Gündem

TİHEK'ten YouTube'un Gazze kısıtlamalarına ceza!

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), YouTube'da Filistin, Gazze ve Kudüs başlıklı haber içeriklerinin kısıtlanması ve videoların yayından kaldırılması nedeniyle siyasi ve felsefi görüş temelinde ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmederek, üst sınırdan 204 bin 285 lira idari para cezası verdi.

TİHEK'ten yapılan açıklamaya göre, Kurul, İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla sosyal medya içerikleri üreten bir gazetecinin, "Filistin", "Gazze" ve "Kudüs" başlıklı videolarının YouTube platformu tarafından yayından kaldırıldığına ve haber içeriklerinin kısıtlandığına yönelik iddialarını inceledi.

Başvuruda bulunan gazeteci, sosyal medya kanalına defalarca uyarı yapılarak paylaşımlarının kısıtlandığını, sansüre yönelik itirazlarının gerekçesiz şekilde reddedildiğini, platforma yeni video yükleyemediğini, kanalının tamamen kapatılacağı yönünde uyarılar aldığını, bu nedenle mesleğinin gereği olan habercilik faaliyetlerini bu mecrada sürdüremez hale geldiğini belirtti.

Başvuru üzerine incelemede bulunan Kurul, başvuranın YouTube platformuna yüklemek istediği içeriklerin, İsrail'in Filistin halkına yönelik yürüttüğü soykırım eylemlerine ve buna karşı gelişen toplumsal tepkilere ilişkin haber niteliği taşıdığını tespit etti.

İncelemede, başvuran tarafından yüklenen videoların bir "şiddet propagandası" olmadığını tespit eden Kurul, içeriklerde İsrail'in Gazze'de soykırım suçu işlediğine dair makul gerekçeler bulunduğunu belirledi.

Videolara getirilen kısıtlamalarla, siyasi ve felsefi görüş temelinde ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmeden Kurul, başvuruya konu işlemi gerçekleştiren Google İstanbul Bilgi Teknolojileri Limited Şirketine üst sınırdan 204 bin 285 lira idari para cezası uygulanmasına oy birliğiyle karar verdi.

Kararın gerekçesinden

İfade ve basın özgürlüğüne dikkati çeken Kurul kararında, basının "kamu bekçisi" rolü gereği toplumsal olayları duyurma görevi bulunduğu, söz konusu videoların İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımını ve soykırıma karşı dünya kamuoyunun tepkisini yansıttığı ve hakikate ışık tuttuğu belirtildi.

Bu bağlamda Gazze'de yaşanan ağır insanlık trajedisine karşı duruş sergilemenin ve bu durumu haberleştirmenin kişinin sosyopolitik tutumunu yansıttığına işaret edilen kararda, videolara getirilen kısıtlama "siyasi ve felsefi görüş" temelinde "ayrımcı muamele" olarak değerlendirildi.

Kararda, gazetecilik faaliyeti kapsamındaki bu içeriklerin engellenmesinin hem başvuran hem de diğer basın mensupları üzerinde otosansüre yol açacak "caydırıcı bir etki" yarattığı vurgulandı.

Ayrıca kararda, YouTube'un itiraz süreçlerinde başvurana sunduğu yanıtların soyut olduğu, videoların hangi kısımlarının ihlal oluşturduğunun açıkça belirtilmediği ve bu durumun etkili bir başvuru yolunu engellediği belirtildi.

TİHEK kararında, uluslararası hukukun ve insan haklarının tüm ilkeleri ihlal edilerek dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen Gazze soykırımına ilişkin gerçeklerin dünya kamuoyu tarafından bilinmesini engellemek için İsrail'in aktif bir politika izlediğine dikkat çekildi.

Gerçekleri gizlemeye yönelik sansür ve propagandayı da içeren engellemelere rağmen sosyal medyanın gücüyle soykırıma karşı tepkilerin dünya genelinde yükseldiğine işaret edilen kararda, bazı sosyal medya şirketlerinin de propaganda, sansür ve benzeri uygulamalarla İsrail’in soykırıma varan eylemlerinin meşrulaştırılmasına ya da görünmez kılınmasına katkı sağladığı kaydedildi.

Çatışma anlarında basın mensuplarını koruyan uluslararası hukuk kurallarının ihlal edildiği vurgulanan kararda, dünya tarihinde görülmemiş sayıda gazetecinin Gazze soykırımı sürecinde doğrudan hedef alınarak öldürüldüğünün altı çizildi.

YouTube uygulamaları çifte standart içeriyor

Ayrımcılık yasağı bağlamında YouTube'un uygulamalarının çifte standart içerdiği vurgulanan kararda, YouTube platformunda İsrail yanlısı içeriklere herhangi bir kısıtlama getirilmezken, Filistinlilere yönelik soykırımı ve buna yönelik toplumsal tepkileri duyuran içeriklerin sistematik olarak engellendiği, dolayısıyla başvuranın siyasi ve felsefi görüşü nedeniyle benzer durumdaki diğer kullanıcılara kıyasla farklı muameleye tabi tutulduğu ve muhatap şirketin bu farklılığı haklı çıkaracak makul, ölçülü ve orantılı bir neden sunmadığı kaydedildi.

Kararda, söz konusu müdahalenin hem başvuranın haber ve fikirleri yayma hakkına hem de kamunun haber alma hakkına yönelik bir sansür niteliği taşıdığı vurgulanırken, müdahalenin hukuka uygun olmayan, meşru bir amaç gütmeyen ve demokratik bir topluma uygun olmayan nitelikte olduğu kanaatine varıldı.