Kabe imamı kıraatiyle Yasin suresi dinle

Güncelleme: 18.10.2019 14:26

Kuran'ın 36. suresi olan Yasin suresi Mekke döneminde indirilmiştir. 83 ayetten oluşan Yasin suresini Kabe imamının muhteşem kıraati ile burada dinleyebilirsiniz. İşte Kabe imamı kıraatiyle Yasin suresi okunuşu...

Kuran'ın 36. suresi olan Yasin suresi Mekke döneminde indirilmiştir. 83 ayetten oluşan Yasin suresini Kabe imamının muhteşem kıraati ile burada dinleyebilirsiniz. İşte Kabe imamı kıraatiyle Yasin suresi okunuşu...

YASİN SÛRESİ TÜRKÇE OKUNUŞU
Bismillahirrahmanirrahim
1. Yasın

2. Vel kur’anil hakiym

3. İnneke le minel murseliyn

4. Ala sıratım müstekıym

5. Tenziylel aziyzir rahıym

6. Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun

7. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü’minun

8. İnna cealna fı a’nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun

9. Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun

10. Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü’minun

11. İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım

12. İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey’in ahsaynahü fı imamim mübiyn

13. Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel murselun

14. İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun

15. Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey’in in entüm illa tekzibun

16. Kalu rabbüna ya’lemü inna ileyküm le murselun

17. Ve ma aleyna illel belağul mübın

18. Kalu inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym

19. Kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun

20. Ve cae min aksal medıneti racülüy yes’a kale ya kavmittebiul murseliyn

21. İttebiu mel la yes’elüküm ecrav vehüm mühtedun

22. Ve ma liye la a’büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun

23. E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey’ev ve la yünkızun

24. İnnı izel le fı dalalim mübın

25. İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun

26. Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya’lemun

27. Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn

28. Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba’dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn

29. İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun

30. Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun

31. Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim la yarciun

32. Ve in küllül lemma cemiy’ul ledeyna muhdarun

33. Ve ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye’külun

34. Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a’nabiv ve feccerna fiyha minel uyun

35. Li ye’külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela yeşkürun

36. Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya’lemun

37. Ve ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun

38. Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil aliym

39. Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym

40. Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy yesbehun

41. Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun

42. Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun

43. Ve in neşe’ nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun

44. İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn

45. Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun

46. Ve ma te’tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn

47. Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut’ımü mel lev yeşaüllahü at’amehu in entüm illa fı dalalim mübın

48. Ve yekulune meta hazel va’dü in küntüm sadikıyn

49. Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te’huzühüm vehüm yehıssımun

50. Fela yestetıy’une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun

51. Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun

52. Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal murselun

53. İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy’ul ledeyna muhdarun

54. Fel yevme la tuzlemü nefsün şey’ev vela tüczevne illa ma küntüm ta’melun

55. İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun

56. Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun

57. Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun

58. Selamün kavlem mir rabbir rahıym

59. Vemtazül yevme eyyühel mücrimun

60. Elem a’hed ileyküm ya benı ademe el la ta’büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm mübiyn

61. Ve enı’büduni haza sıratum müstekıym

62. Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta’kılun

63. Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun

64. Islevhel yevme bima küntüm tekfürun

65. El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun

66. Velev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun

67. Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun

68. Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya’kılun

69. Ve ma alemnahüş şı’ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur’anüm mübiyn

70. Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın

71. E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en’amen fehüm leha malikun

72. Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye’külun

73. Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun

74. Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun

75. La yestetıy’une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun

76. Fela yahzünke kavlühüm inna na’lemü ma yüsirrune ve ma yu’linun

77. Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın

78. Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım

79. Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım

80. Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun

81. Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul alım

82. İnnema emruhu iza erade şey’en ey yekule lehu kün fe yekun

83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey’iv ve ileyhi türceun

YASİN SURESİNİN ANLAMI

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Yâsin.

2. Hikmet dolu Kur'an hakkı için ey Resulüm!

3. Muhakkak ki sen gönderilmiş peygamberlerdensin.

4. Doğru bir yol üzerindesin.

5. Üstün ve çok merhametli Allah'ın indirdiği (Kur'an yolu üzerindesin).

