ERDOĞAN'IN en büyük bahtsızlığı böyle bir münevver topluluğuna mahkum olması sanırım.
Amerika Birleşik Devletlerinde başkanlık seçimi yapıldı ve seçmenin neredeyse yarısının sandık başına gitmediği bir seçimde Donald Trump, Hillary Clinton'dan 1 milyon daha az oy aldığı halde aslında kaybettiği seçimden başkan olarak çıktı.
Donald Trump, toplumun bir kısmına korku salan bir başkan adayı idi. Onun seçilme ihtimalinden korku duyan insanlar olduğuna ben şahit oldum.
Fransızca hocam Madam Shani korkuyordu mesela...
Daha ilginci "Donald Trump'ın başkan seçilme ihtimali sizi korkutuyor mu" sorusuna ben de muhatap kaldım.
Cevabım elbette "hayır" oldu. Bizde ondan bundan korkacak göz yok.
Bunun sebebi Trump'ı seviyor olmam ya da Hillary Clinton'u sevmiyor olmam değil. 14 senedir ABD'nin en yakın müttefiki olan Kanada'da yaşıyor olmam ve burda işlerin nasıl yürüdüğünü az çok biliyor olmam ve Trump ile Clinton arasında bir fark olmadığını bilmem, kayıtsız kalmamı gerektiriyor.
Yıllardır Gladyo, küresel sermaye, üst akıl ve Türkiye şubesi İttihatçılar üzerine yazılar yazarım. Bunu anlata anlata dillimizde tüy bitti. Nihayet biraz yol katettik, insanlar görünmeyen organizasyonların hayatımızda önemli etkilerinin olduğunu anladılar derken, aslında herşeyi yanlış anlamışlar...
Trump'a güzellemeler döşeyen, sistem karşıtı, halk kahramanı diyenler, bununla da yetinmeyip onu Erdoğan'a benzettiler.
Erdoğan'ın seçilmesini de içine sindiremeyenler varmış….
Vay be!...
Erdoğan'ın bir balıkçı kaptanının İstanbul'un gettolarında doğmuş büyümüş, simit satan oğlu olduğunu sanıyordum ben...
Ladies and gentlemen! Pek bir "hero" olarak sunduğunuz Donald Trump, zengin bir babanın, an itibariyle 4 trilyon dolarlık serveti olan çocuğudur. Kendisi "Milli Görüşçü" değil, ABD'de sistemin partisi kabul edilen "Republican Party" üyesidir. Bunun ne demek olduğunu anlayamamış münevverimiz için şöyle açıklayayım: Muharrem İnce, Cumhuriyet Halk partisinde neyse, Mister Donald Trump da odur..
Bak! iki partinin de içinde Cumhuriyet var!!!
ABD derin devletinin kontrolü altındaki iki "main Party" olan Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında aykırı bir adayın çıkması mümkün değil. Mümkün olmadığını Bernie Sanders'in saf dışı edilmesi ile gördük. "Dünya 5'ten büyüktür" diyen bir Erdoğan, "dünya Amerika Birleşik Devletlerinden ibarettir" diyen Trump bize farklı şeyler anlatıyor.
Siz bize ne anlatıyorsunuz, ben onu anlamadım.
NABIL WARDA
İlginç bir tartışmaya tanık oluyor Kanada şimdilerde.
Quebeck eyaleti (bizim Kürdistan'a benzerliği çoktur, sevgili Beşir Atalay bilir..) şehirlerinden Montréal'de bir inşaat şirketinin müslümanlara özel evlerin inşa edildiği bölgeler oluşturması girişimi sonrası başlayan tartışmalar bunlar.
Nabil Warda hristiyan kökenli, sonradan İslamı seçmiş bir iş adamı. Büyük bir inşaat şirketinin sahibi. Warda'ya göre Kanadalı müslümanlar kendi hayat tarzlarına göre yasayabilecekleri yaşam alanları oluşturmak ve mevcut bankacılık sistemine bulaşmadan ev sahibi olma hakkına sahip olmalılar.
Nabil Warda'nın sadece müslümanlar için düşündüğü bu sistemi ben tüm farklı kesimler için uygulanması gereken bir zorunluluk olarak görüyorum. Devlet ve özel sektör, birbirine bir yönüyle çok benzeyen fakat aynı zamanda alabildiğine farklı kesimlerin kendilerini daha huzurlu hissedebileceği alanlar inşa etmeli, aynı şehirde bu farklılıklar birbirine değmeden, çatışmaya girmeden yaşayabilmeli.
