Bana göre ABD'nin, Almanya'nın, İngiltere'nin lider sorunu var fakat Türkiye'nin lider sorunu yok.
Donald Trump başlı başına bir problem mesela.
"ABD ve Meksika arasına duvar öreceğiz parasını da Meksikalılara ödeteceğiz", "Çin başımıza bela olacak savaş açmalıyız", "müslümanlar ABD'ye girmesin" diyen bir adamın başkan olduğu bir ülkede liderlik sorunu var demektir.
Ciddi değerler üzerinde yükselmiş Avrupa bugün lider değil Gladyo'ya kukla üretiyor.
Yeminli düşmanları varolsa da, ideolojik pencerelerinden ona "ağzınla kuş tutsan seni kabul etmiyoruz" diyenler varsa da, "bize bunca yıldır istediklerimizi yada ister gibi yaptığımız şeyleri eksiksiz versen de seni muhtar, belediye başkanı, başbakan, cumhurbaşkanı ve nihayetinde başkan yaptırmayağız" diyenler olsa da, o uluslararası çapta bir lider.
Der Spiegel, The Economist, BBC, CNN işini gücünü bırakıp onu manşet yapıyorsa habire, sen istediğin kadar "o gitsin ben geleyim" diye hayal kur.
Türkiye'nin bir lider sorunu yok. Türkiye'nin onun başarısını daha da ileriye taşıyacak bir muhalefet sorunu var. İşin daha da özünde, Türkiye'de muhalefetin ta kendisi o.
Bakın burda açık açık yazamanın gereği yok. Bu ülkeyi kimin kurduğunu bilenler bilir. Bu ülkeyi kuranların kurumları elden çıkarmamak için nasıl sağlam temeller attığını bilenler bilir. Hükümeti hangi partinin kurduğu önemli değil bu ülkenin "derin bir iktidarı" var, "deep state"i var. Bu deep state kimse kusara bakmasın salak falan da değil. Birileri cin olmadan şeytanla santranç oynamaya kalmasın.
Tayyip, bu iktidara karşı mücadele edenlerin toplamının ismi.
Bu yüzden durmadan seçim kazanıyor ve kazanmaya devam edecek.
O halktan kopmadıkça, iktidarın adamı olmadıkça kazanmaya devam edecek.
Onun karşısına şunu çıkartalım, olmadı bunu çıkartalım, hiç olmadı eski bir yol arkadaşını ayartıp oylarını bölelim demek nafile. Çünkü söyleyecek sözünüz yok.
"Hayır söyleyecek sözümüz var deyin ve yanıltın beni!" hadi buyrun…
Dilini, kimliğini yasakladığınız Kürde, beyaz olanlar hariç 90 yıldır aşağıladığınız gerçek Türke, katlettiğiniz, yok saydığınız Aleviye, soykırıma uğrattığınız, malına mülküne çöktüğünüz Ermeniye, Ezidiye, Süryaniye, canından bezdirdiğiniz dindara, üniversite kapılarında saldırdığınız başörtülü kızlara söyleyecek bir sözümüz var deyin. Hadi bakalım!
Tayyib'in bir sözü oldu. Bu sözü söylemek yürek ister bu da onda var.
Generallerden fırçayı yerken sus pus olanlar gitsinler emekliklerinin tadını çıkarsınlar bence. Halk sizi gelebildiğiniz en iyi makamlara getirdi.
Olmadı vakıf kurun, kitap yazın, konferans verin.
Obama öyle yapıyor mesela... "Mister Trump bi tökezlesede yerine ben gelsem" demiyor.
Ha, bide siyasette sırasını bekleyemeyenler, aceleciler var... Bak onlar için gerçekten üzgünüm.
Kafası çalışan bir danışman bulmak zor tabi…
Çözüm sürecinin dünü, bugünü, yarını
Sabah Gazetesinde Yavuz Donatın referandum sonrası Diyarbekir gözlemlerini okuyorum.
Donat usta bir gazeteci, halkın nabzını yansıtırken nokta atışları yapıyor. "Diyarbekir'de kiminle konuşsam çözüm süreci geri gelsin dediler" diyor. Sivil hükümetin büyük özveriyle, siyaseten ağır risk alarak başlattığı çözüm sürecine koşulsuz destek vermiş, bu konuda onlarca yazı yazmış, hatta kendi çapında risk almış biri olarak söylüyorum; "çözüm süreci geri gelecekte ne olacak?"
