Üç Aylar ile Ufka Yolculuk

0

Bizi çepeçevre saran gündelik koşuşturmalara biraz ara verelim. Soluklanalım istiyorum biraz da.

Streslere, buhranlara, sağlıksız medya etkisine iten hertürlü oluşumlara dur deyip kendimize zaman ayıralım. Ne dersiniz?

Gazeteleri okumaya korktuğumuz, dünyevileşmenin bütün boyutları ile insanı çepeçevre sardığı algı operasyonlarının etkisinden uzaklaşalım, yani kendimizi dinleyelim istiyorum.

Bilgiler sağlıksız, duygular karmakarışık, algılar operasyonlu, insan yaşamı topyekün bir saldırı altında. Maddi ve manevi kirlilik her tarafımızı sarmış gidiyor.

Üzerinde hiçbir kimsenin şüphe edemeyeceği en gerçek "ölümü", insanların gündelik yaşamlarından uzaklaştırabilmeye kurgulanmış olağanlaşan bir yaşamın pençeleri arasındayız.

Ahiret hayatının songuz gerçekleri önemsizleştirilirken, geçici dünyanın anlık zevkleri ve değerleri yüceltilerek enerjiler sadece bu değerlere hapsedilmek isteniyor.

Böylece insan doğal bir şekilde kontrol edilip, entellektüel açıdan olduğu gibi, maddi açıdan da köleleştirilmesi kolaylaştırılmış olacak. Hernekadar fiziki kölelikten artık söz edilemese de eşyaya, dünyaya ve onun değerlerine olan düşkünlük insanı kaçınılmaz bir köleliğin prangalarına itmektedir. Bu ise fiziki kölelikten daha beter sonuçları beraberinde getirebilir.

Üstümüze üstümüze gelen gündelik yaşamın bizi hergün biraz daha kendine çektiği mıknatıslarından kurtulabilmek için yaratılış gerçeğimizi yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var.

Bunun için insan dünyaya olan zaafını dizginlemeli, ulvi alemin sırlarını açacak anahtarı aramalıdır.

Hiçbir kazanım kendiliğinden olmayacağına göre, manevi kazanımlar da durduk yere elde edilemez.

İtici bir gücün harekete geçmesi gerekir. İnsan maddi açlığını ancak içinden gelen dürtülerle farkedebilir, bu türdüler kişiyi toprağa yani maddi gıdalara çeker durur. Kişiyi ulviyyete çekecek olan manevi açlığın dürtürlerle değil, bizzat çabayla uyanabileceğini bilmeye ihtiyacımız vardır.

Bugece ruhi açlığımızı harekete geçirecek üç ayların habercisi Reğaib Kandilimiz büyük bir fırsat olabilir.

Şükürler olsun ki, bu hazinelerle dolu üç aylara güzel gelişmelerle başlıyoruz. Amerika'da Cumhurbaşkanımızın muhteşem açılışını yaptığı cami; Azerbeycan'daki kardeşlerimizin Ermeni işgalcilere karşı kazandığı zafer; Ruslar'a tattırdığımız hezimet, Ortadoğu'daki Ümmetin lehine gelişmeler; gerçek hırsızların yüzlerinin ortaya çıkartılacağı Panama gizli belgeleri; devletimizin en hassas kadrolarına sızmış kenelerin cımbız cımbız temizlenme operasyonları...

En önemlisi, Sünnet ve Peygamber aşkı ile dopdolu bir neslin yetişebilmesi için "Ufka Yolculuk Hadis Yarışması" adlı dünya çapında gerçekleştirilen büyük yarışma. Geçen Pazar günü 100'ü aşkın sivil toplum kuruluşunun ortak çalışması ile dördüncüsü gerçekleştirilen yarışmaya Türkiye'de 81 ilde 679 ilçede ve 11.571 sınav merkezinde düzenlenen yarışmaya ilaveten 61 ülkede, toplam 359760 yarışmacı katıldı. Katılımcılar "Riyazü's Salihîn'den 1001 Hadis Seçkisi" kitabından sorumlu tutuldular. Sorular İngilizce ve Türkçe olarak hazırlandı.

Yarışmanın amacı çok güzel özetlenmiş "Okuma alışkanlığının istenilen düzeyde olmadığı günümüzde; okuyan, düşünen ve okuduklarıyla hayatına yön veren bireylerin yetişmesine katkı sağlamak, halkımızın özellikle gençlerimizin sahih kaynaklarla buluşmasına destek olmaktır."

Zinde Gençlik Spor ve İzcilik Kulübü tarafından organize edilen bu yarışma 2013 yılında "İlmihal", 2014 yılında "Kur'an-ı Kerim Meali", 2015 yılında "Son Peygamber'in Hayatı (S.A.V.)" yarışmalarını düzenlemişti.

Peygamber Efendimizin (sav) gerçek hayatını sahih kaynaklardan derleyerek yeni nesillere tanıtmayı amaçlayan dünya çapındaki bu organizasyona katkısı olan herkesi tebrik ediyorum. Rabbim gelecek nesillerimizin yetişmesinde hayırda yarışan kullarından eylesin.

Gerçekten de bu yarışma sloganından da anlaşıldığı gib kaybedeni olmayan bir yarışmaydı. Umre hediyesi kazananlar olduğu gibi, yaşamını topyekün Peygamber Efendimizin hayatına uydurarak ebedi cenneti kazanma hediyesi de vardı.

Ümmetin bölük pörçük olduğu bir dönemde birlik ve beraberliğe götürecek en sağlam ip Kur'an ve Sünnete sarılmak, sahih kaynaklar öncülüğünde dinimizi öğrenmektir. Yeni nesiller ancak bu şekilde kurtulabilir.

"Her kim benim bir sünnetimi ihya ederse onun için yüz şehit sevabı vardır" diyor Peygamber Efendimiz (sav).

Çok bereketli, çok kazançlı, çok faydalı bir dönemin başlangıcı olan Üç Aylar'ın işaret fişeği Reğaib Kandilimizi en güzel bir başlangıca çevirme temennisiyle tebrik ediyorum.