Birbirinden nefret eden kesimleri birarada yaşamaya zorlamak neden?
Her gruba bir devlet vermemiz mümkün değil. O halde aynı devlet çatısı altında özgür alanlar oluşturmalıyız. Osmanlı'da Dersim eyaleti buna iyi bir örnek. Bu örnekten yola çıkarak şehirlerde de özgün alanlar inşa edip insanları daha mutlu etme şansımız var. Bu özgün alanların çatışma tehlikesi üzerinde durulabilir. Devlet bu çatışmaların olmaması için tedbirler alır ve aşılır.
Gladyon'un en iyi anlaşabileceği kişi Doğu Perinçek'tir
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek...
Bizim İttihatçı solcuların sevgisi ile nefreti arasında gidip gelen şahsiyet.
PKK'li arkadaşlar bir ara çok sevmişlerdi kendisini.
Kandisi gidip Apo'dan gül alırken çektirdiği fotograftan sonra bu camiadan epey iltifatlar almıştı. İlişkileri sık ve samimi idi. Sonraları bu samimiyet derin nefretlere dönüşecektir fakat bu derin nefretlerin de derininde uykuda olan hücreler orada kalmaya devam edecektir.
2000'e Doğru dergisinin iyi bir okuyucusu olduğum yıllar...
O günlerde Sosyalizmden, halkların kardeşliğinden, federasyondan çokça bahsediyordu.
Doğu Perinçek bugünlerde ise sıkı Kemalist. Dün söylediklerinin hepsini yutmuş görünüyor.
Oysa henüz bir lise öğrencisi iken bile "bu adamların sol ile alakası yok, düpedüz Kemalist bunlar" dediğimi hatırlıyorum. Düşünün kendisine "Türk milliyetçiliğine karşı mısınız?" diye soran dönemin Anayasa Mahkemesi başkanı Yekta Güngör Özden'e "Türk Milliyetçiliğine karşıyız, mecbur değilim Atatürk milliyetçisi olmaya" diye cevap vermişti bu şahsiyet.
Solcu mu, sağcı mı, Milliyetçi mi, Kemalist mi, Kürtçü mü, Türkçü mü olduğu bir türlü anlaşılamayan bir karakter.
Türkiyeli münevverin bu kavramları bir türlü doğru olarak kullanmayı becerememesi (bak buna anlı şanlı hocaefendilerimiz, sosyal demokrat unvanlı proflarımız da dahil ha!) Doğu Perinçek'in ne olduğunun bir türlü bilinememesinde asıl sebeb.
Yeni başlayanlar için şunları söyliyeyim: Doğu bey dün olduğu gibi bugün de katıksız bir faşistdir. Bunu kendisini aşağılamak için söylemiyorum. Sonuçta faşizm de bir sistemdir, yönetim şeklidir. Faşist vatandaş, gururla "ben bir faşistim" diyebilmeli. Öyle solcuyum, sosyal demokratım, Sosyalistim, Kemalistim, ulusalcıyım ayaklarına yatmaya gerek bırakılmamalıdır.
Doğu bey seçimlere, insan haklarına, kişisel tercihlere, "Freedom of expression"a falan inanmaz.
Amerika'ya saydırdığına bakmayın, ABD derin devletinin en iyi anlaşabileceği siyasi bir figürdür. Zaten örnekleri ortada. Cizre'de halk devrimi, Washington'da biji Pentagon…
Sevgili Perinçek, atıp tutmasını çok sever. Her seçimden önce partisinin seçimden birinci çıkacağını söyleyecek kadar uçuk, seçimden yüzde 0.3 çekince, oyumuzu arttırdık diyecek kadar pişkindir.
Mevlam nasip etmesin, oyu yüzde 1'i bulsa seçim meçim takmaz, ihtilal yapmaya kalkacak kadar İttihatçıdır!
Hele o ihtilal başarılı olsun, ABD derin devletinin en sıkı dostu olacağından hiç şüpheniz olmasın.
Söylenmese eksik kalırdı
"Gelek mirov, bi demê xwe yê wala berdayî tên pêş."
"Pek çok insan, diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak öne geçer."- Henry Ford-