6. Ataları uyarılmadığı için gaflet içerisinde kalmış bir kavmi uyarman içindir.

7. Andolsun ki onların çoğunun üzerine söz hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

8. Gerçekten biz onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. O halkalar çenelerine kadar dayanmıştır. Onun için kafaları yukarı kalkıktır.

9. Biz onların önlerine bir sed, arkalarına bir sed çektik. Gözlerini de bir perdeyle örtüverdik, artık görmezler.

10. Onları uyarsan da uyarmasan da birdir. Onlar iman etmezler.

11. Sen ancak Zikr'e uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini bir mağfiret ve güzel bir mükâfat ile müjdele!

12. Hiç şüphesiz ki ölüleri ancak ve ancak biz diriltiriz. İşlediklerini ve eserlerini (geride bıraktıklarını) biz yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i mahfuz'da) saymışızdır.

13. Onlara o memleket halkını (Antakyalıları) misal getir. Hani oraya elçiler gelmişlerdi.

14. O zaman kendilerine iki elçi göndermiştik de, onları yalanlamışlardı. Biz de bir üçüncü ile onları takviye edip desteklemiştik. "Gerçekten biz size gönderildik." demişlerdi.

15. Onlar dediler ki: "Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Rahman herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz!"

16. Elçiler de: "Rabbimiz biliyor ki gerçekten biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.

17. "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."

18. Onlar dediler ki: "Doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizden size acı bir azap dokunur."

19. Elçiler şöyle cevap verdi: "Uğursuzluğunuz sizin kendinizdendir. Size nasihat ediliyorsa, bu uğursuzluk mudur? Hayır! Siz aşırı giden bir kavimsiniz."

20. Şehrin en uzak semtinden bir adam koşarak geldi. Dedi ki: "Ey kavmim! Gönderilmiş bulunan bu elçilere uyunuz."

21. "Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyunuz, onlar doğru yoldadırlar."

22. "Ben, beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döndürüleceksiniz."

23. "Ben, O'ndan başka ilâhlar edinir miyim hiç? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek dilerse, o putların şefaatı bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."

24. "O takdirde ben de gerçekten apaçık bir sapıklık içinde olurum."

25. "Şüphesiz ki ben sizin de Rabbiniz olan Allah'a inandım. O halde beni dinleyin."

26. Ona: "Cennete gir!" denildi. O da: "Keşke kavmim bilseydi!" dedi.

27. "Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını."

28. Biz ondan sonra kavminin üzerine, onları helâk etmek için herhangi bir ordu indirmedik ve zaten indirecek de değildik.

29. Sadece bir tek çığlık oldu, o anda hemen sönüverdiler.

30. Ne yazık şu kullara! Kendilerine hangi peygamber gelse, onu hemen alaya alırlardı.

31. Görmüyorlar mı ki, kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettik. Onlar artık kendilerine dönemezler.

32. Onların hepsi elbette huzurumuza getirileceklerdir.

33. Ölü toprak da onlar için bir âyet (delil)dir. Biz onu (yağmurla) dirilttik de ondan pek çok taneler çıkardık, işte onlar bunlardan yerler.

34. Biz yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları yarattık, içinden pınarlar fışkırttık.

35. Onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâlâ şükretmiyorlar mı?

36. Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir!

37. Gece onlar için bir delildir. Biz geceden gündüzü sıyırıp çekeriz de, onlar birden karanlıkta kalıverirler.

38. Güneş de kendine mahsus yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. İşte bu Azîz ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

39. Ay için de konak yerleri tayin etmişizdir. Nihayet o eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.

40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her birisi bir yörüngede yüzerler.

41. Onların zürriyetlerini (soylarını) dopdolu bir gemide taşımış olmamız da onlar için büyük bir âyet (ibret)dir.

42. Kendileri için bunun gibi daha nice binecek şeyler yarattık.

43. Dilersek onları suda boğarız. Ne kendilerine bir yardımcı bulunur, ne de kurtarılırlar.

44. Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ile ve bir süreye kadar geçinmeleri müstesnâ.

45. Onlara: "Yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işler hakkında Allah'tan korkun, umulur ki size merhamet olunur!" denildiği zaman (yüz çevirirler).

46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.

47. Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfedin!" denildiğinde, kâfirler müminlere: "Allah'ın, dileseydi doyuracağı kimseleri biz mi doyuralım? Siz gerçekten sapıtmış kimselersiniz." derler.

48. Onlar: "Eğer doğru sözlü iseniz bu vaad ne zaman gerçekleşecek?" derler.

49. Onların beklediği tek bir sestir. Birbirleriyle çekişip dururken ansızın onları yakalayıverir.

50. İşte o anda onlar ne bir tavsiyede bulunabilirler, ne de âilelerinin yanına dönebilirler.

51. Sur'a üflenince, kabirlerinden kalkıp Rablerine doğru akın ederler.

52. Derler ki: "Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Rahman olan Allah'ın vâdettiği işte budur. Demek peygamberler doğru söylemiş!"

53. Sadece tek bir sayha olur, sonra hepsi birden toplanıp huzurumuza getirilirler.

54. O gün hiç kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz ve ancak yaptığınızın karşılığını görürsünüz.

55. O gün cennettekiler bir zevk ve eğlence ile meşguldürler.

56. Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine yaslanmışlardır.

57. Orada onlar için her çeşit meyveler vardır. Bütün arzuları yerine getirilir.

58. Çok merhametli bir Rab olan Allah'tan onlara söz olarak selâm gelir.

59. Ey günahkârlar! Bugün şöyle ayrılın!

60. Ey Âdemoğulları! Ben size: "Şeytana ibadet etmeyin, o sizin apaçık bir düşmanınızdır." diye emretmedim mi?

61. "Ve bana kulluk edin, bu dosdoğru bir yoldur!" diye.

62. Andolsun ki o sizden birçok nesilleri kandırıp saptırmıştır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?

63. İşte bu size vaad edilen cehennemdir.

64. İnkârınızdan dolayı bugün girin oraya!

65. O gün ağızlarının üstüne mühür basarız. Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şâhitlik eder.

66. Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yol bulmaya çalışırlardı. Fakat nasıl görebilirlerdi ki?

67. Dileseydik oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik. Ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güçleri yetmezdi.

68. Biz kime uzun ömür verirsek, onun yaratılışını başaşağı çeviririz. Hâlâ akıllarını kullanmıyorlar mı?

69. Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi de. Bu ancak bir zikirdir ve apaçık bir Kur'an'dır.

70. Tâ ki diri olan kimseyi uyarasın ve verilen söz de kâfirlerin aleyhine gerçekleşsin.

71. Onlar görmediler mi ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere kendilerine nice hayvanlar yarattık. Onlar da bunlara sahip olmaktadırlar.

72. O hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Kimine binerler, kiminin de etinden yerler.

73. O hayvanlarda kendileri için daha nice faydalar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmezler mi?

74. Onlar kendilerine yardım edilir ümidiyle Allah'tan başka ilâhlar edindiler.

75. Oysa onlara yardım etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri o ilâhlar için yardıma hazır askerlerdir.

76. Sözleri seni üzmesin. Şüphesiz ki biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliriz.

77. İnsan, bizim kendisini nutfeden (kerih bir sudan) yarattığımızı görmez mi ki, şimdi o apaçık bir hasım kesilmektedir.

78. Kendi yaratılışını unutur da: "Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?" diyerek bize misal vermeye kalkışır.

79. De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O her türlü yaratmayı hakkıyla bilir."

80. O ki, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkardı. Siz de ondan ateş yakıyorsunuz.

81. Gökleri ve yeri yaratan, kendileri gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü O her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

82. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri sadece "Ol!" demekten ibarettir. O da hemen oluverir.

83. Her şeyin melekûtu (tasarrufu) elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir.

Yasin Suresi Latin ve Arapça okunuşu ile tefsir ve meali

El Vedud Esma Hüsnasının ne anlama geliyor, zikrinin faziletleri nelerdir?

Vakıa Suresi Latin ve Arapça okunuşu ile tefsir ve meali burada

Yıldız Kenter kimdir?
Sülük depresyona iyi gelir mi?

Vakıa suresinden sonra okunacak dua

Kâ'b bin Mâlik (r.a.) kimdir? Sahabelerin hayatı

Peygamberimiz nasıl dua ederdi? (Korktuğunda veya yalnızlık duyduğunda)