Türk-Rus ilişkileri ve FETÖ

0

Rusya'nın bundan 14 yıl önce FETÖ'nün okullarını ABD'ye casusluk faaliyetlerinde bulunduğu gerekçesiyle kapatmaya başlaması bizim Rusya ile ilişkilerimizi normalleştirmemiz için yeter de artacak bir nedendir. Bu bakımdan FETÖ ile mücadelede Rusya'nın tecrübelerinden istifade edilebilir.

İlk FETÖ okullarını kapatan devletin Özbekistan olduğunu da hatırlarsak, ikişkilerimiz bugünden itibaren normalleşme sürecine girmeli, gerekli adımlar da atılmalıdır. Bizatihi Taşkent ziyaretimde gördüm. Özbek otoriteleri Fethullah avına çıkmışlardı. Türkiye'den gelen herkesi potansiyel FETÖ gibi gördüklerinden Özbekistan ile aramız epeyce bir limonlanmıştı. Ortak düşman belli olduğuna göre yapılması gerekenler yapılmalı, geç kalmadan Türkiye'nin Taşkenti'nden Özbekistan'ın başkenti Taşkent'e kardeşlik köprüleri kurulmalı.

Zaten aramızdaki kardeşlik ikişkisini baltalayan da FETÖ ve taraftarlarıydı. Bunların gerçek yüzü de ortaya çıktığına göre devlet aklı yapılması gerekeni yapmalıdır.

Bunun yanında ABD ve AB üyesi ülkelerinin 15 Temmuz kalkışmasında aldıkları tavır ve hala teröristleri korumaya devametmeleri "müttefik" ve "düşman" algısının yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor.

Bir kere Rusya ile ilişkilerimizin normalleşmesi demek, bir bakıma 350 milyonluk Türk Dünyası'nın da yeniden Türkiye ile birlikte olması, birbirleri ile kenetlenmesi anlamına geliyor. Azarbeycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Doğu Türkistan'ı da içine alacak büyük bir havzanın yeniden dirilmesidir bu. Yeraltı ve yerüstü kaynakları ile dünyanın enerji havzasını oluşturan bu bölge dünyanın can damarını oluşturmaktadır.

Türkiye'nin halkı ile bütünleşmiş milli iradesi ile güç parametrelerini dengeleyen oyun kurucu rolünü de göz önünde bulundurarak, Türkiye'de bir eksen kayması yaşandığı, gibi bir yanlış algının da olmadığını söyleyebiliriz. Türkiye artık eksenlere kayan bir ülke olmaktan eksenleri kendi stratejilerine göre şekillendirebilen bir ülke konumundadır. Rusya görüşmesi de bunun apaçık ifadesidir.

ABD ve NATO'nun endişelerinin, Avrupa Birliği'nin beyni olan Almanya'nın tavırları Türk Rus ilişkilerinin önemini anlamak için yeterli bir nedendir. Konum itibariyle Türkiye, bir tarafta ABD ve AB'nin, diğer tarafta Rusya ve Çin'in hareketlerini dengeleyebilecek potansiyelde olması oyun kurucu olmas sorumluluğunu da artırıyor. Tarih boyunca burası dünyanın merkezi olmuş ve burayı kontrol edenin de dünyayı kontro edebileceğine inanılmıştır.

Şimdi bu sorumluluk Türkiye'nin sıtratejik aklındadır. Bir bakıma Türkiye farklı bloklar arasında merkez ülke rolünde olacaktır. Bunun için de Şangay Beşlisi'ne üyelik geç kalmadan gerçekleştirilmelidir.

Türkiye olmadan ne AB, ne ABD, ne NATO, ne de Şangay Beşlisi varlığını sürdüremez.

Erdoğan-Putin görüşmesinde Rusya ile ilişkilerimizin üst düzey işbirliği konseyi olarak yeniden canlandırılması, özellikle ikili ticari kısıtlamaların ortadan kaldırılarak normalleştirilmesi, vize muafiyetinin getirilmesi, Akkuyu Nükleer Santrali'ne stratejik yatırım statüsü getirilecek olması, Türk Akımının hayata geçirilecek olması, Savunma sanayi alanında işbirliğinin arttırılacak olması ve Türkiye-Rusya-Azerbaycan üçlü mekanizması kurulacak olması çok önemli.

Artık Türkiye'nin defalarca sokulmuş olduğu deliklerden bir daha sokulmaması için alınması gereken tedbirler de bu anlamda iyi analiz edilerek, gerekli adımlar da atılmalı.

Türkiye 15 Temmuz'da bir tarih yazdı. Yazmış olduğu bu tarihi yeni stratejilerle, kuracağı oyunlarla taçlaştıracak, medet bekleyen mazlumlar için umut kapısı olmaya devamedeceğine inanan milyonların duaları ile hedeflere doğru yürüyecektir.

Önemli bir nokta da medyanın önemi ve oynadığı rol her zaman göz önünde bulundurularak gerekli çalışmalar hızlandırılmalıdır. Yeni Kapı ruhunun canlı olarak devamettirilmesi buna bağlıdır. Bilindiği gibi artık Entellektüel Oryantalizm yerini Medyatik Oryantalizm'e bırakmıştı. Akademik çalışmalardan ziyade medya üzerinden yapılacak çalışmalar çok daha etkilidir.

Bu yazıyı yazarken yani dün kutsal, milli irade nöbetine de ara veriliyordu. inşaAllah 10 Ağustos ile birlikte 1920'de imzalanan Sevr Anlaşması'nın da sona eriş tarihi olacak.

Rusya ile Türkiye'nin ikişkilerini uçak krizi çıkartarak bozmaya çalışan FETÖ ve onun tasması elinde olan NATO'nun oyunları bozulmuş olsa da yeni oyunlar yeni tuzakların gelmeyeceğini düşünerek rehavete kapılmamak gerekir.