzeh bulunuşunu vesile edinerek senden talepte bulunuyorum”(اللهم إني أسألك بأنك أنت الله الأحد الصمد الذي لم يلد ولم يولد ولم يكن له كفوًا أحد). 

Hz. Âişe’den gelen iki rivayetin birinde Resûlullah’ın yaptığı bir duada Allah’ın asîl (tâhir, tayyib), mübarek ve zâtınca en sevimli ismiyle tevessül ettiği, ayrıca bu isim aracılığıyla dua edildiği, dilekte bulunulduğu, rahmet ve lutufkârlığı talep edildiğinde Cenâb-ı Hakk’ın kabul ile mukabelede bulunacağının bildirildiği ifade edilmiş (İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 9), fakat isim hakkında bir açıklama yapılmamıştır. Esmâ-i hüsnâ içindeki üstün konumu göz önünde bulundurulduğu takdirde bunun Allah ismi olabileceğini söylemek mümkündür. İsnadında bazı problemlerin olduğu ifade edilen aynı rivayetin devamında kaydedildiği üzere Hz. Âişe, duaların kabulüne vesile olan ismi öğretmesini Resûl-i Ekrem’den istemiş, fakat olumlu cevap alamamıştır. Bunun üzerine Âişe iki rek‘at namaz kılıp içinde Allah, rahmân, ber ve rahîm isimleriyle “senin bütün güzel isimlerin” ifadesinin geçtiği bir dua okumuş, duayı dinleyen Resûlullah, “Benden öğrenmek istediğin isim duanda yer alan isimler arasında bulunmaktadır” demiştir. 

Âlimlerin ism-i a‘zamla ilgili görüşlerini üç noktada toplamak mümkündür. 1. Başta Ca‘fer es-Sâdık, Cüneyd-i Bağdâdî, İbn Cerîr et-Taberî, Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî, İbn Hibbân ve Bâkıllânî olmak üzere bazı âlimler ism-i a‘zam diye bir şeyin bulunmadığını söylemişlerdir (Fahreddin er-Râzî, Levâmiʿu’l-beyyinât, s. 92-94; İbn Hacer, XII, 526). Buna göre rivayetlerde yer alan a‘zam kelimesi “büyük, yüce” anlamındaki azîm yerine kullanılmış olup buradaki yücelik harflerden oluşan isme değil onun delâlet ettiği zâta aittir. Kul samimiyetle dua ettiği takdirde dileği kabul edilir. 2. İsm-i a‘zam aslında var olmakla birlikte Kadir gecesi, dua ve ibadetlerin makbul olduğu cuma gününde gizlenmiş özel vakit gibi sadece Allah tarafından bilinmektedir. Ayrıca bu ismin esmâ-i hüsnâ içinde bulunduğunu söylemek veya kulun duygulandığı her ilâhî ismin ism-i a‘zam olabileceğini kabul etmek de mümkündür (Süyûtî, II, 135-136). 3. İsm-i a‘zam mevcut olup insanlar tarafından bilinmektedir. Bu telakkiye göre sözü edilen isme “en büyük” denilmesinin sebepleri sadece kâinatı yaratan ve yöneten en yüce varlığa nisbet edilmesi, içeriğinin zengin ve sevabının çok olması ve duaların kabulüne vesile teşkil etmesi gibi hususlardır. 

İbn Hacer ve Süyûtî, ism-i a‘zamın neden ibaret olabileceği konusunda ileri sürülen görüşleri benzer bir şekilde sıralamışlardır (Fetḥu’l-bârî, XII, 526-527; el-Ḥâvî li’l-fetâvâ, II, 136-139). Bu tür listelerde kaydedilen metinlerin bir kısmı yukarıda sözü edilen hadislere dayanmakta, bir kısmı da şahsî tahminlerle belirlenmektedir. Süyûtî’nin listesinde on altıya kadar çıkan bu metinlerin başında Allah ismi (veya O’na râci “hüve[hû]” zamiri) gelmektedir. En uzunu bir satır tutan metinlerde işlenen ortak tema Allah’ın birliği, engin merhameti ve kâinatı yaratıp yönetmesidir. İsm-i a‘zam metinleri arasında yukarıda zikredilenlerden başka besmele, kelime-i tevhid, esmâ-i hüsnânın tamamı, Allahümme, rabbi rabbi, mâlikü’l-mülk, zü’l-celâli ve’l-ikrâm ve Hz. Yûnus’un duası olan “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn” (لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ) ibareleri kaydedilebilir. 

Şiî âlimlerinin ism-i a‘zam hakkındaki genel kanaatleri de farklı bir durum arzetmemektedir. Onlardan nakledilen rivayetlerin birinde (Muhammed el-Garavî, s. 63) ism-i a‘zamın imamlardan ibaret olduğu, amellerin makbul sayılabilmesi için Şiî imamlarının tanınıp benimsenmesinin gerektiği yolundaki telakkiye itibar etmek mümkün değildir. 

İsm-i a‘zam hakkında nakledilen rivayetlerle ileri sürülen fikirlerin incelenmesinden anlaşılacağı üzere böyle bir ismin mevcudiyeti kesin olarak sabit değildir. Ṣaḥîḥ-i Müslim’de yer alan (“Ṣalâtü’l-müsâfirîn”, 258) ve aslında ism-i a‘zam adını içermeyen Übey b. Kâ‘b rivayetinin dışında konuyla ilgili olarak Ṣaḥîḥayn’de herhangi bir nakle rastlanmamıştır. Diğer bazı hadis kaynaklarında yer alan rivayetler isnad açısından pek sağlam görülmemiş ve bu sebeple naslarda geçmeyen bazı ism-i a‘zam metinlerinin tesbiti cihetine gidilmiştir. Ancak bu tür tesbitler herkesi ilgilendiren bir konuma sahip olmayıp sadece belirleyicisini veya mânevî yönelişi ona paralel olanları etkileyebilir. Bütün ilâhî isimlerin mânalarını içerdiği göz önünde bulundurularak Allah lafzına öncelik vermek, buna besmeleyi ve kelime-i tevhidi de eklemek mümkündür. 