Kürt halkının özgürlük mücadelesinde çözüm sürecini başlatmış ve hiç durdurmamış bir hükümet zaten var.
Kürt halkının son 15 yılda elde ettiği butün kazanımlar yerli yerinde duruyor.
Ne yani, Kürtçe radyo, televizyon mu açsınlar? Kürdistan'daki üniversitelerde Kürtçe eğitim mi versinler?, Kürtçe eğitim veren öğretmenler mi yetiştirsinler? İkokuldan itibaren Kürtçe eğitime mi izin versinler? Kürt belediyelerinde Kürtçeyi Türkçenin yanında hizmet dili olarak mı kullansınlar? Kürtçe seçim propagandasına mı izin verilsin?
Ya hevalèn hèja! bu saydıklarımızın tümü son 15 sene içerisinde bu beğenmediğiniz hükümet tarafından gerçekleştirildi zaten.
Bir HDP'li milletvekilimiz, meclis kürsüsünden parmağanı sallayarak "inadına Kürtçe konuşacağız" diye bağırıyor. Çok kıymetli bacım, sayın vekilem! bu ülkede 24 saat Kürtçe yayın yapan bir devlet televizyonu var. Uyan artık derin uykundan sabah oldu, sibe bû...
İlla çözüm süreci geri gelsin diyen arkadaşlar hükümete değil HDP'ye seslensin.
Çözüm sürecine burun kıvıran, "saf olmayalım heval bizi oyalıyorlar, kandırıyorlar, AKP'ye güven olmaz, Apo xwe firoti" diyen sizdiniz.
HDP'ye çözüm sürecine katkı sunsun diye psikolojik baskı uygulanmalı. HDP içindeki savaş lobisi Kemalist çizgi birşekilde kontrol altına alınmalı, gücü kırılmalı.
Ha! sevgili HDP barışa yanaşacak mı?
Bana göre çok da değişen bir şey olmayacak.
Hükümet "çözüm sürecinde muhattap Kürt halkıdır" dedi bir kere.
Muhatabın kralı bence de Kürt halkıdır.
Kürdistan biran önce imar edilsin
Şiddet olaylarının yakıp yıktığı Sur ilçesinde imar çalışmaları başlatılmış. Bu amaçla Suriçi'nde yapılan parkı televizyonlarda seyrettim. Kuzey Amerika standartlarında bir park olmuş. Yapanları kutluyorum. Tarihi dokuya uygun üretilen binalar da takdire şayan. Bütün Sur civarı bu şekilde değiştirilip dönüştürülmeli. Sadece Diyarbekir değil Kürdistan'ın bütün illeri yeniden yapılandırılmalı. Bu konuda devletten pozitif ayrımcılık beklemek biz Kürtlerin hakkı.
Yeniden bina, sadece belediyeler eliyle gerçekleştirilemez. Çünkü belediye başkanlarımız (hangi partiden olursa olsunlar) çok yetersizler. Geçici de olsa merkezden ekipler gönderilip şehirler dönüştürülmeli. Bu dönüşüm birbirinin üstüne yapılmış, birbirinden çirkin beton yığınlar şeklinde değil, insan doğasına uygun, alt yapısı ve çevre düzenlemesi yapılmış, alışveriş merkezleri, spor ve park alanları, eğitim kurumkarıyla eksiksiz bir yapılaşma olmalı. Bu şehirlerde organik yaşam alanları oluşturulmalı.
Bunlar maliyeti çok yüksek şeyler de değil günümüzde. İnşaat sektöründeki değişim çok hızlı. Bugün daha az maliyetle daha kaliteli, insan doğasına daha uygun, kendi enerjisini doğaya zarar vermeden üretebilen binalar inşa etmek çok zor değil. Devlet öncü rolü oynayarak 20 senelik bir zamana yayarak bütün Kürdistanı dönüştürebilir. Beton yığınları, alt yapısızlık, doğadan kopmak insanları agresif yapıyor, çaresiz hissettiriyor. Bunu değiştirmek çok da zor değil.
Söylenmezse eksik kalırdı
"Kesên dixwazin ku pêşketinên mezin pêk bînin, pêwistî bi paş ve çûyîna çendek gavan heye. Sibeh bi alîkariya do bi rê ve diçe, roja îro."
"Büyük sıçrayışları gerçekleştirmek isteyenler birkaç adım geri gitmek zorundadır. Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır"
-Bertolt Brecht-