Türkiye bir Kürt devletidir

0

İlk Kürtçe gramer kitabının yazarı, Kürtçülüğün babalarından sayılan Celadet Ali Bedirxan istanbul'da doğdu. "Hoybun" adlı Kürt örgütünün lideri, hayatını Kürtçe'nin gelişimi ve Kürdistan'ın müstakil bir devlet olmasına adayan Bedirxan, ilginçtir, bir İstanbulludur. Kürtler, adına Türkiye denen ülkenin dört bir tarafına öylesine dağılmış durumdalar ki, turmoiller sonrası yapılacak bir nüfus mübadelesi ile bu işin içinden çıkmak mümkün olmayacaktır. Kürtlerin Türkiye'nin dört bir tarafına dağılımını sadece iskan politikalarına dayandırmak beyin tembelliği ile açıklanabilir. Kürtlerin tüm Türkiye'ye dağılımı kaçınılmazdı. Kürdistan'ın ekonomisi batıdan daha iyi olsaydı yada kentsel yerleşim daha düzenli ve yaşanılabilir olup kültürel birikim hakkıyla değerlendirilseydi elbette oran bu düzeyi bulmayacaktı. Fakat bu sefer de Türklerin Kürdistan'a yığılması engellenemeyecekti. Toplumlar arası göç olaylarının önüne geçmek bu sistemle mümkün değil. Bahsedilen sadece Türkiye'nin değil tüm devletlerin sistemi. İnsanlar çeşitli sebepler dolayısıyla deviniyorlar. Bu devinme toplumların dalgalar halinde devinmesini beraberinde getiriyor.

Kürtler bugün o kadar çok Türkiyeliler ki, Türkiye bugün o kadar çok bir Kürt devleti ki, değil 40 yıl, 140 yıl lokal savaşlar yapsanız da, iç savaşlar meydana getirseniz de bir ayrıştırma gerçekleşmesi mümkün değil. Bu iki toplum 1000 yılın getirdiği alışkanlıklarla kısmen birbirlerini çok sevselerde, kısmen bir birlerine uyuz olsalar da harmonik olarak birlikte deviniyorlar. İlginç bir şekilde, en aşırı Türkçünün yanında bir Kürt var ve bu Kürdü iyi Kürd olarak tanımlıyor. Bununla birlikte en aşırı Kürtçünün yanında da bir Türk görmek klasik hale gelmiş durumda. Onlar bu Türk'ü iyi Türk olarak değil, demokrat Türk olarak sıfatlandırıyorlar. Kürtçülüğü politikalarının merkezine almış görünen HDP, Kürt Mehmet Metiner'i, Orhan Miroğlu'nu "cahş" ilan ederken, Türk ırkına mensub Sırrı Süreyya Önder'i bağrına basabiliyor. PKK, Türk Haki Karer'i, Kemal Pir'i hareketinin sembol ismi yapabiliyor. Yine bir Türk olan Cuma Kalkan PKK'nin kare asında yeralabiliyor.

Doğal bir gelişim olarak ortaya çıkan bir durum bu; Türkün olduğu heryer Kürdistan, Kürdün olduğu her yer otomatikman Türkiye oluyor.

Sosyologların, siyasetçilerin "kız alıp vermişiz, dış güçler bizi bölmek istiyor" klişelerini aşıp, olayı daha derin boyutlarda incelemesinin vakti geldi de geçti bile. Türk Kürt stratejik birliğinden, daha çok, üniversite tezi, televizyon dizisi, Yeşilçam filmi çıkar. Yeşilçam çekmezse bu filmi, Hollywood tetikte bekliyor, bilmenizde fayda var diye söylüyorum...

Müstakil bir Kürdistan kurma amacıyla her türlü çatışmayı göze alanlar ile Kürdistan'ın kurulmaması için her türlü çabayı gösteren kesimler (direkt Gladyo'dan talimat alanlardan bahsetmiyorum) oturup bir kez daha düşünseler iyi olur. Türkiye ve Kürdistan sınırları sizin sanmakta olduğunuz sınırları aşalı çok oldu. Tüm çabalarınızın sonucu daralmış bir vatan olmasın?

Her iki tarafın savaş meraklıları için belirteyim; biliyorum ölüm size çok uzak bir düşünce gibi geliyor fakat çıkacak bir iç savaşta 5 milyon insan ölür ve bu ölüm gelip mutlaka size de değecektir. "Savaşı seyreder, keyfime bakarım" diyorsanız yanılıyorsunuz. Anneniz, babanız, kardeşleriniz, dostalarınız ve siz, bu ölümden azade olmayacaksınız. Işin dahada fecisi sona gelindiğinde ortada ne Türkiye ne de Kürdistan olacak, kendini bu toprakların gerçek sahibi olarak gören üst yapı bu topraklardan Türkü ve Kürdü silmeye yemin etmiş bulunmakta.

Mir Celadet Ali Bedirxan

6 dil bilen ve hukuk eğitimi alan Celadet Ali Bedirxan Kürtçe'nin gelişimi uğruna servetinden olur. Ekonomik çaresizlikten dolayı Şam'a gider çiftçiliğe başlar. Pamuk sulaması için bir kuyu kazar. Kuyunun ismini "Bîra Qederê" (kader kuyusu) koyar... İlk Kürtçe gramer kitabını çıkartarak Kürtçe'nin standartlaşmasını sağlayan Celadet Bedirxan dönemindeki Kürtler de bugünkü biz Kürtlerden farklı değilmiş ki şunu söylüyor Bedirxan; "Ayıptır, günahtır, yazıktır, ya dilinizi öğrenin ya da Kürdüz demeyin. Kürtçe olmadan Kürt mücadelesi vermek bizim için hiçte onur değildir, ağır bir utançtır".

Sanırım Bedirxan bugün mezarında huzura kavuşmuştur. Gladyo'nun ve yerli işbirlikçilerin asimilasyonu altında 80 yıl ağır yaralı ve bir o kadar da kendi diline karşı kayıtsız olan Kürtler'in Kürtçesi kurtulmuş bulunmakta. Kürtçe para eden, saygı gören bir dil haline geldi ve okullarda, TV'lerde, radyolarda kullanılan, yaşayan bir dil haline geldi. Bunun için kime teşekkür edeceğimi ben çok iyi biliyorum. Postalcı ve Mehdici medyanın durmadan "MHP'nin oylarına oynuyor" söylemleri arasında Türkiye'de Kürtçe'yi bulunduğu noktaya getiren Erdoğan'dan başkası değil. Bugün Kürdistan'daki 9 üniversitede akademik Kürtçe eğitimin önünü açan Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmeyecektim de, birilerinin ideolojik egoları tatmin olsun diye küfür mü edecektim?

Söylenmese eksik kalırdı

"Di civakên bi cihgirtina çanda nefretê û gulî û şaxdanê de, ji bo bi pêş xistin û xweşikirina jiyanê, negengaze ku sazîyek be damezirandin"

"Nefret kültürü'nün yerleştiği ve dal budak saldığı toplumlarda, yaşamı geliştirecek ve güzelleştirecek bir yapı kurmak mümkün değildir"

-Nietzsche-