İsm-i a‘zamla ilgili olarak rivayet edilen hadisler ve bu konuda ciddi âlimler tarafından ileri sürülen fikirler bu isim aracılığıyla duaların kabul edilmesi hedefine yöneliktir. Dua ruhun yücelişi ve kulun Allah’ı kendisine yakın hissedişinden ibaret olduğu (el-Bakara 2/186), ayrıca ibadetin özünü teşkil ettiğine göre (Tirmizî, “Duʿâʾ”, 1) ism-i a‘zamla maddî sonuçların değil mânevî kazançların elde edilebileceği açıktır. Bu sebeple mevcudiyeti kesin olmayan, eğer varsa hangi isimden veya isimler grubundan oluştuğu bilinmeyen ism-i a‘zamı Hurûfîlik alanına çekip ondan maddî sonuçlar beklemek din, bilim ve akılla uzlaştırılması mümkün olmayan bir davranıştır. Bu tür telakkiler arasında ism-i a‘zamın hastalıklara şifa olduğu, büyüyü bozduğu, iki kişi arasında sevgi veya nefretin doğmasını sağladığı, seyir halinde olan gemiyi durdurduğu vb. iddialar zikredilebilir (Ahmed b. Ali el-Bûnî, s. 86-89; Muhammed el-Garavî, s. 58-59). 

Esmâ-i hüsnâya dair eserlerde ism-i a‘zam konusuna yer verildiği gibi bu mevzuda müstakil çalışmalar da yapılmıştır. İbnü’d-Düreyhim’in Ġāyetü’l-maġnem fi’l-ismi’l-aʿẓam (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 627), İbn Bintü’l-Meylak diye tanınan Muhammed b. Abdüddâim’in Cevâbü meni’stefhem ʿani’smillâhi’l-aʿẓam (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 609; Brockelmann, II, 148), Şemseddin es-Sehâvî’nin el-Ḳavlü’l-etem fi’smi’l-aʿẓam (Îżâḥu’l-meknûn, II, 246), Celâleddin es-Süyûtî’nin ed-Dürrü’l-munaẓẓam fi’l-ismi’l-aʿẓam (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 734) ve Muhammed el-Garavî’nin el-İsmü’l-aʿẓam (Beyrut 1402/1982) adlı eserleri bunlardan bazılarıdır. Georges C. Anawati’nin kaleme aldığı “Le nom suprême de Dieu” adlı makalede Fahreddin er-Râzî’nin Levâmiʿu’l-beyyinât’ındaki ilgili bölüm özetlenmiş, ardından ism-i a‘zamın halk inancındaki kullanılışına yer verilmiştir (Atti del Terzo Congresso di Studi Arabi e Islamici, Napoli 1967, s. 7-58). 

>>>SAYFA İÇİNDE BUL>>>
ARAPÇA OKUNUŞA GİT>>>
LATİN OKUNUŞA GİT>>>
MEALE GİT>>>
FAZİLETLERE GİT>>>
MÜHİM BİLGİLER>>>

İLGİLİ HABERLER (Ayrı pencerede açılır)
>>
YASİN SURESİ
>>FELAK NAS SURELERİ
>>NAZAR DUASI
>>FETİH SURESİ
>>MERYEM SURESİ
>>VAKIA SURESİ
>>İSMİ AZAM DUASI
>>TAHA SURESİ
>>LEV ENZELNA
>>HAŞR SURESİ

 

İsm-i Azam Kur'an-ı Kerim'dedir. Hangi ayetler olduğu gizli tutulmuştur. Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) ;" İsm-i Azam ile edilen dua kabul olur ve dileği yerine gelir." -İbni Mace- buyurmuşlardır

Kulun en çok ettiği dua; ettiği duaların kabul olunmasıdır. Duanın kabul olunması en büyük mutluluktur ve kul duasının kabulü için gerekli her şartı öğrenip uygulamak için çok titizlenir.

Dualarımız olmazsa ne ehemmiyetimiz var? Duaların öneminin hayatımızda çok önemli bir yeri var. Ettiğimiz her dua kabul olmasa bile diğer dünyadaki mükafatını göreceğimizi biliyoruz. Ettiğimiz duaların kabul olması için namazlarımızı düzgün bir şekilde kılıp duamızı öyle etmeliyiz. İmanımızın da çok güçlü olması dualarımızın kabulü için önemlidir. İsmi Azam duasının faziletleri saymakla bitmez. Bunlardan biri de Bu ismi şerifi herhangi bir niyetle 11 kere okuyan kişi mutlaka o niyetine nâil olur. 

Yıldız meyvesi (karambola) nedir? nasıl tüketilir?

Diş ağrısı nasıl geçer?

Kafadaki kepek neden olur?

Ebû Akîl (r.a.) kimdir? Sahabelerin hayatı
Peygamberimiz nasıl dua ederdi? (Yemekten Sonra Ellerini Yıkarken)

Sıtmanın belirtileri nelerdir?

Kan içmek haram midir?

İnsan neden dua eder?